<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>Promo - Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz &amp; Yorumlar</title><atom:link href="https://www.siyasimedya.net/etiket/promo/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>https://www.siyasimedya.net</link><description>Türkiye siyasetinin nabzını tutan Siyasimedya, güncel haberler, derin analizler ve özgün yorumlarla siyasi gelişmeleri yakından takip edin. Güvenilir ve tarafsız içeriklerle gündemi kaçırmayın!</description><lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 06:33:42 +0000</lastBuildDate><language>tr</language><sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency><generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator><image><url>https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2025/04/cropped-smedya-32x32.png</url><title>Promo - Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz &amp; Yorumlar</title><link>https://www.siyasimedya.net</link><width>32</width><height>32</height></image> <item><title>Perde arkasındaki diplomasi: Putin&#8217;e gizli mektup! Hamaney&#8217;den gelen şifreli mesaj ne?</title><link>https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Wed, 29 Apr 2026 06:33:42 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Abbas Arakçi]]></category><category><![CDATA[diplomatik ziyaret]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[Hürmüz Boğazı]]></category><category><![CDATA[İran-Rusya]]></category><category><![CDATA[Mücteba Hamaney]]></category><category><![CDATA[nükleer müzakere]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[Putin]]></category><category><![CDATA[putin-hamaney]]></category><category><![CDATA[S 400]]></category><category><![CDATA[tahran stratejisi]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/</guid><description><![CDATA[<p>Perde Arkasındaki Diplomasi: Putin&#039;e Gizli Mektup! Hamaney&#039;den Gelen Şifreli Mesaj Ne? İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin St. Petersburg’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşme, ABD-İran hattında 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesin ardından yürütülen en kritik diplomatik temaslardan biri olarak değerlendiriliyor. Boris Yeltsin Başkanlık Kütüphanesi’nde, Neva Nehri’ne bakan tarihî bir salonda gerçekleşen toplantı, yalnızca [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/">Perde arkasındaki diplomasi: Putin’e gizli mektup! Hamaney’den gelen şifreli mesaj ne?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><title>Perde Arkasındaki Diplomasi: Putin&#039;e Gizli Mektup! Hamaney&#039;den Gelen Şifreli Mesaj Ne?</title> </p><p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin St. Petersburg’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşme, ABD-İran hattında 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesin ardından yürütülen en kritik diplomatik temaslardan biri olarak değerlendiriliyor. Boris Yeltsin Başkanlık Kütüphanesi’nde, Neva Nehri’ne bakan tarihî bir salonda gerçekleşen toplantı, yalnızca ikili ilişkiler değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisi açısından da önemli…</p><p><strong>Ayrıca Arakçi, St. Petersburg ziyaretinden önce İslamabad (Pakistan) ve Maskat’ta (Umman) temaslarda bulunduğu ve bu görüşmelerde çeşitli arabulucularla bir araya geldiği de bildirildi.</strong> Bu temasların, olası yeni müzakere sürecinin çerçevesini oluşturmayı amaçladığı ifade ediliyor.</p><p>The Telegraph&#039;ta yer alan haberde Tahran merkezli analist Rahman Ghahremanpour’a göre Arakçi, yeni tur müzakereler için kapsamlı öneriler, koşullar ve kırmızı çizgiler sundu.<strong> Analist, İran yönetiminin bu kez daha bütüncül ve koordineli bir müzakere stratejisi izlediğini belirtti.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69f0925e866d2a00cd559601.jpg"></img> <br /><span><em>Fotoğraflar: AP</em></span></p><p><span>OLASI TAVİZLERİ TRUMP’A İLETECEK EN UYGUN KİŞİ PUTİN</span></strong></p><p>Diplomatik kaynaklar Arakçi’nin Moskova ziyaretinin en kritik boyutunun kapalı kapılar ardında yürütülen esnek müzakere alanı olduğunu vurguluyor. Bu alanın, kamuoyuna açıklanması halinde iç politik baskı yaratabilecek tavizlerin tartışılmasına olanak sağladığı ifade ediliyor.</p><p><strong>İranlı yetkililerin, Putin’in bu süreçte olası tavizleri Trump’a iletebilecek en uygun kanal olduğuna inandığı belirtiliyor.</strong> <strong>Özellikle uranyum zenginleştirme seviyeleri, denetim mekanizmaları ve Hürmüz Boğazı’nın statüsü gibi başlıkların bu kapsamda değerlendirildiği öne sürülüyor.</strong></p><p>Moskova’nın bu süreçteki rolü yalnızca arabuluculukla sınırlı değil. Putin’in hem Batı ile hem de İran ile kurduğu denge siyaseti, onu benzersiz bir diplomatik aktör haline getiriyor. Uzmanlara göre Rusya, İran’a hem siyasi hem de askeri destek sunarken aynı zamanda ABD ile ilişkilerini tamamen koparmadan süreci yönetmeye çalışıyor.</p><p><strong>İran’ın beklentisi ise Putin’in Trump yönetimine ileteceği mesajların, Tahran açısından daha kabul edilebilir bir müzakere zemini oluşturması yönünde.</strong> <strong>Bu yaklaşım, doğrudan çatışma yerine kontrollü diplomatik baskı stratejisi olarak değerlendiriliyor.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69f0927e866d2a00cd559603.jpg"></img> </p><p></strong><span><strong>İRAN’IN ABD’YE MESAJI: BOĞAZ VE NÜKLEER DENKLEM</strong></span></p><p>Rusya&#039;daki görüşme, İran’ın ABD’ye sunduğu yeni öneri paketinin hemen ardından gerçekleşti. Bu pakette Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında nükleer program görüşmelerinin ertelenmesi gibi kritik başlıkların yer aldığı iddia edildi.</p><p><strong>Söz konusu önerinin uluslararası kamuoyunda zaman kazanma stratejisi olarak yorumlandığı da belirtiliyor. Donald Trump’ın bu süreçte yaptığı “dünyanın tüm zamanına sahibim” şeklindeki açıklama ise diplomatik söylemlerde esnek bir müzakere yaklaşımının işareti olarak değerlendiriliyor.</strong> </p><p>Öte yandan Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in, İran’ın müzakere stratejisini <strong>“oldukça ustaca”</strong> olarak tanımladığı yönündeki değerlendirmesi de Avrupa’nın süreci yakından izlediğini ortaya koyuyor.</p><p><span><strong>‘ABD MESELEYİ İRAN’I KİLİT VE SORUMLU ÜLKE KONUMUNA TAŞIYACAK ŞEKİLDE KURGULADI’</strong></span></p><p>Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin yürüttüğü temas trafiğini değerlendirerek, diplomasi trafiğinin sadece Rusya ile sınırlı olmadığını, birkaç ülkeyi daha kapsayan geniş bir hamleye dönüştüğünü ve bunun önemli mesajlar verdiğini ifade etti. Başbuğ, özellikle Umman ve Rusya ziyaretlerinin farklı başlıklara odaklandığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:</p><p>&#8212; Arakçi’nin başlattığı diplomasiye bakıldığında sadece Rusya değil, üç-dört ülkeye daha giderek bir hamle yapmaya çalıştığını görüyoruz. Özellikle Umman ziyareti bu açıdan önemli. Çünkü görüşmenin düğümlendiği iki temel konu var: Birincisi Hürmüz Boğazı ve bu bölgenin kontrolünün kimde kalacağı meselesi, ikincisi ise nükleer… Şu an tüm görüşmeler bu iki başlığa kilitlenmiş durumda.</p><p>&#8212; Nükleer konu, bu denklem içinde anlaşmaya en yakın başlık olabilir. Ancak işin esas düğüm noktası Hürmüz’de. İran, ABD’nin sunduğu fırsatı kaçırmak istemiyor. ABD burada meseleyi bir anda İran’ı kilit ve sorumlu ülke konumuna taşıyacak şekilde kurguladı. Ancak İran da bu tabloyu kendi lehine çevirmeye çalışıyor; kontrolü elinde tutarak gelir elde etmenin yollarını arıyor.</p><p>&#8212; Bu nedenle İran’ın Umman’a yönelmesinin temel nedeni Hürmüz Boğazı. Rusya ziyaretinin ana gündemi ise nükleer dosya. İran, özellikle Hürmüz meselesine çok daha fazla ağırlık veriyor. Çünkü buradan geçen her gemiden 2 milyon dolar gibi bir gelir elde etme potansiyeli var. Bu nedenle Tahran yönetimi, Umman üzerinden bir orta yol arayışında. ‘Gemi geçişlerinden 1 milyon doları sen al, bir milyon doları da ben alayım’ gibi fiili bir paylaşım zemini oluşturma niyeti olduğu görülüyor.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69f0929c866d2a00cd559605.jpg"></img> </p><p>Rusya ile yürütülen temaslara da değinen Coşkun Başbuğ, nükleer konuda ise Moskova’nın kritik bir rol oynayabileceğini ancak bunun üçüncü ülkeler dengesi içinde şekilleneceğini belirtti: <strong>“Rusya, İran için nükleer dosyada kilit aktörlerden biri. İran’ın Hürmüz konusunda bir kazanım elde etmesi durumunda, nükleer başlıkta daha esnek davranabileceği ve bu noktada Putin’e ihtiyaç duyacağı değerlendiriliyor.”</strong></p><p><span><strong>S-400’LER DE GÖRÜŞMENİN ÖNEMLİ BAŞLIKLARINDAN BİRİ<br /></strong></span><br />Bazı diplomatik kaynaklara göre toplantı, yalnızca mevcut gerilimin yönetimi değil, aynı zamanda gelecekteki müzakere çerçevesinin şekillendirilmesi açısından da belirleyici olabilir.</p><p>İran tarafının görüşmeye, yalnızca siyasi mesajlarla değil aynı zamanda askeri ve stratejik taleplerle geldiği ifade ediliyor. Bu kapsamda Tahran’ın özellikle hava savunma sistemleri ve bölgesel güvenlik garantileri konularında Rusya’dan somut destek talep ettiği öne sürülüyor.</p><p>İran’ın uzun süredir gündemde tuttuğu S-400 hava savunma sistemlerinin teslimatı da görüşmenin önemli başlıklarından biri olarak dikkat çekti. Amerikan saldırılarının İran’ın hava savunma altyapısında ciddi zafiyetler ortaya çıkardığı iddiası, bu talebin aciliyetini artırmış durumda.</p><p>Coşkun Başbuğ, <strong>“Arakçi bu görüşmede mutlaka S-400 konusunu da açmıştır”</strong> dedi ve şöyle devam etti:</p><p><strong>“Zaten Rusya ile İran arasında bazı anlaşmalar var. Daha önce İran’ın HESA Şahid-136 tipi dronları Rusya’ya verdiği ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla iki ülke arasında fiili bir askeri alışveriş ve teknoloji paylaşımı bulunduğunu söylemek mümkün. İran’ın S-400 sistemine yönelik talepleri daha önce de gündeme gelmişti. Rusya bugüne kadar bu talebi karşılamadı. Rusya şimdi buna ‘evet’ der mi, bu büyük bir soru işareti.”</strong></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69f092b5866d2a00cd559607.jpg"></img> </p><p><strong><span>GİZLİ MEKTUP NE OLABİLİR?</span><br /></strong><br />Arakçi’nin Putin ile görüşmesinde ilgi çekici bir durum da yaşandı. Görüşmenin başında Arakçi’nin Putin’e ilettiği mektup, diplomatik çevrelerde özel bir önemle ele alındı. </p><p>Söz konusu mektubun, İran’ın dini lideri olan ve savaşın başlangıcından bu yana durumu hakkında net bilgi bulunmayan Mücteba Hamaney’e ait olduğu iddia edildi. Mektubun içeriğine ilişkin resmî bir doğrulama yapılmazken, metnin ‘özel not’ niteliğinde olduğu ve üst düzey mesajlar içerdiği öne sürüldü.</p><p>Putin’in ise bu çerçevede Arakçi’den, İran’ın dini liderine sağlık ve iyi dileklerini iletmesini istediği belirtildi. Bu jest, Moskova’nın Tahran ile yürüttüğü çok katmanlı diplomatik ilişkinin sembolik bir yansıması olarak yorumlandı.</p><p><span><strong>&#039;ASLA ESKİ HALİNE DÖNMEYECEK&#039;</strong></span></p><p>Öte yandan Tahran’daki iç siyasi dengeler süreci karmaşık hale getiriyor. İran Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ali Nikzad’ın, Hamaney’in talimatlarına atıfta bulunarak Hürmüz Boğazı ’nın <strong>“asla eski haline dönmeyeceğini”</strong> açıklaması, müzakere sürecindeki çelişkileri gözler önüne serdi.</p><p>Bu durum, İran içinde farklı güç merkezleri arasında koordinasyon eksikliği ya da bilinçli bir stratejik belirsizlik olduğu yorumlarına neden oldu. Özellikle Devrim Muhafızları’nın dış politika süreçlerinde etkili olması, olası bir anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/">Perde arkasındaki diplomasi: Putin’e gizli mektup! Hamaney’den gelen şifreli mesaj ne?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/perde-arkasindaki-diplomasi-putine-gizli-mektup-hamaneyden-gelen-sifreli-mesaj-ne/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#214;nce Ağrı sonra Bing&#246;l, Muş ve Malatya&#8230; G&#246;zler o fayda: &#8216;B&#252;y&#252;k bir depremin habercisi!&#8217; Hangi şehirler etkilenebilir?</title><link>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Tue, 28 Apr 2026 03:27:06 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Bingöl]]></category><category><![CDATA[deprem]]></category><category><![CDATA[Doğu Anadolu]]></category><category><![CDATA[fay hattı]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[Malatya]]></category><category><![CDATA[Muş]]></category><category><![CDATA[Prof. Dr. Süleyman Pampal]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[riskli bölgeler]]></category><category><![CDATA[Sismik Hareketlilik]]></category><category><![CDATA[Yedisu Fayı]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/</guid><description><![CDATA[<p>Doğu Anadolu’da kısa aralıklarla meydana gelen depremler, bölgede artan sismik hareketliliğe ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. 