

HAFTA başında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti MYK toplantısının ana gündem maddelerinden biri, Terörsüz Türkiye raporu oldu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, partinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na sunacağı rapor hakkında bilgi verdi. Güler, Grup Başkan Vekili Abdülhamit Gül ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in yorumlarının ardından raporun son halinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacağını belirtti. Yasal düzenlemelere onay verilmesinin akabinde, AK Parti’nin raporunu hafta içinde sunması bekleniyor. Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş’un Genel Kurul’a ortak bir metin mi ya da diğer partilerin sunduğu raporlarla beraber çatı bir raporla mı çıkacağı ise henüz netlik kazanmadı. AK Parti’nin hazırladığı raporda özetle şu hususlar yer aldı:
KESİNLİĞİ İLAN EDİLECEK
– Yasal bir düzenlemenin temel şartı olarak PKK’nın silahlarının bırakılması ve bu durumun devletin yetkili mercileri tarafından kesin olarak ilan edilmesi tanımlandı. Bu durum, ‘ilkesel eşik’ olarak ifade edildi.
– Üç kritik eşik belirlendi; Kandil’in etkisiz hale getirilmesi, 10 Mart Mutabakatı’na uyulması ve Kandil’in etkisizleşmesinin ardından Suriye’de herhangi bir yapının oluşmaması. Kandil’deki büyük mağaraların temizlenmesi, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ve silah kaçakçılığının sona ermesi ile örgütün yurtiçindeki ve yurtdışındaki tüm uzantılarının ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı. Ancak, bu süreçlerin geliştiği sürece Meclis’in yasa çalışmasına geçebileceği kaydedildi.
ATATÜRK DETAYI
– Atatürk’ün 1928’de Meclis’i devreye sokarak başlattığı sürece dikkat çekildi. O dönemde yaşanan ‘Kürt isyanları’ sonrasında Meclis’te af çıkarıldığına işaret edilirken, “Bu tür süreçlerin daha önce de denendiğine” değinildi.
– ‘Kamu düzeni ve toplumsal hassasiyetlerin yönetilmesi’ başlığına da yer verildi.
Adalet, özgürlük ve güvenlik dengesinin sağlanması gerektiği anlatılan bölümde, herkesin kullandığı dilde hassas olması, provokasyonlara yer verilmemesi gerektiği üzerinde duruldu.
YASAL DÜZENLEMEYE İKİ AYRI BAŞLIK
– Örgütün kendini tamamen lağvetmesi ve bunun devletin yetkili mercileri tarafından kesin olarak belirtilmesinin ardından “Meclis kanun çıkarabilir” denilecek ve suça karışanlar ile karışmayanlar olarak iki ayrı başlıkta sınır çizilecektir. Buna göre, suça karışan PKK’lılar için Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri geçerli olacak.
– Şartların yerine getirilmesi durumunda, örgüt üyeliği, örgüte yardım-yataklık ve terör propagandasından kaynaklanan suçlar düşecektir.
– Davası devam edenler açısından da kovuşturma düşecektir. Bu kişiler, 5 yıl adli takip şartıyla tahliye edilebilecektir.
– Dağda bulunanlar da aynı hükümler kapsamında gelip teslim olabilecek. Bu kişiler mahkeme süreçlerinden geçtikten sonra adli takibe alınarak her hafta imza vereceklerdir.
KIRMIZI ÇİZGİ
– Dağda bulunanlarla ilgili kırmızı çizgi, “eline silah almayanlar” olacak. Eyleme karışanlar ise örgüt üyeliğinden değil, eylemin türüne göre ceza alacaklardır.
– Cezalarında indirim yapılabilecek, ancak bu sürecin “kamu vicdanını rahatsız etmeyecek” nitelikte olması gerekecektir.
– Örgüt yöneticileri Türkiye’ye dönerlerse doğrudan TCK hükümlerine tabi olacaklardır. Bu kişiler, örgüt üyeliğinden değil, karıştıkları eylemlerden dolayı ceza alacaklardır.
– Bazı siyasi yasaklar kaldırılabilir. Terörden hapis yatan yaşlı, hasta ve engellilerin affedilmesine yönelik düzenlemeler yapılabilir.
– Demokratik ve sivil aşamada atılabilecek adımlar da raporda yer buldu. Seçim Kanunu ve Yerel Yönetimler Kanunu’nun daha demokratik hale getirilmesine dair başlıklar da bulunuyor.
– Yapılacak düzenlemelerle, örgüt ortadan kalktığı için terör örgütüne yardım yataklıktan kaynaklanan suçlar, kayyum maddesi de dahil olmak üzere düşebilecektir.
– Topluma kazandırma başlığı altında sosyal ve psikolojik destek verilmesi gerektiği vurgulandı. Meslek edindirme ve sosyal hayata adaptasyon konusunda devlete öncülük etmesi gerektiği ifade edildi.
ÖCALAN’LA İLGİLİ BAŞLIK YOK
– Bazı AK Parti kurmayları, zaman zaman gündeme gelen örgüt yöneticilerinin siyaset yapmalarına yönelik söylemlere karşı olduklarını belirtti. Kurmaylar, “Terör örgütünün kurucuları ve üst düzey yöneticilerinin siyaset yapmasına karşıyız, Öcalan da dahil. Öcalan’ın durumu hakkında raporda herhangi bir başlık yer almadı” diye konuştular. Ayrıca, hazırladıkları raporun bir hukuk metninden ziyade siyasi bir tutum belgesi olduğunu ifade eden kurmaylar, “Diplomatik bir dil kullanıldı. Bu konuya büyük makul çoğunluğun nasıl yaklaştığı (endişeleri, kabulleri ve reddiyle) anlatıldı” dediler.



