reklam
reklam
DOLAR43,6503% 0.02
EURO52,0504% 0.19
STERLIN59,6988% 0.2
FRANG57,0146% 0.31
ALTIN7.082,39% 0,37
BITCOIN67.477,76-2.621
reklam

Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Küresel Boyut Kazanıyor! Uzmanlar Veri Güvenliğine Dikkat Çekiyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Küresel Boyut Kazanıyor! Uzmanlar Veri Güvenliğine Dikkat Çekiyor
reklam

AVUSTRALYA İLE BAŞLADI, DÜNYA GENELİNE YAYILIYOR

Dünyada sosyal medya kullanımı için yaş sınırlamalarına ilişkin en çarpıcı adımlar Avustralya ve Fransa'dan geldi. Avustralya, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarını kullanmasını tamamen yasaklayan yasal düzenlemeyi hayata geçirerek bu konuda öncü bir ülke haline geldi.

Fransa ise daha kademeli bir yaklaşım izleyerek, 'dijital rüşt' yaşını 15 olarak belirledi ve bu yaşın altındaki çocukların sosyal medya kullanımını ebeveyn iznine tabi kıldı.

İspanya ve Çekya da benzer bir şekilde 15 yaş sınırını savunarak çocukların ruh sağlığını korumayı amaçlayan düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Bu durum, devletlerin çocukların dijital ortamdaki risklerini artık daha ciddiye aldığını göstermektedir.

Bu yönelim sadece Avrupa ile kısıtlı değil. Amerika Birleşik Devletleri'nde Florida gibi bazı eyaletlerde 14 yaş altındaki çocuklar için sosyal medya yasakları uygulanıyor.

İngiltere ise yaş sınırı koymak yerine, “Çevrimiçi Güvenlik Yasası” çerçevesinde platformlara çocuklara yönelik içerik denetiminde ağır yaptırımlar öngörüyor. Bu gelişmeler, devletlerin sosyal medyayı yalnızca bireysel bir eğlence alanı olmaktan çıkarıp, toplumsal sorumluluk gerektiren bir alan olarak ele aldığını ortaya koyuyor.

ÇOCUKLARDA CİDDİ SORUNLARA YOL AÇIYOR

“Yasağın ardındaki psikolojik ve sosyolojik motivasyonlar nelerdir?” sorusunu yanıtlayan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Ergenlik dönemindeki çocukların beyin gelişimlerinin tamamlanmamış olması nedeniyle sosyal medyanın sağladığı anlık ödüllere karşı oldukça hassas olduklarını belirtti. Beğeni, yorum ve bildirimler şeklindeki etkileşimler, dopamin salınımını tetikleyerek çocuklarda bağımlılık eğilimini pekiştirmektedir. Bu yaş grubunda siber zorbalık, beden algısı sorunları ve kontrolsüz içerik tüketimi, depresyon ve kaygı bozuklukları riskini önemli ölçüde artırıyor” dedi ve eklemeler yaptı:

“Sosyolojik açıdan bakıldığında sosyal medyanın çocukların günlük yaşam pratiklerini değiştirdiği görülüyor. Uzun süreli ekran kullanımı dikkatsizliğe, bozulmuş uyku düzenine ve akademik başarısızlığa yol açabiliyor. Çocukların yüz yüze sosyal ilişkilerinin zayıflaması da sosyal becerilerin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle devletler, henüz eleştirel süzgeçten geçiremeyecekleri yoğun bilgi akışından çocukları korumayı düşünmekte ve sağlıklı bir gelişim ortamı tesis etmeyi hedeflemektedir.”

SOSYAL MEDYA YASAĞI NASIL HAYATA GEÇİRİLECEK?

“Bu tür yasakların uygulamaya geçebilmesi için en önemli unsur, yaş doğrulama sistemleridir” diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, uygulanabilirlik ve denetim açısından şunları anlattı:

Türkiye'de gündemde olan düzenlemede belirtildiği gibi, sosyal medya şirketlerinin kullanıcıların yaşını yalnızca beyanla değil, teknik doğrulama yöntemleri ile tespit etmesi gerekebilir.

Dijital kimlik doğrulama sistemlerinin entegrasyonu veya biyometrik doğrulama gibi yöntemler bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Bu sistemler, çocukların yanlış yaş bilgisi girerek platformlara erişimini büyük ölçüde engelleyebilir. Ancak aynı zamanda veri güvenliği ve mahremiyetle ilgili tartışmalara da yol açmaktadır.