26 Nisan saat 08.00’de Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 4.4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Aynı gün saat 19.48’de Muş’un Bulanık ilçesinde 4.1 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşandı. Dün ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 15.41’de peş peşe 3.9 ve 4.4 büyüklüğünde depremler meydana [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/">Önce Ağrı sonra Bingöl, Muş ve Malatya… Gözler o fayda: ‘Büyük bir depremin habercisi!’ Hangi şehirler etkilenebilir?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Anadolu’da kısa aralıklarla meydana gelen depremler, bölgede artan sismik hareketliliğe ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.</p><p><strong>26 Nisan saat 08.00’de Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 4.4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Aynı gün saat 19.48’de Muş’un Bulanık ilçesinde 4.1 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşandı.</strong> </p><p><strong>Dün ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 15.41’de peş peşe 3.9 ve 4.4 büyüklüğünde depremler meydana geldi.</strong> Son iki gün içinde yaşanan bu dört deprem,<strong> “Doğu Anadolu’da neler oluyor?”</strong> sorusunu beraberinde getirdi. </p><p><em>Öte yandan, 22 Nisan’da Ağrı’nın Patnos ilçesinde de 4.3 büyüklüğünde bir deprem kaydedilmişti.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ef7228866d2a00cd559285.jpg"></img> <br /></em><span><strong><br />‘BÖLGE UZUN SÜREDİR HAREKETLİ AMA…’</strong></span></p><p>Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Anadolu’daki sismik hareketliliğe ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bölgenin uzun süredir hareketli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Pampal, kırılma sürecinin aslında 2020 yılında başladığını hatırlattı.</p><p>2020’de Sivrice ile Pütürge arasında meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki depremin, Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde önemli bir kırılma yarattığını belirten Prof. Dr. Pampal, söz konusu depremin Elazığ’da ciddi şekilde hissedildiğini ve o dönem bu sarsıntının ardından enerjinin güneye doğru transfer olabileceği uyarısında bulunduklarını ifade etti.</p><p><strong>Bu kapsamda o dönem için Hatay çevresindeki segmentlerin kırılma ihtimalinin gündeme geldiğini belirten uzman isim, yine o günlerde sürecin Ölü Deniz Fayı’na kadar uzanabilecek büyük bir deprem riskine işaret ettiğini söylediklerini hatırlattı.</p><p><span>‘SON DEPREMLER BÜYÜK BİR DEPREMİN HABERCİSİ GİBİ DURUYOR’</span></p><p></strong>Prof. Dr. Süleyman Pampal, son günlerde bölgede meydana gelen sarsıntılara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde de bulundu. Pampal, yaşanan depremlerin Yedisu Fayı’nın hareketliliğine işaret edebileceğini belirterek, <strong>“Bunlar bana Yedisu depreminin ayak sesleri gibi geliyor. Bölge, Yedisu’nun çevresi konumunda. Muş’taki depremler biraz doğuda kalsa da doğrudan fay hattı üzerinde gerçekleşen bir sarsıntı da yaşandı”</strong> dedi.</p><p>Son üç gün içinde meydana gelen depremlerin kendisini tedirgin ettiğini ifade eden Pampal, bu hareketliliğin daha büyük bir depremin habercisi olabileceğini dile getirdi. Depremin ne zaman olacağına dair kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığını vurgulayan Pampal, riskli bölgelere de dikkat çekti.</p><p>Pampal’a göre <strong>Tunceli, Erzincan, Bayburt ve Gümüşhane</strong> Yedisu Fayı’na en yakın iller arasında yer alırken; <strong>Bingöl, Erzurum, Malatya ve Elazığ</strong> da riskin hissedilebileceği diğer yerleşimler arasında bulunuyor. Bazı bölgelerin fay hattına oldukça yakın olduğunun altını çizen Pampal, gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ef7178866d2a00cd55927e.jpg"></img> <br /><span><strong><br />‘YEDİSU FAYI BENİ KORKUTUYOR’</strong></span></p><p>“Beni en çok korkutan Yedisu Fayı’nın kırılma ihtimali” diyen Prof. Dr. Süleyman Pampal, şu önemli bilgilerin altını çizdi:</p><p>&#8212; Yedisu Fayı, Bingöl ile Erzincan arasında yaklaşık 75-80 kilometrelik bir fay kuşağı… Üstelik Doğu Anadolu Fay Zonu tam da burada Kuzey Anadolu Fay Zonu ile kesişiyor. Bu fay 200-250 yıldır kırılmadı. Deprem kayıtlarına baktığımızda 7.4 büyüklüğünde deprem ürettiği görülüyor.</p><p>&#8212; Bugünden faya baktığımızda enerjisini biriktirdi ve tekrarlanma süresini tamamladı diyebiliriz. Zaten 6 Şubat depremlerinden önce ilk kırılacak yerlerden biri olarak Yedisu Fayı’na dikkat çekiyorduk. Özetle kuzeyde denize daha yakın yerlerden ziyade biraz daha güneye yani Bingöl ve Erzincan çevresinde büyük deprem ihtimali bulunuyor. </p><section><p><strong>‘TAMAMEN KIRILMASI HALİNDE 7,2 BÜYÜKLÜĞE KADAR DEPREM ÜRETEBİLİR’<br /></strong><br /> Bu konuyu daha önce Yedisu Fayı üzerinde çalışmaları olan Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü Dr. Kenan Akbayram’a danıştığımda <strong>“Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun bazı kesimlerinde uzun yıllardır depremler olmadı ama bu bölgelerde yerkabuğunun hareketli olması nedeniyle depremlerin olması gerekiyor. </strong></p><p><strong>Bunların en önemlilerinden bir tanesi Yedisu Fayı veya Yedisu Fay Zonu adını verdiğimiz Bingöl ile Erzincan arasındaki yaklaşık 75 kilometrelik fay kuşağı…&#8221;</strong> demişti ve şu bilgileri paylaşmıştı:</p><p>&#8212; Yedisu Fayı, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara’daki kollarıyla birlikte son yüzyılda deprem üretmemiş sismik boşluklarından bir tanesi. Bu fay kuşağında en son deprem 1784 yılında oldu. Kuzey Anadolu fayının deprem tekrarlanma aralığının 200-250 yıl olduğu düşünüldüğünde burada kısa süre içinde deprem olması çok olası. </p><p>&#8212; Yedisu Fayı’nın yaklaşık uzunluğu 75 kilometre. Yedisu Fayı’nda en son yıkıcı depremin 1784 yılında gerçekleştiği kesine yakın bir bilgi. Yapılan hesaplar, 75 kilometrelik bu fayın tek bir depremde tamamen kırılması halinde 7.2 büyüklüğe kadar deprem üretebileceğini öneriyor.”</p></p><p> <span></span> </section><p><span><strong>‘MALATYA VE OVACIK FAYI AKTİF’</strong></span></p><p>Geçtiğimiz şubat ayında Malatya’nın Pütürge ilçesi sabah saatlerinde 4,5 büyüklüğünde bir depremle sarsılmıştı. Dün de Malatya’nın Battalgazi ilçesinde önce 3,9 sonra da 4,4 büyüklüğünde deprem yaşandı. Prof. Dr. Süleyman Pampal, Malatya’daki depremlerin de dikkatle izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, eğer Yedisu Fayı’nda büyük bir deprem olursa Malatya’nın da ağır yara alabileceğine dikkat çekti.</p><p>Malatya’nın bölgede yaşanabilecek depremlerden etkilenebilecek bir alanda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Süleyman Pampal,<strong> “Malatya ve Ovacık fayları, bölgede en aktif faylar arasında yer alıyor. Ancak bu fayların ne zaman deprem üreteceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Asıl endişe kaynağımız Yedisu Fayı”</strong> dedi.<em><br /></em></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/">Önce Ağrı sonra Bingöl, Muş ve Malatya… Gözler o fayda: ‘Büyük bir depremin habercisi!’ Hangi şehirler etkilenebilir?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#214;nce Ağrı sonra Bing&#246;l, Muş ve Malatya&#8230; G&#246;zler o fayda: &#8216;B&#252;y&#252;k bir depremin habercisi!&#8217; Hangi şehirler etkilenebilir?</title><link>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Tue, 28 Apr 2026 03:26:44 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Bingöl]]></category><category><![CDATA[deprem]]></category><category><![CDATA[Doğu Anadolu]]></category><category><![CDATA[fay hattı]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[Malatya]]></category><category><![CDATA[Muş]]></category><category><![CDATA[Prof. Dr. Süleyman Pampal]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[riskli bölgeler]]></category><category><![CDATA[Sismik Hareketlilik]]></category><category><![CDATA[Yedisu Fayı]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/</guid><description><![CDATA[<p>Doğu Anadolu’da kısa aralıklarla meydana gelen depremler, bölgede artan sismik hareketliliğe ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. 26 Nisan saat 08.00’de Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 4.4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Aynı gün saat 19.48’de Muş’un Bulanık ilçesinde 4.1 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşandı. Dün ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 15.41’de peş peşe 3.9 ve 4.4 büyüklüğünde depremler meydana [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/">Önce Ağrı sonra Bingöl, Muş ve Malatya… Gözler o fayda: ‘Büyük bir depremin habercisi!’ Hangi şehirler etkilenebilir?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Anadolu’da kısa aralıklarla meydana gelen depremler, bölgede artan sismik hareketliliğe ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.</p><p><strong>26 Nisan saat 08.00’de Bingöl’ün Yedisu ilçesinde 4.4 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Aynı gün saat 19.48’de Muş’un Bulanık ilçesinde 4.1 büyüklüğünde bir sarsıntı daha yaşandı.</strong> </p><p><strong>Dün ise Malatya’nın Battalgazi ilçesinde saat 15.41’de peş peşe 3.9 ve 4.4 büyüklüğünde depremler meydana geldi.</strong> Son iki gün içinde yaşanan bu dört deprem,<strong> “Doğu Anadolu’da neler oluyor?”</strong> sorusunu beraberinde getirdi. </p><p><em>Öte yandan, 22 Nisan’da Ağrı’nın Patnos ilçesinde de 4.3 büyüklüğünde bir deprem kaydedilmişti.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ef7228866d2a00cd559285.jpg"></img> <br /></em><span><strong><br />‘BÖLGE UZUN SÜREDİR HAREKETLİ AMA…’</strong></span></p><p>Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Anadolu’daki sismik hareketliliğe ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bölgenin uzun süredir hareketli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Pampal, kırılma sürecinin aslında 2020 yılında başladığını hatırlattı.</p><p>2020’de Sivrice ile Pütürge arasında meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki depremin, Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde önemli bir kırılma yarattığını belirten Prof. Dr. Pampal, söz konusu depremin Elazığ’da ciddi şekilde hissedildiğini ve o dönem bu sarsıntının ardından enerjinin güneye doğru transfer olabileceği uyarısında bulunduklarını ifade etti.</p><p><strong>Bu kapsamda o dönem için Hatay çevresindeki segmentlerin kırılma ihtimalinin gündeme geldiğini belirten uzman isim, yine o günlerde sürecin Ölü Deniz Fayı’na kadar uzanabilecek büyük bir deprem riskine işaret ettiğini söylediklerini hatırlattı.</p><p><span>‘SON DEPREMLER BÜYÜK BİR DEPREMİN HABERCİSİ GİBİ DURUYOR’</span></p><p></strong>Prof. Dr. Süleyman Pampal, son günlerde bölgede meydana gelen sarsıntılara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde de bulundu. Pampal, yaşanan depremlerin Yedisu Fayı’nın hareketliliğine işaret edebileceğini belirterek, <strong>“Bunlar bana Yedisu depreminin ayak sesleri gibi geliyor. Bölge, Yedisu’nun çevresi konumunda. Muş’taki depremler biraz doğuda kalsa da doğrudan fay hattı üzerinde gerçekleşen bir sarsıntı da yaşandı”</strong> dedi.</p><p>Son üç gün içinde meydana gelen depremlerin kendisini tedirgin ettiğini ifade eden Pampal, bu hareketliliğin daha büyük bir depremin habercisi olabileceğini dile getirdi. Depremin ne zaman olacağına dair kesin bir tarih vermenin mümkün olmadığını vurgulayan Pampal, riskli bölgelere de dikkat çekti.</p><p>Pampal’a göre <strong>Tunceli, Erzincan, Bayburt ve Gümüşhane</strong> Yedisu Fayı’na en yakın iller arasında yer alırken; <strong>Bingöl, Erzurum, Malatya ve Elazığ</strong> da riskin hissedilebileceği diğer yerleşimler arasında bulunuyor. Bazı bölgelerin fay hattına oldukça yakın olduğunun altını çizen Pampal, gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ef7178866d2a00cd55927e.jpg"></img> <br /><span><strong><br />‘YEDİSU FAYI BENİ KORKUTUYOR’</strong></span></p><p>“Beni en çok korkutan Yedisu Fayı’nın kırılma ihtimali” diyen Prof. Dr. Süleyman Pampal, şu önemli bilgilerin altını çizdi:</p><p>&#8212; Yedisu Fayı, Bingöl ile Erzincan arasında yaklaşık 75-80 kilometrelik bir fay kuşağı… Üstelik Doğu Anadolu Fay Zonu tam da burada Kuzey Anadolu Fay Zonu ile kesişiyor. Bu fay 200-250 yıldır kırılmadı. Deprem kayıtlarına baktığımızda 7.4 büyüklüğünde deprem ürettiği görülüyor.