

Deniz ekosisteminin önemli bir parçası olan Pinna nobilis, Haplosporidium pinnae adlı parazitin yol açtığı kitlesel ölümler nedeniyle Akdeniz'de büyük ölçüde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bu türün korunması ve yeniden kazandırılması amacıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) akademisyenleri kapsamlı bir çalışmaya imza attı. Proje kapsamında, Balıkesir'in Erdek ilçesi açıklarından özel toplayıcı materyallerle elde edilen genç pina bireyleri, Çanakkale Boğazı'nın giriş ve çıkış noktalarına ekilmekte.
“2020 Yılında Yoğun Ölümlerle Karşılaştık”
Pinna nobilis türünün yasal olarak koruma altında olduğunu vurgulayan ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefa Acarlı, bu türün neslinin tükenme tehlikesi ile karşılaştığını belirtti. Acarlı, “Özellikle 2016 yılında Akdeniz'de ortaya çıkan parazitik hastalık, İspanya kıyılarından yayılarak birçok bölgede popülasyonların neredeyse yüzde 100'ünün ölmesine neden oldu. Türkiye denizleri açısından baktığımızda ise 2020 yılında Ege Denizi ve Çanakkale Boğazı'nın girişinde yoğun ölümlerle karşılaştık. Yaptığımız su altı dalışlarında pina alanlarının adeta birer mezarlığa dönüştüğünü gördük” ifadelerini kullandı.
“Ekolojik Bir Mühendis Olarak Değerlendiriliyor”
Çalışmanın iki aşamalı olarak planlandığını ifade eden Doç. Dr. Acarlı, ilk aşamanın Marmara Denizi'nin Erdek-Ocaklar açıklarında gerçekleştirildiğini dile getirdi. Acarlı, “Dört yıl boyunca farklı bölgelerde yaptığımız dalışlarda sağlıklı ve güçlü pina popülasyonları ile genç bireylerin bulunduğu alanları tespit ettik. Bu kapsamda özel toplayıcı materyaller kullanılarak genç pina bireylerinin tutunması sağlandı. Yaklaşık 15 santimetre boya ulaşan bireyler, denizde büyütüldükten sonra doğal yaşam alanları olan deniz tabanına yerleştirildi. Pinna nobilis, ortamda bulunan organik ve inorganik maddeleri süzmesi nedeniyle ekolojik bir mühendis olarak da değerlendirilmektedir. Zemine ektiğimiz bireylerin bir yıl içerisinde yaklaşık 30 santimetreye ulaştığını gözlemledik” şeklinde konuştu.
“7 Farklı İstasyonda Çalışma Yaptık”
Marmara Denizi'ndeki çalışmalarının ardından Çanakkale Boğazı'na yöneldiklerini belirten Doç. Dr. Acarlı, “Çanakkale Boğazı'nın özellikle giriş kısımlarında yüksek oranda ölümlerin yaşandığını biliyoruz. Marmara Denizi'nde edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda, topladığımız genç bireyleri bu alanlara ekim yaparak yerleştiriyoruz. Şu ana kadar 7 farklı istasyonda çalışma gerçekleştirdik. Hedefimiz bu sayıyı artırmak” ifadelerini kullandı.