Özellikle çocuklara ait kimlik ve biyometrik verilerin teknoloji şirketleri tarafından işlenmesi, olası güvenlik açıkları ve veri ihlalleri açısından dikkatlice değerlendirilmelidir. Bu noktada çocuk hakları savunucuları, güvenliğin yanı sıra mahremiyetin korunması arasında denge sağlanması gerektiğini vurgulamaktadır.

YASAKLAR MI, EĞİTİM Mİ DAHA ETKİLİ?
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yasaklayıcı bir yaklaşımın kısa vadede koruyucu bir etkisi olabileceğini ancak uzun vadede çocuklarda merak duygusunu artırarak VPN gibi alternatif yöntemlerle platformlara erişim riskini doğurabileceğini söyledi ve ekledi:

“Bu nedenle yalnızca yasaklamaya dayalı yaklaşımlar yerine, dijital okuryazarlık eğitimleri ile destekleyici çok boyutlu bir strateji benimsemek önemlidir. Dijital okuryazarlık eğitimi aracılığıyla çocuklar, sosyal medya platformlarının nasıl işlediğini, algoritmaların hangi içerikleri neden ön plana çıkardığını ve çevrimiçi risklerle nasıl baş edeceğini öğrenebilirler. Bu bilgi ve beceriler, yasaklar kalktığında bile çocukların dijital ortamda daha bilinçli ve kontrollü davranmalarını sağlayacaktır.”

EBEVEYN VE DEVLET ARASINDA ROL DAĞILIMI

Bu tür düzenlemeler, çocukların dijital ortamda korunması konusunda ebeveynler ile devlet arasındaki rol paylaşımını yeniden gündeme getiriyor. Günümüzde ebeveynlerin denetim araçlarının karmaşıklığı ve platformların gelişmiş algoritmaları karşısında ailelerin tek başına yeterli denetimi sağlama çabası zorlaşmaktadır.

Ali Murat Kırık, bu durumun devletin daha etkin bir düzenleyici ve denetleyici rol üstlenmesine zemin hazırladığını söyledi. “Ancak burada amaç, devletin ailelerin yerine geçmesi değil; ailelere destek olacak bir mekanizma sunmaktır. Özgürlükler ile güvenlik arasında dengenin sağlanması bu aşamada büyük önem taşımaktadır. En sağlıklı yaklaşım, devletin platformlara yönelik net kurallar belirlemesi ve ailelerin bu kuralları evlerinde rehberlik yoluyla desteklemesidir” dedi.

KÜRESEL BİR STANDART HALİNE GELME OLASILIĞI VAR MI?

“Avrupa merkezli bu dijital kısıtlama trendinin küresel ölçekte yaygınlaşması kuvvetle muhtemeldir. Türkiye gibi genç nüfusa sahip ve sosyal medya kullanım oranları yüksek olan ülkelerde bu tür düzenlemeler geniş yankılar uyandıracaktır. Toplumsal kabul açısından özellikle ebeveynlerin destek sağlaması beklenebilir; ancak gençlerin teknolojik uyum sağlama becerisi, uygulamada bazı zorluklar yaratabilir” diyen Prof. Dr. Kırık, şu noktaların altını çizdi:

“Bu sürecin küresel bir standart olarak benimsenmesi, sosyal medya şirketlerini yaşa uygun içerikler oluşturma ve filtreleme konusunda daha şeffaf ve sorumlu davranmaya zorlayacaktır. Türkiye’nin bu sürece dahil olması, yerel denetim mekanizmalarının güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ancak uygulamanın sadece teknik bir erişim engeli şeklinde kalmaması, pedagojik ve sosyal destekle birlikte yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.”

TÜRKİYE'DE KANUN TEKLİFİ YAKINDA MECLİS’E SUNULACAK

Türkiye’ de Meclis’e sunulması beklenen kanun teklifi, sosyal medya kullanımını sadece yasaklama üzerinden ele almayıp, bütüncül bir sistem çerçevesinde planlamaktadır. Teklife göre 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmaları yasaklanacak; sosyal medya şirketleri için yaş doğrulama ve yaşa uygun içerik sağlama zorunluluğu getirilmesi öngörülmektedir.

Ayrıca düzenleme dijital oyun alanını da kapsayarak, çocukların yalnızca yaş gruplarına uygun oyunlara erişebilmesini öngören bir sınıflandırma sisteminin uygulanmasını amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, çocukların şiddet veya uygunsuz içerikle karşılaşmasını engellemeyi ve dijital ortamda daha güvenli bir deneyim yaşamalarını sağlamayı hedeflemektedir.

reklam

YORUM YAP