</p><p>&#8212; Bugünden faya baktığımızda enerjisini biriktirdi ve tekrarlanma süresini tamamladı diyebiliriz. Zaten 6 Şubat depremlerinden önce ilk kırılacak yerlerden biri olarak Yedisu Fayı’na dikkat çekiyorduk. Özetle kuzeyde denize daha yakın yerlerden ziyade biraz daha güneye yani Bingöl ve Erzincan çevresinde büyük deprem ihtimali bulunuyor. </p><section><p><strong>‘TAMAMEN KIRILMASI HALİNDE 7,2 BÜYÜKLÜĞE KADAR DEPREM ÜRETEBİLİR’<br /></strong><br /> Bu konuyu daha önce Yedisu Fayı üzerinde çalışmaları olan Bingöl Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Afet Araştırmaları Merkezi Müdürü Dr. Kenan Akbayram’a danıştığımda <strong>“Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun bazı kesimlerinde uzun yıllardır depremler olmadı ama bu bölgelerde yerkabuğunun hareketli olması nedeniyle depremlerin olması gerekiyor. </strong></p><p><strong>Bunların en önemlilerinden bir tanesi Yedisu Fayı veya Yedisu Fay Zonu adını verdiğimiz Bingöl ile Erzincan arasındaki yaklaşık 75 kilometrelik fay kuşağı…&#8221;</strong> demişti ve şu bilgileri paylaşmıştı:</p><p>&#8212; Yedisu Fayı, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun Marmara’daki kollarıyla birlikte son yüzyılda deprem üretmemiş sismik boşluklarından bir tanesi. Bu fay kuşağında en son deprem 1784 yılında oldu. Kuzey Anadolu fayının deprem tekrarlanma aralığının 200-250 yıl olduğu düşünüldüğünde burada kısa süre içinde deprem olması çok olası. </p><p>&#8212; Yedisu Fayı’nın yaklaşık uzunluğu 75 kilometre. Yedisu Fayı’nda en son yıkıcı depremin 1784 yılında gerçekleştiği kesine yakın bir bilgi. Yapılan hesaplar, 75 kilometrelik bu fayın tek bir depremde tamamen kırılması halinde 7.2 büyüklüğe kadar deprem üretebileceğini öneriyor.”</p></p><p> <span></span> </section><p><span><strong>‘MALATYA VE OVACIK FAYI AKTİF’</strong></span></p><p>Geçtiğimiz şubat ayında Malatya’nın Pütürge ilçesi sabah saatlerinde 4,5 büyüklüğünde bir depremle sarsılmıştı. Dün de Malatya’nın Battalgazi ilçesinde önce 3,9 sonra da 4,4 büyüklüğünde deprem yaşandı. Prof. Dr. Süleyman Pampal, Malatya’daki depremlerin de dikkatle izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, eğer Yedisu Fayı’nda büyük bir deprem olursa Malatya’nın da ağır yara alabileceğine dikkat çekti.</p><p>Malatya’nın bölgede yaşanabilecek depremlerden etkilenebilecek bir alanda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Süleyman Pampal,<strong> “Malatya ve Ovacık fayları, bölgede en aktif faylar arasında yer alıyor. Ancak bu fayların ne zaman deprem üreteceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Asıl endişe kaynağımız Yedisu Fayı”</strong> dedi.<em><br /></em></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/">Önce Ağrı sonra Bingöl, Muş ve Malatya… Gözler o fayda: ‘Büyük bir depremin habercisi!’ Hangi şehirler etkilenebilir?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/nce-agri-sonra-bingl-mus-ve-malatya-gzler-o-fayda-byk-bir-depremin-habercisi-hangi-sehirler-etkilenebilir/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Dikkat: Sincisi ilerliyor! Artan vaka sayısı endişelendirdi&#8230; Belirtileri neler, kimler risk altında?</title><link>https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:57:33 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[böbrek kanseri]]></category><category><![CDATA[cerrahi tedavi]]></category><category><![CDATA[Erken tanı]]></category><category><![CDATA[genetik yatkınlık]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[İmmünoterapi]]></category><category><![CDATA[kanser türleri]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[risk faktörleri]]></category><category><![CDATA[Sağlık]]></category><category><![CDATA[Sağlık Kontrolleri]]></category><category><![CDATA[Tomografi]]></category><category><![CDATA[Tümör]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/</guid><description><![CDATA[<p>Son yıllarda kanser vakalarında dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde bazı kanser türleri daha erken ve tesadüfen saptanabilirken, düzenli sağlık kontrolü yaptırmayan birçok hasta ise hastalıkla ileri evrede karşı karşıya kalıyor. Bu artışın öne çıkan örneklerinden biri de böbrek kanseri. Üroloji uzmanları, böbrek kanserinin çoğu zaman [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/">Dikkat: Sincisi ilerliyor! Artan vaka sayısı endişelendirdi… Belirtileri neler, kimler risk altında?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kanser vakalarında dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde bazı kanser türleri daha erken ve tesadüfen saptanabilirken, düzenli sağlık kontrolü yaptırmayan birçok hasta ise hastalıkla ileri evrede karşı karşıya kalıyor.</p><p><strong>Bu artışın öne çıkan örneklerinden biri de böbrek kanseri. Üroloji uzmanları, böbrek kanserinin çoğu zaman belirti vermeden sessizce ilerlediğine dikkat çekiyor.</strong></p><p><span>‘SON YILLARDA DİKKAT ÇEKEN BİR ARTIŞ YAŞANIYOR’</span></p><p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tolga Akman, böbrek kanserinde son yıllarda dikkat çeken bir artış olduğunu söyledi. Bu artışın önemli bir kısmının hastalığın daha sık görüntüleme yöntemleriyle yakalanmasından kaynaklandığının altını çizen Prof. Dr. Akman, şöyle devam etti:</p><p><strong>“Günlük pratiğimizde, başka bir nedenle yapılan ultrason ya da tomografilerde rastlantısal olarak saptanan böbrek kitlelerinin sayısı oldukça arttı. Buna karşın bazı hastalarda tümörün uzun süre kontrolsüz şekilde büyüdüğünü, tanı anında ileri evreye ulaştığını da görüyoruz. Özellikle düzenli sağlık kontrolü yaptırmayan hastalarda bu durum daha belirgin.”</strong></p><section><p>Saptanma oranında belirgin bir yükseliş görüyoruz. Bunun temel nedeni; ultrason, tomografi ve MR’ın daha yaygın ve erken kullanılması. Ancak sahada dikkat çeken nokta, bazı hastaların tanı anında tümörün beklenenden daha büyük ya da çevre dokulara yayılmış olması. Bu da çoğu zaman hastalığın uzun süre fark edilmeden ilerlemesinden kaynaklanıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde kontrollerin aksaması, geç başvurular ve eşlik eden kronik hastalıklar bu tabloyu daha görünür hale getirdi.</p><p><span>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Balcı</span></p></section><p><strong><span>1- BÖBREK KANSERİ NEDEN UZUN SÜRE BELİRTİ VERMEDEN İLERLİYOR? </span></strong></p><p>Prof. Dr. Tolga Akman, “Böbrek kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerler çünkü böbrek, tümör büyümesine uzun süre tolere edebilen bir organ. Ağrı reseptörlerinin sınırlı olması ve böbreğin anatomik konumu nedeniyle hastalık erken dönemde sinyal vermez” dedi.</p><p>Prof. Dr. Melih Balcı ise “Böbrekler vücutta derin yerleşimli organlar olduğu için, içlerinde gelişen kitleler uzun süre çevre dokulara baskı yapmadan büyüyebiliyor. Ayrıca böbrek dokusu ağrıya duyarlı değildir. Bu nedenle tümör belirli bir boyuta ulaşana ya da idrar yollarına, damar yapılarına veya çevre organlara temas edene kadar hasta hiçbir şey hissetmeyebiliyor. Bu sessiz ve yavaş ilerleyiş, böbrek kanserinin ‘sinsi’ olarak tanımlanmasının en önemli nedeni” şeklinde konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69809a652520fa28870ace4a.jpg" alt="Böbrek Kanseri"> </p><p><span><strong>2- HASTALAR GENELLİKLE HANGİ ŞİKÂYETLE DOKTORA BAŞVURUYOR?</strong></span></p><p>“Günümüzde hastaların önemli bir kısmı hiçbir şikâyeti yokken, başka bir nedenle yapılan görüntülemede tesadüfen tanı alıyor” diyen Prof. Dr. Melih Balcı, belirti veren hastalara dair ise şu bilgilerin altını çizdi: <strong>“İdrarda kan görme, yan ağrısı, karın veya bel bölgesinde ele gelen kitle, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik ve kansızlık ön plana çıkıyor. İleri evrede ateş, gece terlemesi ve kemik ağrıları da tabloya eklenebiliyor.”</strong></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69809abb2520fa28870ace50.jpg" alt="Böbrek Kanseri Belirtileri"> </p><p><span><strong>3- AİLE ÖYKÜSÜ OLMAYAN BİREYLERDE HANGİ RİSK FAKTÖRLERİ ÖNEMLİDİR? </strong></span></p><p>Böbrek kanserinin yalnızca genetik yatkınlığı olan kişilerde görülmediğini ifade eden Prof. Dr. Tolga Akman, <strong>“Sigara kullanımı, fazla kilo, yüksek tansiyon, uzun süreli ağrı kesici kullanımı ve kronik böbrek hastalığı önemli risk faktörleri. Diyaliz hastalarında ise böbrek dokusu uzun yıllar boyunca hasara uğrar, yapısal bozulmalar ve kistik değişiklikler gelişir. Bu kronik süreç, kanser gelişimi için uygun bir zemin oluşturur”</strong> dedi.</p><p>Özellikle sigaranın böbrek kanseri için en güçlü risk faktörlerinden biri olduğunu ve riskin doza bağımlı olarak arttığının altını çizen Prof. Dr. Melih Balcı, <strong>“Obezite, hormonal ve metabolik değişiklikler üzerinden böbrek dokusunu olumsuz etkiler. Hipertansiyon ise hem doğrudan hem de kullanılan bazı ilaçlar aracılığıyla riski artırabilir. Bu üç faktör bir arada olduğunda risk belirgin şekilde yükselir ve hastalık daha agresif seyredebilir”</strong> şeklinde konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69809ad92520fa28870ace52.jpg" alt="Böbrek Kanseri Risk Faktörleri"> </p><p><span><strong>4- HANGİ YAŞ GRUBUNDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR? KADIN-ERKEK FARKI VAR MI?</strong></span></p><p>Bu soruma Prof. Dr. Tolga Akman, “Böbrek kanseri en sık 50 yaş sonrası dönemde görülür. Erkeklerde kadınlara göre daha yaygındır. Genel toplum için rutin tarama önerilmez; ancak risk grubundaki bireylerde düzenli ultrason kontrolleri erken tanı açısından oldukça değerlidir. Çocukluk çağında görülen böbrek tümörleri ise erişkin böbrek kanserlerinden farklı özellikler taşır ve nadirdir” cevabını verdi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69809b1d2520fa28870ace59.jpg" alt="Böbrek Kanseri ve Yaş Grubu"> </p><p><span><strong>5- TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR VE İLERİ EVREDE ÖLÜMCÜL OLABİLİR Mİ?</strong></span></p><p>Prof. Dr. Melih Balcı, <strong>“Hastalık erken evrede yakalanırsa, böbreği koruyan cerrahiler günümüzde oldukça yaygın ve başarılı. Tümörün boyutu ve yerleşimine göre sadece tümör çıkarılabilir”</strong> dedi ve ekledi:</p><p>“İleri evrede ise bazen böbreğin tamamının alınması gerekebilir. Metastatik hastalıkta ise cerrahiye ek olarak akıllı ilaçlar ve immünoterapiler (Kanser tedavi sürecinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için uygulanan ve yararlanılan bir yöntem) devreye girer. <strong>Ne yazık ki ileri evrede tanı alan ve tedaviye geç başlanan vakalarda ölümle sonuçlanan tablolar görülebilir. Ancak erken tanı, bu hastalıkta yaşam süresini ve kalitesini dramatik biçimde artırır.”</strong></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/">Dikkat: Sincisi ilerliyor! Artan vaka sayısı endişelendirdi… Belirtileri neler, kimler risk altında?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/dikkat-sincisi-ilerliyor-artan-vaka-sayisi-endiselendirdi-belirtileri-neler-kimler-risk-altinda/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#8216;İklim kimliği&#8217; &#231;&#246;k&#252;yor! Batı Karadeniz ve Marmara i&#231;in korkutan uyarı&#8230; Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</title><link>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Fri, 24 Apr 2026 03:17:21 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Batı Karadeniz]]></category><category><![CDATA[Hava durumu]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category><category><![CDATA[iklim krizi]]></category><category><![CDATA[iklim modelleme]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/</guid><description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde gözlenen çevresel değişimler, yalnızca küresel ölçekte değil, bölgesel iklim özelliklerinde de belirgin dönüşümlere yol açıyor. Sıcaklık dengelerindeki kaymalar, yağış rejimlerindeki düzensizlikler ve ekosistemler üzerindeki artan baskı, birçok bölgenin alışılmış iklim yapısını yeniden tanımlıyor. Özellikle ülkemizde Batı Karadeniz, bu dönüşüm sürecinin etkilerini giderek daha görünür şekilde hissetmeye başlayan bölgeler arasında yer alıyor. [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/">‘İklim kimliği’ çöküyor! Batı Karadeniz ve Marmara için korkutan uyarı… Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde gözlenen çevresel değişimler, yalnızca küresel ölçekte değil, bölgesel iklim özelliklerinde de belirgin dönüşümlere yol açıyor. Sıcaklık dengelerindeki kaymalar, yağış rejimlerindeki düzensizlikler ve ekosistemler üzerindeki artan baskı, birçok bölgenin alışılmış iklim yapısını yeniden tanımlıyor. <strong>Özellikle ülkemizde Batı Karadeniz, bu dönüşüm sürecinin etkilerini giderek daha görünür şekilde hissetmeye başlayan bölgeler arasında yer alıyor.</strong></p><p><span><strong>‘BÖLGENİN İKLİM KİMLİĞİNDE KÖKLÜ BİR KIRILMA YAŞANACAK’</strong></span></p><p>Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor. </p><p>Bölgede ortalama sıcaklıkların büyük ölçüde artması, nemli alanların daralması ve yağışların giderek düzensizleşmesi bekleniyor. <strong>İklim değişikliği araştırmacısı çevre mühendisi Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre bu değişim, bölgenin iklim kimliğinde köklü bir kırılmaya işaret ediyor.</p><p><span>ORTALAMA SICAKLIKLAR 8-10 DERECEDEN 20-22 DERECEYE ÇIKACAK</span></p><p></strong>Emisyonların yüksek seyrettiği olumsuz senaryoda ise ilerleyen yıllarda bölgenin ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına ulaşabileceği tahmin ediliyor. <strong>Çalışmanın yazarlarından orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, böyle bir artışın, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha fazla buharlaşma ve daha yüksek yangın riski anlamına geleceğini vurguladı.<br /></strong></p><section><p>Yapılan çalışma, iklim değişikliği araştırmalarında kullanılan, 1988’de kurulan ve bu alandaki en güvenilir kaynaklardan biri olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli tarafından geliştirilen gelecek senaryolarına dayanıyor. Araştırmada, orta düzey bir gelecek öngören SSP2-4.5 ile yüksek emisyon ve olumsuz sonuçlar içeren SSP5-8.5 senaryoları kullanıldı. Bu senaryolar; nüfus, ekonomi, enerji kullanımı, politikalar ve insan davranışları gibi birçok değişkene bağlı varsayımlar içeriyor.</p></section><p>Tüm bu bilgiler ışığında akla gelen sorular şunlar: <strong></p><p></strong><em> Batı Karadeniz ’de ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına çıkabileceği öngörüsü bölgedeki iklimi nasıl değiştirebilir? Bu bulgular yalnızca Batı Karadeniz’e mi özgü, yoksa benzer bir eğilim Orta ve Doğu Karadeniz bölgeleri için de geçerli olabilir mi? En önemlisi Marmara’yı hangi tehlikeler bekliyor?</em><strong></p><p></strong>Konuyu çalışmanın yazarlarından Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar</strong> ile mercek altına aldık.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e615190c50728add7f1208.jpg"></img> </p><p><span><strong>BATI KARADENİZ’İN ORANLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜNDÜRÜCÜ</strong></span></p><p>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, söz konusu artış tahminlerinin en kötümser senaryolardan biri olan <strong>SSP5-8.5’e ve 2100 yılı projeksiyonlarına</strong> dayandığını belirtti. Işınkaralar, kullanılan iklim modellerine girilen parametreler sayesinde Türkiye’nin farklı bölgelerine yönelik ayrı ayrı tahminler üretilebildiğini vurguladı. </p><p>Bu kapsamda ülkede bölgesel ölçekte çeşitli araştırmalar yürütüldüğünü ifade eden Işınkaralar, özellikle Batı Karadeniz’in artış oranları açısından dikkat çeken bir örnek olduğunu kaydetti.</p><p>SSP5-8.5 senaryosunun, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından <strong>‘fosil yakıt odaklı hızlı kalkınma dünyası’</strong> olarak tanımlandığını hatırlatan Işınkaralar, bu senaryoda ekonomik refah artarken çevresel unsurların ciddi şekilde ihmal edildiğini dile getirdi. Uluslararası anlaşmaların etkisiz kaldığı bu tabloda, Grönland buz tabakasının erimesi gibi geri dönüşü olmayan eşiklerin aşılmasının öngörüldüğünü söyledi.</p><p>Küresel ölçekte sıcaklık artışının yaklaşık 4 ila 5 dereceye ulaşabileceğini belirten Işınkaralar, bazı bölgelerde ise bu artışın 6 ila 10 derece ve üzerine çıkabileceğini, bunun da ölümcül sıcak hava dalgalarına yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca milyonlarca insanın iklim kaynaklı göç riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti. <strong>Işınkaralar, Batı Karadeniz ölçeğinde öngörülen değişimlerin doğrudan bu senaryo koşullarına bağlı olarak şekillendiğini ve bugün bölgede 8-10 derece aralığında olan ortalama sıcaklıkların 20-22 derece bandına ulaşabileceğini sözlerine ekledi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e6153f0c50728add7f120e.jpg"></img> <br /><span><br />DÜZENSİZ VE EKSTREM OLAYLARDA ARTIŞ GÖRÜLECEK<br /></span><br /><span><em>Bölgede hem kuraklaşma hem de şiddetli yağış ve sel riskinin artacağı belirtiliyor. Bu iki zıt gibi görünen sürecin aynı anda güçlenmesini hangi atmosferik mekanizmalar açıklıyor?</em></span></p><p></strong>“Uzun kuru dönemler kuraklığı, kısa ama aşırı yağışlar ani sel riskini beraberinde getir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, <strong>“Buna aşırı hava olayları veya iklim aşırılıklarının artması denir. Düzensizlikler nedeniyle aynı yıl içerisinde hem kuraklık hem sel görülebilir. Dünya ısındıkça atmosfer daha fazla su taşır ama bu su eşit ve sürekli olarak yeryüzüne inmez. Hava sistemleri pek çok dinamiğin etkisindedir. Bu nedenle de düzensiz ve ekstrem olaylarda artış görülür. Batı Karadeniz’de beklenen durum da tam olarak bu…”</strong> ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e6155c0c50728add7f1211.jpg"></img> </p><p><span><strong>BU DEĞİŞİM GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR Mİ?</strong></span></p><p><span><em><strong>Batı Karadeniz’de ‘çok nemli alanların kaybolması’ ve yüzde 40+ kuraklaşma öngörüsü, orman ekosistemleri, tarım desenleri ve su kaynakları açısından hangi kritik eşik noktalarının aşılması anlamına geliyor?</strong></em></span> </p><p>Bu değişim geri döndürülebilir mi yoksa ‘yeni iklim rejimi’ kalıcı bir kırılma mı oluşturur? “Kötümser bakış açısı yani SSP 5-8.5, kritik eşiklerin zorlandığı bir oluşuma işaret eder. Yeni yapıya sistemin yavaş yavaş değil, bir anda geçmesi anlamına gelir. Bu durum orman ekosisteminin kendini yenileyemeyeceği boyutlara ulaşabilir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, şöyle devam etti:</p><p>“Özellikle nem isteyen türlerin kaybolması veya yer değiştirmesi yaşanabilir. Karadeniz ormanlarının seyreldiği ve biyoçeşitliliğin azaldığı bir desen oluşabilir. Burada önemli olan su stres eşiği olabilir. Bitkiler büyüme döneminde eğer yeterli su almazlarsa verim düşüşü kalıcı hale gelebilir. Tarımın ekonomik olarak sürdürülemez hale gelmesi ihtimali, öncelikli olarak tartışılması gereken bir konu.”</p><p><span><strong>TÜM ÖNGÖRÜLER ORTA VE DOĞU KARADENİZ İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?</strong></span></p><p>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar bu soruma, “Detaylandırdığımız araştırmamız sadece Batı Karadeniz’e odaklansa da Orta ve Doğu Karadeniz’de de benzer risk var” cevabını verdi ve ekledi:</p><p>“Çünkü yağış azalmasından çok, yağışın ‘daha düzensiz ve aşırı’ hale gelmesi sorun yaratır. Özellikle doğu Karadeniz bölgesinde sel riski ve ekosistem değişimi daha yüksek olarak gözlenebilir. Yaz kuraklığı ve tarım etkisi ise orta Karadeniz bölgesinde temel risk kategorileridir.”</p><p><span><strong>MARMARA’DA DA DURUM KRİTİK!</strong></span></p><p><span><em><strong>Batı Karadeniz’deki bu durum Marmara için de düşündürücü. Çalışma alanında Marmara olmasa da benzer sıcaklık dönüşümü Marmara için de görülebilir mi? </strong></em></span></p><p>Marmara’da iklim riskinin sadece ‘hava değişimi’ olmadığını, yoğun nüfus ve altyapı nedeniyle etkilerin çok daha büyük olduğunun altını çizen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, <strong>“Kentleşmenin daha hızlı olduğu özellikle İstanbul gibi şehirlerde sıcak hava dalgalarının sağlık riski oluşturması şimdiden önlem alınması gereken konulardan biri”</strong> dedi.</p><p>“Yağış şiddeti kısa sürede çok yağış düşmesine sebep olur. Bunun sonucunda şehir selleri veya metro, yol gibi altyapı taşkınları mal ve can kaybıyla sonuçlanabilecek afetler oluşmasına neden olabilir” diyen Işınkaralar, <strong>“Yaz aylarında yoğun nüfusun su talebini yönetmek zorlaşabilir. Doğrudan uygulamaya yönelik adaptasyon stratejileri üretmek ve eylem planları oluşturmak Marmara için kritik”</strong> ifadelerini kullandı.<strong><br /></strong></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/">‘İklim kimliği’ çöküyor! Batı Karadeniz ve Marmara için korkutan uyarı… Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#8216;İklim kimliği&#8217; &#231;&#246;k&#252;yor! Batı Karadeniz ve Marmara i&#231;in korkutan uyarı&#8230; Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</title><link>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Fri, 24 Apr 2026 03:17:08 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Batı Karadeniz]]></category><category><![CDATA[Hava durumu]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category><category><![CDATA[iklim krizi]]></category><category><![CDATA[iklim modelleme]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/</guid><description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde gözlenen çevresel değişimler, yalnızca küresel ölçekte değil, bölgesel iklim özelliklerinde de belirgin dönüşümlere yol açıyor. Sıcaklık dengelerindeki kaymalar, yağış rejimlerindeki düzensizlikler ve ekosistemler üzerindeki artan baskı, birçok bölgenin alışılmış iklim yapısını yeniden tanımlıyor. Özellikle ülkemizde Batı Karadeniz, bu dönüşüm sürecinin etkilerini giderek daha görünür şekilde hissetmeye başlayan bölgeler arasında yer alıyor. [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/">‘İklim kimliği’ çöküyor! Batı Karadeniz ve Marmara için korkutan uyarı… Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde gözlenen çevresel değişimler, yalnızca küresel ölçekte değil, bölgesel iklim özelliklerinde de belirgin dönüşümlere yol açıyor. Sıcaklık dengelerindeki kaymalar, yağış rejimlerindeki düzensizlikler ve ekosistemler üzerindeki artan baskı, birçok bölgenin alışılmış iklim yapısını yeniden tanımlıyor. <strong>Özellikle ülkemizde Batı Karadeniz, bu dönüşüm sürecinin etkilerini giderek daha görünür şekilde hissetmeye başlayan bölgeler arasında yer alıyor.</strong></p><p><span><strong>‘BÖLGENİN İKLİM KİMLİĞİNDE KÖKLÜ BİR KIRILMA YAŞANACAK’</strong></span></p><p>Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor. </p><p>Bölgede ortalama sıcaklıkların büyük ölçüde artması, nemli alanların daralması ve yağışların giderek düzensizleşmesi bekleniyor. <strong>İklim değişikliği araştırmacısı çevre mühendisi Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre bu değişim, bölgenin iklim kimliğinde köklü bir kırılmaya işaret ediyor.</p><p><span>ORTALAMA SICAKLIKLAR 8-10 DERECEDEN 20-22 DERECEYE ÇIKACAK</span></p><p></strong>Emisyonların yüksek seyrettiği olumsuz senaryoda ise ilerleyen yıllarda bölgenin ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına ulaşabileceği tahmin ediliyor. <strong>Çalışmanın yazarlarından orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, böyle bir artışın, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha fazla buharlaşma ve daha yüksek yangın riski anlamına geleceğini vurguladı.<br /></strong></p><section><p>Yapılan çalışma, iklim değişikliği araştırmalarında kullanılan, 1988’de kurulan ve bu alandaki en güvenilir kaynaklardan biri olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli tarafından geliştirilen gelecek senaryolarına dayanıyor. Araştırmada, orta düzey bir gelecek öngören SSP2-4.5 ile yüksek emisyon ve olumsuz sonuçlar içeren SSP5-8.5 senaryoları kullanıldı. Bu senaryolar; nüfus, ekonomi, enerji kullanımı, politikalar ve insan davranışları gibi birçok değişkene bağlı varsayımlar içeriyor.</p></section><p>Tüm bu bilgiler ışığında akla gelen sorular şunlar: <strong></p><p></strong><em> Batı Karadeniz ’de ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına çıkabileceği öngörüsü bölgedeki iklimi nasıl değiştirebilir? Bu bulgular yalnızca Batı Karadeniz’e mi özgü, yoksa benzer bir eğilim Orta ve Doğu Karadeniz bölgeleri için de geçerli olabilir mi? En önemlisi Marmara’yı hangi tehlikeler bekliyor?</em><strong></p><p></strong>Konuyu çalışmanın yazarlarından Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar</strong> ile mercek altına aldık.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e615190c50728add7f1208.jpg"></img> </p><p><span><strong>BATI KARADENİZ’İN ORANLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜNDÜRÜCÜ</strong></span></p><p>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, söz konusu artış tahminlerinin en kötümser senaryolardan biri olan <strong>SSP5-8.5’e ve 2100 yılı projeksiyonlarına</strong> dayandığını belirtti. Işınkaralar, kullanılan iklim modellerine girilen parametreler sayesinde Türkiye’nin farklı bölgelerine yönelik ayrı ayrı tahminler üretilebildiğini vurguladı. </p><p>Bu kapsamda ülkede bölgesel ölçekte çeşitli araştırmalar yürütüldüğünü ifade eden Işınkaralar, özellikle Batı Karadeniz’in artış oranları açısından dikkat çeken bir örnek olduğunu kaydetti.