

Son yıllarda dünya genelinde gözlenen çevresel değişimler, yalnızca küresel ölçekte değil, bölgesel iklim özelliklerinde de belirgin dönüşümlere yol açıyor. Sıcaklık dengelerindeki kaymalar, yağış rejimlerindeki düzensizlikler ve ekosistemler üzerindeki artan baskı, birçok bölgenin alışılmış iklim yapısını yeniden tanımlıyor. Özellikle ülkemizde Batı Karadeniz, bu dönüşüm sürecinin etkilerini giderek daha görünür şekilde hissetmeye başlayan bölgeler arasında yer alıyor.
‘BÖLGENİN İKLİM KİMLİĞİNDE KÖKLÜ BİR KIRILMA YAŞANACAK’
Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor.
Bölgede ortalama sıcaklıkların büyük ölçüde artması, nemli alanların daralması ve yağışların giderek düzensizleşmesi bekleniyor. İklim değişikliği araştırmacısı çevre mühendisi Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre bu değişim, bölgenin iklim kimliğinde köklü bir kırılmaya işaret ediyor.
ORTALAMA SICAKLIKLAR 8-10 DERECEDEN 20-22 DERECEYE ÇIKACAK
Emisyonların yüksek seyrettiği olumsuz senaryoda ise ilerleyen yıllarda bölgenin ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına ulaşabileceği tahmin ediliyor. Çalışmanın yazarlarından orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, böyle bir artışın, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha fazla buharlaşma ve daha yüksek yangın riski anlamına geleceğini vurguladı.
Yapılan çalışma, iklim değişikliği araştırmalarında kullanılan, 1988’de kurulan ve bu alandaki en güvenilir kaynaklardan biri olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli tarafından geliştirilen gelecek senaryolarına dayanıyor. Araştırmada, orta düzey bir gelecek öngören SSP2-4.5 ile yüksek emisyon ve olumsuz sonuçlar içeren SSP5-8.5 senaryoları kullanıldı. Bu senaryolar; nüfus, ekonomi, enerji kullanımı, politikalar ve insan davranışları gibi birçok değişkene bağlı varsayımlar içeriyor.
Tüm bu bilgiler ışığında akla gelen sorular şunlar:
Batı Karadeniz ’de ortalama sıcaklıkların 8-10 dereceden 20-22 derece bandına çıkabileceği öngörüsü bölgedeki iklimi nasıl değiştirebilir? Bu bulgular yalnızca Batı Karadeniz’e mi özgü, yoksa benzer bir eğilim Orta ve Doğu Karadeniz bölgeleri için de geçerli olabilir mi? En önemlisi Marmara’yı hangi tehlikeler bekliyor?
Konuyu çalışmanın yazarlarından Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Öznur Işınkaralar ile mercek altına aldık.
BATI KARADENİZ’İN ORANLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜNDÜRÜCÜ
Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, söz konusu artış tahminlerinin en kötümser senaryolardan biri olan SSP5-8.5’e ve 2100 yılı projeksiyonlarına dayandığını belirtti. Işınkaralar, kullanılan iklim modellerine girilen parametreler sayesinde Türkiye’nin farklı bölgelerine yönelik ayrı ayrı tahminler üretilebildiğini vurguladı.
Bu kapsamda ülkede bölgesel ölçekte çeşitli araştırmalar yürütüldüğünü ifade eden Işınkaralar, özellikle Batı Karadeniz’in artış oranları açısından dikkat çeken bir örnek olduğunu kaydetti.
SSP5-8.5 senaryosunun, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından ‘fosil yakıt odaklı hızlı kalkınma dünyası’ olarak tanımlandığını hatırlatan Işınkaralar, bu senaryoda ekonomik refah artarken çevresel unsurların ciddi şekilde ihmal edildiğini dile getirdi. Uluslararası anlaşmaların etkisiz kaldığı bu tabloda, Grönland buz tabakasının erimesi gibi geri dönüşü olmayan eşiklerin aşılmasının öngörüldüğünü söyledi.
Küresel ölçekte sıcaklık artışının yaklaşık 4 ila 5 dereceye ulaşabileceğini belirten Işınkaralar, bazı bölgelerde ise bu artışın 6 ila 10 derece ve üzerine çıkabileceğini, bunun da ölümcül sıcak hava dalgalarına yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca milyonlarca insanın iklim kaynaklı göç riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti. Işınkaralar, Batı Karadeniz ölçeğinde öngörülen değişimlerin doğrudan bu senaryo koşullarına bağlı olarak şekillendiğini ve bugün bölgede 8-10 derece aralığında olan ortalama sıcaklıkların 20-22 derece bandına ulaşabileceğini sözlerine ekledi.
