

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun önünde gerçekleşen duruşmada, Aziz İhsan Aktaş'ın tutuksuz sanığı olan oğlu Metin Aktaş, savunma yaptı.
“Psikolojik Olarak Yıprandım”
22 yaşındaki Aktaş, medyanın baskılarından kaynaklanan olumsuz etkiler nedeniyle personellerin işlerinin suçmuş gibi gösterilmesinin ve yapılan haberlerin kendisini psikolojik olarak yıprattığını belirtti.
“Ailemle Ticaret Yapmam Benim Kültürüm”
Kendisi ve ailesine yöneltilen iftiraların aklından çıkmayacağını ifade eden Aktaş, “Ben ve ailemin bir gün aklanacağına inanıyorum. İddianamede babamın örgüt elebaşı, benim de örgüt üyesi olduğum iddiaları yer alıyor; fakat bizim aramızdaki ilişki yalnızca ailevi bir bağdır. Akrabalarımla ticaret yapmam benim kültürümdür. Bu tür ilişkilerin suç işlemek amacıyla kurulan bir yapı olarak değerlendirilmesi hukuka aykırıdır.” dedi.
“İddia Edilen Örgüt, Örgüt Değil Ailem”
Yazılım mühendisliği okuduğunu ifade eden Aktaş, “Aktaş Bilgi Teknolojileri Anonim Şirketi'ni kendim kurdum ve yönetiyorum. Karar verme yetkisi bendedir. Şirket tek ortak olarak bana aittir ve lisans eğitimimle uyumlu bir sektörde hizmet vermektedir. Sonuç olarak, iddianamede bahsedilen örgüt, örgüt değil, benim ailemdir. Örgüt elebaşı kabul edilen kişi benim babamdır. Üzerime atılan suç örgütü suçlamalarını kabul etmiyorum.” şeklinde savunmasını sürdürdü.
Şirketinin yetkililerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) görevlilerine devredildiğini anlatan Aktaş, bu süreçte yakınlarına ait firmalarla ticari ilişkilerin devam ettiğini ve bu durumun suç teşkil etmediğini ifade etti.
Aktaş, aleyhinde olan suçlamaları reddederek, beraatini ve şirketinin kendisine iade edilmesini talep etti.
“İhale Süreçleriyle İlgili Yetkim Yoktur”
Tutuksuz sanık Mustafa Us, ihale kapsamındaki işlerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirtti ve “Çalıştığım şirket ihaleli iş aldıysa, sadece personel, maaş hesaplama gibi konularla ilgileniyorum. İhale süreçleriyle yetkim yoktur. İşverenimle Aziz İhsan Aktaş'ın akraba olması ve iş yapması beni örgüt üyesi yapmaz. Suçlamaları reddediyorum.” ifadelerini kullandı.
Sanık Ömer Güngör, savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’a ait şirketlerde çalışmadığını ve bu nedenle kendisine emir verme durumunun söz konusu olmadığını söyledi.
“Ticari İlişkiler Örgüt Üyesi Olarak Kabul Edilemez”
Güngör, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davasında da sanık olduğunu ve aynı suçlardan iki farklı davada yargılanamayacağını belirterek, “Örgüt üyesi değilim, işini yapan bir çalışanım. Ticari ilişkiler, örgüt üyesi olarak değerlendirilemez. Beraatımı talep ediyorum.” şeklinde konuştu.
Sanık Özcan Tunçel, var olduğu iddia edilen Aziz İhsan Aktaş suç örgütünün üyesi olmadığını savunarak, “İçkale Firması'nda çalışıyorum. Çalıştığım şirket Doğan Aktaş'a aittir. Bana yöneltilen iddiaların aksine Aktaş'ın bana bir talimat verme yetkisi yoktur. Profesyonel bir yönetici olarak çalışıyorum.” dedi.
Sanık Mustafa Us ile personellerin koordinasyonunu sağladıklarına yönelik suçlamaların hatırlatılması üzerine Tunçel, “Hayır, sadece İçkale Firması'nın bordrosunu yapıyorum. Mustafa Us'u daha önce tanıyordum, ancak TMSF şirketlere el koyduktan sonra kendisini tekrar tanıdım.” yanıtını verdi.
Tutuksuz sanık Özkan Aktaş, Aziz İhsan Aktaş'ı işvereninin akrabası olması dolayısıyla tanıdığını, ancak ihale süreçlerinde herhangi bir görev almadığını dile getirdi.
Duruşmadan sonra, tutuksuz sanık Sinan Kalender'in de savunmasının alınarak duruşmaya ara verildi.



