

Aya Elenia Kilisesi, Konya'nın Selçuklu ilçesine bağlı Sille köyünün tarihi ve kültürel mirasının en önemli sembollerinden birisidir. 5 bin yıllık geçmişe sahip olan Sille, Frigyalılar'dan günümüze kadar yerleşim görmüş ve Bizans döneminden itibaren Konya'nın önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Erken Hristiyanlık döneminin ilk merkezlerinden biri olan bu yer, İstanbul-Kudüs arasındaki hac yolunun da önemli bir durağı olmuştur.
Helene'nin Kudüs Yolculuğu
Kentsel sit alanı olarak ilan edilen Sille'deki Aya Elenia Kilisesi, 327 yılında inşa edilmiştir. İmparator Konstantin’in annesi Helene tarafından Kudüs yolculuğu sırasında yaptırılan bu yapı, II. Mahmut ve Abdülmecit dönemlerinde de çeşitli onarımlar geçirmiştir. Yapı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin ilk ortopedi hastanesi olarak kullanılmıştır. 1924'te Sille'deki Hristiyanların Yunanistan’a göç etmesiyle kilisenin kapısı kapatılmış, 1924 ile 2004 yılları arasında kapalı kalmıştır. 2009 yılında Konya Selçuklu Belediyesi'nin restorasyon çalışmaları başlamış ve 2012 yılında Aya Elenia Kilisesi, Aya Elenia Müzesi olarak faaliyete geçmiştir. 2024 yılı itibarıyla 172 bin ziyaretçi sayısına ulaşılmıştır ve 2025’in ilk altı ayında da 100 bin kişi ziyaret etmiştir.
Üç Aziz Aranıyor
Aya Elenia Kilisesi, 327 yılından bu yana kesintisiz olarak varlığını sürdürmekte olup, dünyanın en eski ayakta kalan kilisesi olma unvanını taşımaktadır. Kilisenin mimarisi kadar önemli olan diğer unsurlar arasında ahşaptan yapılmış ikonastasis, ambon, despot koltuğu ve kiborium gibi litürjik eserler bulunmaktadır. Ahşap dekorasyonların yanı sıra, Aya Elenia Kilisesi duvar freskleri ile de oldukça zengin bir görselliğe sahip bulunmaktadır. 2005 yılına kadar atıl durumda olan kilisenin içindeki birçok eserin tahrip edilerek çalınmış olduğu ortaya çıkmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı, kilisten çalınan üç aziz tasvirini web sayfasında paylaşarak arayışlarını sürdürmektedir.
Ateşten İz Kaldı
Şeb-i Arûs törenleri kapsamındaki ziyaretimizde, kilisenin ortasında yangının kalıntılarının hala varlığını koruduğu gözlemlenmiştir. Selçuklu Belediyesi yetkilileri, yapılan kapsamlı restorasyona rağmen, ateşin izlerini silmenin mümkün olmadığını belirtmişlerdir. Defalarca yüksek ısılarda yanmış ateşin izleri, kilisenin zemin taşlarına yerleşmiştir.

Şoray'ın Göbek Dansı
Kilisede, 1987 yılında yönetmen ve senarist Yusuf Kurçenli'nin “Gramofon Avrat” adlı filminin çekimleri gerçekleştirilmiştir. Sabahattin Ali'nin aynı isimli hikâyesinden esinlenerek senaryolaştırılan bu filmde, başrollerde Türkan Şoray ve Hakan Balamir yer almaktadır. Film, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Konya'daki oturak alemlerinde dans eden Cemile ile onu bu alemlere götüren faytoncu Murat arasındaki drama odaklanmaktadır. Filmin en dikkat çekici sahnelerinden biri, tarihi kilisenin ortasında yanan ateşin etrafında dans eden Şoray'a aittir. Ancak, kilisenin ortasında yanan ateşin tarihi yapı üzerinde önemli zararlar verdiği ortaya çıkmıştır.