DÜZENSİZ VE EKSTREM OLAYLARDA ARTIŞ GÖRÜLECEK
Bölgede hem kuraklaşma hem de şiddetli yağış ve sel riskinin artacağı belirtiliyor. Bu iki zıt gibi görünen sürecin aynı anda güçlenmesini hangi atmosferik mekanizmalar açıklıyor?
“Uzun kuru dönemler kuraklığı, kısa ama aşırı yağışlar ani sel riskini beraberinde getir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, “Buna aşırı hava olayları veya iklim aşırılıklarının artması denir. Düzensizlikler nedeniyle aynı yıl içerisinde hem kuraklık hem sel görülebilir. Dünya ısındıkça atmosfer daha fazla su taşır ama bu su eşit ve sürekli olarak yeryüzüne inmez. Hava sistemleri pek çok dinamiğin etkisindedir. Bu nedenle de düzensiz ve ekstrem olaylarda artış görülür. Batı Karadeniz’de beklenen durum da tam olarak bu…” ifadelerini kullandı.
BU DEĞİŞİM GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Batı Karadeniz’de ‘çok nemli alanların kaybolması’ ve yüzde 40+ kuraklaşma öngörüsü, orman ekosistemleri, tarım desenleri ve su kaynakları açısından hangi kritik eşik noktalarının aşılması anlamına geliyor?
Bu değişim geri döndürülebilir mi yoksa ‘yeni iklim rejimi’ kalıcı bir kırılma mı oluşturur? “Kötümser bakış açısı yani SSP 5-8.5, kritik eşiklerin zorlandığı bir oluşuma işaret eder. Yeni yapıya sistemin yavaş yavaş değil, bir anda geçmesi anlamına gelir. Bu durum orman ekosisteminin kendini yenileyemeyeceği boyutlara ulaşabilir” diyen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, şöyle devam etti:
“Özellikle nem isteyen türlerin kaybolması veya yer değiştirmesi yaşanabilir. Karadeniz ormanlarının seyreldiği ve biyoçeşitliliğin azaldığı bir desen oluşabilir. Burada önemli olan su stres eşiği olabilir. Bitkiler büyüme döneminde eğer yeterli su almazlarsa verim düşüşü kalıcı hale gelebilir. Tarımın ekonomik olarak sürdürülemez hale gelmesi ihtimali, öncelikli olarak tartışılması gereken bir konu.”
TÜM ÖNGÖRÜLER ORTA VE DOĞU KARADENİZ İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?
Doç. Dr. Öznur Işınkaralar bu soruma, “Detaylandırdığımız araştırmamız sadece Batı Karadeniz’e odaklansa da Orta ve Doğu Karadeniz’de de benzer risk var” cevabını verdi ve ekledi:
“Çünkü yağış azalmasından çok, yağışın ‘daha düzensiz ve aşırı’ hale gelmesi sorun yaratır. Özellikle doğu Karadeniz bölgesinde sel riski ve ekosistem değişimi daha yüksek olarak gözlenebilir. Yaz kuraklığı ve tarım etkisi ise orta Karadeniz bölgesinde temel risk kategorileridir.”
MARMARA’DA DA DURUM KRİTİK!
Batı Karadeniz’deki bu durum Marmara için de düşündürücü. Çalışma alanında Marmara olmasa da benzer sıcaklık dönüşümü Marmara için de görülebilir mi?
Marmara’da iklim riskinin sadece ‘hava değişimi’ olmadığını, yoğun nüfus ve altyapı nedeniyle etkilerin çok daha büyük olduğunun altını çizen Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, “Kentleşmenin daha hızlı olduğu özellikle İstanbul gibi şehirlerde sıcak hava dalgalarının sağlık riski oluşturması şimdiden önlem alınması gereken konulardan biri” dedi.
“Yağış şiddeti kısa sürede çok yağış düşmesine sebep olur. Bunun sonucunda şehir selleri veya metro, yol gibi altyapı taşkınları mal ve can kaybıyla sonuçlanabilecek afetler oluşmasına neden olabilir” diyen Işınkaralar, “Yaz aylarında yoğun nüfusun su talebini yönetmek zorlaşabilir. Doğrudan uygulamaya yönelik adaptasyon stratejileri üretmek ve eylem planları oluşturmak Marmara için kritik” ifadelerini kullandı.



