

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayanarak yapılan analizde, Türkiye'nin 85 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip olduğu ve 0-17 yaş aralığında 21 milyon 817 bin çocuğun bulunduğu ortaya konuyor. Bu da Türkiye'de her 4 kişiden 1'inin çocuk olduğunu göstermektedir. Adalet Bakanlığı'nın verileri, son yıllarda suça karışan çocuk sayısında dikkate değer bir artış yaşandığını gösteriyor. 2015 yılı itibarıyla suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, ve 2019'da ise 161 bin 378 kişi olarak kaydedildi. Belirli yıllar boyunca suça sürüklenen çocuk sayısının genel olarak stabil bir seyir izlediği görülürken, 2020 yılında COVID-19 salgınının etkisiyle suça karışan çocuk sayısında bir önceki yıla göre yüzde 25.8 bir düşüş ile 119 bin 769'a geriledi.
Son 10 Yılda Yüzde 17.47 Arttı
2021 yılında 134 bin 464 çocuğun suça karıştığı, 2022'de bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 31'lik bir artışla 176 bin 128'e ulaştığı, 2023'te ise 177 bin 174'e çıktığı belirtiliyor. Son 10 yıl içinde en yüksek suça sürüklenen çocuk sayısı 188 bin 926 olarak 2024'te kaydedilmişken, 2025 yılında bu sayıda yüzde 1.4'lük bir düşüşle 186 bin 256 olduğu öngörülüyor.
2015 ile 2025 yılları arasında suça karışan çocuk sayısı yüzde 17.47 oranında bir artış göstermiştir.
Yaralama, Hırsızlık ve Tehdit
Mevcut verilere dayanarak, Türkiye'de 21 milyonun üzerinde çocuk yaşarken, 2025'te suça karışan çocukların oranı yaklaşık yüzde 0.88 seviyesinde olacak. 2025 yılında suça karışan çocukların genellikle şahit olduğu suç türleri ise; kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma, dolandırıcılık, çocuklara cinsel istismar gibi suçlar olarak sıralanmıştır.
O Saçlar Trend Değil, Delil Karartma
Adalet psikolojisi üzerinde uzun yıllar eğitim veren avukat Cemalettin Gürler, bu artışın sebeplerini şöyle değerlendirdi:
“Bu artışın arkasında birçok neden yatıyor. Sosyoekonomik, kültürel ve hukuki birçok etken bir araya gelerek suça sürüklenen çocukları oluşturuyor. Bu çocuklar bir ya da birkaç gerekçeden dolayı oluşmuyor, farklı faktörlerle bu suç örgütleri ve yapıları ortaya çıkıyor. Burada en önemli sorun; çocukları suç ve suçlulardan koruma kaygısıyla ceza infaz hukukunun çocuğa yönelik hükümleri, suç örgütlerinin elinde suçluyu koruyan birer 'kalkan' haline geliyor. Bugün, toplumda cezasızlık algısı en çok tartışılan konulardan biri.”
4 Ay Sonra İşlese Müebbet Alacaktı
Manisa'da bir davadan bahseden Gürler, 18 yaşını doldurmasına 4 ay kalan bir çocuğun pompalı tüfekle bir eve saldırdığını, evin iki kızını yaralayıp babayı da öldürdüğünü belirtiyor. Çocuk, 'Ben onun kızını seviyordum, onun nişanlanacağını duydum, bu yüzden yaptım.' diyerek bir kişisel sebeple eyleme geçtiğini ifade ediyor. Eğer bu suçu 4 ay sonra işleseydi, müebbet cezası alacaktı. Ancak bu kişi, 5 yıl sonra topluma dönecek ve ailesi bu süre zarfında sosyal medyadan 'Aslanlar cezaevinde yatar' gibi paylaşımlar yapıyor.”
Aynı Saç ve Giyimde Yüzlerce Kişi Var
Gürler, suç çetelerinin çocukları kullandığını belirterek, suça sürüklenen çocukların cezaevine girdikten sonra örgüt içerisinde konum kazandığını ifade etti. Çocukların giyim tarzlarının büyük ölçüde birbirine benzediğini söyleyen Gürler, dışarıdan bakıldığında bunun bir moda veya trend gibi algılandığını ancak gerçekte bu durumun bir ‘delil karartma yöntemi’ olduğunu vurguladı. “Saçları yanlardan ve arkalardan sıfıra yakın, hepsi aynı model. Üstte genellikle şişme mont veya geniş giysiler; alt kısımda ise rahat spor pantolonlar veya eşofmanlar bulunuyor. Eğer bu kişiler sizin çocuğunuz değilse, onları ayırt etmek neredeyse imkansız. Eğer aynı kıyafetten aynı bölgede 100, 150, 200, 300, 500 kişi varsa, suç işleyeni tespit etmek oldukça zor.” dedi.



