reklam
reklam
DOLAR43,4975% 0.02
EURO51,6116% 0.02
STERLIN59,5557% -0.01
FRANG56,2856% 0.02
ALTIN6.398,87% -5,75
BITCOIN76.564,38-2.537
reklam

Milyonları etkileyen sessiz tehlike: Uzmanlardan 8 Soru 8 Yanıt

Yayınlanma Tarihi : Google News
Milyonları etkileyen sessiz tehlike: Uzmanlardan 8 Soru 8 Yanıt
reklam

ABD'de kalp hastalığı ve inme kaynaklı ölümlerin düşüş göstermesi, sağlık otoritelerinin dikkatini yeni ve sessiz bir tehdide çekmesine engel olmuyor.

Amerikan Kalp Derneği'nin yayımladığı 2026 Kalp Hastalığı ve İnme İstatistikleri Güncellemesi, kardiyovasküler-böbrek-metabolik sendromun (CKM) alarm verici boyutlara ulaştığını ifade ediyor.

Rapora göre, Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 90’ında bu genellikle belirti vermeden ilerleyen ve ölümcül sonuçlara yol açabilen sendromun en az bir bileşeni mevcut.

Dahası, genç ve orta yaşlı bireylerin yüzde 80’inden fazlasında hastalığa ilişkin erken belirtilerin görüldüğü vurgulanıyor. Ülkemizde de benzer bir durumun gözlemlendiği uzmanlar tarafından ifade ediliyor…

‘TÜM BUNLAR ACİL ÖNLEM GEREKTİRİYOR’

Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi’nden kardiyolog ve raporun başyazarı Dr. Sadiya S. Khan, bu verilerin özellikle gençler için ciddi bir uyarı taşıdığını belirterek, “Bu tablo, acil önlem gerektiren bir durumu gösteriyor. Gelecekte karşılaşacağımız sağlık durumunun ön izleme niteliği taşıyor” dedi.

Dr. Khan, CKM'nin tek sendrom olarak ele alınmasının önemini ise şu sözlerle açıkladı: “Bu hastalıklar birbirinden bağımsız gelişmiyor. Ayrı ayrı incelendiğinde erken müdahale fırsatları kayboluyor. Tek çerçevede değerlendirilmesi, erken tarama ve koordineli tedavi imkanı sunuyor.”

1- KARDİYOVASKÜLER-BÖBREK-METABOLİK SENDROMU (CKM) NEDİR?

İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan, “CKM sendromu; kalp-damar hastalıkları, böbrek işlev bozukluğu ve metabolik hastalıkların, özellikle diyabet, obezite ve hipertansiyon gibi durumların birbirini besleyerek ilerlediği bütüncül bir hastalık tablosudur. 'Sessiz' olarak tanımlanmasının sebebi, uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmesidir. Kişi iyi hissederken damarlar, böbrekler ve kalp yavaş yavaş zarar görmeye devam edebilir” diye belirtti.

2- TÜRKİYE AÇISINDAN TABLO NASIL?

ABD’deki oran ilk bakışta çarpıcı görünse de, bu durumun arkasında risk faktörlerini de içeren geniş bir tanım olduğunu belirten Prof. Dr. Ziya Mocan, “Türkiye’de de tablolar benzer şekilde korkutucu. Hipertansiyon, insülin direnci, obezite ve erken böbrek işlev bozuklukları burada da yaygın. Poliklinikte gördüğümüz hastaların çoğunda bu zincirin en az bir veya iki halkası var. Yani CKM sendromu, Türkiye için önemli bir halk sağlığı sorunu” dedi.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman ise, “Ülkemiz için CKM sendromuna ilişkin net bir oran olmasa da obezite, hipertansiyon, diyabet ve kronik böbrek hastalığı verileri dikkate alındığında benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. Klinik gözlemler ve saha verileri, özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireylerde CKM riskinin yüksek olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

3- GENÇ VE ORTA YAŞLI BİREYLERDE ERKEN UYARI İŞARETLERİNİN ARTMASI NEYE BAĞLANIYOR?

