reklam
reklam
DOLAR43,4304% 0.06
EURO52,0544% 0.32
STERLIN60,1084% 0.29
FRANG56,6163% 0.3
ALTIN7.699,09% 2,61
BITCOIN88.069,53-2.471
reklam

Milyarlarca Dolarlık Arazi Davasında HSK'ya Şikayet Başvurusu Yapıldı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Milyarlarca Dolarlık Arazi Davasında HSK'ya Şikayet Başvurusu Yapıldı
reklam

Antalya Kadastro Mahkemesi'nin 2006 yılında, kentin en değerli bölgeleri olan Meltem ve Bahçelievler mahalleleri ile Konyaaltı Beach Park'ı da kapsayan, Hazine, Arap Süleyman ve Hacı Bekirzade Mehmet Ağa adına tescil edilen 2 milyon 400 bin metrekarelik arazilerle ilgili dava 67 yıldır sürmektedir. Ortaya çıkan yeni mirasçı iddiaları ve mahkeme tarafından alınan tedbir kararları nedeniyle söz konusu davanın bazı hakimleri şikayet konusu haline gelmiştir.

Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ve Arap Süleyman’ın mirasçıları adına 20 yıldan uzun süredir davayı takip eden avukat Necati Yılmaz, “Asıl mesele, bu davanın daha önceden açılmasıdır. Yargılamanın iadesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 375'inci maddesine göre düzenlenir. 1958'de başlayan ve 2006'da sonlanan yargılama sürecinde verilen hükme dayanarak 4'üncü Sulh Hukuk Mahkemesi'nde Arap Süleyman Ağa'nın verasetinin iptaline dair bir dava açılmış. Ancak HMK 375'te, 'Önce verasetin iptaline karar verilmelidir, bu karar kesinleştiğinde yargılamanın iadesi talep edilebilir' denilmektedir. Ancak bu dava çok erken açıldı. Biz de Kadastro Mahkemesi'ndeki yargılama sürecinde bunu defalarca söyledik ama ilgili hakim talebimizi reddetti” şeklinde konuştu.

SUÇ DUYURUSU YAPILDI

Avukat Yılmaz, sonrasında başka hakimlerin atandığını ve taleplerinin düzeltilerek tekrar sunulduğunu belirtti. Yılmaz, “Dedik ki, 'Yargılamanın iadesi talep koşulları henüz oluşmadı. 4'üncü Sulh Hukuk Mahkemesi’nde verasetin iptaline karar verilmeli ve bu karar kesinleşmelidir. Sonrasında müracaat yapılabilir.' HMK 379. maddesi, 'Bu koşul sağlanmadan açılan davaların usulden reddine karar verilecektir' demekte. 'Lütfen usulden reddine karar verin' dedik. Ancak BAM 8'inci Hukuk Dairesi bunu kabul etmedi. Kabul etmeyince, ben de 2019 Şubat ayında bu dosyaya bakan 3 hakim hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulundum” ifadesini kullandı.

4 AYDA 4 DURUŞMA GERÇEKLEŞTİ

Bu şikayet sonrasında yapılan 4 duruşma sonucunda davanın HMK 379 uyarınca usulden reddine karar verildiğini belirten avukat Yılmaz, “2019 yılında verilen bu karar, 2 defa BAM 8'inci Hukuk Dairesi tarafından usul nedenleriyle geri gönderildi. 'Tebligat eksik' gibi gerekçelerle. Sonuç olarak, 2023 yılında yeniden Kadastro Mahkemesi'nde yargılamayı yapan hakimle birlikte talebimiz reddedildi. HMK 375’e göre karar kesinleşmiş olmalı ancak bu durumda BAM 8'inci Hukuk Dairesi açılan davayı yeterli gördü ve 'Neticeyi bekleyin' dedi. Bu, ikna edici olmayan bir durum. İptal kararı, hükme esas olacak bir ilamın iptalinin kesinleşmesi gerekirken bu başvurunun yeterli görülmesi üzerine bu talebimiz reddedildi” diye konuştu.

YEREL HAKİM İSTİNAF DİLEKÇESİNE KATILDI

Yerel mahkemede yetkili bir hakimin, istinaf incelemesinde aynı dosyaya bakmadığını ifade eden Yılmaz, “Etik olarak bakmaması gerekir. Buna dair bir dilekçe daha sunduk. Dedik ki, 'Hakim bu dosyaya bakan yetkili bir kişidir. Taleplerimizin reddine karar vermiştir. Dolayısıyla yerel mahkemede bakan bir hakimin üst mahkemede bu dosyanın incelemesine katılması doğru değildir. Bu hem hukuken hem de etik olarak yanlıştır. Bu nedenle verdiğiniz karar yok sayılmalı ve lütfen düzeltin' dedik” şeklinde sözlerini sürdürdü.

TAZMİNAT DAVASI AÇILDI

HMK'ya göre burada sorumluluğun Adalet Bakanlığı'na ait olduğunu vurgulayan avukat Yılmaz, “Verilen zarardan Adalet Bakanlığı sorumludur. Bu nedenle Adalet Bakanlığı aleyhine Yargıtay 8'inci Hukuk Dairesi'nde tazminat davası açtık. 2025/2 esas sayılı dosyada görülüyor. Karar veren başkan ve iki üye hakim hakkında tazminat davası açtık. Onlar da davaya cevaplarını verdiler. Yargılama devam ediyor. Adalet Bakanlığı davayı kaybederse, karar kesinleşince bu durumda hakimlere rücu hakkı doğacaktır” dedi.

'YARGITAY'DA ÇÖZÜME KAVUŞACAK'

Avukat Yılmaz, BAM 8'inci Hukuk Dairesi Başkanı ve karara katılan diğer hakimler hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatarak, “Çünkü bu, görevi kötüye kullanmadır. Kanun çok açık. Kanunun hükümlerine aykırı karar veremezler. 'Ben bunu böyle yorumluyorum' diyemezler. Bu nedenle dava tekrar Kadastro Mahkemesi'nin önüne düştü. Dosya bir türlü Yargıtay'a gitmiyor. Yargıtay'a gittiğinde bu dosyanın çözüleceğini biliyor ve görüyoruz. Açtığımız tazminat davası da tazminat almak için değil, dosyanın Yargıtay'a gitmesini sağlamak için açılmıştır” şeklinde konuştu.

reklam

YORUM YAP