reklam
reklam
DOLAR45,0470% 0.02
EURO52,7992% -0.08
STERLIN60,9353% -0.06
FRANG57,0649% -0.48
ALTIN6.649,73% -1,92
BITCOIN76.057,23-0.898
reklam

İBB davası… Savcı, Soytekin'e sordu: İmamoğlu, 'operasyon yapılacak, tedbir al' dedi mi?

Yayınlanma Tarihi : Google News
İBB davası… Savcı, Soytekin'e sordu: İmamoğlu, 'operasyon yapılacak, tedbir al' dedi mi?
reklam

Adem Soytekin savunmasında, “Bugüne kadar iş almak için kimsenin kapısına gitmedim. Dosyada yer alan birçok hususun temelinde, belediye görevinde kamuya yönelik yapılan okul, kreş, cami, yurt, mezar gibi yapıların tarafımızca yapılmış olması yatmaktadır. Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten, aracılık eden birisi değilim. Ben iş yapan ve yaptığım işin karşılığını alan bir müteahhitim. İşimizi tamamladıktan sonra hak edişlerimizi kimi zaman nakit, kimi zaman çek olarak tahsil etmişiz. Benim bilgim ve iradem dahilindeki kısım sadece burasıdır. Beylikdüzü Belediyesi’nin, her belediye gibi, pek çok kamu hizmetinde tahsis edilecek tesisler yaptığı bilinmektedir. Halen de bütün belediyeler bu tesisleri yapmaktadır yapmaya da devam edecektir. Genelde belediyeler, hepinizin bildiği gibi, bu tesisleri kendi kaynaklarıyla yapmazlar. Doğrudur, yanlıştır, bu ayrı bir meseledir; ancak bu tesisler genellikle bağışlarla yapılır. Adına gönüllü bağış her ne denirse densin, bu işlerin yürüyüşü böyledir. Tanışma süreci akabinde Beylikdüzü Belediyesi’nden, tamamı ihalesiz olarak yapılan bu işleri aldım ve yaptım. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Nereden sabittir. Bizzat iddia makamının yazdıklarından sabittir. Bu suç değildir. Suçsa da biz bu suçu işledik, işlemeye de devam edeceğiz diyen belediye yetkililerinin beyanlarında da sabittir. Başka nereden sabittir. Rüşvet dediğini, kendisinden zorla bağış adı altında rüşvet alındığını iddia eden insanların beyanlarında da sabittir. Ben bahsettiğim işleri yaptım fakat tek başıma yapmadım. Bunların tedarikçileri, taşeronları ve yüzlerce çalışanı vardır. Şimdi geleyim bu tesisleri nasıl yaptık meselesine. Burada sistem şu şekildeydi. Belediyeye iş verilir. Örneğin, 'Şurada kreş yapacaksınız, kültür merkezi yapacaksınız, yurt yapacaksınız' denir. Devamında da hak edişlerimizin şu kişilerden, kimi zaman daire, dükkan veya çek şeklinde alınacağı söylenirdi. Bu süreçte ben devreye girdiğimde, belediyeyle ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış ya da pazarlık her ne denirse densin, süreç çoktan bitmiş, taraflar anlaşmış olurdu. Ben işimi yaparım. Ben burada sadece yaptığım işlerin karşılığını alıyorum. Dediğim gibi, ben iş bu aşamaya gelene kadar sürece dahil olmam. İddianame boyunca üzerime yüklenmiş hususlar, tarafımca gerçekleştirilen ve büyük ölçüde kamu yararına olan işlerin karşılığında tarafıma yönlendirilen firmalardan hak edişlerimi tahsil etme usulü ve yöntemlerine ilişkindir. Oysa ben bu ödemelerin tamamını gizlemedim. Tam tersine, soruşturma aşamasında bizzat kendim anlatmış, belgeleriyle dosyaya sunmuş biriyim. Eğer benim suç gizlemek, delil saklamak, ilişkileri örtmek gibi bir niyetim olsaydı, bugün dosyada eylem olarak yazan birçok husus zaten benim sunduğum belge ve beyanlarla da ortaya çıkmazdı. Bugün dahi benim tavrım, bir suç örgütü mensubu tavrı değil; gerçeğin ortaya çıkmasını isteyen sorumlu bir Türk vatandaşı tavrıdır. Ayrıca dosyada aleyhimde yer alan bazı kişilerin beyanlarının teknik ve maddi delillerle çeliştiği de açıktır. Benimle hiç görüşme kaydı bulunmayan, ortak baz kaydı olmayan, üstelik tarih anlatımlarıyla kendi içinde çelişen, hiç tanımadığım kişilerin soyut beyanlarıyla çok ağır isnatlar kurulmaktadır” dedi.

