reklam
reklam
DOLAR44,8626% -0.01
EURO52,9469% 0.16
STERLIN60,8228% 0.15
FRANG57,6510% 0.41
ALTIN6.938,24% -0,40
BITCOIN76.017,411.541
reklam

Gülistan Doku soruşturması… Firari sanık Umut Altaş hakkında kırmızı bülten talep edildi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Gülistan Doku soruşturması… Firari sanık Umut Altaş hakkında kırmızı bülten talep edildi
reklam

Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheliler arasında yer alan Umut Altaş’ın yakalanması ve Kırmızı Bülten ile uluslararası seviyede aranması için Adalet Bakanlığı tarafından resmi süreç başlatıldı.

Hatırlanacağı gibi ABD’de bulunan ve kırmızı bülten talebinde bulunulan şüpheli Umut Altaş’nın ağabeyi Sidar Altaş.’nın Doku ailesinin avukatıyla yaptığı konuşmanın görüntüleri dosyaya girmişti.

‘UMUT İLE ARAMIZDA BÖYLE BİR KONUŞMA GEÇMEDİ’

Soruşturma dosyasında yer alan silah ve tecavüz iddialarına dair savunma yapan Mustafa Türkay Sonel, “Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia edilen ‘ben bu tabancayla birisini vurdum’ şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Bu duruma şaşkınım, Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile ilgili benim hiçbir ilgim ve alakam yoktur. Bu konu iğrenç bir durumdur. Benim de kız kardeşim var. (Umut ile telefon görüşmeleri) Bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamam mümkün değildir. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir ilgim ve bilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa, bunu yapan kişi aşağılık birisidir. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Umarım gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü acıları var ve empati yapıyorum. Akrep veya MP5 tarzı silahlar ne bende ne de aracımda asla bulunmamıştır” ifadelerini kullandı.

'BİZ O YOLDA SADECE TURLARDIK'

Cinayet gecesine dair daraltılmış baz raporları ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarının sorulması üzerine Sonel, “Bahsettiğiniz tarih çok eski, sıradan bir gün olduğu için hatırlamam mümkün değil. Biz o yoldan sadece araçla geçerken yakıt alır veya turlardık. Kesinlikle durup bekleme yapmazdık. O bölgede hareket halinde olduğumuz için telefonlarımızın baz vermesi normaldir. Ayrıca Gülistan Doku’yu tanımıyorum ki barajda bulunan makas, reçete veya notun ona ait olduğunu bileyim. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir” dedi.

JANDARMA RAPORU: CESET GÖMÜLDÜĞÜ YERDEN SONRADAN ÇIKARTILDI

Savcılık sevk yazısında yer alan gizli tanık beyanında; Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu yanındaki diğer şüpheli Umut Altaş ile birlikte öldürdüğü, ardından koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun cesedi Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlığın yanına gömdüğü iddia edildi. Bu beyan üzerine 12 Ocak 2025 tarihinde bölgede yer altı görüntüleme cihazı (YGC) ile yapılan tarama sonuçları raporda şöyle yer aldı:

“İlgili alanda daha önceden bir kazı yapıldığı, bir şahsın gömülerek yaklaşık 1-2 yıl içerisinde buradan çıkartıldığı, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silah da gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği tespit edilmiştir.”

Gülistan Doku gündeminden sonra gözler Rabia Naz'ın ölümüne çevrildi: Baba Şaban Vatan'dan dikkat çeken çağrı

JANDARMADAKİ İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

“Kasten öldürme” suçundan tutuklanan Mustafa Türkay Sonel, jandarmadaki ifadesinde, soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Uğurcan A'yı, ABD'de bulunan şüpheli Umut Altaş'ı ve babası Celal Altaş'ı tanıdığını söyledi.

“ERKEK ARKADAŞI ABAKAROV'U TANIMIYORUM”

Gülistan'ın erkek arkadaşı Zeinal Abakarov'u tanımadığını ileri süren Sonel, “Ben Gülistan Doku'yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde herhangi bir süreyle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku'nun kaybolması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbiri Gülistan Doku'yu tanımazdı.” iddiasında bulundu.

Sonel, “Umut Altaş ve Uğurcan A'nın 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatlar veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum. Mesela benim numaram çocukluğumdan beri aynıdır, hiç değişmedi, yıllardır da benden başkası bu hattı kullanmaz.” dedi.

“BENİM ATEŞLİ SİLAHIM YOKTUR”

Şüpheli Sonel, “Alınan tanık beyanlarında sizin bir kadını hamile bıraktığınız beyan edilmiştir, bu kadın kimdi ve bahse konu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?” sorusunu “Böyle bir durum söz konusu bile olamaz, öyle bir durum varsa ispatlasınlar.” diyerek yanıtladı.

“Celal Altaş'ın alınan ifadesinde, oğlu Umut Altaş ile telefon görüşmesinde sizin Umut Altaş'a 'bir gün silahı çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum' dediğiniz tespit edilmiştir. Bu silah kime aittir ve nerededir? Silah ile vurduğunuz kişi kimdir, bu olay ne zaman nerede meydana gelmiştir?” sorusuna karşılık Sonel, “Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur.” beyanında bulundu.

