

İstanbul'da gerçekleştirilen IDEF Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'na katılan İsmail Zurnacı, burada Türk savunma sanayii ürünlerinden etkilendi ve babasından kalan Kayseri'nin Develi ilçesindeki 77 bin metrekarelik arazisini TSKGV’ye bağışladı. Zurnacı, Türk savunma sanayisi adına önemli firmaları bünyesinde barındıran vakıf tarafından iki farklı beraat ve altın madalya ile ödüllendirildi. Yerli ve milli silah geliştirilmesine katkıda bulunarak TSKGV’ye yaptığı bağıştan dolayı gurur duyduğunu belirtti.
‘Gururlanıp, Etkilendim’
Vakıf tarafından gerçekleştirilen milli savunma hamlelerinden etkilendiğini ifade eden İsmail Zurnacı, “Vakıf kurucularıyla tanışma imkanı buldum. Broşür talep ettim ve orada bağış yapmaya karar verdim. 2005-2006 yıllarında üretilen silahları ve SİHA’ları gözümle gördüm. Silivri'de açılan stantlarda sergileniyordu. Dost ülkelerin beğendiği ürünler için sözleşme yapıldığını gördüm. Bu durum beni oldukça etkiledi. ASELSAN'ın ürettiği bir silah özellike dikkatimi çekti. Dışarıdan gelen dost ülke generalleri de stantları gezmekteydi. Bir Amerikalı orgeneralin bu silahın çevresinde dolaştığını görebiliyordum. Düşünceli bir hali vardı. Kendi kendime, ‘Türkler isterse yapabilir’ düşüncesiyle bakıyordu. Orada gururumdan ağladım. Bir generalim beni bu halde görünce, ‘Hocam çok duygulanmışsın’ dedi. ‘Paşam, bunları görüp de bir Türk olarak duygulanmamak elde değil’ dedim. Ama bir Türk olarak bunların 50-60 yıl önce yapılmış olmasını dilerdim. Bu yüzden gururlandım, etkilendim” şeklinde konuştu.
‘Şahitler Huzurunda Bana Tapularını Verdi’
İstanbul'da yaşadığı dönemde akciğer hastalığına yakalandığını anlatan Zurnacı, “Beşiktaş’ta kirada oturuyordum. Akciğer hastalığına tutulduğum dönemde, 33 kiloya kadar düştüm. Üç ay sonra önce Rahman’ın ve sonra doktorlarımın yardımıyla 86 kilo ile taburcu oldum. İki yıl iş bulamadım. Hayırsever derneklerden iaşe yardımları aldık. İki yılın ardından işe dönebildim. Bu esnada babam rahatsızlandı. Babam, diğer kardeşlerimi kendisine bakmaları için çağırdı ama gitmediler. Beni çağırınca, hastalık sürecim nedeniyle dayanamadım ve onu İstanbul'a getirdim. Babam, şahitlerin huzurunda tapu memurları eşliğinde bana tapularını verdi. 'Öyle sağlam yapın ki ben öldükten sonra bunun elinden alırlar' dedi. Bir yıl birlikte Beşiktaş'ta yaşadık. Vasiyeti üzerine köyümüze defnettik” ifadelerini kullandı.
‘Hiç Pişmanlığım Yok’
Vatan hakkının önemine dikkat çeken Zurnacı, “Paşalarla görüşünce bu vakfın benim düşünceme uyduğunu fark ettim. Mallar benim üzerime geçti ama ben de ölümlüyüm. Ben öldükten sonra çocuklarım bu mallarla uğraşmak istemez. Köylülerden de eleştiriler aldım; ‘Bize ucuz pahalı satsaydın’ dediler. Ben kabul etmedim ve bu kararı alarak vakfıma bağışladım. Mutluyum. Çünkü üretimi gördüm. Belki görmesem mutlu olamayacaktım. Her yıl yeni üretilen silahlar sergilendiğinde gidip görmekteyim. Kayseri’de yalnız yaşıyorum. Çocuklarım Beşiktaş'ta; ben de burada mutluyum. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na 77 bin metrekarelik tapu bağışladım. Piyasa değeriyle hiç ilgilenmedim ve sormadım. Ancak bazıları, ‘Sen bağış yapmasaydın Develi’de 1-2 tane lüks daire alırdın’ dediler. Ben kabul etmedim çünkü bu dünyadan göçeceğiz. Öbür dünyada komşu hakkı soruluyor ama vatan hakkını konuşan yok. Fakat Rahman soracak: ‘Vatanın için ne yaptın?’ Sadece bağımsızlık için değil, güçlü olmak zorundayız. Bu anlayışla bağışta bulundum. Çok şükür, geriye dönüp baktığımda hiç pişmanlığım yok” şeklinde belirtti.
‘Mahallede Dışlandım’
Arazilerini vakfa bağışladıktan sonra yaşadığı bölgede dışlandığını dile getiren Zurnacı, “Bir Türk olarak gurur duymamak elde değil. Ama gönül isterdi ki Atatürk zamanında kurulan silah fabrikaları kapatılmasaydı. Belki o fabrikalar dünyaya silah satıp teknoloji üretecekti. Dünyada 400 milyona yakın Türk nüfusu olduğuna inanılıyor. Türk olunmaz, Türk doğulur. Türklük şuuru insanın elinde değildir, yaradılışımızla beraberdir. Bağış yaptığım için şu an yaşadığım mahallede dışlandım. Çevremle olan ilişkimi kestim. Kendi halimde mutlu bir hayat sürüyorum” şeklinde sözlerine devam etti.
‘Ne Kadar Güçlü Olursak O Kadar Rahat Ederiz’
Türkiye'nin bölgede güçlü olmasının önemine dikkat çeken Zurnacı, “Savunma sanayisi tarafından üretilen silahlar gurur verici. Uçaklar, SİHA’lar, harp sanayisine dair her şey oldukça memnuniyet verici. Bu nedenle çok mutluyum. Gönül ister ki bu vakfa duyarlı vatandaşlarımız da yardımcı olsun. Zira bu dünyadan kimse bir şey götüremez. Bölgemizde ne kadar güçlü olursak o kadar rahat ederiz ve barış o zaman sağlanır. Stratejik bir bölgede bulunuyoruz. Kalkınmamızı da istemiyorlar. Bize dost gözüyle bakıyorlar ama aslında değiller. Bu nedenle çok güçlü olmamız şart. Ben bir bağışçı ve bir Türk olarak çok mutluyum. Kayseri’de Atatürk tarafından kurulan uçak fabrikasının kapatılması beni derinden üzüyor. Başka ülkeler olanı geliştirerek ileriye dönük hamle yapıyor, biz ise eldekini kapatıyoruz. Bu durum beni üzüyor. Ama vakfımızın kurulmuş olması ve üretime devam ediyor olması umut verici. Gelecek nesillerin rahat etmesi için devletimizin güçlü olması ve barışı sağlaması niyetiyle yola çıktım. Bu vakıf çıkar amaçlı değil, üretime yönelik bir vakıftır. İki-üç tane beraat aldım ve altın madalya ile ödüllendirildim” diyerek sözlerini tamamladı.
(DHA)



