reklam
reklam
DOLAR43,4304% 0.06
EURO52,0151% 0.26
STERLIN60,0628% 0.21
FRANG56,5864% 0.25
ALTIN7.691,05% 2,50
BITCOIN87.930,42-1.722
reklam

Balıkesir'de Sürekli Depremler: Magma Tehdidi Hakkında Prof. Dr. Pampal Uyarıyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Balıkesir'de Sürekli Depremler: Magma Tehdidi Hakkında Prof. Dr. Pampal Uyarıyor
reklam

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde dün saat 00.24'te 5.1 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Depremin etkileri, Marmara ve Ege Bölgesi'nde; İstanbul, Uşak, Kütahya, İzmir, Bursa, Yalova gibi birçok şehre kadar hissedildi.

Yaşanan depremin ardından büyüklüğü 2-3 arasında değişen artçı sarsıntılar meydana gelirken, bugün de 10.34'te Sındırgı merkezli 4.1 ve 4.2 büyüklüğünde iki deprem daha kaydedildi.

Şehirdeki artçı sarsıntılar devam ederken, uzmanlar bu durumun bir süre daha süreceğini belirtiyor. Böyle bir “deprem fırtınasında” yaşamak, yerel halk için oldukça zorlayıcı hale geldi.

Özellikle deprem merkezine yakın bölgelerde yaşayanlar, en küçük sarsıntılarda bile büyük bir endişe taşımaktadır. Peki, birkaç ay önce sönümlendiği düşünülen fay hatları, neden yeniden 5 büyüklüğüne kadar depremler üretmeye başladı?

Bu konuyu Prof. Dr. Süleyman Pampal ile görüşerek detaylarını öğrenme fırsatım oldu. Pampal, bölgedeki sismik hareketliliğin olağan dışı olduğunu ifade ederek önemli bilgiler paylaştı.

‘SİSMİK HAREKETLİLİK OLAĞAN DIŞI BİR SEYİR İZLİYOR’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Bölgedeki sismik hareketlilik başından beri olağan dışı bir seyir izliyor. Bu durum, bilim çevrelerince de kabul edilen bir gerçek” dedi.

Pampal, mevcut sürecin bir ‘deprem fırtınası’ niteliğinde olduğunu vurgulayarak, şu ana kadar yaklaşık bir yıl içinde 25 binin üzerinde depremin kaydedildiğini, son iki gündeki sarsıntılarla bu sayının daha da arttığını açıkladı.

Bu tür sismik dizilere nadiren rastlandığını belirten Pampal, yakın geçmişte meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem öncesi de küçük ölçekli depremlerin yaşandığını, ardından kısa bir durulma yaşandığını ancak sonrasında artış görüldüğünü ifade etti.

Uzman, son dönemlerde depremlerin 6 büyüklüğüne ulaşmadığını, ancak 5 büyüklüğüne kadar sarsıntıların kaydedildiğini ve sönümlenme eğilimi gözlemlenirken yeniden 4 büyüklüğüne kadar sarsıntıların yaşandığını dile getirdi.

BU OLAĞAN DIŞI SİSMİK SÜRECİN NEDENİ NEDİR?

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgede yaşanan depremlerin klasik bir fay kırılmasından farklı bir süreç izlediğini belirterek, “Normalde bir depremde belirgin bir fay kırılır, öncü şoklarla başlayan süreç ana şokla devam eder; ardından artçılar görülür. Ancak burada durum farklı. İki ayrı 6,2 büyüklüğündeki ana depremler yaşandı ve bunlar artçılarla devam ediyor” dedi.

Pampal, bu farklılığın başlıca nedeninin magmatik aktivite olduğunu vurgulayarak, “Burası alttaki magmatik aktivitenin etkisi altındadır; Ege Denizi’nde Santorini çevresinde yaşanan sürecin benzerini karada yaşıyoruz” ifadesinde bulundu.

