<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>Jeoloji - Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz &amp; Yorumlar</title><atom:link href="https://www.siyasimedya.net/etiket/jeoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>https://www.siyasimedya.net</link><description>Türkiye siyasetinin nabzını tutan Siyasimedya, güncel haberler, derin analizler ve özgün yorumlarla siyasi gelişmeleri yakından takip edin. Güvenilir ve tarafsız içeriklerle gündemi kaçırmayın!</description><lastBuildDate>Mon, 23 Mar 2026 07:25:25 +0000</lastBuildDate><language>tr</language><sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency><generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator><image><url>https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2025/04/cropped-smedya-32x32.png</url><title>Jeoloji - Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz &amp; Yorumlar</title><link>https://www.siyasimedya.net</link><width>32</width><height>32</height></image> <item><title>&#039;Anadolu ikiye ayrılabilir&#039; &#124; 3 yıl s&#252;ren &#231;alışmada &#231;arpıcı sonu&#231;: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</title><link>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:25:25 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Anadolu]]></category><category><![CDATA[bilim]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/</guid><description><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi&#039;nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar) isimli makalesi uluslararası bilimsel bir dergide yayımlandı. Radar uydu verilerinden de yararlanarak hazırlanan çalışmada, Anadolu’nun doğusu ile batısı arasında farklı yönlerde bir yer hareketi olduğu, bu nedenle de Karadeniz Ereğli’den başlayıp Ankara’dan Antalya’ya kadar uzanan bir gerinim zonunun bulunduğu ifade edildi. Buna göre, bu farklı yöndeki hareketin devamı halinde milyonlarca yıl sonra Anadolu’nun doğusu ile batısının birbirinden ayrılacağı belirtildi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa35.jpg"></p><p><strong>‘ANKARA’NIN DOĞUSU KUZEYE, BATISI GÜNEYE DOĞRU HAREKET EDİYOR’</strong></p><p>Türkiye’nin batıya doğru bir hareket yaptığının bilinen gerçek olduğunu söyleyen Kutoğlu, “Analizlerimizi derinleştirdiğimizde şunu gördük; Ankara’nın doğusunda kalan kısmı, kuzeye doğru hareket ederken, Ankara’nın batısı güneye doğru hareket ediyor. Bunun neticesinde de 0 hattı dediğimiz, haritada beyazla gösterilen bir geçiş kuşağı oluşuyor. Bu geçiş kuşağı aynı zamanda bir gerinim hattı. Bizim yaptığımız analizlerde bu gerinim hattı üzerinde bazı bölgelerde irili ufaklı geçmişten bugüne depremler olduğu görünüyor. Ama bu jeolojik süreci biraz daha uzattığımızda milyonlarca yıl sonra buradaki gerinim nedeniyle Türkiye’nin doğusuyla batısının bu zıt yönlü hareket nedeniyle ileride ayrışacağı ve birbirinden uzaklaşacağı, birbirinden kopacağı öngörüsü yapmak mümkün bu hareket devam ettiği takdirde. Güneyden Antalya’dan yukarı doğru çıkarken bu gerinim hattının Kuzey Anadolu Fayı’na (KAF) yaklaştığında büküldüğünü görüyoruz. Bunun sebebi de KAF’ın yılda 3 santimetre gibi ortalama bir hızla sağ yanal hareket yapması, bu hattı büküyor. Bu bükülmenin boyutuna baktığımızda, 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini tahmin ediyoruz” dedi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa38.jpg"></p><p><strong>‘ANADOLU’NUN İKİYE AYRILMASI SÖZ KONUSU’</strong></p><p>Zonguldak Ereğli’ye uzanan gerinim zonunun Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile birleşerek ‘S’ şeklinde hat oluşturduğunu anlatan Kutoğlu, “Kuzey’de geçiş zonunun Karadeniz Ereğli’de son bulduğunu görüyoruz. Buraya baktığımız zaman, Ereğli burnunun aynı KAF’ta oluşan ‘S’ şeklindeki hatla benzer şekilde bu çıkıntının da 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyduk. Bu hareket devam ettiği takdirde Ereğli burnundaki bu Karadeniz’in içine girme durumu da devam edecek. Milyonlarca yıllık bir jeolojik dönem süresi boyunca Anadolu’nun ikiye ayrılması da söz konusu olabilecek. Bu ilk defa bu çalışmayla ortaya kondu. Biz de bunu Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Mustafa Softa Hocamızla birlikte uluslararası saygın bir dergide yayınladık” diye konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa34.jpg"></p><p><strong>‘DOĞU ANADOLU İLE KUZEY ANADOLU FAYI BİRLEŞEBİLİR’</strong></p><p>Doğu Anadolu Fayı’nın da kuzeyden belli bir açı ile geldiğini ancak dik bir şekilde aşağıya kıvrılmasının da aynı hareketin sonucu gibi durduğunu ifade eden Kutoğlu, “Antalya’nın güneyinde Afrika kıtası yılda 6 milimetre hızla kuzeye doğru hareket ediyor. Buna karşı Arap plakası 1,8 santimetrelik bir hızla hareket ediyor. Dolayısıyla Arap plakası Afrika plakasından 1,2 santimetre daha hızlı. Milyonlarca yılda bu 1,2 santimetre birikerek