'ETKİN PİŞMANLIK' SÜRECİNİ ANLATTI

Soytekin, “Dosyada ifade veren müteahhitlerin ifadeleri basında yer almaya başladı. O dönem avukatlarımdan biri olan ve belediye tarafındaki vekillerle de irtibatı bulunan Onur Büyükhatipoğlu aracılığıyla bu durumun izah edilmesini istedim. Basında haberler çıktığını, bazı müteahhitlerin bana belediyeye yaptığım işlerin hak edişleri olarak verdikleri çek ve taşınmazları rüşvet olarak verdiklerini söylediklerini, bunun ise beni çok rahatsız ettiğini ifade ettim. Bunun böyle olmadığını, bunu en iyi belediye vekillerinin bildiğini, bu konuda bir açıklama yapılması gerektiğini belirttim. Böyle bir açıklama beni ailem, medya ve kamuoyu karşısında doğru şekilde konumlandıracaktı. Onur Bey, belediye tarafıyla görüştüğünde böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Bunun üzerine 'Madem öyle, bunları kendim açıklarım' dedim. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı. Yaptığım tüm işlerin, hak edişlerimin karşılığı olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak yansıtılması ve bunu en iyi bilen belediye yetkilileri tarafından bu konuda yalnız bırakılmam üzerine kendimi aileme ve kamuoyuna anlatma motivasyonuyla bu sürece başladım. Ben İstanbul’un farklı belediyelerinde çalışmış birisiyim. 2023 yılında, 6 Şubat depremi sonrası bir toplantıda benden 100 konteyner istendi. 30 tanesi için anlaştık. Sonrasında, afet yönetimi nedeniyle konteyner bulmakta zorlanınca, ilgili belediyenin yönlendirdiği firmayla anlaştık. Parasını gönderdik. Firma konteynerleri üretti ve Adıyaman’a teslim etti. Şimdi sormak istiyorum. Benim müteahhite verdiğim çekler veya konteyner için üretici firmaya yaptığım ödemeler rüşvet midir, irtikap mıdır. Elbette değildir. Çünkü bunu rızamla yaptım. Üstelik neyi, ne zaman, ne kadar ve hangi yöntemle bağış olarak vereceğime de ben karar verdim” dedi.

'SÖYLEDİKLERİ GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR'

Adem Soytekin savunmasında ayrıca, “Deniz İstanbul’dan 3 bağımsız bölümün bana devri yapılmıştır. Bunun rüşvet olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Sözkonusu daireler o dönem yaptığım işlere karşılık alınmıştır. Bu daireler Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) binasının tadilatı karşılığında verilmiştir. Hakkımdaki iddia Dursun Keleş’in beyanlarına dayanmaktadır. Söyledikleri gerçeği yansıtmamaktadır. Dosyada Dursun Keleş’i aradığıma dair HTS kaydı yoktur. Dursun Keleş’in yalan ifadesi yüzünden Ekrem Bey adına baskı ve şantaj yapan biri gibi gösterildim” dedi.

Soytekin savunmasının devamında, “Mehmet Pehlivan benim söylediklerime 'Yalan ve hayal ürünü toplantı' diyor. O toplantı yalan değil, bal gibi de yapılmış. Bunu ben değil kendi tarafları da söylüyor. Kendi vekilleri de çıkıp bu toplantının yapıldığını ve ayrıca benim yaptırdığımı söylüyorlar. Hem böyle bir toplantı yok diyeceksin hem de siz toplantı yapıldığını kabul edeceksiniz. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz. Ali Nuhoğlu ifadesinde, Pehlivan ile 4-5 kez görüştüğünü ve Pehlivan’ın mal varlığında tedbir olup olmadığı sorduğunu söyledi. Benim söylediğim şeyler doğrulanıyor. Buna rağmen çıkıp dediklerime yalan diyorsunuz. Ortada yalan değil, sizin görmediğiniz bir gerçek var. Ali Nuhoğlu’na tedbir geldiğini söyleyen de Pehlivan’ın kendisi” dedi.

Duruşmaya Adem Soytekin'in savunmasının ardından ara verildi.

'ALİ KURT ŞAHSINA ÇALIŞIR'

Mahkeme Başkanı’nın, “Ali Kurt’a 1,5 milyon dolar gönderildi demişsin. Ayrıntısı nedir” sorusuna Soytekin cevap vermedi. Mahkeme Başkanı’nın “Seninle diyalogda sorun yaşıyoruz” sözleri üzerine Soytekin, “Rüşvet başkanım, rüşvet” dedi. Adem Soytekin’in, “300 daire satıldı. 50-60 milyon lira paramızı alabilmek için 500 bin dolar istendi. Biz de Ali Kurt’a verdik” beyanı üzerine mahkeme başkanı, “Şahsına mı istedi” diye sordu. Soytekin ise “Ali Kurt şahsına çalışır başkanım, şahsına münhasır” yanıtını verdi.

