reklam
reklam
DOLAR43,5053% 0.03
EURO51,5037% 0.01
STERLIN59,7209% 0.04
FRANG56,1431% 0.03
ALTIN6.917,58% 0,12
BITCOIN75.567,15-4.159
reklam

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Ülkemiz doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumunda

Yayınlanma Tarihi : Google News
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Ülkemiz doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumunda
reklam

'Aile ve Nüfus On Yılına Doğru Uluslararası Sempozyumu' kapanış programı Ankara'da bir otelde gerçekleştirildi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve uluslararası düzeyde birçok davetli katıldı. Etkinlik, sempozyum özelinde hazırlanan bir videonun izlenmesiyle başladı ve açılış konuşmaları ile devam etti.

“ÜLKEMİZ DOĞURGANLIK HIZI EN FAZLA AZALAN 5’İNCİ ÜLKE KONUMUNDADIR”

Son yıllarda nüfus artış hızında bir yavaşlama gözlemlendiğini belirten Yılmaz, “2017 yılında toplam doğurganlık hızımız 2,08 iken, 2024’te 1,48’e kadar gerilemiştir. Dünya genelindeki toplam doğurganlık hızı ortalaması, 2024'te 2,25 çocuk olarak tahmin edilmektedir. Ülkeler arasında son 7 yılda yaşanan doğurganlık hızı değişikliklerine bakıldığında; Çin, Güney Kore, Arjantin ve Kuveyt’ten sonra ülkemiz, doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundadır. Eğer bu eğilim devam ederse, ülkemiz Avrupa Birliği ortalamasının da altına düşecektir. Neslin devamı için doğurganlık hızının 2,1 çocuğun altına düşmemesi gerekmektedir. TÜİK’in hesaplamalarına göre, önümüzdeki 10 yıl içinde ortanca yaşın 40’a yaklaşacağı öngörülmektedir. Kadınların ilk evlenme yaşı 26’yı, erkeklerin ise 28’i geçiyor. Evliliklerin ve doğurganlığın giderek daha ileri yaşlara kayması, aile ile ilgili kararların günümüzde farklı bir sosyolojik çerçevede alınmakta olduğunu gösteriyor. 'Aile On Yılı' sürecinde, mevcut olumsuz eğilimleri tersine çevirebilmek için nüfus ve aile politikaları alanlarında gerekli adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz. TÜİK’in nüfus projeksiyonlarına göre, içinde bulunduğumuz doğurganlık eğilimi devam ederse, 2050'li yılların ilk yarısında nüfusumuz yaklaşık 94 milyona ulaşacak; 2100 yılında ise yeniden azalarak 77 milyon seviyelerine düşecektir. Tüm kurumlarımız bu konuda dikkatli ve sorumlu bir şekilde hareket etmeli, aile yapısını zayıflatacak ve doğurganlığı olumsuz yönde etkileyecek girişimlere fırsat verilmemelidir,” dedi.

“2026’DAN İTİBAREN, EŞLERİN HER İKİSİNİN 18-25 YAŞ ARASINDA OLMASI DURUMUNDA 250 BİN LİRAYA YÜKSELTECEKTİR”

Kalkınmakta olan bir ülke olarak yaşlanmadan zenginleşmenin şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Aksi halde demografik fırsat penceremizin kapanmasıyla birlikte mevcut avantajlarımızı kaybetme riskimiz var. Bu bağlamda, geçen yıl Aralık ayında kurulan Nüfus Politikaları Kurulumuz, bu alanda yoğun çalışmalar yürütmektedir. Mevzuattan çalışma hayatına, ekonomik teşviklerden sağlık, eğitim ve iletişim konularına kadar geniş bir yelpazede ilgili tüm kurum ve kuruluşları kapsayan çalışma grupları oluşturduk. 2026 yılı başında beş ana başlıkta Eylem Planı çalışmalarımızı tamamlamayı ve kapsamlı reformları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Kalkınma Planımızda, doğurganlığın nüfusun yenileme seviyesinin üzerine çıkarılmasını temel amaç olarak belirledik. Şu ana kadar Kurul çalışmalarımız çerçevesinde birçok reformu hızla hayata geçirdik. Doğum sonrası verilen tek seferlik destek tutarını 5 bin liraya çıkardık. Ayrıca, 2'nci çocuk için beş yaşına kadar aylık 1.500 lira, 3'üncü ve sonraki çocuklar için yine 5 yaşına kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı desteğini uygulamaya aldık. 2025 yılı itibariyle ülke genelinde yaygınlaştırdığımız Aile ve Gençlik Fonu ile gençlere faizsiz kredi ve esnek geri ödeme modeli sunuyoruz. Fon kapsamında, 2025 Eylül sonu itibarıyla 42 binden fazla yeni evlenecek çifte 150 bin lira faizsiz kredi sağladık ve evlilik öncesi ve sonrası danışmanlık hizmetleri sunuldu. Destek tutarları Ocak 2026’dan itibaren, eşlerin her ikisinin 18-25 yaş arasında olması durumunda 250 bin liraya, en az birinin 26-29 yaş aralığında olması durumunda ise 200 bin liraya yükseltilecektir,” diye konuştu.