kilometrelere ulaşıyor. Bunun neticesinde Doğu Anadolu Fayı milyonlarca yıl önce Bingöl’den aşağıya doğru dik bir hat şeklinde bulunmalı ama bu 1,2 santimetrelik hareket farkı milyonlarca yılda onlarca kilometreye ulaşıyor, bunun sonucunda şimdiki görüntüsüne ulaşmış. Bu hareket de devam ettiği sürece Doğu Anadolu Fayı’nın kuzey kısmı giderek kapanacak ve Kuzey Anadolu Fay hattının üzerine yapışması gibi bir durum söz konusu olacak. Bunun neticesinde de Hatay bölgesinden Doğu Anadolu Fayı’nın geri kalan kısmı yukarıya doğru bir dik hat oluşturacak diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa32.jpg"></p><p><strong>‘GERİNİM ZONU YAKIN ZAMANDA TEHLİKE OLUŞTURMUYOR’</strong></p><p>Gerinim hattının yakın zamanda büyük tehdit oluşturmayacağını düşündüklerini söyleyen Kutoğlu, şöyle konuştu:</p><p>“Bu hat üzerindeki sismik olayları incelediğimizde küçük boyutlarda, 3, 4 büyüklüklerinde depremlerin zaman içerisinde meydana geldiğini görüyoruz. Ama bu enerji birikimi milyonlarca yıl içerisinde birikerek çok daha uzun hatların kırılması gündeme gelebilir. Hatta Anadolu ’nun bu gerinim devam ettiği takdirde milyonlarca yıl sonra ortadan ikiye ayrılması da söz konusu olabilir. Yakın zamanda büyük bir deprem tehlikesi yok ama jeolojik süreç içerisinde bunlar meydana gelebilir. Çünkü orta bölgede, beyaz hat üzerinde yılda birkaç milimetrelik hızlarda gerinim birikimleri söz konusu.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2c.jpg"></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2e.jpg"></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-4/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#039;Anadolu ikiye ayrılabilir&#039; &#124; 3 yıl s&#252;ren &#231;alışmada &#231;arpıcı sonu&#231;: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</title><link>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:25:10 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Anadolu]]></category><category><![CDATA[bilim]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/</guid><description><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi&#039;nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar) isimli makalesi uluslararası bilimsel bir dergide yayımlandı. Radar uydu verilerinden de yararlanarak hazırlanan çalışmada, Anadolu’nun doğusu ile batısı arasında farklı yönlerde bir yer hareketi olduğu, bu nedenle de Karadeniz Ereğli’den başlayıp Ankara’dan Antalya’ya kadar uzanan bir gerinim zonunun bulunduğu ifade edildi. Buna göre, bu farklı yöndeki hareketin devamı halinde milyonlarca yıl sonra Anadolu’nun doğusu ile batısının birbirinden ayrılacağı belirtildi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa35.jpg"></p><p><strong>‘ANKARA’NIN DOĞUSU KUZEYE, BATISI GÜNEYE DOĞRU HAREKET EDİYOR’</strong></p><p>Türkiye’nin batıya doğru bir hareket yaptığının bilinen gerçek olduğunu söyleyen Kutoğlu, “Analizlerimizi derinleştirdiğimizde şunu gördük; Ankara’nın doğusunda kalan kısmı, kuzeye doğru hareket ederken, Ankara’nın batısı güneye doğru hareket ediyor. Bunun neticesinde de 0 hattı dediğimiz, haritada beyazla gösterilen bir geçiş kuşağı oluşuyor. Bu geçiş kuşağı aynı zamanda bir gerinim hattı. Bizim yaptığımız analizlerde bu gerinim hattı üzerinde bazı bölgelerde irili ufaklı geçmişten bugüne depremler olduğu görünüyor. Ama bu jeolojik süreci biraz daha uzattığımızda milyonlarca yıl sonra buradaki gerinim nedeniyle Türkiye’nin doğusuyla batısının bu zıt yönlü hareket nedeniyle ileride ayrışacağı ve birbirinden uzaklaşacağı, birbirinden kopacağı öngörüsü yapmak mümkün bu hareket devam ettiği takdirde. Güneyden Antalya’dan yukarı doğru çıkarken bu gerinim hattının Kuzey Anadolu Fayı’na (KAF) yaklaştığında büküldüğünü görüyoruz. Bunun sebebi de KAF’ın yılda 3 santimetre gibi ortalama bir hızla sağ yanal hareket yapması, bu hattı büküyor. Bu bükülmenin boyutuna baktığımızda, 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini tahmin ediyoruz” dedi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa38.jpg"></p><p><strong>‘ANADOLU’NUN İKİYE AYRILMASI SÖZ KONUSU’</strong></p><p>Zonguldak Ereğli’ye uzanan gerinim zonunun Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile birleşerek ‘S’ şeklinde hat oluşturduğunu anlatan Kutoğlu, “Kuzey’de geçiş zonunun Karadeniz Ereğli’de son bulduğunu görüyoruz. Buraya baktığımız zaman, Ereğli burnunun aynı KAF’ta oluşan ‘S’ şeklindeki hatla benzer şekilde bu çıkıntının da 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyduk. Bu hareket devam ettiği takdirde Ereğli burnundaki bu Karadeniz’in içine girme durumu da devam edecek. Milyonlarca yıllık bir jeolojik dönem süresi boyunca Anadolu’nun ikiye ayrılması da söz konusu olabilecek. Bu ilk defa bu çalışmayla ortaya kondu. Biz de bunu Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Mustafa Softa Hocamızla birlikte uluslararası saygın bir