Prof. Dr. Ziya Mocan, en önemli etkenlerin hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi, uzun süre ekran başında kalma ve kronik stres olduğunu vurgulayarak, “Genç yaşta başlayan kilo artışı ve insülin direnci, ileride kalp ve böbrek hastalıklarının temellerini atıyor. Geleneksel olarak 50’li yaşlarda gördüğümüz riskleri artık 20’li ve 30’lu yaşlarda gözlemlemeye başladık” dedi.

4- YÜKSEK TANSİYON, DİYABET, OBEZİTE VE BÖBREK HASTALIKLARI NEDEN BİR ARADA GÖRÜLÜYOR?

Bu soruya Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, “Bu dört hastalığın bir arada görülmesinin nedeni, hepsinin birbirini tetikleyen aynı fizyolojik döngü içinde yer alması. Obezite insülin direncine, o da diyabete, diyabet ise damar ve böbrek hasarına yol açıyor. Böbrek fonksiyonlarının bozulması tansiyonu artırıyor ve yüksek tansiyon da kalp ve böbrekleri daha fazla yıpratıyor. Böylece kendini besleyen bir kısır döngü oluşuyor.” şeklinde yanıt verdi.

5- CKM SENDROMUNUN ERKEN BELİRTİLERİ NELERDİR? KİŞİ BUNU FARK EDEBİLİR Mİ?

Prof. Dr. Ziya Mocan, “Çoğu zaman fark etmek zor” diyerek “Hafif halsizlik, çabuk yorulma, kilo artışı, bel çevresinde yağlanma, hafif yüksek tansiyon veya kan şekeri gibi belirtiler olabilir fakat bunlar genelde önemsenmez. Bu yüzden sadece kendi hislerimize güvenmek yetmiyor; düzenli sağlık taramaları son derece önemli” dedi.

Ayrıca Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, belirtilere çabuk yorulma, gece sık idrara çıkma ve sabahları yüzde ve ellerde hafif şişlik gibi işaretleri de ekledi.

6- KİMLER NE SIKLIKLA SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇMELİ?

Prof. Dr. Ziya Mocan, “18 yaşından itibaren herkesin en azından kan basıncı, kan şekeri, kolesterol ve böbrek fonksiyonlarını düzenli olarak kontrol ettirmesi gerekiyor. Aile öyküsü olanlar, fazla kilolu bireyler, sigara içenler ve hareketsiz hayat sürenler için bu kontroller daha erken yaşta ve daha sık yapılmalı. Risk mevcutsa yılda bir tarama idealdir” şeklinde belirtti.

7- HASTALIK ÖLÜMCÜL MÜ?

Hastalığın erken dönemde tespit edilirse büyük ölçüde geri döndürülebilir olduğunu belirten Prof. Dr. Ziya Mocan, “Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü, uygun tedavi ve düzenli takip son derece etkili. Ancak geç kalındığında kalıcı organ hasarı oluşabilir. CKM sendromu kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği risklerini artırdığı için tedavi edilmediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabilir. İyi haber şu: Erken müdahale ile sağ kalım oranı belirgin şekilde artar.”

Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman ise, geç evrede teşhis konduğunda bazı organ hasarlarının kalıcı olabileceğini belirterek şu bilgileri paylaştı:

“CKM'nin varlığı, kalp krizi ve felç riskini artırırken, böbrek tutulumu mevcut olduğunda bu risk daha da yükseliyor. Bu nedenle sendrom doğrudan 'ölümcül' olarak tanımlanmasa da kontrol edilmediğinde yaşam süresi ve kalitesini ciddi biçimde etkiliyor.”

8- TÜRKİYE'DE GENÇLERDE ARTAN OBEZİTE VE HAREKETSİZ YAŞAM, ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Eğer bu gidişat durdurulamazsa, önümüzdeki yıllarda daha genç yaşta kalp krizi, diyaliz ihtiyacı ve kronik hastalıklarla karşılaşan bir toplum ile karşılaşabileceğimizi söyleyen Prof. Dr. Ziya Mocan, “Bu sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda sağlık sistemi üzerinde büyük bir yük demek. Bu yüzden bugün atılacak önleyici adımlar, gelecek 20 yılın sağlığını belirleyecektir” şeklinde uyardı.

reklam

YORUM YAP