

MURAT ÖZBOSTAN: Zirvedeki yarış devam etmekte. Tabloya baktığımızda artık F.Bahçe, G.Saray ve Trabzon üçgeninde mi ilerleyecek mücadele yoksa yalnızca F.Bahçe ve G.Saray olarak mı göreceğiz?
LEVENT TÜZEMEN: G.Saray, F.Bahçe ve Trabzonspor, yarışta görünüyor. Bu üç takım arasındaki maçlar, sıralamayı etkileyebilir. Özellikle Trabzon'un evinde F.Bahçe ve G.Saray ile karşılaşması, yarışa devam etmesi açısından büyük bir fırsat. Ancak Beşiktaş’ı göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum. Büyük maçlarda farklı bir form gösteren Sergen Yalçın ve öğrencileri, yarışın kaderini değiştirebilir. G.Saray’ın transferleri sonrasında hem oyunu hem de gücü arttığı açık.

FATİH DOĞAN: Aşırı mütevazı bir tutum sergilerseniz, aciz görünürsünüz. Trabzonspor birçok şeyi doğru yapıyor ancak önemli bir konuda eksik kalıyor. Trabzon'un şampiyonluk şifresi, iletişim stratejileriyle ilgili. Artık tecrübeli bir başkanları ve iyi bir teknik direktörleri var. Dengeli bir kadroya sahipler fakat Trabzon'da eksik olan, şampiyonluk kelimesinin yanında durmaktan çekinmeleri. Yarışta yer almak, camiaları bir araya getirir ve oyuncuların performansını %20 oranında artırır. Trabzon’un yönetim kadrosunun toparlanarak şampiyonluk söylemini dillendirmesi ve takımı yarışı önemseyen bir yapıya ulaştırmaları gerekiyor. Şifre: Şampiyonluk söylemi.
AHMET ÇAKAR: Bu sorunun yanıtı cumartesi gecesi Trabzonspor-F.Bahçe maçından sonra daha açık hale gelecek. Bence bu maç, hem Trabzonspor’un hem de F.Bahçe’nin kader belirleyici karşılaşmalarından biri. Elbette G.Saray için de durumu benzer. Eğer Trabzonspor kazanırsa, 'Ben de buradayım' diyerek 'İkincilik için favori benim' ifadesini kullanabilir ve F.Bahçe, şampiyonluk yarışından uzaklaşır. F.Bahçe kazanırsa ise, 'G.Saray’ı neden yakalamayayım ki!' diyerek özgüven kazanabilir ve Trabzonspor, şampiyonluk yarışından ciddi anlamda uzaklaşır.
GÜRCAN BİLGİÇ: Türkiye’de lig şubatta başlar. Bu nedenle yaşananları unutup, hafta hafta tartışmamız gerekiyor. Fenerbahçe ve Galatasaray, ligdeki kadrolarını güçlendirmiş durumda. Trabzonspor ise bu süreçte daha sınırlı kaldı. Onuachu, Zubkov ve Muçi etkili performans sergileyeceklerdir. Eğer direnç gösterirlerse bile, devamlılık noktasında sorunlar yaşayabilirler. Bu sezon, 'x faktör' olarak adlandırılan, gidişatı etkileyecek takım sayısı artış gösterdi. Trabzonspor da bunlardan biri. Şampiyonluk zor ancak kimin şampiyon olacağı, onların performansına bağlı. Yani; Trabzon'dan çıkan, Mayıs'ı sevinçle kapatır.

ÖMER ÜRÜNDÜL: Trabzonspor'un yarışta etkili olabilmesi için Fenerbahçe maçını kazanması gerek. Kazanamazsa, yarış iki takım arasında geçecektir. G.Saray, kadro olarak daha avantajlı görünüyor. Üç puanlık bir farkları var ve F.Bahçe derbisi de kendi evlerinde. Dolayısıyla, avantaj G.Saray'da gibi gözüküyor.
VAR’daki Hakemlerin Futboldan Haberi Yok
ÖZBOSTAN: Hakem hatalarından yine sıkça konuşuyoruz. Artık kritik haftalara giriyoruz, yabancı hakem düşüncesi yeniden gündeme gelmeli mi?
TÜZEMEN: Hakemler düne kadar FIFA kokartı aldı. Ancak bu hafta bazı skandal kararlara imza attılar. Özellikle hakemlere dair en tehlikeli isim, Ali Şansalan. Yaptığı hataları bilerek yaptığını açıkça söyleyebilirim. Bu nedenle, onlara üç tane de FIFA kokartı taksanız, eğer yetenekleri kısıtlıysa VAR'a dayalı maç yönetiyorlarsa, bu kokartları hak etmiyorlar. Ligin kalan haftalarında VAR için yabancı ve kaliteli hakemlerin mutlaka görev alması lazım.