“TECAVÜZ OLAYI İLE BENİM HİÇBİR BİLGİM VE ALAKAM YOKTUR”

Sonel, gençlik merkezine gidip gitmediğini tam olarak hatırlamadığını ancak büyük ihtimalle gitmediğini iddia ederek, şunları kaydetti:

“Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa yapan kişi aşağılık birisidir. Tekrar ediyorum benim de bir kız kardeşim var. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Ben de bir üniversite öğrencisiyim benim de çevrem, komşularım, kız ve erkek arkadaşlarım var. Umarım bu gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan'ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına ben kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü onların acıları var ve empati yapıyorum. Kesinlikle gerçek bir silah ile hiçbir işim ve hiçbir merakım olmadı. İzah ettiğim gibi benim airsoft (havalı tüfek) merakım vardır ve bu sporda kullanılan silahları kullanırdım hatta bu spora olan ilgim de İstanbul iline yerleştikten sonra kalmadı. Daha çok derslerime ve evcil hayvanlara ilgi duydum.”

Aracında Uzi Akrep veya MP5 tarzı silah bulunmadığını iddia eden Sonel, “Kesinlikle bana bahsettiğiniz silahlar ne bende ne aracımda asla bulunmamıştır. Yukarıda bahsettiğim gibi bu silahlar airsoft sporunda kullanılan boncuk atan oyuncak silahlardır.” dedi.

“HİÇBİR ŞEY HATIRLAMIYORUM”

“Umut Altaş ile yan yana olmadığınız zamanlarda hemen hemen her gün günde birçok defa telefon ile görüşmenize rağmen Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün olan 5 Ocak 2020 günü saat 02.32'den aynı günün akşamı saat 23.04'e kadar Umut Altaş ile hiç görüşmeniz bulunmamaktadır. Umut Altaş ile bu saat aralıklarında yan yana mıydınız? 5 Ocak 2020 günü saat 22.00'den itibaren Şükrü Eroğlu, Umut Altaş ve sizin beraber olduğunuz, Umut Altaş'ın ise saat 19.28'den itibaren olmak üzere, Gülistan Doku'nun telefonunun son baz verdiği ve görüldüğü yer olan Sarı Saltuk Viyadüğü ve Rostan Dinar mevkisi civarından birlikte baz verdiğiniz daraltılmış baz raporuyla tespit edilmiştir ayrıca fotoğraflı plaka tanıma sistemi kayıtlarından da o bölgede olduğunuz tespit edilmiştir. Şükrü Eroğlu ve Umut Altaş ile 5 Ocak 2020 akşamı, o kadar saat o bölgede ne yaptınız, hangi araçla/araçlarla ve ne maksatla gittiniz, yanınızda başka kim/kimler vardı?” sorusu üzerine Mustafa Türkay Sonel, şu beyanlarda bulundu:

“Üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şey hatırlamıyorum. Bana mesela dünü sorsanız size dakika dakika saniye saniye söylerim ancak siz bana 6 yıl önceki saat aralığını soruyorsunuz. Bunu hatırlamam mümkün değildir. Şükrü ile ilgi sorduğunuz soruya bir fikrim yoktur. O gün için özel değil ancak bahsettiğiniz bölgeyi benim anladığım kadarıyla araçlarımıza yakıt almaya gider orada turlardık hatta daha ileride bulunan akaryakıt istasyonuna kadar gider dönerdik. Biz bahsettiğiniz yola farklı farklı araçlarla bazen toplu bazen de Umut ile birlikte giderdik hatta Umut babasından arabayı her zaman alamazdı, bunun sıkıntısını çok yaşardı, gönlü kırılmasın diye Umut'u kendi arabamla gezdirirdim.”

Sonel, “Gülistan Doku'ya ait eşyaların intihar algısı yaratmak amacıyla yok edildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden değerlendirilmektedir. Barajda ele geçen makas, reçete ve el yazılı not ile sizin 5 Ocak 2020 günü akşamı bulunduğunuz bölgenin aynı bölge olduğu tespit edilmiştir. Bu malzemeleri üçünüzden birinin attığı veya birlikte attığınız ve o bölgede suç delillerini toplayarak yok ettiğiniz değerlendirilmektedir. Bunları baraja kim attı?” sorusunu “Gülistan Doku'yu tanımam ki eşyalarını bileyim. Zaten biz o bölgede araçlarda hareket halinde olurduk, yolda durup beklemezdik. Kaldı ki orada araç ile durabilecek bir yer yoktur. Bahsettiğiniz malzemeleri birisi atmış olsa bile ben onu kim olduğunu ve neden atıldığını bilmiyorum.” diyerek yanıtladı.

“BENİM VE AİLEME KARŞI YAPILMIŞ OLAN BU İTİBAR SUİKASTIDIR”

Mustafa Türkay Sonel, kendisine yöneltilen “5 Ocak 2020 akşamı üçünüzün birlikte aynı anda baz verdiği ve Gülistan Doku'nun da son baz verdiği ve görüldüğü yer olan Sarı Saltuk Viyadüğü ve Rostan Dinar mevkisi civarında bulunan alanda Gülistan Doku'yu öldürdüğünüz veya cesedini teslim aldığınız, Şükrü Eroğlu'nun da bu cesedi alarak bir başka yere gömmeye götürdüğü gizli tanık beyanından anlaşılmaktadır?” sorusu üzerine, “Gizli tanığın bu beyanı tamamen asılsızdır. Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Benim ve aileme karşı yapılmış olan bu itibar suikastıdır. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasıdır. Benim gibi üniversite öğrencisi olan birisinin akşam saatlerinde evinden alınarak buraya getirilip gözaltına alınmam bu durumları yaşamamın tek sebebi babamın makamıdır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir. Benim şu an üniversitede vize sınavlarıma hazırlanmam gerekirken sizin karşınızdayım ve bu durum benim çok fazla zoruma gidiyor.” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP