reklam
reklam
DOLAR44,6116% 0.09
EURO51,6466% 0.29
STERLIN59,2597% 0.35
FRANG55,8873% 0.05
ALTIN6.713,62% 0,78
BITCOIN68.938,42-0.453
reklam

Erken seçim gündemimiz yok

Yayınlanma Tarihi : Google News
Erken seçim gündemimiz yok
reklam

Beştepe’de düzenlenen Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, özetle şunları söyledi:
“Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki; hükümetimiz gündemine hâkimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.

HİZMET ÜRETME PEŞİNDEYİZ

Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır; o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövme olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil; iş yapma, hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Yatırıma, üretime, hizmete kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın. Biz işimize bakıyoruz önümüze bakıyoruz. Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz. Muhalefetin ‘israf’ diyerek ‘ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin, uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.

KARAMSAR TABLONUN DIŞINDAYIZ

İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapalı. Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektör değil; enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son otuz günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğalgaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirdiği, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır.

FIRSATÇILARA SIKI DENETİM

Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın, bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır.

Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.”

HİTLER’İN ROLÜNÜ OYNUYORLAR

“28 Şubat’ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yakmaya devam ediyor. İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit etti. Biz, tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın; doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık.

GÜN OLUR DEVRAN DÖNER

Atalarımızın ifadesiyle; ‘Gün olur devran döner…’ Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. En son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar çekmiştir. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir ‘dur’ demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya devam edeceğiz.”

TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE

“Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı; Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalı; bizler Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.”

VATANDAŞLARIMIZ ENDİŞEYE KAPILMASIN

“Krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece beş gün sonra Eşel Mobil Sistemi’ni devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturdu. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya şimdiye kadar toplam 50 milyar liraya bulan ek maliyet Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluruz.

YENİ KREDİ İMKÂNLARI

Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzda paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat olanaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmanı erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın.”

YENİ DÖNEMİN DOĞAL CAZİBE MERKEZİ

“Türkiye stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle İstanbul Finans Merkezi’yle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurtdışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile ‘Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı’ olacağına dair haberler yazıldı.

Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak ve transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri haline getirmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.

(Türkiye’nin nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdiğini belirterek) 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G’yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.”

KANSER TARAMASINI İHMAL ETMEYİN

“1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlığına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz.”

reklam

YORUM YAP