DOĞAN: Yabancı hakem gelsin, dertler bitsin diyeceğim ama ne TFF'nin niyeti var ne de Türk futbolunun bunun için hazır bir zemini var. Hakemlerin güçlü olanların yanında takındığı tutumlar, Türk futbolunun önemli bir kanayan yarası. Hakemler, güçlünün yanında değil, haklının yanında durduklarında bu sorunu çözebilecekler. 30 yıllık süreçte, bu konuyla ilgili ahkam kesenlerin çoğu da bir maskenin arkasında duruyor. Hakem camiası, maskeli balonların içinde yüzüyor. IFAB Başkanı David Elleray, birkaç yıl önce ülkemizi ziyaret etti ve sporun paydaşlarıyla görüştü. Bir rapor hazırladı fakat bu raporun uygulanabilirliğini göremiyoruz.
ÇAKAR: Türk hakemleri her hafta biraz daha geri gidiyor. Pazar gecesi Rize'nin attığı gol ofsayt nedeniyle iptal edildi. VAR hakemi talimatıyla maç 15 saniyede başladı, buna karşın simülasyon 10 dakika sonra gösterildi. Ne malum ki montajla yapılmadı? Pazartesi akşamı ise F.Bahçe lehine verilen penaltı için hangi hakeme sorarsanız, 'Böyle bir penaltı olamaz' deme ihtimali yüksek. Yabancı hakem getirmek belki çözüm olabilir ama bu tek bir maçla olmaz.
ÖMER ÜRÜNDÜL: Bizim hakemlerimizin büyük takımlarla oynanan maçlarda sağlıklı bir yönetim sergilemesi oldukça zor. Bu nedenle takımlarımız Avrupa'da zorlanıyor.
BİLGİÇ: MHK, genç hakemler buldu ve onlara güvenerek maç veriyor. Bazılarında başarılı olundu, fakat çok sayıda maçta başarısızlık yaşandı. Israr etmeye gerek yok. Mehmet Türkmen'den başlayarak, başkalarının yolunu açmak gerek. Sahadakileri bir yere kadar anlıyoruz. VAR'da büyük bir sorun var. Kuralları biliyorlar ama futboldan haberleri yok. Yabancı hakemi istiyoruz çünkü eskiden olduğu gibi harekete geçme nedeni bulamıyoruz. Bu kez sorun yetersizlik üzerine kurulu.
SERGEN YALÇIN FARKINI GÖSTEREMEDİ
ÖZBOSTAN: Beşiktaşlıların yüzü gülmüyor; transferler yapıldı ama Sergen Yalçın’a büyük tepkiler geliyor. Beşiktaş’ın sıradan bir takım haline dönüştüğü görüşü oldukça yaygın. Siz ne düşünüyorsunuz?
TÜZEMEN: Beşiktaş yönetimlerinin transfer politikalarını anlamakta zorlanıyorum. 18 milyon Euro'ya Agbadou'yu aldılar, santrfor pozisyonu için de 14 milyon Euro harcayacaklar. Mevcut oyuncularından, Abraham’dan faydalanmaktan vazgeçip oldukça düşük bir rakam kazanıyorlar. Rafa Silva gibi bir yıldızı 7 milyon Euro’ya satmaktan çekinmediler, aynı fiyata alacakları oyuncuyu bulamadılar. Sonrasında ise Masuaku ile yolları ayırdıktan sonra 3 sol bek alıyorlar ama gerekirse Masuaku ile sözleşme uzatsalar sorun yaşamayacaklardı. Sergen Yalçın’ın yeni oyuncuları nasıl motive edeceği belirsiz. Hedeflerinin Türkiye Kupası olması gerektiğini düşünüyorum.