</p><p>SSP5-8.5 senaryosunun, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından <strong>‘fosil yakıt odaklı hızlı kalkınma dünyası’</strong> olarak tanımlandığını hatırlatan Işınkaralar, bu senaryoda ekonomik refah artarken çevresel unsurların ciddi şekilde ihmal edildiğini dile getirdi. Uluslararası anlaşmaların etkisiz kaldığı bu tabloda, Grönland buz tabakasının erimesi gibi geri dönüşü olmayan eşiklerin aşılmasının öngörüldüğünü söyledi.</p><p>Küresel ölçekte sıcaklık artışının yaklaşık 4 ila 5 dereceye ulaşabileceğini belirten Işınkaralar, bazı bölgelerde ise bu artışın 6 ila 10 derece ve üzerine çıkabileceğini, bunun da ölümcül sıcak hava dalgalarına yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca milyonlarca insanın iklim kaynaklı göç riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti. <strong>Işınkaralar, Batı Karadeniz ölçeğinde öngörülen değişimlerin doğrudan bu senaryo koşullarına bağlı olarak şekillendiğini ve bugün bölgede 8-10 derece aralığında olan ortalama sıcaklıkların 20-22 derece bandına ulaşabileceğini sözlerine ekledi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e6153f0c50728add7f120e.jpg"></img> <br /><span><br />DÜZENSİZ VE EKSTREM OLAYLARDA ARTIŞ GÖRÜLECEK<br /></span><br /><span><em>Bölgede hem kuraklaşma hem de şiddetli yağış ve sel riskinin artacağı belirtiliyor. Bu iki zıt gibi görünen sürecin aynı anda güçlenmesini hangi atmosferik mekanizmalar açıklıyor?</em></span></p><p></strong>“Uzun kuru dönemler kuraklığı, kısa ama aşırı yağışlar ani sel riskini beraberinde getir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, <strong>“Buna aşırı hava olayları veya iklim aşırılıklarının artması denir. Düzensizlikler nedeniyle aynı yıl içerisinde hem kuraklık hem sel görülebilir. Dünya ısındıkça atmosfer daha fazla su taşır ama bu su eşit ve sürekli olarak yeryüzüne inmez. Hava sistemleri pek çok dinamiğin etkisindedir. Bu nedenle de düzensiz ve ekstrem olaylarda artış görülür. Batı Karadeniz’de beklenen durum da tam olarak bu…”</strong> ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e6155c0c50728add7f1211.jpg"></img> </p><p><span><strong>BU DEĞİŞİM GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR Mİ?</strong></span></p><p><span><em><strong>Batı Karadeniz’de ‘çok nemli alanların kaybolması’ ve yüzde 40+ kuraklaşma öngörüsü, orman ekosistemleri, tarım desenleri ve su kaynakları açısından hangi kritik eşik noktalarının aşılması anlamına geliyor?</strong></em></span> </p><p>Bu değişim geri döndürülebilir mi yoksa ‘yeni iklim rejimi’ kalıcı bir kırılma mı oluşturur? “Kötümser bakış açısı yani SSP 5-8.5, kritik eşiklerin zorlandığı bir oluşuma işaret eder. Yeni yapıya sistemin yavaş yavaş değil, bir anda geçmesi anlamına gelir. Bu durum orman ekosisteminin kendini yenileyemeyeceği boyutlara ulaşabilir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, şöyle devam etti:</p><p>“Özellikle nem isteyen türlerin kaybolması veya yer değiştirmesi yaşanabilir. Karadeniz ormanlarının seyreldiği ve biyoçeşitliliğin azaldığı bir desen oluşabilir. Burada önemli olan su stres eşiği olabilir. Bitkiler büyüme döneminde eğer yeterli su almazlarsa verim düşüşü kalıcı hale gelebilir. Tarımın ekonomik olarak sürdürülemez hale gelmesi ihtimali, öncelikli olarak tartışılması gereken bir konu.”</p><p><span><strong>TÜM ÖNGÖRÜLER ORTA VE DOĞU KARADENİZ İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?</strong></span></p><p>Doç. Dr. Öznur Işınkaralar bu soruma, “Detaylandırdığımız araştırmamız sadece Batı Karadeniz’e odaklansa da Orta ve Doğu Karadeniz’de de benzer risk var” cevabını verdi ve ekledi:</p><p>“Çünkü yağış azalmasından çok, yağışın ‘daha düzensiz ve aşırı’ hale gelmesi sorun yaratır. Özellikle doğu Karadeniz bölgesinde sel riski ve ekosistem değişimi daha yüksek olarak gözlenebilir. Yaz kuraklığı ve tarım etkisi ise orta Karadeniz bölgesinde temel risk kategorileridir.”</p><p><span><strong>MARMARA’DA DA DURUM KRİTİK!</strong></span></p><p><span><em><strong>Batı Karadeniz’deki bu durum Marmara için de düşündürücü. Çalışma alanında Marmara olmasa da benzer sıcaklık dönüşümü Marmara için de görülebilir mi? </strong></em></span></p><p>Marmara’da iklim riskinin sadece ‘hava değişimi’ olmadığını, yoğun nüfus ve altyapı nedeniyle etkilerin çok daha büyük olduğunun altını çizen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, <strong>“Kentleşmenin daha hızlı olduğu özellikle İstanbul gibi şehirlerde sıcak hava dalgalarının sağlık riski oluşturması şimdiden önlem alınması gereken konulardan biri”</strong> dedi.</p><p>“Yağış şiddeti kısa sürede çok yağış düşmesine sebep olur. Bunun sonucunda şehir selleri veya metro, yol gibi altyapı taşkınları mal ve can kaybıyla sonuçlanabilecek afetler oluşmasına neden olabilir” diyen Işınkaralar, <strong>“Yaz aylarında yoğun nüfusun su talebini yönetmek zorlaşabilir. Doğrudan uygulamaya yönelik adaptasyon stratejileri üretmek ve eylem planları oluşturmak Marmara için kritik”</strong> ifadelerini kullandı.<strong><br /></strong></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/">‘İklim kimliği’ çöküyor! Batı Karadeniz ve Marmara için korkutan uyarı… Tehlikeler neler, ne zaman yaşanacak?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/iklim-kimligi-kyor-bati-karadeniz-ve-marmara-iin-korkutan-uyari-tehlikeler-neler-ne-zaman-yasanacak/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Yeni dolandırıcılık taktiği: &#8216;Patates hat&#8217; tehlikesi! &#8216;Bir an d&#252;nyam başıma yıkıldı&#8217;</title><link>https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Wed, 22 Apr 2026 03:53:32 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Dolandırıcılık]]></category><category><![CDATA[dolandırıcılık yöntemleri]]></category><category><![CDATA[e Devlet]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[infaz dosyası]]></category><category><![CDATA[Kişisel Veriler]]></category><category><![CDATA[mesaj dolandırıcılığı]]></category><category><![CDATA[patates hat]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[Siber Suç]]></category><category><![CDATA[yeni yöntemler]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/</guid><description><![CDATA[<p>Son dönemde dolandırıcılık yöntemlerinde dikkat çeken bir değişim yaşanıyor. Uzun süre vatandaşlara gönderilen mesajlarda genellikle bir link yer alıyor ve bu linke tıklanmaması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyordu. Ancak artık dolandırıcılar yöntemi değiştirerek link yerine doğrudan arama yapılmasını isteyen, daha resmî ve ikna edici ifadeler içeren mesajlar göndermeye başladı. Üstelik bu mesajların Türkiye kayıtlı numaralardan gelmesi, [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/">Yeni dolandırıcılık taktiği: ‘Patates hat’ tehlikesi! ‘Bir an dünyam başıma yıkıldı’</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde dolandırıcılık yöntemlerinde dikkat çeken bir değişim yaşanıyor. Uzun süre vatandaşlara gönderilen mesajlarda genellikle bir link yer alıyor ve bu linke tıklanmaması gerektiği konusunda uyarılar yapılıyordu. <strong>Ancak artık dolandırıcılar yöntemi değiştirerek link yerine doğrudan arama yapılmasını isteyen, daha resmî ve ikna edici ifadeler içeren mesajlar göndermeye başladı.</strong></p><p>Üstelik bu mesajların Türkiye kayıtlı numaralardan gelmesi, birçok kişide <strong>‘gerçek olabilir’</strong> algısını güçlendiriyor. <strong>İstanbul’da yaşayan iki kişinin yaşadığı son örnekler ise bu yeni yöntemin ne kadar etkili ve tehlikeli olabileceğini gözler önüne serdi.</strong></p><p> <span>‘BİR AN DÜNYAM BAŞIMA YIKILDI’</span></p><p></strong> <strong>İstanbul’da yaşayan 36 yaşındaki A.O., cep telefonuna gelen bir mesajla kısa süreli büyük bir panik yaşadığını anlattı. Mesajda yer alan <strong>“Dosyanız kesinleşmiş olup infaz aşamasına geçilmiştir. Mağduriyet oluşmaması adına arayınız”</strong> ifadeleri üzerine endişeye kapıldığını belirten A.O., ilk etapta durumun gerçek olabileceğini düşündüğünü söyledi.</strong></p><p> <strong>“Bir an dünyam başıma yıkıldı. ‘Acaba ne borcum var?’ diye büyük bir korkuya kapıldım. Açıkçası ilk anda dolandırıcılık olduğunu düşünmedim. Çünkü bu tip durumlarda genelde yurt dışı kayıtlı numaralar olur ama bu kez numara Türkiye kayıtlıydı. Bu da bana daha gerçekçi geldi. Tam panikle numarayı arayacaktım ama bir an durup ‘Önce resmî kayıtlara bakayım’ dedim ve e-Devlet’e girdim. O an gerçekten çok gergindim.”</strong></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e4740c50728add7f10a5.jpg"></p><p> Yaptığı incelemede herhangi bir dava ya da borç kaydına rastlamadığını söyleyen A.O., <strong>“Baktım ki ne dava var ne de borç&#8230; Aslında böyle bir durumun yok ama insan yine de düşünmeden edemiyor. O an anladım ki bu tamamen bir tuzak. Üstelik adımı da biliyorlar. İsmime kadar ulaşmaları beni ayrıca ürküttü. Benim bilgilerim nasıl bu kadar kolay bulunabiliyor?”</strong> dedi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e48f0c50728add7f10a7.jpg"></p><p> <strong>“İnsan gerçekten panik anında çok daha kolay hata yapabiliyor” diyen A.O.,<strong> “Şimdi sadece şaşkın ve öfkeliyim. İnsanların korkularını bu kadar profesyonelce kullanmaları gerçekten ürkütücü. Bir mesajla insanın psikolojisini bu kadar hızlı etkileyebilmeleri çok düşündürücü”</strong> sözleriyle tepkisini dile getirdi.</strong></p><p><span><strong>‘MESAJDA BAŞKASININ ADI YAZIYORDU AMA YİNE DE ŞÜPHE UYANDIRDI’</strong></span></p><p> Aynı mesaj yine İstanbul’da yaşayan 39 yaşındaki B.S.’ye de geldi. Ancak mesajda B.S.’nin adı yazmıyordu. Bu mesajda da <strong>“Dosyanız kesinleşmiş olup infaz aşamasına geçilmiştir. Mağduriyet oluşmaması adına arayınız”</strong> ifadelerinin yer aldığını söyleyen B.S., <strong>“Bana gelen mesajda direkt benim adım yazılmamıştı, başka bir isim vardı. Ama bu da çok ilginç. Telefon numaramı nereden buluyorlar ya da bu telefon numarasını bana gönderilen isim üzerine kayıtlı olarak mı biliyorlar?”</strong> dedi.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e4cf0c50728add7f10a9.jpg"></p><p> Gelen mesajın ardından daha temkinli davrandığını ifade eden B.S., <strong>“İnsanlar artık sadece isimle değil, psikolojik baskıyla da kandırılmaya çalışılıyor. Bu tarz mesajlar tamamen korku üzerinden kurulmuş tuzaklar”</strong> sözleriyle uyarıda bulundu.</p><p><span><strong>‘PATATES HAT OLARAK TABİR EDİLEN NUMARALAR KULLANILIYOR’</strong></span></p><p> <span><strong><em>İki örnekte de en çok dikkatimi çeken Türkiye kayıtlı numaraların kullanılması oldu. Çünkü, bu tarz olaylarda genelde yurt dışı kayıtlı numara kullanılırdı. Doğal olarak, ilk bakışta dolandırıcılık olduğu anlaşılabilirdi. Bu sefer yerel numaralarla nasıl bir yol izleniyor?</em></strong></span></p><p> Türkiye kayıtlı numaraların kullanımı, siber suç şebekelerinin <strong>‘yabancılık bariyerini’</strong> aşarak doğrudan vatandaşın yerel güven algısını hedef aldığı stratejik bir yöntem değişikliği olduğunu söyleyen Siber Suç Uzmanı Avukat Dr. Ceren Küpeli, <strong>“Eskiden siber suçlarda yabancı ülke kodlu (+212, +234 gibi) numaralar kullanılırken, günümüzde yerel (+90) numaraların, özellikle de VOIP (internet tabanlı ses) teknolojileriyle sağlanan sanal hatların veya üçüncü şahıslar adına açılmış ‘patates hat’ olarak tabir edilen numaraların kullanıldığını görüyoruz”</strong> dedi.</p><p> “Bu tür aramalar da maalesef mağdurlar nezdinde inandırıcılığı kuvvetlendiriyor. Hukuki ve operasyonel açıdan bu yöntem, suçun asıl faili ile eylem arasında <strong>‘ara katmanlar’</strong> oluşturarak faillerin kimliklerini gizlemeyi ve kolluk kuvvetlerinin teknik takibini zorlaştırmayı amaçlıyor. Neticede dolandırıcılar, yerel numaraların sağladığı <strong>‘tanıdıklık’</strong> hissini bir silah olarak kullanarak, mağdurun savunma mekanizmasını henüz mesajın ilk saniyesinde devre dışı bırakmayı başarıyor.”</p><p><span><strong>BUNLARA DİKKAT!</strong></span></p><p> <span><em><strong>Genelde böyle tuzaklarda bir link olur, bu sefer link yok, direkt arayın deniyor. Peki, arayınca nasıl bir tuzak işliyor?</strong></em></span></p><p> Dr. Ceren Küpeli, <strong>“Arama akabinde, mağdura ait bazı gerçek kişisel bilgiler paylaşılarak mağdur nezdinde inandırıcılık sağlanmaya çalışılıyor”</strong> dedi. Böyle bir mesajla karşılaşan vatandaşların yapacağı mesajdaki numarayı asla aramamak ve panikle hareket etmemek olduğunu söyleyen Küpeli, şöyle devam etti:</p><p> <strong>“Türkiye’de vatandaşlara yönelik adli süreçlere ilişkin bilgilendirmeler SMS ile değil, resmî tebligat yoluyla elinize ulaşan resmî fiziki postayla sağlanır.</strong> Vatandaşlarımız, adlarına açılan davaları sorgulamak için e-Devlet uygulamasına bakmalı. Kişilerin, dava ve icra takibi gibi konularla ilgili çekinceleri olduğunda e-Devlet üzerindeki <strong>‘UYAP Vatandaş Portalı’ndan</strong> dava ve icra takibi olarak ayrı ayrı sorgulayarak dosyalarına ilişkin bu kanaldan bilgi alabilir.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e95b0c50728add7f10ca.jpg"><br /> <strong><span>NASIL BİR YOL İZLENMELİ?</span><br /></strong> Dr. Ceren Küpeli, böyle bir mesajla karşılaşan kişilerin atması gereken ilk adımın kritik olduğunu vurgulayarak, <strong>“Bu numaralar üzerinden gerçekleştirilen her temas, dolandırıcıya mağdurun manipüle edilebilir olduğuna dair bir veri seti sunar”</strong> dedi.</p><p> Örneğin dolandırıcılık nedeniyle para gönderen kişilerin ise vakit kaybetmeden hukuki yollara başvurması gerektiğini belirten Küpeli,<strong> “Eğer bu yöntemle mağduriyet yaşandıysa, tüm iletişimler ve para transferleri delillendirilerek Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmalıdır”</strong> ifadelerini kullandı.</p><p> Başvurular sonrasında teknik incelemelerin devreye girdiğini aktaran Küpeli, sürece ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Yapılan incelemelerle kullanılan hattın gerçek sahibi, sinyal bilgileri yani HTS kayıtları ve para transferi varsa IBAN hareketleri takip edilerek şüphelilerin kimlik tespiti yapılır ve kamu davası açılır.”</p><p><span><strong>‘BELGEDE SAHTECİLİK VAKALARININ ARTTIĞINI GÖZLEMLİYORUZ’</strong></span></p><p> Bu noktada en önemli sorulardan biri de şu: <span><em><strong>Dolandırıcılar, kişilerin ad-soyad ve telefon bilgilerine nasıl ulaşıyor olabilir?</strong></em></span></p><p> “Dolandırıcıların kişilere doğrudan isimleriyle hitap etmesi ve işledikleri suç esnasında birçok güncel ve gerçek kişisel verilerimizi bize karşı kullanabiliyor olmaları, siber suçlarla mücadelede en zayıf noktamız” diyen Dr. Ceren Küpeli, şu önemli bilgilerin altını çizdi:</p><p> <strong>&#8212; Maalesef internet ortamına sızmış önemli mahiyetteki kişisel verilerimiz mevcut.</strong> Sızdırılmış kişisel verilerimiz birey bazında böyle suç mağduriyetlerine sebep olurken, bu verilerin bir bütün olarak yabancı devletler tarafından devletimiz aleyhine kullanılma riski de bulunuyor. </p><p> <strong>&#8212; Sızdırılmış bu verilerle belgede sahtecilik vakalarının da arttığını gözlemliyoruz. Bu mesele çok katmanlı olarak kamu zararı oluşturuyor.</strong> Kişisel verilerimizi sızdıran kişi ve kuruluşların; bu verilere erişen ya da bunları kullanan gerçek ve tüzel kişilerle birlikte, etkili ve caydırıcı cezalarla yargılanmasını umuyoruz. Bu olayların ise tekrarlanmayan bir sızıntı vakası olarak tarihe geçmesini diliyoruz.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e9690c50728add7f10cc.jpg"></p><p> <span><strong>‘AĞIR YAPTIRIMLARI VAR VE BİRDEN FAZLA SUÇUN BİRLEŞTİĞİ VAKALAR OLUYOR’</strong></span></p><p> Bu tür sahte <strong>‘infaz dosyası’</strong> mesajlarının, Türk Ceza Kanunu (TCK) bağlamında oldukça ağır yaptırımları olan ve birden fazla suçun birleştiği vakalar olduğuna değinen Dr. Ceren Küpeli,<strong> “Eylemin temel hukuki nitelendirmesi; bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçudur. Zira fail, teknolojik imkanları kullanarak mağdurun iradesini sakatlamakta ve haksız bir menfaat temin etmektedir”</strong> dedi ve ekledi:</p><p>“Bunun yanı sıra, kişilerin rızası dışında isim ve telefon bilgilerinin kullanılması TCK madde136 kapsamında <strong>‘Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme ve Yayma’</strong> suçunu da oluşturur. Adli makamlarda, özellikle <strong>‘uzlaşma dosya masrafı’</strong> veya <strong>‘yasa dışı bahis cezası’</strong> temalı benzer binlerce dosya mevcut olup, Yargıtay’ın bu tür nitelikli dolandırıcılık vakalarında hapis cezalarının alt sınırdan uzaklaşarak verilmesi yönünde çok net içtihatları bulunuyor.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e5e98a0c50728add7f10ce.jpg"></p><p> <span><strong>DOLANDIRICILAR KOLAYCA YAKALANABİLİYOR MU?<br /></strong></span> Dolandırıcıların yakalanması noktasında siber suçlarla mücadele birimlerinin dijital ayak izleri ve mali trafiği titizlikle takip ettiğinin altını çizen Dr. Ceren Küpeli, “HTS kayıtları (arama ve sinyal trafiği) ile IP adreslerinin incelenmesi, faillerin kullandığı sanal ağların veya ‘patates hatların’ arkasındaki gerçek kişilere ulaşılmasını sağlar. Ayrıca, MASAK ile koordineli yürütülen çalışmalar sayesinde paranın izi sürülerek, ‘mule’ (kurye) olarak tabir edilen kiralık hesap sahipleri ve organizasyonun üst kademeleri tespit edilebiliyor. <strong>Her ne kadar failler parayı kripto varlıklara veya yurt dışı hesaplarına aktararak izlerini kaybettirmeye çalışsalar da emniyetin düzenlediği şafak operasyonları ve teknik takip kapasitesi, bu siber suç örgütlerinin ‘dokunulmaz’ olmadığını ve hukuki yaptırımlardan kaçamayacağını düzenli olarak kanıtlıyor”</strong> şeklinde konuştu.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/">Yeni dolandırıcılık taktiği: ‘Patates hat’ tehlikesi! ‘Bir an dünyam başıma yıkıldı’</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/yeni-dolandiricilik-taktigi-patates-hat-tehlikesi-bir-an-dnyam-basima-yikildi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>&#8216;Benim hakkım daha fazla&#8217; tartışması: Apartmanlarda otopark krizi! Nasıl bir yol izlenmeli? &#8216;&#199;ok &#246;nemli bir detay atlanıyor&#8217;</title><link>https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 03:23:09 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[apartman yönetimi]]></category><category><![CDATA[araç park sorunu]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[kat mülkiyeti]]></category><category><![CDATA[kiracı hakları]]></category><category><![CDATA[ortak alan kullanımı]]></category><category><![CDATA[Otopark sorunu]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/</guid><description><![CDATA[<p>İstanbul’da artan araç sayısı, yalnızca sokaklarda değil, apartmanların içinde de yeni bir krizi beraberinde getirdi. Özellikle son dönemde sosyal medyada paylaşılan şikâyetler ve benzer paylaşımlar, site ve apartman otoparklarının kullanımına ilişkin sorunların giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Pek çok paylaşımda, bazı binalarda birden fazla araca sahip olan daire sakinlerinin ortak alanları daha yoğun kullandığı, [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/">‘Benim hakkım daha fazla’ tartışması: Apartmanlarda otopark krizi! Nasıl bir yol izlenmeli? ‘Çok önemli bir detay atlanıyor’</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da artan araç sayısı, yalnızca sokaklarda değil, apartmanların içinde de yeni bir krizi beraberinde getirdi. Özellikle son dönemde sosyal medyada paylaşılan şikâyetler ve benzer paylaşımlar, site ve apartman otoparklarının kullanımına ilişkin sorunların giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.</p><p>Pek çok paylaşımda, bazı binalarda birden fazla araca sahip olan daire sakinlerinin ortak alanları daha yoğun kullandığı, bu durumun ise diğer kat maliklerinin otoparktan eşit şekilde yararlanmasını zorlaştırdığı ifade ediliyor. Nitekim oturduğum binanın hemen yanındaki apartmanda, birkaç gün önce otopark kullanımı nedeniyle komşular arasında bir tartışma yaşandığına tanık oldum.</p><p>Bu noktada akla gelen ilk soru şu: <strong>Kat mülkiyeti mevzuatına göre, otopark alanlarının dairelere tahsis edilme şekli nasıl belirleniyor ve bu tahsis ‘kalıcı kullanım hakkı’ haline gelebilir mi?</strong></p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ddf199131f7a66514072d9.jpg" alt="Otopark Krizi"> </p><p><strong>OTOPARK KONUSUNDA ÇOK KRİTİK BİR DETAY VAR</strong></p><p>Gayrimenkul Hukuku Uzmanı Avukat Ali Güvenç Kiraz, öncelikle ortak alanlarla ilgili ayrıma dikkat çekerek, şu önemli bilgilerin altını çizdi: “Ortak alanlar, aksi hüküm olmadıkça tüm kat maliklerinin ortak kullanımlarına ait alanlardır. Otoparklar, sığınaklar, bahçeler, asansörler, merdivenler, apartman/site girişleri ortak alanlardan bir kısmı olarak sayılabilir. <strong>Ancak ortak alanlarda mutlak ortak alan ve nisbi ortak alan ayrımı vardır.</strong> Mutlak ortak alanlar, tüm kat maliklerine ait tahsis asla yapılamayacak alanlardır (Sığınak, asansör vb gibi). Nisbi ortak alanlarda projesi itibariyle o bağımsız bölüme ait olan veya yönetim planıyla tahsis edilebilir alanlardır (otoparklar veya daire önü bahçe alanları bazı bağımsız bölümlere yönetim planı ile tahsis edilebilir).”</p><p>“Kat mülkiyeti kanunu <strong>aksine düzenleme</strong> olmadığı müddetçe, her kat malikinin arsa payı oranında otopark alanlarında hak sahibi olduğu bellidir” diyen Kiraz, “Bu da <strong>yönetim planında özel bir düzenleme olmadığı müddetçe</strong> aslında her kat malikinin arsa payı oranında otoparkları kullanabileceği anlamına gelir. Örneğin 10/200 arsa paylı bir bağımsız bölüme karşılık 20/200 arsa paylı bir bağımsız bölüm iki katı daha fazla otopark alanına sahip olabilir” ifadelerini kullandı.</p><section><p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Motorlu Kara Taşıtları verilerine göre, kentte trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı 6 milyon 246 bin 12 oldu. Bu araçların yaklaşık 4 milyon 88 bini otomobil olup, her 6 araca yaklaşık bir park yeri düşüyor. Evinin önünde dahi park alanı bulmakta zorlanan İstanbullular, zamanlarının bir kısmını da otopark aramak için kaybediyor. Mevcut otoparkların kapasitesinin yetersizliği, kullanışsızlığı ve hatalı park etmeler sonucu kangrene dönüşen park yeri bulma sorunu da katlanarak artıyor.</p></section><p><strong>HER DAİREYE OTAPARK ALANI DÜŞMÜYORSA DİKKAT!</strong></p><p><em><strong>Her daireye yeterli otopark düşmediği durumlarda, bazı kat maliklerinin birden fazla aracıyla alanı sürekli işgal etmesi hukuken ‘hakkın kötüye kullanımı’ sayılır mı? Bu durumda hangi yaptırımlar uygulanabilir?</strong></em></p><p>“Her daireye yeterli otopark alanı düşmediği durumlarda eğer bazı kat maliklerinin arsa payı ciddi şekilde yüksek değilse veya yönetim planında bu daireler için özel bir tahsis yoksa bu durum hakkın kötüye kullanılması olacaktır” diyen Ali Güvenç Kiraz, şu bilgilerin altını çizdi: “Böyle bir durumda her kat malikinin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak fazla araçların otoparktan çıkarılması yani eski hale getirme ve hakimin müdahalesini isteyerek otopark alanları konusunda hakimin adaletli bir sistem belirlemesi istenebilir. Bu davalarda zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılamayacağını da bildirmek isterim.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ddf1aa131f7a66514072de.jpg" alt="Otopark Sorunu"> </p><p><strong>MAHKEME KARARINI UYGULAMAYANLARA İDARİ PARA CEZASI</strong></p><p>Mahkeme tarafından verilen karara uyulmaması halinde idare para cezasının olduğuna da dikkat çeken Ali Güvenç Kiraz, <strong>“Tespit edilen süre içinde hâkimin kararını yerine getirmeyenlere, aynı mahkemece 2026 yılı itibariyle 7.972,00 TL’den 64.752,00 TL’ye kadar idari para cezası verilir”</strong> dedi.</p><p><strong>SİTE YA DA APARTMAN YÖNETİMİ KENDİ İRADELERİYLE OTOPARK ALANI TAHSİSİ YAPAMAZ</strong></p><p><em><strong>Site/Apartman yönetimi veya kat malikleri kurulu, otopark kullanımını adil hale getirmek için hangi kararları alabilir? Örneğin ‘araç başına sınırlama’, ‘sıralı kullanım’ veya ‘kura sistemi’ hukuken uygulanabilir mi?</strong></em></p><p>“Site ve apartman yönetim kurullarının otopark alanları ile ilgili yönetim planında özel bir hüküm yoksa kendi iradeleriyle otopark alanı tahsisi yapmaları hukuken mümkün değil” diyen Ali Güvenç Kiraz, <strong>“Yargıtay kanunda yazan ‘aksine hüküm olmadıkça’ ifadesinden yönetim planı değişikliğini anlamak gerekir demiştir. Bu kapsamda bu tür hallerde yönetim kurulu apartman veya siteyi olağanüstü kat malikleri genel kuruluna davet etmeli burada yönetim planı değişikliği yaparak otopark alanlarını düzenlemesi gerekli”</strong> ifadelerini kullandı.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ddf1c9131f7a66514072e2.jpg" alt="Otopark Alanları"> </p><p>Kiraz, şöyle devam etti:</p><p>&#8212; Bu olağanüstü kat malikleri genel kurulunda ise karar gereği tüm kat maliklerinin 4/5 çoğunluğu ile karar alınması zorunludur. Bu o gün genel kurulda bulunanlar değil tüm kat malikleri toplamının 4/5 çoğunluğudur. Bu şekilde alınan karar ve varsa otopark yeni yerleşim şeması noterden onaylı bir şekilde tapuya şerh edilirse artık bu yeni durum geçerli olacaktır.