'EKREM BEY HAZIRLIKLI OL DEDİ'

Ardından duruşma savcısı, “Operasyon sürecine ilişkin gizli toplantı iddiası var. Siz Mehmet Pehlivan tarafından sistemdeki tüm aktörler uyarıldığı için para bulunamamıştır. Operasyon öncesi İmamoğlu bana 'Tedbirini aldın mı. Operasyon yapılacak, sen de listedesin dedi' şeklinde beyanınız var, doğru mu” diye sordu. Soytekin, “Doğru. Ekrem Bey 'Hazırlıklı ol' dedi. Keşke dinleseydim, şirketlerime el konuldu. Mehmet Pehlivan da oradaydı. Bunların hepsi konuşulan şeyler” dedi. Operasyon öncesi bazı sanıkların yurtdışına kaçırılmak istendiği iddiasına ilişkin soruya ise Soytekin, “Toplantıda 'Gitmek istersen seni de gönderebiliriz' gibi konuşuldu. Ben direkt 'Benim herşeyim burada, çıkmam' dedim. Toplantıda gerilim, operasyonun başlaması ve İmamoğlu’nun adaylık sürecinin erken olduğu üzerineydi” yanıtını verdi.

'SİSTEM KELİMESİ KULLANILIYORDU'

Duruşma savcısının, “İl binası satın alım meselesi var, 'Para kuleleri' olayı. Bu paraların CHP’li belediyelerden toplandığı ve bağış olmadığı, Turan Taşkın Özer’in yapmadığınız bağışın makbuzunu istediği yönünde beyanınız var, doğru mu” sorusuna ise Soytekin, “Aynen doğru” dedi. Mahkeme Başkanı’nın, “Sistem kelimesi kullanılıyor muydu” sorusuna Soytekin, “Sistem kullanılıyordu” yanıtını verdi. Duruşma savcısı, “Hasan İmamoğlu’na Westside projesinden 3 daire verildiğine yönelik duyumum oldu demişsiniz, kimden duydunuz” diye sorarken Soytekin ise yanıt olarak “Satış ofisindeki müdürle konuştuğumu hatırlıyorum” dedi.

'BENİMLE KURUŞUNU BİLE ALAMADIĞINIZ BİR TİCARET YAPTINIZ MI'

Sorgu sırasında söz alan İmamoğlu, ” Adem Soytekin size kolay gelsin ne diyeyim. 2008’den itibaren firmamla ticaret yaptınız. Benimle yapılan her ticarette kuruşuna kadar hassas bir adam oldum. Benimle bir kuruşunu bile almadığınız bir ticaret yaptınız mı” diye sordu. Soytekin, “Hayır olmadı” yanıtını verdi. Savcının, “YTT Hukuk Bürosu'nda operasyon öncesi bir görüşme oldu mu” sorusuna ise Soytekin, “Evet olmuştur” yanıtını verdi. İmamoğlu, “Ben burada bazı şeyleri tanımlamakta zorlanıyorum. 19 Mart-23 Mart arasında çok sıkıntılı bir 5 gün yaşadık. Kolay bir 5 gün değildi. Çağlayan Adliyesi’nde adını sonradan öğrendiğim savcı içeri girdiğimizde feryat figan bir bant kaydından ve ses kaydından bahsetti, küfürlü konuştu. Bu savcı bu küfürlü konuşmayı yaptıktan sonra ben 'Kime söylüyor' dedim. Adem Bey’e söylüyor dediler. İsmi geçen savcı size de sinkaflı, küfürlü konuştu mu. Size bu bant kaydından bahsetti mi” diye sordu. Soytekin ise, “Sinkaflı derken. Ben her gittiğimde savcı bey bana yemek ısmarladı. Bana bir tapeden bahsetmedi” yanıtını verdi. Savcının, “YTT Hukuk Bürosu’nda operasyon öncesi bir görüşme oldu mu” sorusuna ise Soytekin, “Evet olmuştur” yanıtını verdi.

'GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKMASI İÇİN BU BEYANI VERİYORUM'

Mahkeme başkanı Soytekin'e, “Tutuklanmamın üzerinden yaklaşık 3 ay sonra ifade vermemin sebebi, olayların bütününü anlamak için geçen süredir. Bu süreçte cezaevinde avukatlar aracılığıyla şahsıma ciddi baskılar yapıldı, milletvekilliği teklifiyle susturulmaya çalışıldım. Ekrem İmamoğlu ’na ait notlar tarafıma okutturularak susturulmaya çalışıldım. Hatırladığım notlardan biri 'Adem dik dur, bizi satma' içerikli nottur. Ben şu an ifademde kimseyi sattığımı düşünmüyorum. Devletimin yanında, gerçeklerin ortaya çıkması için bu beyanı veriyorum” şeklindeki ifadesi soruldu. Soytekin ise, “Getirilen notlar Ekrem Bey tarafından gönderildiği söylenerek getirildi” dedi.

reklam

YORUM YAP