DOĞAN: Beşiktaş’ın temel sıkıntısı ‘İyi şeyler bizden, olumsuzluklar diğerlerinden’ anlayışıdır. Teknik direktör Sergen Yalçın, iyi sonuçları kendine atfederken en küçük olumsuzluğu yönetime veya başkasına yüklüyor. Son açıklamaları da bunu gözler önüne seriyor. Kaleci Vasquez hakkında, “Ben de bir gün önce gördüm; tanımıyorum” diyerek transferin onayıyla ilgili yönetime eleştiri getiriyor. Bu ilk değil ve son da olmayacak. Mesela iki aydır peşine düştükleri Chelsea'nin yedek kalecisi Jorgensen’in sonuçlanmayan transferinde de kendi payına düşenden konuşmuyor; Ersin’in sorumsuzluğuna ve ıslıklanmasına tepki gösteriyor. Beşiktaş başarılı olmak istiyorsa, öncelikle kendi içindeki birlikliği sağlamak zorunda.
ÇAKAR: Beşiktaş, sıradan bir takım haline döndü ama bunu Serdal Adalı ve Sergen Yalçın’a yüklemek haksızlık olur. Onlar zaten devraldıkları durumdan muzdaripler. Aslında birçok yararlı oyuncuyu yolladılar ve aldıkları oyuncularla ilgili de soru işaretleri ortaya çıkıyor. Beşiktaş’ı Ahmet Nur Çebi’den sonraki yönetimler sıradanlaştırdılar.
ÜRÜNDÜL: Beşiktaş’ta gidişat pek iç açıcı değil ama yeni transferlerle daha iyi bir performans bekliyorum. Nitelik bakımından birinci sınıf olmasa da fiziksel açıdan güçlü ve hırslı bir santrfor önemli katkı sağlayabilir. Marsilya'dan tanıdığım Murillo kesinlikle önemli bir oyuncu. İlk maçta kırmızı kart gördü ama Asllani de Beşiktaş için uygun bir seçenek. Beşiktaş, Başakşehir maçını hasarsız geçerse, ilk dönemden çok daha iyi bir performans ortaya koyabileceğini düşünüyorum.
BİLGİÇ: Beşiktaş’ın sorunu; ceza alanına düşen her topun pozisyon yaratması. Orta saha kalitesine ve öndeki etkinliğe bağlı olarak her maçı kazanmak önemli. Sergen Yalçın, geldiğinden beri mevcut durumdan farklı bir oyun anlayışı sergileyemedi. 'Sergen geldi, bu şekilde oldu' diyemiyoruz. Transferler sürekli bir çözüm olacak gibi görünüyor; bu kez eline iyi oyuncular verildi ancak taraftarın sabırsızlığı ve öfkesi göz önünde bulundurulduğunda işler zorlaşıyor. Ersin, tribünlerde ıslıklanırken, yönetime yönelik istifa çağrıları oluyor. Bu tabloyun içinde Yalçın, hafta sonunda alkışlarla karşılanıyor. Bu desteği doğru kullanması gerekiyor.
Oğulcan'ın Anne ve Babasına Teşekkür Edilmeli
MURAT ÖZBOSTAN: Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçında Oğulcan'ın Mert sakatlandığında durması, haftanın en önemli konuşma konularından biriydi. Oğulcan’ın fairplay ödülü alması gerektiği konuşuluyor. Bu durum hakkında neler söyleyebilirsiniz?
AHMET ÇAKAR: Kesinlikle, %100 fair-play ödülünü alması gereken bir hareketti. Ligde her alanda yaşanan birçok olumsuzluk var. Yıllardır bu durumu görememiştik ama Oğulcan’ın sergilediği tutum kesinlikle bu ödüle layık.

ÖMER ÜRÜNDÜL: Bizim ligde maçlar gerilim dolu; sosyal medya ve yöneticilerin beyanatları dolayısıyla fair-play durumlarına çok sık tanık olamıyoruz. Oğulcan’ı yürekten kutluyorum.
GÜRCAN BİLGİÇ: Günümüzde oyuncuların aldatan projelerle maçı izlerken, Oğulcan'ın yaptığı hareket gerçekten bir intendör. Annesi ve babasını böyle bir çocuk yetiştirdikleri için kutlamak gerekir. Bu hareket, maça etki etmedi belki ama genç bir futbolcu, kariyerini değiştirme fırsatını değerlendirebilecekken, durarak arkadaşına yardım etti. Anlaşılan Mert Müldür ise, Oğulcan yerdeyken atağa devam etti. Oğulcan gibi farklı bir davranış, futbol dünyasında açan bir çiçek gibi. Başkaları onu aptallıkla eleştirebilir ama farklı olmanın tadına varmalı ve çizgisinde kalmalı. İnşallah başarılı olur.
Herkes Oğulcan Ülgün'ü Konuştu
F.Bahçe maçında, Gençlerbirliği oyuncusu Oğulcan Ülgün, kaleci ile karşı karşıya kalırken Mert Müldür'ün yerde olduğunu görünce durdu ve oyun devam etmedi. Bu hareket, Oğulcan’ın sergilediği fairplay örneği olarak tribünlerden büyük alkış aldı.