dergide yayınladık” diye konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa34.jpg"></p><p><strong>‘DOĞU ANADOLU İLE KUZEY ANADOLU FAYI BİRLEŞEBİLİR’</strong></p><p>Doğu Anadolu Fayı’nın da kuzeyden belli bir açı ile geldiğini ancak dik bir şekilde aşağıya kıvrılmasının da aynı hareketin sonucu gibi durduğunu ifade eden Kutoğlu, “Antalya’nın güneyinde Afrika kıtası yılda 6 milimetre hızla kuzeye doğru hareket ediyor. Buna karşı Arap plakası 1,8 santimetrelik bir hızla hareket ediyor. Dolayısıyla Arap plakası Afrika plakasından 1,2 santimetre daha hızlı. Milyonlarca yılda bu 1,2 santimetre birikerek kilometrelere ulaşıyor. Bunun neticesinde Doğu Anadolu Fayı milyonlarca yıl önce Bingöl’den aşağıya doğru dik bir hat şeklinde bulunmalı ama bu 1,2 santimetrelik hareket farkı milyonlarca yılda onlarca kilometreye ulaşıyor, bunun sonucunda şimdiki görüntüsüne ulaşmış. Bu hareket de devam ettiği sürece Doğu Anadolu Fayı’nın kuzey kısmı giderek kapanacak ve Kuzey Anadolu Fay hattının üzerine yapışması gibi bir durum söz konusu olacak. Bunun neticesinde de Hatay bölgesinden Doğu Anadolu Fayı’nın geri kalan kısmı yukarıya doğru bir dik hat oluşturacak diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa32.jpg"></p><p><strong>‘GERİNİM ZONU YAKIN ZAMANDA TEHLİKE OLUŞTURMUYOR’</strong></p><p>Gerinim hattının yakın zamanda büyük tehdit oluşturmayacağını düşündüklerini söyleyen Kutoğlu, şöyle konuştu:</p><p>“Bu hat üzerindeki sismik olayları incelediğimizde küçük boyutlarda, 3, 4 büyüklüklerinde depremlerin zaman içerisinde meydana geldiğini görüyoruz. Ama bu enerji birikimi milyonlarca yıl içerisinde birikerek çok daha uzun hatların kırılması gündeme gelebilir. Hatta Anadolu ’nun bu gerinim devam ettiği takdirde milyonlarca yıl sonra ortadan ikiye ayrılması da söz konusu olabilir. Yakın zamanda büyük bir deprem tehlikesi yok ama jeolojik süreç içerisinde bunlar meydana gelebilir. Çünkü orta bölgede, beyaz hat üzerinde yılda birkaç milimetrelik hızlarda gerinim birikimleri söz konusu.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2c.jpg"></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2e.jpg"></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-3/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#039;Anadolu ikiye ayrılabilir&#039; &#124; 3 yıl s&#252;ren &#231;alışmada &#231;arpıcı sonu&#231;: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</title><link>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:24:33 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Anadolu]]></category><category><![CDATA[bilim]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/</guid><description><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>BEUN Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Fırat Üniversitesi’nden Arş. Gör. Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ile birlikte yazdıkları ve hakem ispatı 3 yıla yakın süren orijinal adıyla ‘Delineating the Central Anatolia Transition Zone (CATZ): Constraints from Integrated Geodetic (GNSS/InSAR) and Seismic Data’ (Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi&#039;nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar) isimli makalesi uluslararası bilimsel bir dergide yayımlandı. Radar uydu verilerinden de yararlanarak hazırlanan çalışmada, Anadolu’nun doğusu ile batısı arasında farklı yönlerde bir yer hareketi olduğu, bu nedenle de Karadeniz Ereğli’den başlayıp Ankara’dan Antalya’ya kadar uzanan bir gerinim zonunun bulunduğu ifade edildi. Buna göre, bu farklı yöndeki hareketin devamı halinde milyonlarca yıl sonra Anadolu’nun doğusu ile batısının birbirinden ayrılacağı belirtildi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa35.jpg"></p><p><strong>‘ANKARA’NIN DOĞUSU KUZEYE, BATISI GÜNEYE DOĞRU HAREKET EDİYOR’</strong></p><p>Türkiye’nin batıya doğru bir hareket yaptığının bilinen gerçek olduğunu söyleyen Kutoğlu, “Analizlerimizi derinleştirdiğimizde şunu gördük; Ankara’nın doğusunda kalan kısmı, kuzeye doğru hareket ederken, Ankara’nın batısı güneye doğru hareket ediyor. Bunun neticesinde de 0 hattı dediğimiz, haritada beyazla gösterilen bir geçiş kuşağı oluşuyor. Bu geçiş kuşağı aynı zamanda bir gerinim hattı. Bizim yaptığımız analizlerde bu gerinim hattı üzerinde bazı bölgelerde irili ufaklı geçmişten bugüne depremler olduğu görünüyor. Ama bu jeolojik süreci biraz daha uzattığımızda milyonlarca yıl sonra buradaki gerinim nedeniyle Türkiye’nin doğusuyla batısının bu zıt yönlü hareket nedeniyle ileride ayrışacağı ve birbirinden uzaklaşacağı, birbirinden kopacağı öngörüsü yapmak mümkün bu hareket devam ettiği takdirde. Güneyden Antalya’dan yukarı doğru çıkarken bu gerinim hattının Kuzey Anadolu Fayı’na (KAF) yaklaştığında büküldüğünü görüyoruz. Bunun sebebi de KAF’ın yılda 3 santimetre gibi ortalama bir hızla sağ yanal hareket yapması, bu hattı büküyor. Bu