

Trafik kazaları, dünya genelinde önlenebilir ölüm ve sakatlık nedenleri arasında en üst sıralarda yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her yıl yaklaşık 1,2 milyondan fazla birey trafik kazaları sonucu hayatını kaybederken, milyonlarca kişi de kalıcı yaralanmalarla karşılaşmakta. Ağır yaralanma ve ölüm riski, özellikle araç kullanan veya araçta bulunan kişilerin emniyet kemeri kullanmaması sebebiyle büyük oranda artmaktadır.
Trafik kazaları sonucunda meydana gelen yaralanmaların en ciddi sonuçlarından biri kafa travmalarıdır. Koruyucu önlemlerin alınmadığı durumda bilinç kaybı, hafıza problemleri, dikkat ve yürütücü işlev bozuklukları, denge kayıpları ve davranışsal değişiklikler gibi kalıcı nörolojik sekeller gelişebilir.
Nörorehabilitasyon ve Robotik Fizik Tedavi Merkezi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, travmatik beyin hasarı sonrasında erken müdahale ve nörorehabilitasyon sürecini hürriyet.com.tr okurlarına anlattı.
EMNİYET KEMERİ TAKILMADIĞINDA RİSK KATLANIYOR
Kafa travmalarının, beyin dokusunun ani ve şiddetli bir darbe sonucu hasar görmesiyle ortaya çıktığını dile getiren Prof. Dr. Engin Çakar, yüksek hızla gerçekleşen çarpışmalarda başın kontrolsüz bir şekilde savrulmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
“Yüksek hızla gerçekleşen çarpışmalarda başın kontrolsüz bir şekilde öne, arkaya ya da yanlara savrulması; beyin sarsıntısından beyin kanamasına, yaygın beyin hasarından kafatası kırıklarına kadar geniş bir yelpazede sorunlara yol açabilir. Emniyet kemeri kullanılmadığında başın araç içindeki sert yüzeylere çarpma riski artmakta ve bu durum travmatik beyin hasarı olasılığını önemli ölçüde yükseltebilmektedir” dedi.
Travmatik beyin hasarında görülebilecek başlıca belirtiler; bilinç kaybı, hafıza ve dikkat problemleri, konuşma bozuklukları, denge kaybı, kas kuvvetsizliği veya felç ile davranış ve kişilik değişiklikleridir. Çakar, bu bulguların ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İLK MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Travmatik beyin hasarında ilk müdahalenin kritik öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Engin Çakar, olay yerinde hava yolu açıklığı sağlanması, bilinç düzeyinin değerlendirilmesi ve hastanın en kısa sürede tam donanımlı bir merkeze ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bu sürecin, beyin hasarının ilerlemesini önlemedeki rolü oldukça belirgin.
Travmatik beyin hasarı tedavi sürecinin iki temel aşamadan oluştuğunu ifade eden Çakar, akut dönemde yoğun bakım takibi gerektiğini ve gerekli durumlarda cerrahi müdahale ile kanamanın kontrol altına alındığını açıkladı. Kafa içi basıncın azaltılması ve hayati fonksiyonların stabil hale getirilmesinin öncelikli hedef olduğunu söyledi.
Subakut ve erken rehabilitasyon döneminde ise hastanın genel durumunun dengelenmesi üzerine odaklandıklarını, enfeksiyon, bası yarası, kas kısalığı ve eklem sertliği gibi komplikasyonların önlenmesinin hedeflendiğini belirtti.
BEYNİN BECERİLERİ YENİDEN ÖĞRENMESİ MÜMKÜN
Çakar sözlerini şöyle sürdürdü;
“Enfeksiyon, bası yarası, kas kısalığı ve eklem sertliği gibi komplikasyonların önlenmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Erken mobilizasyon ile nörorehabilitasyon sürecine ne kadar önce başlanırsa, beynin yeniden yapılandırma kapasitesinden o kadar fazla faydalanılmaktadır.”
Kaybedilen motor ve bilişsel fonksiyonların geri kazanılması hedeflenmektedir. Kişiye özel planlanan programlarla hastanın günlük yaşam aktivitelerine en bağımsız şekilde dönmesi amaçlanmaktadır.
Beyin, nöroplastisite adı verilen bir özellik sayesinde yeni sinir bağlantıları kurabilmekte ve hasar sonrası yeniden organize olabilmektedir. Nörorehabilitasyon süreci, bu potansiyele dayanarak gerçekleşmektedir. Yürüme eğitimi, denge ve koordinasyon çalışmaları, el-göz koordinasyonu egzersizleri, kas güçlendirme programları ve bilişsel rehabilitasyon uygulamaları; beyin iyileşmesine destek olmaktadır. Erken dönemde başlanan ve kişiye özel planlanan nörorehabilitasyon programları, iyileşme oranını anlamlı bir şekilde artırmaktadır.
Son yıllarda klasik fizik tedaviyi büyük ölçüde destekleyen teknoloji destekli rehabilitasyon sistemleri öne çıkmaktadır. Robotik yürüyüş cihazları ve sanal gerçeklik tabanlı uygulamalar, yoğun ve tekrarlı egzersiz imkanı sunarak beyin plastisitesini güçlendirmekte ve fonksiyonel kazanımları hızlandırmaktadır.
Travmatik beyin hasarı sonrasında nörorehabilitasyon programına erken dönemde başlanması gerekmektedir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi liderliğinde alanında uzman fizyoterapist, ergoterapist ve konuşma-yutma terapisti eşliğinde kişiye özel planlanan çeşitli fizik tedavi yöntemleri, uygulanan nörorehabilitasyon teknikleri ve el-kol ile yürüme robotları sayesinde hastalara hem yürüme yetileri yeniden kazandırılmakta hem de ince motor becerileri geri kazandırılmaktadır. Böylece hastaların büyük bir kısmı yatağa bağımlılıktan kurtularak kısmi veya tam bağımsızlığa kavuşmaktadır.
Sonuç olarak, trafik kazaları yalnızca anlık bir çarpışma değil; bir insanın hayatı boyunca sürebilecek nörolojik zorlukların başlangıcı olabilir. Hem ön koltukta hem de arka koltukta ihmal edilen bir emniyet kemeri, travmatik beyin hasarına ve uzun yıllar sürebilecek rehabilitasyon gereksinimine yol açabilmektedir.” ifadelerini ekledi.