</p><p>&#8212; Birden fazla otopark kullanımı konusunda özel bir yönetim planı hükmü yoksa yönetim kurulu doğrudan bu haksız kullanımın düzeltilmesi ve eski hale getirilerek hâkimin müdahalesini ancak yine olağan veya olağanüstü genel kurulda dava açma yetkisi alarak kullanabilirler. Burada yönetim kurulunun aksine her kat malikinin bireysel olarak dava açma hakkı ise her zaman vardır.</p><p><strong>‘KİRACIYA HİÇ KİMSE SEN KİRACISIN OTOPARK KULLANAMAZSIN DİYEMEZ’</strong></p><p>Kiracının kendi mülk sahibinin var olan haklarını o bağımsız bölümde kullanabilen ve kullanma hakkı olan kişi olduğunu söyleyen Ali Güvenç Kiraz, “Kiracıya hiç kimse sen kiracısın otopark kullanamazsın diyemez. Kiracıyı doğrudan ilgilendiren durumlarda (otopark alanı kullandırmama doğrudan ilgilendiren durumdu) kiracı da sulh hukuk mahkemesine başvurarak eski hale getirme ve hâkimin müdahalesi talebinde bulunabilir. Normalde kiracının istisnai haller dışında kat mülkiyeti kanunu kaynaklı dava açma hakkı yoktur ama bu durumda vardır” şeklinde konuştu.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69ddf1e5131f7a66514072e5.jpg" alt="Kiracı Hakkı"> </p><p><strong>BU TÜR OTOPARK İHTİLAFLARINDA YARGITAY’IN YERLEŞİK İÇTİHATLARI VAR MI?</strong></p><p>Otopark sorununun ciddi bir sorun olarak Yargıtay tarafından defalarca karar konusu yapıldığına dikkat çeken Ali Güvenç Kiraz, <strong>“Yargıtay, malikler yönetim planını yasada yer alan özel çoğunluk oranında (tüm kat maliklerinin 4/5 çoğunluğu) yönetim planını değiştirmedikleri müddetçe yönetim planlarını esas alıyor”</strong> dedi. Kiraz şöyle devam etti:</p><p>&#8212; Daire almış yeni bir ev sahibi arabasını koymak istediğinde, müteahhit dairelerine özel bir yönetim planı tahsisi yapıldığını ve arabasını koyamayacağını, bunun yönetim planında yazılmış olduğunu görmüş ve yönetim planı iptali davası açmış olduğu hallerde Yargıtay, bu özel tahsis hallerini malikler yönetim planını değiştirmedikleri müddetçe reddediyor.</p><p><strong>&#8212; Özetle herkesin yönetim planını dikkatle okuyarak daire almasını veya kiralamasını önemle tavsiye ediyoruz. Aksi halde otoparka aracınızı koyamama durumu ile karşı karşıya kalabilirsiniz.</strong></p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/">‘Benim hakkım daha fazla’ tartışması: Apartmanlarda otopark krizi! Nasıl bir yol izlenmeli? ‘Çok önemli bir detay atlanıyor’</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/benim-hakkim-daha-fazla-tartismasi-apartmanlarda-otopark-krizi-nasil-bir-yol-izlenmeli-ok-nemli-bir-detay-atlaniyor/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Panik dalgası b&#252;y&#252;yor: 14 yaşındaki &#199;ağla&#8217;yı hayattan kopardı&#8230; T&#252;rkiye&#8217;de vakalar artıyor mu? Bu &#8216;hayati işaretleri&#8217; mutlaka &#246;ğrenin</title><link>https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:03:55 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[Çağla Savaş]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[menenjit]]></category><category><![CDATA[menenjit aşıları kaç doz]]></category><category><![CDATA[menenjit bulaşıcı mı]]></category><category><![CDATA[menenjit nedir]]></category><category><![CDATA[menenjit vakaları]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[türkiyede menenjit vakaları]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/</guid><description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay İngiltere’nin Kent bölgesinde patlak veren ve hızla yayılan menenjit salgını, ülkede paniğe yol açmıştı. Ülkemizde ise geçtiğimiz nisan ayında Kocaeli’nde okulda rahatsızlanan ikinci sınıf öğrencisi 8 yaşındaki İrem Aslan, kaldırıldığı hastanede menenjitten hayatını kaybetmişti. Küçük kızın sınıfındaki 28 öğrenciye koruyucu tedavi uygulanmıştı. Bu acı olaydan sonra yine Kocaeli’nde mayıs ayında 4 aylık Güven [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/">Panik dalgası büyüyor: 14 yaşındaki Çağla’yı hayattan kopardı… Türkiye’de vakalar artıyor mu? Bu ‘hayati işaretleri’ mutlaka öğrenin</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay İngiltere’nin Kent bölgesinde patlak veren ve hızla yayılan menenjit salgını, ülkede paniğe yol açmıştı.</p><p>Ülkemizde ise geçtiğimiz nisan ayında Kocaeli’nde okulda rahatsızlanan ikinci sınıf öğrencisi <strong>8 yaşındaki İrem Aslan, kaldırıldığı hastanede menenjitten hayatını kaybetmişti.</strong> Küçük kızın sınıfındaki 28 öğrenciye koruyucu tedavi uygulanmıştı. Bu acı olaydan sonra yine Kocaeli’nde mayıs ayında<strong> 4 aylık Güven Tan bebek de menenjit sebebiyle yaşamını yitirmişti.</strong> İstanbul’da da bir çocuk hayatını kaybetmişti.</p><p>Aralık ayında ise <strong>Sakarya’nın Akyazı ilçesinde ilkokul öğrencisi 8 yaşındaki Tarık Ediz Özkanlı, menenjit şüphesiyle tedavi altına alındığı hastanede yaşamını yitirmişti.</strong></p><p>Son olarak ise Zonguldak’ta menenjit ön tanısıyla ameliyata alınıp, entübe edilen <strong>14 yaşındaki Çağla Savaş, bir haftadır yoğun bakım ünitesinde verdiği yaşam savaşını kaybetti.</strong></p><p><span><strong>HASTANEDEN DEFALARCA EVE GÖNDERİLDİ</strong></span></p><p>Çağla Savaş, 4 Nisan’da ateş ve baş ağrısı gibi şikayetlerle Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi acil servisine götürüldü.</p><p>İddiaya göre; burada yapılan kan tahlilinin ardından <strong>Savaş&#039;a serum ve antibiyotik tedavisi verilip, taburcu edildi.</strong> Ertesi gün çocuklarının daha da kötü olduğunu gören aile, Çağla&#039;yı tekrar aynı hastanenin <strong>acil servisine getirdi ve benzer tedavinin ardından taburcu edildi.</strong></p><p>Baş ağrıları artan ve ense sertliği oluşan Çağla’yı ailesi, 6 Nisan&#039;da uzman hekime muayene ettirdi. Savaş&#039;a antibiyotik tedavisi verildi ve yine evine gönderildi. <strong>Ertesi gün daha da kötüye giden Çağla, tekrar aynı hastanenin acil servisine götürüldü ve tedavisine devam edilmesi gerektiği söylendi.</strong></p><p><span><strong>YAŞAM SAVAŞINI KAYBETTİ</strong></span></p><p>8 Nisan&#039;da bilinç kaybı, şiddetli baş ağrısı, ateş gibi şikayetlerle Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi&#039;ne götürülen Çağla Savaş, burada menenjit ön tanısı ile hastaneye yatırıldı. 10 Nisan&#039;da başındaki baskıyı azaltmak için beyin ameliyatına alınan Çağla, entübe edildi. Bir haftadır çocuk yoğun bakım servisinde tedavisi süren Savaş, hayatını kaybetti.</p><p>Çağla Savaş’ın menenjit sebebiyle hayatını kaybetmesi, ülke çapında büyük bir korkuya yol açtı. Türkiye’deki son durumu, aşılama oranlarını ve her ebeveynin menenjit hakkında mutlaka bilmesi gerekenleri<strong> Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol</strong>’a sorduk.</p><p><span><strong>1- TÜRKİYE’DE MENENJİT VAKALARINDA HERHANGİ BİR ARTIŞ VAR MI?</strong></span></p><p>Keskin ve doğrulanmış ulusal veri olmadan “belirgin artış var” demek doğru olmaz. <strong>Ülkemizde menenjit vakaları yıl boyunca belli dönem ve durumlarda artış gösteriyor:</strong> Kış–ilkbahar döneminde viral ve bakteriyel menenjitlerde ve özellikle okul, yurt, askerî ortamlar gibi kalabalık alanlarda artış olabilir.</p><p>Sosyal medya kaynaklı bilgiye ulaşılabilirliğin artışına bağlı olarak vakalarda artış olduğu düşüncesi olmasıyla birlikte bu, aslında dönemsel olarak bizim karşılaştığımız bir durum.</p><p><span><strong>&#039;BELİRTİLER GRİP İLE KARIŞTIRILIYOR&#039;</strong></span></p><p><span><strong>2- ÇAĞLA SAVAŞ MAALESEF HIZLI BİR TANI ALAMADI. MENENJİTİ TESPİT ETMEK ZOR MU? EN ‘KIRMIZI ALARM’ BELİRTİLER NELER?</strong></span></p><p>Menenjit gerçekten klinik pratiğimizde en dikkat edilmesi gereken acil durumlardan biri. Çünkü erken evrede <strong>belirtiler çoğu zaman grip veya basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu ile karışabiliyor</strong>. Bu da hem aileleri hem de bazen ilk başvuruda hekimleri yanıltabiliyor.</p><p>Klasik olarak menenjitte <strong>ateş, ense sertliği ve bilinç değişikliği dediğimiz üçlü ön plandadır</strong>. Ancak şunu özellikle vurgulamak gerekir ki, bu üç belirti her hastada aynı anda görülmeyebilir. Bu nedenle ‘üçü birden yoksa menenjit değildir’ şeklinde bir yaklaşım son derece hatalı olur.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e1d8910c50728add7effe6.jpg"></img> </p><p>Bizim acil tıpta özellikle dikkat ettiğimiz bazı kırmızı alarm bulguları var.<strong> Şiddetli ve alışılmadık baş ağrısı, hastanın çenesini göğsüne değdirememesiyle kendini gösteren ense sertliği, ışığa bakamama yani fotofobi, fışkırır tarzda kusma, bilinçte bulanıklık veya hastanın normalden daha uyuklar halde olması oldukça önemli uyarı işaretleridir.</strong> Çocuk hastalarda buna ek olarak <strong>havale geçirilmesi ve ciltte mor döküntülerin ortaya çıkması, özellikle meningokok enfeksiyonu açısından son derece kritik bulgulardır.</strong></p><p>Bebeklerde ise tablo daha da farklı olabilir. <strong>Beslenme reddi, durdurulamayan ağlama, bıngıldakta kabarıklık, huzursuzluk ya da tam tersine aşırı uyku hali</strong> gibi daha non-spesifik belirtilerle karşımıza gelebilir.</p><section><p>Menenjit tanısında en güvenilir yöntem lomber ponksiyondur. Yani belden alınan beyin omurilik sıvısının incelenmesiyle tanıyı net olarak koyabiliyoruz. Bu sıvıda hücre sayısı, protein, şeker düzeyi ve etken mikroorganizma değerlendirilir. Ek olarak kan testleri ve bazı ileri mikrobiyolojik yöntemler de tanıyı destekler. Dolayısıyla menenjiti tespit etmek mümkündür; önemli olan doğru zamanda şüphelenmek ve hızlı hareket etmektir.</p></p><p><span>Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol</span> </section><p><span><strong>3- MENENJİT ÇOK HIZLI VE KOLAY BULAŞAN BİR HASTALIK MI?</strong></span></p><p>Menenjit toplumda sanıldığı kadar kolay bulaşan bir hastalık değildir. Genellikle<strong> damlacık yoluyla, yani öksürük, hapşırık ve yakın temas ile bulaşır.</strong> Aynı ortamda kısa süre bulunmak çoğu zaman yeterli olmaz; daha çok uzun süreli ve yakın temas gerekir. Ancak okul, kreş, yurt gibi kalabalık ortamlarda bulaş riski artar.</p><p><span><strong>4- GELELİM BU HASTALIKLA MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ SİLAHI OLAN AŞILARA&#8230; AŞILAR KAÇ AYLIKKEN YAPILMAYA BAŞLANMALI, EN AZ KAÇ DOZ YAPILMALI?</strong></span></p><p>Menenjit tek bir etkene bağlı olmadığı için farklı aşılar söz konusudur. En sık kullandığımız iki aşı türü var; bir tanesi A, C, W, Y serogruplarına karşı koruma sağlar, diğeri ise B serogrubuna karşı etkilidir. Bu iki aşının birlikte uygulanması daha geniş koruma sağlar.</p><p>Aşılamaya genellikle bebeklik döneminde başlanır. İki aşıdan biri 2–3. aydan itibaren yapılabilir, diğeri ise daha ileri aylarda uygulanır. Doz sayısı yaşa göre değişmekle birlikte genellikle birkaç dozluk şemalar şeklinde uygulanır.</p><section><p>Menenjit aşıları Sağlık Bakanlığı kapsamında değil, bu sebeple ebeveynlerin bu aşıları eczaneden ücret karşılığında alıp çocuk doktorlarına uygulatması gerekiyor.</p></p><p><span></span> </section><p><span><strong>5- AŞILARIN HASTALIKTAN KORUMA ORANI NEDİR?</strong></span></p><p>Meningokok aşılarının koruyuculuğu genel olarak yüzde 70 ile 90 arasında değişir. Ancak burada en önemli nokta, <strong>aşıların hastalığın ağır seyretmesini, yoğun bakım ihtiyacını ve ölüm riskini ciddi şekilde azaltmasıdır.</strong> Yani sadece hastalığı önlemek değil, hastalığın şiddetini azaltmak açısından da çok değerlidir.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69e1d89f0c50728add7effe8.jpg"></img> </p><p><span><strong>&#039;AŞILAMA BİREYSEL DEĞİL, TOPLUMSAL BİR SORUMLULUK&#039;</strong></span></p><p><span><strong>6- BİR SINIFTA 20 AŞILI 1 TANE AŞISIZ ÇOCUK VARSA, BU NASIL BİR RİSK FAKTÖRÜ OLUŞTURUR?</strong></span></p><p>Önemli bir risk oluşturur. Toplumda ‘Ben yaptırmasam da diğerleri aşılı’ şeklinde bir düşünce var ama bu doğru değil. Aşılı bireyler büyük ölçüde korunur ancak hiçbir aşı yüzde 100 etkili değildir. Bir sınıfta 20 aşılı, 1 aşısız çocuk varsa, bu aşısız çocuk bakterinin taşınması ve yayılması açısından bir kaynak olabilir. Bu da diğer çocuklar için ek bir risk oluşturur. Bu nedenle aşılama sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.</p><section><p>Türkiye’de ulusal aşı takviminde yer alan Hib ve pnömokok aşılarının oranları oldukça yüksektir. Ancak meningokok aşıları rutin takvimde olmadığı ve ücretli uygulandığı için aşılama oranlarının daha düşük olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda net ve güncel veri sınırlıdır.