bükülmenin boyutuna baktığımızda, 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini tahmin ediyoruz” dedi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa38.jpg"></p><p><strong>‘ANADOLU’NUN İKİYE AYRILMASI SÖZ KONUSU’</strong></p><p>Zonguldak Ereğli’ye uzanan gerinim zonunun Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile birleşerek ‘S’ şeklinde hat oluşturduğunu anlatan Kutoğlu, “Kuzey’de geçiş zonunun Karadeniz Ereğli’de son bulduğunu görüyoruz. Buraya baktığımız zaman, Ereğli burnunun aynı KAF’ta oluşan ‘S’ şeklindeki hatla benzer şekilde bu çıkıntının da 4,5 milyon yılda meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyduk. Bu hareket devam ettiği takdirde Ereğli burnundaki bu Karadeniz’in içine girme durumu da devam edecek. Milyonlarca yıllık bir jeolojik dönem süresi boyunca Anadolu’nun ikiye ayrılması da söz konusu olabilecek. Bu ilk defa bu çalışmayla ortaya kondu. Biz de bunu Elif Akgün ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Mustafa Softa Hocamızla birlikte uluslararası saygın bir dergide yayınladık” diye konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa34.jpg"></p><p><strong>‘DOĞU ANADOLU İLE KUZEY ANADOLU FAYI BİRLEŞEBİLİR’</strong></p><p>Doğu Anadolu Fayı’nın da kuzeyden belli bir açı ile geldiğini ancak dik bir şekilde aşağıya kıvrılmasının da aynı hareketin sonucu gibi durduğunu ifade eden Kutoğlu, “Antalya’nın güneyinde Afrika kıtası yılda 6 milimetre hızla kuzeye doğru hareket ediyor. Buna karşı Arap plakası 1,8 santimetrelik bir hızla hareket ediyor. Dolayısıyla Arap plakası Afrika plakasından 1,2 santimetre daha hızlı. Milyonlarca yılda bu 1,2 santimetre birikerek kilometrelere ulaşıyor. Bunun neticesinde Doğu Anadolu Fayı milyonlarca yıl önce Bingöl’den aşağıya doğru dik bir hat şeklinde bulunmalı ama bu 1,2 santimetrelik hareket farkı milyonlarca yılda onlarca kilometreye ulaşıyor, bunun sonucunda şimdiki görüntüsüne ulaşmış. Bu hareket de devam ettiği sürece Doğu Anadolu Fayı’nın kuzey kısmı giderek kapanacak ve Kuzey Anadolu Fay hattının üzerine yapışması gibi bir durum söz konusu olacak. Bunun neticesinde de Hatay bölgesinden Doğu Anadolu Fayı’nın geri kalan kısmı yukarıya doğru bir dik hat oluşturacak diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa32.jpg"></p><p><strong>‘GERİNİM ZONU YAKIN ZAMANDA TEHLİKE OLUŞTURMUYOR’</strong></p><p>Gerinim hattının yakın zamanda büyük tehdit oluşturmayacağını düşündüklerini söyleyen Kutoğlu, şöyle konuştu:</p><p>“Bu hat üzerindeki sismik olayları incelediğimizde küçük boyutlarda, 3, 4 büyüklüklerinde depremlerin zaman içerisinde meydana geldiğini görüyoruz. Ama bu enerji birikimi milyonlarca yıl içerisinde birikerek çok daha uzun hatların kırılması gündeme gelebilir. Hatta Anadolu ’nun bu gerinim devam ettiği takdirde milyonlarca yıl sonra ortadan ikiye ayrılması da söz konusu olabilir. Yakın zamanda büyük bir deprem tehlikesi yok ama jeolojik süreç içerisinde bunlar meydana gelebilir. Çünkü orta bölgede, beyaz hat üzerinde yılda birkaç milimetrelik hızlarda gerinim birikimleri söz konusu.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2c.jpg"></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69c0e6fc171b20e71bc6fa2e.jpg"></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/">'Anadolu ikiye ayrılabilir' | 3 yıl süren çalışmada çarpıcı sonuç: Uluslararası bilimsel dergide yayımlandı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/anadolu-ikiye-ayrilabilir-3-yil-sren-alismada-arpici-sonu-uluslararasi-bilimsel-dergide-yayimlandi-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Doğu Karadeniz b&#246;lgesi işaret edildi! &#039;Maalesef ka&#231;ınılmaz son&#039; dedi il il uyardı</title><link>https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Fri, 06 Mar 2026 07:09:36 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Doğu Karadeniz]]></category><category><![CDATA[Giresun-Gümüşhane Karayolu]]></category><category><![CDATA[heyelan riski]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><category><![CDATA[Selçuk Alemdağ]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/</guid><description><![CDATA[<p>Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz&#039;de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun&#039;da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz&#039;de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/">Doğu Karadeniz bölgesi işaret edildi! 'Maalesef kaçınılmaz son' dedi il il uyardı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz&#039;de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun&#039;da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi.</p><p>Doğu Karadeniz&#039;de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p><p>Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun&#039;u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.</p><p>Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69aa793d192c245bad939cf3.jpg" /> <br />Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, &#8220;Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir&#8221; dedi.</p><p><strong>&#8220;DOĞU KARADENİZ&#039;DE HEYELAN RİSKİ İÇİN EN ÖNEMLİ TEDBİR YER SEÇİMİ&#8221;</strong></p><p>Doğu Karadeniz Bölgesi&#039;nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, &#8220;Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. <strong>Maalesef Karadeniz Bölgesi&#039;nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor.</strong> Doğu Karadeniz Bölgesi&#039;nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir&#8221; diye konuştu. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/03/69aa7960192c245bad939cf8.jpg" /> <br /><strong>&#8220;GÜMÜŞHANE-GİRESUN KARAYOLU İÇİN TEK ÇÖZÜM TÜNEL&#8221;</strong></p><p>Gümüşhane ve Giresun karayolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, &#8220;Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi&#039;nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır: heyelanlar ve taşkınlar.</p><p>Heyelan bu bölgenin kaderi demeyelim; aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor.</p><p>Gümüşhane&#039;deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul&#039;dan Tirebolu&#039;ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık +10 ile -10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır&#8221; şeklinde konuştu.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/">Doğu Karadeniz bölgesi işaret edildi! 'Maalesef kaçınılmaz son' dedi il il uyardı</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/dogu-karadeniz-blgesi-isaret-edildi-maalesef-kainilmaz-son-dedi-il-il-uyardi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Doğu Anadolu&#039;nun En B&#252;y&#252;ğ&#252;: Erzurum Havzası&#039;nda Kaldera Keşfi!</title><link>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Thu, 12 Feb 2026 06:54:48 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Erzurum]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><category><![CDATA[Kaldera]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/</guid><description><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi&#039;nin kurucusu ve Jeoloji Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, Erzurum Havzası&#039;nın uzun yıllar boyunca yanlış bir şekilde &#039;çek-ayır havza&#039; olarak tanımlandığını, fakat bölgenin jeolojik gerçeklerinin bu yaklaşımı desteklemediğini ifade etti. Bayraktutan, &#039;sıkışma-kapanma havzası&#039; olarak tanımladığı Erzurum Havzası’nın oluşumunun tamamen volkanik kökenli bir kalderaya bağlı olduğunu belirtti. Palandöken adını verdikleri [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/">Doğu Anadolu'nun En Büyüğü: Erzurum Havzası'nda Kaldera Keşfi!</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi&#039;nin kurucusu ve Jeoloji Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, Erzurum Havzası&#039;nın uzun yıllar boyunca yanlış bir şekilde &#039;çek-ayır havza&#039; olarak tanımlandığını, fakat bölgenin jeolojik gerçeklerinin bu yaklaşımı desteklemediğini ifade etti. Bayraktutan, &#039;sıkışma-kapanma havzası&#039; olarak tanımladığı Erzurum Havzası’nın oluşumunun tamamen volkanik kökenli bir kalderaya bağlı olduğunu belirtti. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc07.jpg" /></p><p>Palandöken adını verdikleri kalderaya dair ilk saha tespitlerinin 1985 yılında merhum Prof. Dr. Aykut Barka ile yürütülen araştırmalarla yapıldığını aktaran Bayraktutan, “O tarihten bu yana yapılan uydu görüntüleri, uzaktan algılama verileri ve detaylı saha incelemeleri, Erzurum çevresinde büyük ölçekli bir kalderanın varlığını doğruladı. Yaklaşık 6 milyon yıl yaşında olan bu kaldera, andezitik bazaltların hâkimiyetine sahip. İlk evrelerde lav katmanlarının havza içine doğru eğimli olduğu ve merkezde derin bir göl ortamının oluştuğu biliniyor. Havza kenarlarından merkeze doğru kalınlaşan sedimanlar birikmiş olup, volkanik kökenli ince klastik malzemenin yaygın olduğu tespit edilmiştir,” şeklinde konuştu. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc10.jpg" /></p><p><strong>60 Kilometre Çapında!</strong></p><p>Kaldera içerisinde oluşan sedimanter istifin, Gelinkaya Formasyonu içerisinde; ince konglomera, volkanik arenit, volkan külü, pomza, perlit, obsidiyen mercekleri, gölsel kireçtaşları, fosilli kalker, linyit, diatomit ve marn gibi kayaçlardan oluştuğunu belirten Bayraktutan, son 100 yılı aşkın sürede pek çok yerli ve yabancı bilim insanının bölgede çalışmasına rağmen Palandöken Kalderası&#039;nın hiçbir yayında yer almadığına dikkat çekti. Kaldera çemberinin güney, doğu, kuzey ve batı kesimlerinde içbükey yay parçalarıyla belirgin bir şekilde izlenebildiğini vurgulayan Bayraktutan, bu parçaların birleştirilmesiyle yaklaşık 60 kilometrelik tam bir kaldera çemberinin ortaya çıktığını aktardı. Yapının doğu kesiminin Dumlu fayları tarafından kısmen tahrip edildiğini, Ilıca faylarının ise havzayı batı ve doğu olarak iki alt havzaya ayırdığını belirtti. Bayraktutan, batı segmentinin Daphan Düzü, doğu segmentinin ise Karasu Çöküntüsü olarak tanımlandığını ifade etti. Batı ve kuzeybatı kesimlerde kaldera duvarının depremlerle büyük ölçüde yıkıldığını, batıdan gelen sel malzemesinin Ilıca yönünde göle taşındığını ve bu malzemenin pek çok fan-delta ortamında üst üste birikerek Daphan Düzü&#039;nün altyapısını oluşturduğunu söyledi. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc05.jpg" /></p><p>Bayraktutan, Erzurum Havzası’nda 5-6 noktada derin sondaj çalışmaları yapılması gerektiğini vurguladı.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/">Doğu Anadolu'nun En Büyüğü: Erzurum Havzası'nda Kaldera Keşfi!</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Doğu Anadolu&#039;nun En B&#252;y&#252;ğ&#252;: Erzurum Havzası&#039;nda Kaldera Keşfi!</title><link>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Thu, 12 Feb 2026 06:54:23 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Erzurum]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><category><![CDATA[Kaldera]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/</guid><description><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi&#039;nin kurucusu ve Jeoloji Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, Erzurum Havzası&#039;nın uzun yıllar boyunca yanlış bir şekilde &#039;çek-ayır havza&#039; olarak tanımlandığını, fakat bölgenin jeolojik gerçeklerinin bu yaklaşımı desteklemediğini ifade etti. Bayraktutan, &#039;sıkışma-kapanma havzası&#039; olarak tanımladığı Erzurum Havzası’nın oluşumunun tamamen volkanik kökenli bir kalderaya bağlı olduğunu belirtti. Palandöken adını verdikleri [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/">Doğu Anadolu'nun En Büyüğü: Erzurum Havzası'nda Kaldera Keşfi!</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi&#039;nin kurucusu ve Jeoloji Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Salih Bayraktutan, Erzurum Havzası&#039;nın uzun yıllar boyunca yanlış bir şekilde &#039;çek-ayır havza&#039; olarak tanımlandığını, fakat bölgenin jeolojik gerçeklerinin bu yaklaşımı desteklemediğini ifade etti. Bayraktutan, &#039;sıkışma-kapanma havzası&#039; olarak tanımladığı Erzurum Havzası’nın oluşumunun tamamen volkanik kökenli bir kalderaya bağlı olduğunu belirtti. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc07.jpg" /></p><p>Palandöken adını verdikleri kalderaya dair ilk saha tespitlerinin 1985 yılında merhum Prof. Dr. Aykut Barka ile yürütülen araştırmalarla yapıldığını aktaran Bayraktutan, “O tarihten bu yana yapılan uydu görüntüleri, uzaktan algılama verileri ve detaylı saha incelemeleri, Erzurum çevresinde büyük ölçekli bir kalderanın varlığını doğruladı. Yaklaşık 6 milyon yıl yaşında olan bu kaldera, andezitik bazaltların hâkimiyetine sahip. İlk evrelerde lav katmanlarının havza içine doğru eğimli olduğu ve merkezde derin bir göl ortamının oluştuğu biliniyor. Havza kenarlarından merkeze doğru kalınlaşan sedimanlar birikmiş olup, volkanik kökenli ince klastik malzemenin yaygın olduğu tespit edilmiştir,” şeklinde konuştu. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc10.jpg" /></p><p><strong>60 Kilometre Çapında!</strong></p><p>Kaldera içerisinde oluşan sedimanter istifin, Gelinkaya Formasyonu içerisinde; ince konglomera, volkanik arenit, volkan külü, pomza, perlit, obsidiyen mercekleri, gölsel kireçtaşları, fosilli kalker, linyit, diatomit ve marn gibi kayaçlardan oluştuğunu belirten Bayraktutan, son 100 yılı aşkın sürede pek çok yerli ve yabancı bilim insanının bölgede çalışmasına rağmen Palandöken Kalderası&#039;nın hiçbir yayında yer almadığına dikkat çekti. Kaldera çemberinin güney, doğu, kuzey ve batı kesimlerinde içbükey yay parçalarıyla belirgin bir şekilde izlenebildiğini vurgulayan Bayraktutan, bu parçaların birleştirilmesiyle yaklaşık 60 kilometrelik tam bir kaldera çemberinin ortaya çıktığını aktardı. Yapının doğu kesiminin Dumlu fayları tarafından kısmen tahrip edildiğini, Ilıca faylarının ise havzayı batı ve doğu olarak iki alt havzaya ayırdığını belirtti. Bayraktutan, batı segmentinin Daphan Düzü, doğu segmentinin ise Karasu Çöküntüsü olarak tanımlandığını ifade etti. Batı ve kuzeybatı kesimlerde kaldera duvarının depremlerle büyük ölçüde yıkıldığını, batıdan gelen sel malzemesinin Ilıca yönünde göle taşındığını ve bu malzemenin pek çok fan-delta ortamında üst üste birikerek Daphan Düzü&#039;nün altyapısını oluşturduğunu söyledi. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/02/698d776f2520fa28870afc05.jpg" /></p><p>Bayraktutan, Erzurum Havzası’nda 5-6 noktada derin sondaj çalışmaları yapılması gerektiğini vurguladı.