

Antalya'nın Muratpaşa ilçesine bağlı Varlık Mahallesi'nde 2 Ocak 2025'te gerçekleşen bir yangın, tüm apartmanı sarmasıyla büyük bir felakete dönüştü. Yangın, apartmanın giriş katındaki spot dükkanında başladı ve çevredeki çamaşırhanenin sahibi Ahmet Özen ile spotçular Lokman Derya Yılmaz, Seval Gençoğlu ve Mete Durupınar'ı etkiledi. Yaralılar arasında bulunan Mete Durupınar ve Ahmet Özen hastaneye kaldırılmasına rağmen hayatlarını kaybetti. Diğer mağdurlar ise tedavi altında tutuldu.
TUTUKLANDI
Olay sonrası yapılan incelemelerde çakmak gazı kutusu bulunması ve spotçu Lokman Derya Yılmaz ile Ufuk Binbir arasında süregeldiği anlaşılan borç ihtilafı nedeniyle kundaklama şüphesi belirdi. Gözaltına alınan Ufuk Binbir, emniyet işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. 'Olası kastla yangın çıkararak öldürme' suçlamasıyla tutuklanan Binbir hakkında Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 100 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı.
'SÜREKLİ PARA TALEP EDİLDİ'
Yangında hayatını kaybeden Mete Durupınar'ın annesi Kibare Açalya Akdağ, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği suç duyurusunda, olayın arka planında bir dolandırıcılık ve cinayet planı bulunduğunu iddia etti. Akdağ’a göre, oğlu Durupınar, U.E.Ö., Y.Ö., O.Ö. ve D.Ö. ile birlikte hayvancılık yapabilmek amacıyla kredi aldı. Ancak bu süreçte, Durupınar ve ailesine ait mülklerin devredildiği, hayvancılık faaliyetinin hayata geçirilmediği, bunun yanı sıra sürekli para talep edildiği öne sürüldü.
'OĞLUMU ORTADAN KALDIRDILAR'
Oğlunun son 4 yıldır tehditler aldığını ifade eden Akdağ, “Evimi alabilmeleri için Mete'yi ortadan kaldırmaları gerekiyordu. Olay, kasten çıkartılmış bir yangındır. Arkadaşları aracılığıyla bir aileyle tanıştırılıyor. Oğlumun borcu olduğu için, 'Onu kapatırım' diye düşündü. Bu kişilerle ben de görüştüm; 'Son bir kez daha kredi çekelim, ardından evinizi geri vereceğiz' dediler. Bu süreçte kaç kez kredi çekildiği hakkında bir bilgi verilmedi. Benden 400 bin lira istediler. 'Banka ne kadar sıkar, evrak gönderin, kredi miktarını öğreneyim' dedim. İki yıldır tek bankadan dahi evrak göstermediler. Tanıklar ve WhatsApp yazışmaları elimde mevcut. Gelinden 800 bin lira, ardından 2 milyon lira talep ettikleri söyleniyor. Nihayetinde, oğlumu ortadan kaldırdılar” şeklinde konuştu.
'UYUMASI SAĞLANDI'
Oğlunun olay öncesinde dükkanına gittiğini ve “Anne, 8 Ocak'a kadar beni öldürecekler” dediğini belirten Akdağ, “O gün, tehlikede olduğunu anladım. 2 Ocak’ta çocuğum hayatını kaybetti. Diğer dükkanlar zarar görmeden, oğlumun dükkanı tamamen yanmış durumda. Bu olağan bir yangın değil. Olay sırasında saat 19.30'da onunla telefonda konuştum. 'Burası karışık, derse gelmem' dedi. 20.30’da Mete’nin uyuduğu söyleniyor ama bu mümkün değil. O saatlerde dükkanda başka insanlar vardı. Oğluma bir şey yedirdiler veya içirdiler ve uyumasını sağladılar, bu yüzden yangından kaçamadı” dedi.
'TEK TALEBİM, GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKARILMASI'
Oğluna ait eşyaların yangından kurtulamadığını belirten Akdağ, “Dükkanında yeni aldığı ekipmanlar kayboldu. Çok sevdiği eşyaları, kıyafetleri yok. Ben onun o dükkanda daha fazla kalmasını istemedim. Geride iki çocuk kaldı ve onlar da 'Babam kalp krizinden mi öldü?' diye soruyor. Mahkemede kısa bir şeyler ifade edebildim. Tek talebim, gerçeğin açığa çıkarılması. Savcı, olayı araştırmalı ve oğlumun iş yaptığı kişilerle ait telefon, mesaj ve mali ilişkileri incelemelidir” şeklinde vurguladı.
'AZMETTİRME SONUCU İŞLENMİŞ BİR CİNAYET'
Yangının tesadüfen çıkmadığını düşünen Avukat Kortay Kırılmaz, “Bu durumun yaşanan bir yangın sonucundaki ölümle ilgili olmadığını değerlendirmeye başladık. Savcılık dosyasında Mete Durupınar'a ait el yazısıyla yazılmış bir deftere ulaştık. Bu defterde '8 Ocak'ta bana karşı bir infaz gerçekleştirilecek' şeklinde bir not yer alıyor. Bu, maktulün kendine ait yazımıdır. Ölüm olayı 2 Ocak'ta gerçekleşiyor. Bu kadar kesin bir öngörü ile ölüm tarihinin örtüşmesi, tesadüf olarak değerlendirilemez. Bu olayın tamamının azmettirme sonucu işlenmiş bir cinayet olduğunu düşünüyoruz” dedi.