“2026-2035 DÖNEMİNİN 'AİLE VE NÜFUS ON YILI' OLARAK BELİRLENMESİ, BU ALANDA UZUN VADELİ, BÜTÜNCÜL VE KARARLI BİR YAKLAŞIMIN İFADESİDİR”

Yılmaz, doğurganlık hızındaki düşüşün sebeplerinden birinin sezaryen doğumların yüksekliği olduğunu ifade etti. “2024 yılı Sağlık İstatistikleri Yıllığına göre, ülkemizde sezaryen oranları yüzde 61,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu oran, Türkiye’yi dünya sıralamasında en üst noktaya taşıyor. OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama oran ise yüzde 28 düzeyindedir. Özel hastanelerde sezaryen oranının yüzde 80’in, kamu hastanelerinde ise yüzde 50’nin üzerinde olması, hem anne-bebek sağlığı hem de doğurganlık eğilimlerinin uzun vadeli seyrini dikkatlice değerlendirmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Normal doğumun teşvik edilmesi ve tıbbi gerekçe olmayan sezaryen uygulamalarının azaltılması, öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer almaktadır. Cumhurbaşkanlığı tarafından tüm kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen resmi yazı ile kreş ve gündüz bakımevlerinin yaygınlaştırılması ve kapasitelerinin artırılması talimatlandırıldı. Gençlerin konut edinme süreçlerini kolaylaştıran sosyal konut projelerinde çok çocuklu ailelere öncelik verildi; hanelerin ihtiyaç duyduğu sosyal destek modelleri daha kapsayıcı hale getirildi. 'Yüzyılın Konut Projesi' kapsamında gençlere yüzde 20; 3 çocuk ve üzeri ailelere ise yüzde 10 özel kota uygulandı. Aile içi danışmanlık, ebeveyn eğitimleri ve çocukların dijital ortamlardaki güvenliğine yönelik sosyal hizmet modelleri genişletilirken, dezavantajlı hanelere yönelik destek programları da daha etkin bir yapıya kavuşturuldu. 2025 yılı, Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla 'Aile Yılı' olarak ilan edildi; bu, toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren güçlü bir irade beyanıdır. Cumhurbaşkanımızın uluslararası Aile Forumunda açıkladığı 2026-2035 döneminin 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak belirlenmesi, bu alanda uzun vadeli, bütüncül ve kararlı bir yaklaşımın ifadesidir. Bu vizyon doğrultusunda; cinsiyetsizleştirme akımı başta olmak üzere, genç nesilleri ve aile yapımızı tehdit eden her türlü akıma karşı güçlü bir duruş sergilemeye devam edeceğiz,” dedi.

“DOĞURGANLIK HIZI 71 İLİMİZDE NÜFUSUN YENİLENME SEVİYESİ OLAN 2,1’İN ALTINA DÜŞTÜ”

Bakan Göktaş ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Aile ve Nüfus Vizyonu, Türkiye’nin, ulusal ve uluslararası alanda önümüzdeki 10 yılda izleyeceği yolu belirleme kararlılığıdır. Düzenlediğimiz bu sempozyumla, ulusal ve uluslararası uzmanların katkılarıyla bu iradeyi somut politikalara dönüştürmek için önemli bir adım attık. Doğurganlık hızı, 71 ilimizde nüfusun yenilenme seviyesinin olan 2,1’in altına düştü. Ortalama hane büyüklüğümüz azalırken, tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20’ye yükseldi. Yıl boyunca gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla, aileyi ülkenin geleceğini taşımada güçlü bir alan olarak yeniden konumlandırdık. 2024-2028 dönemini kapsayan ve bu alanda ilk olan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı, çalışmalarımızın stratejik çerçevesini oluşturdu. Türkiye’nin dört bir yanında farkındalık kampanyaları yürüttük ve 81 ilimizde 15 bini aşkın etkinlik gerçekleştirdik. Aileleri ve evlenecek gençleri desteklemek için bin 926 kurum ile iş birliği yaptık. Evlenecek gençlere ve çocuk sahibi olmak isteyen ailelere, devletimizin tüm kurumlarıyla destek verdik. Hem kadın hem erkek memurların çocukları ilköğretim çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarını sağladık. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşlarında kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı hızlandırdık. Günümüzde ülkemiz, aile diplomasisini dünya gündemine taşımada öncülük eden bir ülke konumundadır. Aileyi güçlendirmek için atacağımız her adımın, gelecekte ekonomik ve sosyal kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Aileyi ve dinamik nüfusu korumak, beka meselesidir.”

Program, toplu fotoğraf çekimi sonrası sona erdi.

reklam

YORUM YAP