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/">Doğu Anadolu'nun En Büyüğü: Erzurum Havzası'nda Kaldera Keşfi!</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/dogu-anadolunun-en-byg-erzurum-havzasinda-kaldera-kesfi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Bu İlk Değil: Kent Merkezine 30 Kilometre Mesafede Oluştu! Uzman Uyardı: &#039;Titreşimden Dolayı Devam Edecek&#039;</title><link>https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Sat, 10 Jan 2026 08:07:21 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[çökme]]></category><category><![CDATA[deprem]]></category><category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><category><![CDATA[Konya]]></category><category><![CDATA[Obruk]]></category><category><![CDATA[Yeraltı Suları]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/</guid><description><![CDATA[<p>Geçmişte yalnızca Karapınar ilçesinde gözlemlenen obruklar, son yıllarda Ereğli, Halkapınar, Emirgazi, Çumra, Cihanbeyli, Kulu, Yunak, Çeltik ve Altınekin ilçelerinde de oluşmaya başladı. Obruk sayısı her geçen gün artarak 700&#039;ü geçti. Son olarak Konya kent merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Çaltı Mahallesi&#039;nde yeni bir obruk belirlendi. Obruğun çapı 30, derinliği ise 15 metre olarak ölçüldü. Belediye [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/">Bu İlk Değil: Kent Merkezine 30 Kilometre Mesafede Oluştu! Uzman Uyardı: 'Titreşimden Dolayı Devam Edecek'</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişte yalnızca Karapınar ilçesinde gözlemlenen obruklar, son yıllarda Ereğli, Halkapınar, Emirgazi, Çumra, Cihanbeyli, Kulu, Yunak, Çeltik ve Altınekin ilçelerinde de oluşmaya başladı. Obruk sayısı her geçen gün artarak 700&#039;ü geçti.</p><p>Son olarak Konya kent merkezine 30 kilometre uzaklıkta bulunan Çaltı Mahallesi&#039;nde yeni bir obruk belirlendi. Obruğun çapı 30, derinliği ise 15 metre olarak ölçüldü. Belediye ekipleri, obruk çevresine uyarı tabelaları yerleştirerek tel örgü ile çevreledi. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/01/696205cbaf040800d31634b2.jpg"></p><p><strong>&#039;ÇÖKMEYE DEVAM EDECEK&#039;</strong></p><p>Konya Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arif Delikan, iklim değişikliğinin devam etmesi halinde obruk oluşumlarının süreceğini belirtti. Delikan, &#8220;Obruklar, iklim değişikliği ile doğrudan bağlantılı. Burada yağışların azalma durumu, yüzey su kaynaklarının yok olması ve yer altı sularının hızla geriye çekilmesi etkili. Karapınar bölgesinde daha önce oluşmuş boşluklar mevcut. Suların çekilmesiyle, suyla dolu olan bu boşlukların boşalması söz konusu. Boşaldığında, üzerindeki örtü kalkmış oluyor. Bu durum yüzeye doğru yakınsa, çökme riski artıyor ve çökme gerçekleşiyor. İklim değişikliği devam ettikçe birçok yerde çökme gözlemlenecek&#8221; şeklinde konuştu. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/01/69620627af040800d31634b4.jpg"></p><p><strong>&#039;HAVZA KENARLARINDA DAHA ÇOK OBRUK OLUŞUMU GÖRÜYORUZ&#039;</strong></p><p>Doç. Dr. Delikan, iklim değişikliği dışında havza kenarındaki sismik hareketlerin de yer altındaki boşlukların çökmesine yol açtığını ifade etti. &#8220;Konya bölgesindeki kapalı havza aslında fay kontrollü. Bu havza kenarlarında sıkça depremler yaşanıyor. Sismik aktivite de obruk oluşumlarını etkiliyor. Titreşimler, çökme riski taşıyan obrukların çökmesine veya var olan boşlukların genişlemesine neden olabiliyor. Bu nedenle, Konya Havzası&#039;ndaki örtü biriminin kalınlığı dolayısıyla merkezi alanlar yerine havza kenarlarında daha fazla obruk meydana geliyor&#8221; dedi. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/01/69620711af040800d31634bf.jpg"></p><p>Delikan, yeni obruk oluşumlarının beklenen bir durum olduğunu belirterek, &#8220;Oluşan obruk, aslında bir dere yatağında bulunuyor. Dere altında bir su akışı mevcut. Yüzeydeki su, gevşek zemini alttaki boşluklara yönlendirebiliyor. Bu sayede, genç zemin içinde büyük boşluklar oluşabiliyor. Örtü kısmı çöktüğünde ise bu tür obruklar meydana geliyor&#8221; diye ekledi.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/">Bu İlk Değil: Kent Merkezine 30 Kilometre Mesafede Oluştu! Uzman Uyardı: 'Titreşimden Dolayı Devam Edecek'</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/bu-ilk-degil-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-olustu-uzman-uyardi-titresimden-dolayi-devam-edecek/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Kentsel D&#246;n&#252;ş&#252;m Kazılarında Tarihi Fay Hatları Ortaya &#199;ıktı: &#039;Afet Değil, Nimet&#039;</title><link>https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Wed, 13 Aug 2025 18:07:24 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Deprem Fayları]]></category><category><![CDATA[Erzurum]]></category><category><![CDATA[Jeoloji]]></category><category><![CDATA[Kentsel