Hastane yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre, mide problemleri bazen başka hastalıkların belirtilerini gizleyerek doğru tanıyı geciktirebiliyor. Uzun süre aç kalmanın ardından yağlı yiyeceklerle yapılan iftarlar, karaciğer hasarına neden olabilecek tehlikeleri ortaya çıkarabiliyor.
Açıklamada yorumlarına yer verilen Ziylan, özellikle oruç süresince uzun süreli açlıktan sonra ağır ve yağlı yemeklerin tüketilmesinin, safra kesesinin aniden ve güçlü bir şekilde kasılmasına neden olabileceğini ifade etti.

Ziylan, safra kesesinde taş bulunan bireylerin, bu durumun taşın ana safra yoluna baskı yapmasına ve nadiren de olsa mirizzi sendromu gibi ciddi komplikasyonların gelişmesine yol açabileceğini vurgulayarak, ramazan döneminde yaşanan her mide ve karın ağrısının basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Nadir görülen mirizzi sendromunun, ana safra yolunun taşlar nedeniyle tıkanması anlamına geldiğini ifade eden Ziylan, “Mirizzi sendromu, tanı ve tedavisinin zor olduğu bir durumdur ve safra yolu cerrahları için özel bir zorluk teşkil eder. Budurum, mide sorunlarını taklit edebilir ve önemli tanı güçlüklerine yol açabilir. Ayrıca, kolesistektomi sırasında safra yolu yaralanma riskini yükseltir. Mirizzi sendromunu anlamak, tedavi edilmediği takdirde kolanjit, pankreatit ve karaciğer hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceği için oldukça önemlidir.” şeklinde konuştu.

Ziylan, mirizzi sendromunun karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtilerinin olduğunu belirtirken, “Bu sendromda hazımsızlık, sırt veya omuz ağrısı gibi şikayetlerin yanı sıra yüksek ateş, sarılık, bulantı ve kusma gibi belirtiler de görülebilmektedir. Kesin tanı, laboratuvar ve radyolojik tetkikler sonucunda konulmaktadır. Birçok şikayet 'mide ağrısı' olarak nitelendirilmektedir; ancak bu durumun bir kısmı, yiyeceklerin sindirimine yardımcı olan safra kesesi ve pankreasın aşırı çalışmasından ya da bu organların hastalığı nedeni ile normal işlevlerini yerine getirememesinden kaynaklanmaktadır.” şeklinde ekledi.

Mide rahatsızlığı yaşayan bireylerin, medikal tedaviye rağmen devam eden şikayetler nedeniyle endoskopi (gastroskopi) yaptırdığını dile getiren Ziylan, bu işlemin mide ve yemek borusu ile ilgili hastalıkların hızlı ve doğru bir şekilde teşhis edilmesini sağladığının altını çizdi.
Ziylan, “Öncelikle gerekli tetkiklerin yapılması ve tanının konulmasının ardından medikal tedaviye başlanır. Medikal tedavinin ilk 24 saatteki amacı, hastanın akut dönemi başarıyla atlatmasını sağlamak ve şikayetler azaldıktan sonra ameliyatı planlamaktır. Eğer medikal tedaviye yanıt alınamazsa, cerrahi tedavi tercih edilir. Bu aşamada laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemleri uygulanabilir.” açıklamasında bulundu.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
