reklam
reklam
DOLAR44,4684% 0.19
EURO51,2648% -0.07
STERLIN58,9883% -0.25
FRANG55,6701% -0.3
ALTIN6.418,21% 2,74
BITCOIN66.937,331.505
reklam

13 Yaşındaki Çocuğun Korkunç Trajedisi: Odasında Hayatını Kaybetti! Dikkat Çeken Sanal Oyun Detayı

Yayınlanma Tarihi : Google News
13 Yaşındaki Çocuğun Korkunç Trajedisi: Odasında Hayatını Kaybetti! Dikkat Çeken Sanal Oyun Detayı
reklam

Geçtiğimiz gün Pelitli Mahallesi'nde yaşanan olayda, 8. sınıf öğrencisi Abdulkadir Eymen Bilgin, okuldan döndükten sonra odasından uzun bir süre çıkmadı. Aile üyeleri durumu merak edip, odasına girdiklerinde Bilgin'i kapıya asılı hareketsiz bir şekilde buldular.

İhbar üzerine olayla ilgili sağlık ekipleri adrese intikal etti ve Bilgin hastaneye kaldırıldı fakat kurtarılamadı. Bilgin’in sanal oyundaki görevleri yerine getirmek amacıyla kendini kapıya astığı düşünülüyor. Çocuk, Çarşıbaşı ilçesinde toprağa verildi.

Çocuklar Şiddeti Sanal Ortamdaki Oyunlardan Öğrenebiliyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şeniz Özhan, uzun süre dijital ekranlarda vakit geçirmenin çocukların ruhsal ve sosyal gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ifade etti. Özhan, “Şiddet içerikli dijital oyunlara ve programlara maruz kalan çocuklar, şiddeti normal bir iletişim biçimi olarak algılayabiliyor. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar, izlediklerini ve oynadıklarını sorgulayacak bilinç seviyesine ulaşamamış durumda.” dedi.

Ayrıca, akıllı telefonlar, sosyal medya ve çevrimiçi platformlarda harcanan zamanın aile içi iletişimi zayıflattığını da vurguladı.

Özhan, çocukların dijital içeriklerinin düzenli olarak denetlenmesi gerektiğini belirtti. “Çocukların hangi oyunları oynadıkları, hangi dijital platformlarda zaman geçirdikleri ve ne tür içerikler izlediklerinin takip edilmesi son derece önemlidir. Önlem alınmadığı takdirde çocuklar şiddet içerikli oyunlara maruz kalabilirler.” diye ekledi.

Özellikle ilkokul çağındaki çocukların şiddeti sorgulayıp anlayabilme kapasitesine sahip olmadığını dile getiren Özhan, bu tür durumlara maruz kalan çocukların bunu olağan bir davranış biçimi olarak görebildiğini belirtti.

Bu algının çocukların sosyal ilişkilerine de yansıdığını ifade eden Özhan, “Eğer şiddet ev ortamında yaşanıyorsa, çocuk bunu normal bir iletişim şekli olarak algılayabiliyor. Empati yeteneği zayıflamış bir çocuk, okulda da akranlarına benzer davranışlar sergileyebiliyor.” şeklinde konuştu.

Özhan, ailelerin çocukları için ekransız zaman dilimleri oluşturmasının önemli olduğunu vurguladı. Bu uygulamanın bir dijital detoks niteliği taşıdığını belirten Özhan, “Aile içinde dijital ekranlardan uzak kalmaya yönelik prensipler oluşturmak, iletişimi güçlendirir ve çocukların kendilerini değerli hissetmelerine katkı sağlar.” dedi.

Ailelere akşam yemeklerinden sonra ekransız vakit geçirmeleri önerisinde bulunan Özhan, bu zaman diliminde çocuklarla oyun oynanabileceğini, sohbet edilebileceğini ya da günün belirli bir teması hakkında konuşulabileceğini belirtti.

Ayrıca ailelerin, çocuklarının yaşına uygun ekran süreleri belirlemeleri gerektiğine dikkat çekti ve okullarda şiddeti önlemeye yönelik özel birimlerin kurulmasının faydalı olacağını ifade etti.

“Çocuklara Öfke Kontrolü Öğretilmeli”

Özhan, okullarda sadece akademik başarı değil, aynı zamanda çocukların psikososyal gelişimlerinin de izlenmesi gerektiğini vurguladı ve şu ifadelerde bulundu:

“Şiddet içerikli dijital oyunlara ve programlara maruz kalan çocuklar, şiddeti normal bir iletişim biçimi olarak algılayabiliyor. Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar, gördüklerini ve oynadıklarını sorguladıkları bir bilinç seviyesine erişemedikleri için desteklenmelidir. Okullardaki şiddeti önleme birimlerinde öğretmenler, psikologlar, psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanlarının ortak çalışması gerekiyor. Öfke kontrolünün öğretilmesi lazım. Şiddet uygulayan çocuklar da birer mağdur durumundadır. Bu nedenle, etiketleyici bir tutum yerine destekleyici bir yaklaşım benimsenmeli ve aileler bu süreçte aktif rol almalıdır.”

reklam

YORUM YAP