Dönüşüm]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/</guid><description><![CDATA[<p>Erzurum&#039;un köklü yerleşim alanlarından biri olan Hacı Cuma Mahallesi’nde, Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında yapılan kazılarda 3 farklı deprem fay hattı gün yüzüne çıktı. Bu alan, Erzurum Kalesi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve Üç Kümbetler gibi önemli tarihi yapılarla iç içe bulunmaktadır. İş makineleri ile yapılan kazılar sonucu kesitlerde, fay hatlarıyla [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/">Kentsel Dönüşüm Kazılarında Tarihi Fay Hatları Ortaya Çıktı: 'Afet Değil, Nimet'</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum&#039;un köklü yerleşim alanlarından biri olan Hacı Cuma Mahallesi’nde, Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında yapılan kazılarda 3 farklı deprem fay hattı gün yüzüne çıktı. Bu alan, Erzurum Kalesi, Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve Üç Kümbetler gibi önemli tarihi yapılarla iç içe bulunmaktadır.</p><p>İş makineleri ile yapılan kazılar sonucu kesitlerde, fay hatlarıyla birlikte kıvrımlar, bindirme fayları ve alüvyon üzerine yerleşmiş killi silt-kum tabakalarından oluşan yaşlı birimlerin iç yapısı gözlemlenmiştir. Erzurum Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi’nin kurucusu ve emekli jeoloji mühendisi Dr. Mehmet Salih Bayraktutan, <strong>“Buradaki fay hatları, Erzurum&#039;un içinden geçerek Çat yolu boyunca devam etmekte ve biraz kıvrılarak şehir hastanesinin altından kırsal Yarımca Mahallesi’ne kadar uzanan aktif bir fay hattıdır. Bu fay hatlarını açıkça görebiliyoruz.”</strong> ifadesini kullandı. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2025/08/689c3af4e74741dabe4210b5.jpg" alt="Fay hattı görüntüsü"><br /><strong>‘Koruma Altına Alınmalı ve Müze Olarak Kullanılmalı’</strong></p><p>Dr. Bayraktutan, burada gerçek bir fayın bulunduğunu belirterek, “Önceden öğrencilerime Çat yolundaki fay üstü bloklarını ve hemen arkasındaki yarmada kıvrım ve bindirme faylarını gösteriyordum. Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü burayı geopark niteliğinde koruma altına almalı ve bilimsel araştırmalara açarak bir müze olarak kullanmalıdır. Bu alan, Türkiye&#039;nin dört bir yanından gelecek inşaat ve jeoloji mühendisliği öğrencilerinin çalışmalarına katkı sağlayacaktır.” dedi. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2025/08/689c3b11e74741dabe4210b9.jpg" alt="Kazı çalışmaları"><br /><strong>‘Erzurum’da En Fazla 6 Büyüklüğünde Deprem Olur’</strong></p><p>Kentsel dönüşüm kazısında açığa çıkan fay hatlarının her birinin en az 1700-2000 yıllık depremlerle oluştuğunu belirten Dr. Bayraktutan, <strong>“Erzurum&#039;da en fazla 6 büyüklüğünde deprem meydana gelir. Bu, Türkiye için oldukça normal bir sismik etkinliktir. Bir binanın sağlam zemin üzerinde inşa edilip deprem yönetmeliğine uygun yapıldığına güveniyorsam, böyle bir depremde paniklemedim ve kaçmadım.”</strong> şeklinde konuştu. Ayrıca, Balıkesir depremini ekranlardan izlediğini ve yapılan soruşturmada evrakların tam olduğunu, fakat bu belgelerin kimlere ait olduğu ve raporların hangi koşullarda hazırlandığının ciddi bir şekilde sorgulanması gerektiğini vurguladı. <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2025/08/689c3b2be74741dabe4210bb.jpg" alt="Deprem zararları"><br /><strong>‘Deprem Afet Değil, Nimetir’</strong></p><p>6 büyüklüğündeki bir depremde hiçbir yapının yıkılmaması gerektiğini belirten Dr. Bayraktutan, “Eğer yıkılıyorsa, burada rapor hazırlayan ve yapıyı inşa eden mühendislerin sorumluluğu vardır. Kimse depremleri suçlayamaz. Deprem bir afet değil, nimettir. Çünkü depremler sayesinde iklim değişiklikleri yumuşatılmakta, atmosfer temizlenmekte ve yeryüzündeki hidrolojik sistem dengelenmektedir. Ne aşırı kuraklık ne de aşırı yağış ve sellerin zararları en aza indirilmektedir. <strong>Deprem, yeryüzündeki hayatın varlığını sürdüren ve devamını sağlayan bir rahmettir. Bu benim kişisel görüşüm. Depremi hiçbir zaman doğal bir afet olarak değerlendirmiyorum. Yıkıcı depremlerde evlerimiz sağlamsa, depremin olduğu için şükretmemiz gerekir.</strong> Depremde oluşan kırıklar ve çökmeler, atmose birçok magmadan kaynaklanan gazların çıkmasına neden olur. Bu da, hem yeryüzüne yakın meteorolojik değerleri etkiler hem de canlı yaşamı sürdürülebilir kılar. Ayrıca, jeotermal kaynaklar, tuz, jips ve traverten gibi endüstriyel ham maddelerin oluşumuna katkı sağlanır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/">Kentsel Dönüşüm Kazılarında Tarihi Fay Hatları Ortaya Çıktı: 'Afet Değil, Nimet'</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/kentsel-dnsm-kazilarinda-tarihi-fay-hatlari-ortaya-ikti-afet-degil-nimet/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item></channel></rss>