

Göç ve Diaspora Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Göç, Diaspora ve Diplomasi Zirvesi”nde konuşan İçişleri Bakan Yardımcısı Turan, göçün doğru yönetildiği takdirde toplumsal, ekonomik ve demografik bir güç haline gelebileceğini ifade etti. Turan, “Göçü sadece Suriye iç savaşıyla sınırlandırmak doğru değil. Antik dönemlerden bu yana insanlık tarihi göçlerle biçimlenmiştir. Göçün bir topluma zarar verdiğine dair bir örnek bulunmamaktadır; göç nedeniyle yıkılan bir devlet de yoktur” dedi.
“İNSANIMIZIN MİLLİ DUYGULARI TAHRİK EDİLDİ”
Göçmenlerin uyum süreçleri ve yeni alışkanlıkların gelişimini ele alan Turan, “Bunu bir güvenlik sorunu olarak görmek, kapıları kapatmak ve muhatapları şeytanlaştırmak yanlış bir yaklaşım. Göçü sağlıklı bir şekilde yönetmek, illegal alana kaymasını önlemek ve göçmenlerin yerleşik topluma entegrasyonunu sağlamak esas meselemiz olmalıdır. İnsanları birbirinden ayırmak yerine, birlikte yaşamaya olanak tanımak ve bunu yaparken kamu düzeni, egemenlik hakları ile temel insan haklarını korumak temel politikamız olmalıdır. Türkiye, birçok iddia ve riske rağmen son 13 yıl boyunca bu hedefe ulaşmaya çalıştı. Fakat göç, siyaset malzemesi haline getirildi, halkımızın milli duyguları üzerine oyunlar oynandı ve göç karşıtlığına yönelik kampanyalar düzenlendi.” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin 3.8 milyon göçmen geçişi ile dünyanın en büyük ikinci göç koridoru olduğunu aktaran Turan, şu noktaları vurguladı:
“BAŞARININ ÖNEMLİ BİR AYAĞI”
“Aralık 2025 itibarıyla ülkemizde 148 bin 934 düzensiz göçmen yakalandı. Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı, en yüksek olduğu dönemde 3.7 milyondu; şu anda bu rakam 2.3 milyona düşmüştür. Göç, Türkiye'de denge sağlamaya başlıyor. Bu konuda kurulan siyasi partiler önemini yitiriyor, sosyal medya üzerinden yapılan eleştiriler azalıyor, 'geriye göç olmasın' diyen sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarının sesi daha çok duyulmaya başlıyor. Artık göçün 'güce dönüşme' zamanı gelmiştir. Suriye iç savaşının patlak vermesinden bu yana 'açık kapı' politikası izledik ve bu eleştirildi. Şimdi savaş sona erdi. Sınırlarımızın yanı başında, 'Bize kucak açtınız, destek oldunuz' diyen milyonlar var. Şimdi soruyorum: Ülke olarak kâr mı ettik, zarar mı? 'Terörsüz Türkiye' hedefimize ulaştığımızda, şu an 'sorun' olarak gördüğümüz göç, aslında başarının önemli bir ayağı haline gelecektir.”