</p></p><p><span>Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol</span> </section><p><span><strong>7- MENENJİT GENETİK BİR HASTALIK MIDIR? AİLE ÖYKÜSÜ BU DURUMDA NE KADAR ETKİLİDİR?</strong></span></p><p>Menenjit genetik bir hastalık değildir, enfeksiyona bağlı gelişir. <strong>Yani ailede daha önce menenjit görülmemiş olması, çocuğun bu hastalığa yakalanmayacağı anlamına gelmez.</strong> Bu nedenle ‘ailede yoksa risk yok’ düşüncesi doğru değildir. Çok nadir bazı bağışıklık sistemi hastalıkları yatkınlık oluşturabilir ama genel toplum için belirleyici olan şey mikroorganizmaya maruziyettir. <strong>Dolayısıyla aşı kararı aile öyküsüne göre değil, hastalığın ciddiyeti ve korunma ihtiyacına göre verilmelidir.</strong></p><p><span><strong>8- VAKA SAYILARININ ENDİŞE VERİCİ ŞEKİLDE ARTMAYA BAŞLADIĞI BİR TABLODA, YETİŞKİNLER İÇİN DE AŞI ÖNERİLİYOR MU?</strong></span></p><p>Evet, belirli durumlarda yetişkinler için de menenjit aşısı öneriyoruz. Özellikle <strong>toplu yaşam alanlarında bulunanlar, üniversite öğrencileri, askerler, sağlık çalışanları, bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve seyahat eden kişiler risk grubunda yer alır.</strong> Vaka artışı söz konusuysa bu gruplarda aşılama daha da önem kazanır. Yani menenjit aşıları sadece çocuklara özgü değil, gerekli durumlarda yetişkinler için de koruyucu bir seçenektir.</p><p><span><strong>9- MENENJİTİN BAŞTA ÇOCUKLAR OLMAK ÜZERE TÜM VAKALARDA ÖLÜM RİSKİ NEDİR?</strong></span></p><p> Menenjit ciddi ve hızlı ilerleyebilen bir hastalıktır. Bakteriyel menenjitlerde ölüm oranı yaklaşık yüzde 10–20 civarındadır ve bazı ağır tablolarda bu oran daha da artabilir. Ancak erken tanı ve hızlı tedavi ile bu risk belirgin şekilde azaltılabilir. Günümüzde uygun antibiyotik tedavisi ve yoğun bakım desteği ile birçok hasta tamamen iyileşebilmektedir. Yine de bazı hastalarda işitme kaybı, nörolojik sekeller gibi kalıcı hasarlar gelişebilir. Bu nedenle en önemli nokta, erken farkındalık ve zamanında müdahaledir.</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/">Panik dalgası büyüyor: 14 yaşındaki Çağla’yı hayattan kopardı… Türkiye’de vakalar artıyor mu? Bu ‘hayati işaretleri’ mutlaka öğrenin</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/panik-dalgasi-byyor-14-yasindaki-aglayi-hayattan-kopardi-trkiyede-vakalar-artiyor-mu-bu-hayati-isaretleri-mutlaka-grenin-2/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>İnternette silah pazarı, evde baba silahı: Bunlar &#231;ocukların eline nasıl ge&#231;iyor? Saldırılar birbirini mi tetikledi?</title><link>https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/</link><comments>https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/#respond</comments><dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator><pubDate>Thu, 16 Apr 2026 05:26:42 +0000</pubDate><category><![CDATA[GÜNDEM]]></category><category><![CDATA[bireysel silahlanma]]></category><category><![CDATA[hekstra]]></category><category><![CDATA[Kahramanmaraş]]></category><category><![CDATA[Okul Saldırısı]]></category><category><![CDATA[Okulda şiddet]]></category><category><![CDATA[Promo]]></category><category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category><guid isPermaLink="false">https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/</guid><description><![CDATA[<p>Türkiye son iki günde iki okul saldırısıyla sarsıldı. İlk saldırı önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde meydana geldi. Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi&#039;nde pompalı tüfekle meydana gelen saldırıyı okulun eski öğrencisi gerçekleştirdi. Tam da “Çok şükür Siverek’teki saldırıda hiç can kaybı yaşanmadı” derken, acı haber Kahramanmaraş’tan geldi. Onikişubat ilçesinde Ayşel Çalık Ortaokulu’nda, 8’inci sınıf [&#8230;]</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/">İnternette silah pazarı, evde baba silahı: Bunlar çocukların eline nasıl geçiyor? Saldırılar birbirini mi tetikledi?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye son iki günde iki okul saldırısıyla sarsıldı. İlk saldırı önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde meydana geldi. Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi&#039;nde pompalı tüfekle meydana gelen saldırıyı okulun eski öğrencisi gerçekleştirdi. Tam da “Çok şükür Siverek’teki saldırıda hiç can kaybı yaşanmadı” derken, acı haber Kahramanmaraş’tan geldi. Onikişubat ilçesinde Ayşel Çalık Ortaokulu’nda, 8’inci sınıf öğrencisi İ.A.M. tarafından dün gerçekleştirilen saldırıda 9 kişi hayatını kaybetti, 6’sı ağır 13 kişi yaralandı. İki olayda da saldırganlar hayatını kaybetti.</p><p>Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer olayın hemen ardından yaptığı açıklamada, saldırganın olayın gerçekleştiği okulda eğitim gördüğünü belirterek, “Babası eski emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz. 5 silah, 7 şarjörle gelmiş” açıklamasını yaptı.</p><p>Önce Şanlıurfa, sonra Kahramanmaraş’ta meydana gelen bu saldırıların ardından akıllara, “Henüz çocuk yaşta saldırganlar bu silahlara nereden ulaşıyor” sorusu geldi.</p><p>Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık çocukların ateşli silahlara erişimi ile ilgili yaptığı açıklamada, özellikle Telegram gibi denetimi zor platformlarda kurulan grupların, bugün çok ciddi bir risk alanına dönüştüğünü dile getirdi. “Bu gruplarda sadece zararlı içerikler değil, aynı zamanda yasa dışı faaliyetlere dair yönlendirmeler de yapılabiliyor” diyen Kırık, sözlerine şöyle devam etti:</p><p>“Çocuklar, neyin suç neyin risk olduğunu fark etmeden bu yapıların içine çekilebiliyor. Bazı durumlarda ise bu platformlar üzerinden silah ve benzeri tehlikeli araçlara erişim sağlanması, işin boyutunu çok daha vahim hale getiriyor. Özellikle silah satışı için Telegram adeta bulunmaz bir nimet oldu.”</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69dfe7974812f38ad161dfef.jpg"></p><p>Kırık, resmi operasyon verileri ve sivil toplum raporlarına göre, Türkiye’de ruhsatsız silahlanmanın korkutucu boyuta ulaştığına dikkat çekerek, “Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, toplumdaki her 10 silahtan yaklaşık 9’unun ruhsatsız olduğunu ve 2025 yılı verilerine göre bir yıl içinde 110 binden fazla yasa dışı silahın ele geçirildiğini gösteriyor” ifadesine yer verdi.</p><p> Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara kadar sirayet eden silahlı şiddet olaylarının, bireysel silahlanma yaşının dijital platformlar aracılığıyla düştüğünü kanıtladığını vurgulayan Kırık, her yıl ortalama 3 binin üzerinde silahlı şiddet vakası yaşanmasının ve bu olaylarda binlerce insanın hayatını kaybetmesinin, denetimsiz silahlara erişimin artık bir halk sağlığı ve milli güvenlik sorununa dönüştüğünü açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.</p><p><strong>‘ÇOCUK MUTLAKA ÖNCEDEN SİNYAL VERİYOR’</strong></p><p>Peki ne oluyor da çocuklar böylesi saldırılara yöneliyor? Çocuk ve ergen terapisti uzman psikolog Aynur Sayım ise, bu tür olayları gerçekleştiren çocuklarda mutlaka psikolojik veya psikiyatrik bazı sorunlar olduğuna vurgu yaptı:</p><p>“Bu tür çocuklarımızda öfke ve dürtü kontrol problemi ya da depresif durumlar gibi sorunlar olabiliyor ama sinyaller kesinlikle daha önceden geliyor. Mesela bu çocuklarda akran zorbalığı, sosyal izolasyon, şiddete eğilim gözleyebiliyoruz. Genelde kendisini değersiz ve dışlanmış hissetme, ailevi problemler ya da yapısal olarak dürtü kontrolü gibi sorunlar söz konusu olabiliyor. Bu çocuklarda şiddet konuşmaları, birden içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, hayvanlara zarar verme eğilimi, intikam hissi ve planları veya eşya vurup kırmalar yaşanabiliyor.”</p><p>Siverek’teki okula pompalı tüfekle saldırı gerçekleştirip, 16 kişiyi yaralayan Ö.K’nin saldırıdan önce sosyal medya paylaşımlarında olayın sinyallerini verdiği ve saldırıdan bahsettiği ortaya çıkmıştı. Aynur Sayım da bu tür hisleri olan çocukların böyle planlarını söyleme dökebildiğinin altını çizdi:</p><p>“Dünya bana karşı’ gibi hissedebiliyorlar. Negatif düşünceleri oluyor ve bu düşünceleri eyleme geçirme planları yapıyorlar, bu planları söyleme de dökebiliyorlar; en azından arkadaşlarına anlatabiliyorlar. Bu söylemlere karşı duyarlı olmak lazım. Öğretmenler, aile ve arkadaşlar işbirliği halinde olmalı. Öğrenci kurulları bu konudaki eğitimlerle daha duyarlı hale getirilmeli.”</p><p>Bu sorunları yaşayan her çocukta böyle bir tablonun ortaya çıkmadığının altını çizen Sayım, “Neticede bu yaşanan uç bir olay ama bazı sinyaller önceden geliyor” diyerek, o yüzden psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlenmesinin, bu çocukların daha yakından izlenmesinin, aileler ile öğretmenlerin bilinçlendirilmesinin ve çocuğun davranışlarında bir farklılık olması halinde erken dönemde yardıma yönlendirilmesinin önemli olduğunu aktardı.</p><p><strong>OLAYLAR BİRBİRİNİ TETİKLEMİŞ OLABİLİR Mİ?</strong></p><p>Aynur Sayım, iki olayın birbirine çok benzediğini ve Siverek’teki olayın Kahramanmaraş’taki saldırıyı tetiklemesinin mümkün olduğunu aktardı:</p><p>“Bizler uzmanlar olarak, madde kullanımı, intihar ve şiddet konularını özendirici olabileceği gerekçesiyle gençlerle çok ayrıntılı işlemeyiz. Son yaşanan da bu olaylardan biri olabilir. Çünkü çocukta bu tarz duygular varsa modelleyebiliyor ve söz konusu tabloyla bağlantı kurabiliyor. Böyle olaylarda çok ayrıntılı bilgi verilmesi ve olayın görsellerinin paylaşılması, risk altındaki çocuklarımızda model oluşturabiliyor. Sadece olayın yaşanması bile tetikleyici unsur olabilir. Bu olaylar ülkemizde çok yaşanan olaylar değil, o nedenle bir modelleme ve cesaretlenme söz konusu olabilir.”</p><p>Öte yandan Kahramanmaraş’taki olayda saldırganın babasının silahlarını aldığının düşünüldüğünü hatırlatan Sayım, ulaşılabilirlik konusuna da dikkat çekti:</p><p>“Ailenin alması gereken önlemler de oluyor, yani bir destek mekanizması olmalı. Örneğin intihar riski bulunan hastalarımızın ailelerine varsa evdeki silahların veya kesici aletlerin kaldırılması veya pencerelere kilit takılması gibi öneriler veriyoruz. O nedenle ulaşılabilirliğin de sorgulanması gerekiyor. O yaştaki bir çocuğun bu silahlara erişmesi meselesinde ailenin alması gereken tedbirler önemli.”</p><p><strong>‘YATIRIMIN SEVGİ EKSENİNDE YAPILMADIĞININ GÖSTERGESİ’</strong><br />Geçtiğimiz ay da İstanbul Çekmeköy&#039;deki bir okulda gerçekleşen olayda, 44 yaşındaki öğretmen Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki lise öğrencisi F.S.B. tarafından öldürülmüştü. Okullarda şiddet olaylarının artması toplumun bütün kesimlerinde endişeye neden oluyor.</p><p> <img decoding="async" src="https://www.siyasimedya.net/wp-content/uploads/2026/04/69dfe8214812f38ad161dff1.jpg"></p><p>Akran arabuluculuğu alanında çalışmalar yürüten eğitim psikoloğu ve Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abbas Türnüklü de son olaylarla ilgili değerlendirmesine, şiddetin çok fazla pekiştirildiğini ve teşvik edildiğini belirterek başladı. Dolayısıyla insanların şiddete aşinalığı olduğuna işaret eden Türnüklü açıklamasına şöyle devam etti:</p><p>“Okullarda akran arabuluculuğu projeleriyle şiddetin önlenmesine yönelik kamusal işler yapmaya çalışıyoruz. Çocuklara barış ve uzlaşı kültürünü aşılamak için çabalıyoruz. Okullarımızda çocukları şiddetten arındırmak ve şiddetin yerini başka bir şeyle ikame etmek için yeteri kadar çaba sarf etmiyoruz.</p><p>Matematik, fiziki kimya öğretiyoruz ama toplumsal yaşamda farklılıklarımızı nasıl yöneteceğimizi anlatmıyoruz. Bu çocuklar arkadaşlarını öldürüyor, öğretmenlerini öldürüyor. Bir insanın bu kadar uç bir duygu ve düşünceye ulaşabilmesi, yatırımın yeteri kadar sevgi, uzlaşı, diyalog ve sorun çözme ekseninde yapılmadığının bir göstergesi; ben mesajı öyle algılıyorum. Bu olaylar okullarımızda daha fazla önleyici ve koruyucu çalışmalar yürütülmesine bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.”</p><p>The post <a href="https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/">İnternette silah pazarı, evde baba silahı: Bunlar çocukların eline nasıl geçiyor? Saldırılar birbirini mi tetikledi?</a> first appeared on <a href="https://www.siyasimedya.net">Siyasimedya | Güncel Türkiye Siyaset Haberleri, Analiz & Yorumlar</a>.</p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://www.siyasimedya.net/internette-silah-pazari-evde-baba-silahi-bunlar-ocuklarin-eline-nasil-geiyor-saldirilar-birbirini-mi-tetikledi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item></channel></rss>