reklam
reklam
DOLAR43,6062% 0.16
EURO51,6027% 0.37
STERLIN59,4554% 0.61
FRANG56,2519% 0.53
ALTIN6.943,53% 3,13
BITCOIN70.751,609.136
reklam

Afet Alanlarında Bilgi Güvenliği: 6 Şubat Depremleri Sırasında Dezenformasyon Gerçeği

Yayınlanma Tarihi : Google News
Afet Alanlarında Bilgi Güvenliği: 6 Şubat Depremleri Sırasında Dezenformasyon Gerçeği
reklam

Doğal afetler, bilgiye olan ihtiyacın zirveye ulaştığı sıra dışı dönemlerdir. Arama-kurtarma ve yardım çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğü bu dönemlerde doğru bilgiye hızla erişim hayati bir öneme sahipken, yanlış ve çarpıtılmış bilgiler, bireylerin algılarıyla birlikte sahadaki faaliyetleri de doğrudan etkileyebilmektedir. Dijital platformların hızlı, etkileşimli ve görünürlük odaklı yapısı, doğruluğu doğrulanmamış içeriklerin kısa sürede büyük kitlelere ulaşmasına neden olmaktadır.

DEZENFORMASYONUN DİNAMİĞİ VE YAYILMA BİÇİMİ

Özellikle afet zamanlarında ortaya çıkan “infodemi” durumu, bilgi kirliliğini daha da derinleştirirken; kullanıcıların karşılaştıkları içerikleri sorgulamadan paylaşmaları bu süreci beslemektedir. Araştırmalar, yanlış bilgilerin doğru bilgilere kıyasla daha hızlı yayıldığını ve daha geniş kitlelere ulaştığını göstermektedir.

Bu süreçte yalnızca anonim sosyal medya hesapları değil; zaman zaman kamusal alanda tanınan kişilerin de doğrulanmamış bilgileri paylaşması, dezenformasyonun normalleşmesine ve meşrulaşmasına yol açabilmektedir. Yanlış olduğu bilinen veya doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin, ideolojik duruşlar veya etkileşim kaygısıyla paylaşılması, dezenformasyonun yayılmasına neden olan gönüllü taşıyıcıları artırmaktadır.

ORGANİZE SÖYLEMLER VE HEDEFLENEN ALGILAR

Deprem sonrasında ortaya çıkan yalan haberler incelendiğinde, bu içeriklerin çoğunun belirli temalar etrafında yapılandığı görülmektedir. İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), afet sürecinde yayımladığı bültenlerle bu faaliyetleri sistematik bir şekilde belgelemektedir. İlgili dönemde yalnızca ilk haftalarda yüzü aşkın yalan haber tespit edilmiş; süreç boyunca ise 200’e yakın dezenformasyon iddiası, somut veriler ve resmi bilgilerle çürütülmüştür.

Bu dezenformasyonların temel hedefleri arasında; vatandaşların korku ve endişelerini istismar etmek, afetin gerçek boyutuna ilişkin doğru bilgiye erişimi engellemek, devlete ve resmi kurumlara yönelik güvensizlik oluşturmak ve toplumda kaos hissini artırmak bulunmaktadır. Yanlış bilgilerle, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin yetersiz olduğu algısı yaratılmaya çalışılmış; bu şekilde toplumsal direnç ve dayanışma duygusunun zayıflatılması hedeflenmiştir.

Dezenformasyon kampanyalarının bir kısmında, sahada aktif rol oynayan kamu kurumları hedef alınmıştır. Bu kamu kurumlarının afet yönetiminde yetersiz kaldığı ya da kasıtlı olarak bazı faaliyetleri engellediği yönündeki iddialar, geniş kitlelere ulaştırılarak kamuoyunda güvensizlik oluşturmaya çalışılmıştır. Oysa bu iddialar, sahadaki uygulamalar ve resmi kayıtlarla açıkça çelişmektedir.

Bu tür yalan içerikler, yalnızca bilgi kirliliği yaratmanın ötesinde; aynı zamanda yardım süreçlerine olan güveni sarsarak, vatandaşların doğru yönlendirilmesini de zorlaştırmaktadır. Afet dönemlerinde güven duygusunun zedelenmesi, kriz yönetiminin etkinliğini doğrudan etkileyen kritik bir risk unsuru haline gelmektedir.

DUYGULAR ÜZERİNDEN MANİPÜLASYON VE KUTUPLAŞTIRMA

Deprem sürecinde yayımlanan dezenformasyonun bir diğer boyutu ise duygusal manipülasyona dayanan içeriklerdir. Özellikle çocuklar, engelliler ve kadınlar üzerinden oluşturulan yalan haberler, toplumda yoğun bir öfke ve kaygı duygusu üretmeyi hedeflemiştir. Bu içerikler, afetin sağladığı travmatik ortamdan yararlanarak bireylerin sağduyulu değerlendirmelerini zorlaştırmış; tepkisel ve kutuplaştırıcı tutumların güçlenmesine neden olmuştur.
Bazı siyasi ve ideolojik söylemlerle harmanlanan bu dezenformasyon çabaları, toplumsal çatlaklar oluşturup derinleştirmeyi ve afet döneminde ihtiyaç duyulan birlik ve dayanışma atmosferini zayıflatmayı amaçlamıştır.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELEDE KURUMSAL VE BİREYSEL SORUMLULUK

6 Şubat depremleri süreci, dezenformasyonla mücadelenin afet yönetiminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu açıkça göstermiştir. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin hızlı ve sistematik müdahale çabaları, yanlış bilgilerin etkisini sınırlamada önemli bir rol üstlenmiştir. Ancak bu mücadelenin yalnızca kurumsal çabalarla sınırlı kalamayacağı da açıktır.

Dijital mecralarda her bir kullanıcı, paylaştığı bilginin doğruluğundan sorumludur. Özellikle afet gibi olağanüstü durumlarda, kaynağı belirsiz iddialara temkinli yaklaşılması, resmi açıklamaların esas alınması ve yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunulmaması büyük bir önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, 6 Şubat depremleri sırasında dijital ortamlarda yayılan yüzlerce dezenformasyon örneği, bilgi güvenliğinin toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiğini göstermektedir. Yaklaşık 200 yalanın gerçekleriyle ortaya konulması, bu alandaki mücadelenin ne kadar kritik olduğunu gözler önüne sererken; gelecekte yaşanabilecek afet ve krizlerde dezenformasyonla mücadelenin daha merkezi bir rol oynayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

reklam

YORUM YAP