‘VOLKANOLOJİK ÇALIŞMALARDA MAGMANIN YÜZEYE YAKLAŞTIĞI GÖRÜLÜYOR’

Bölgenin jeolojik özelliklerine de değinen Pampal, “Bu alanın güneyinde Kula volkanik alanları bulunmaktadır; yaklaşık 5 bin yıl önce patlamış ve çevrede ciddi hasar vermiştir. Kula, Türkiye'nin en genç volkanik alanıdır” dedi.

Bilimsel çalışmalara işaret eden Pampal, “Volkanolojik çalışmalarda magmanın yüzeye yaklaştığı, yaklaşık 5 kilometre derinlikte olduğu görülüyor; bu nedenle magmatik faaliyete bağlı sıcak su ve gaz çıkışları mevcut” şeklinde konuştu.

Sındırgı çevresindeki gözlemlerini aktaran Pampal, “Sındırgı'nın güneyinde çalışan meslektaşlarımdan sıcak su ve gaz çıkışları hakkında bilgi aldım. Bu, yüzey sularının faylardan aşağı inerken ısınması ve aşağıda lavların yüzeye yakın olduğu anlamına gelmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

‘SINDIRGI VE SİMAV FAYLARI OLDUKÇA AKTİF’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgedeki deprem kuşakları hakkında önemli açıklamalar yaparak, “Sındırgı Fay Zonu, Sındırgı’nın batısından başlayarak, güneybatıdaki Akhisar'dan kuzeye doğru Bigadiç'e uzanan ve kuzeydoğu ile güneybatı doğrultusunda ilerleyen Gelenbe Fay'ı ile Simav Fay Zonu'nun kesiştiği bölge olarak tanımlanır” dedi.

Bu bölgenin tarihsel olarak aktif olduğunu belirten Pampal, “2011'de 6 büyüklüğüne yakın bir deprem, 1970'te Gediz'de 7.2 büyüklüğünde bir sarsıntı, 1995'te Dinar'da 6.1 büyüklüğünde bir deprem ve 2002'de Çay-Sultandağı'nda 6.5 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Bu fay zonu sürekli aktif ve daima deprem üretmeye devam ediyor. Afyon'dan batıya doğru uzanan bu fay hattı, Akşehir, Konya ve Karaman'a kadar uzanıyor” ifadelerini kullandı.

‘GELENBE FAYI BUGÜNE KADAR KIRILMADI, BU İYİ BİR ŞEY AMA…’

Prof. Dr. Pampal, fay kırılmalarının stres transferine yol açtığını belirterek:

“Sındırgı fayları kırıldıkça doğuya ve batıya stres transferi meydana geliyor. Bu stresin en yoğun olduğu noktalar, kırığın iki ucu durumunda. Batıdaki Gelenbe Fayı ise bu stres yükünü taşıdığı halde bugüne kadar kırılmadı. Bu durum iyi bir gelişme. Kırılma ihtimali var, fakat mekanizmaları farklı olduğu için çok yüksek değil. Yine de risk tamamen göz ardı edilmemeli.”

GELENBE FAYI KIRILIRSA KAÇ BÜYÜKLÜĞÜNE KADAR DEPREM OLABİLİR?

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Gelenbe Fayı ile ilgili 7 büyüklüğünde bir deprem beklemediğini; ancak 6 ile 6.5 büyüklüğünde bir depremin gerçekleşme olasılığının bulunduğunu belirterek, “Bu ihtimal maalesef mevcut ve insanların bunu bilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Uzman isim, şu an aktif hareketliliğin olduğu bölge başta olmak üzere Batı Anadolu'daki deprem mekanizmasını şu şekilde açıkladı:

“Kabuğun Batı Anadolu'da incelmesinin nedeni, alttaki magma yükselişidir. Türkiye'nin en ince kabuk yapısı Batı Anadolu'da bulunuyor ve kalınlığı yaklaşık 15 kilometre. Doğuya doğru gidildikçe kabuk kalınlığı 30-40 kilometreye ulaşıyor. Bu nedenle doğudaki kırılmalar zorlaşmakta, enerji daha uzun süre birikmekte ve bu nedenle çok daha büyük depremler meydana gelebilmektedir.”

reklam

YORUM YAP