reklam
reklam
DOLAR43,4796% -0.04
EURO51,2864% -0.62
STERLIN59,4342% -0.23
FRANG55,7435% -0.96
ALTIN6.575,59% -3,14
BITCOIN78.544,841.29
reklam

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye sürecine dair değerlendirmeler

Yayınlanma Tarihi : Google News
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye sürecine dair değerlendirmeler
reklam

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Habertürk TV'nin canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu:

“VATANDAŞLARIMIZIN KİMLİKLERİ ÜZERİNDEKİ İNKAR VE ASİMİLASYON POLİTİKALARI SONLANDIRILDI”

Türkiye'nin terörle mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Terör bu süreçte hiçbir amacına ulaşamamış durumda. Hem dünyada hem de Türkiye'de terörle mücadelenin hukuka uygunluğuna dair hiçbir eleştiri yok. Geçmişte, iktidarımızdan önce de terörle mücadele kapsamında silah bırakma, teslim olma ve topluma kazandırılma çabaları için bir dizi yasal düzenlemeler yapılmıştı. O dönemde MGK'ya katılan büyüklerimizin, terörle mücadele veren askeri heyetin önerilerinin birçok toplantıya getirildiğini belirtiyor. Türkiye bu meselede bir çerçeve çizmeye çalıştı ve çeşitli denemeler yapıldı. Merhum Özal döneminde ve merhum Erbakan'ın girişimleri ile yeniden gündeme getirildi. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık dönemi sırasında ise çözüm süreci çerçevesinde yeni adımlar atıldı. Bu süreçler gösterdi ki, hükümet ve devlet kanadı, red, inkar ve asimilasyon politikaları dönemini geride bırakarak bu sorunu çözme noktasında daha etkin bir yaklaşım geliştirdi. 2005'te doğmuş bir gencin bugün 20 yaşında olduğunu hatırlatmak isterim. Türkiye, en karanlık zamanlarda bile terörle mücadelede kararlılığını sürdürmüştür. 12 Ağustos 2005'te, o dönemde Başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanı, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, 'Kürt sorunu benim sorunumdur' dedi. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde paradigmatik bir devrim olarak değerlendirilebilir. Artık bu mesele belli bir etnik mesele ile sınırlı değildir ve vatandaşlarımızın kimlikleri üzerindeki inkar ve asimilasyon politikaları büyük bir ilerleme ile sona erdirilmiştir.

“TÜRKİYE YENİ BİR SÜREÇ BAŞLATTI”

O yıllarda, kamusal alan ile sivil alan tartışmaları yapılıyordu. 'Her şey olabilir ama öğretmen ve yargıç olamaz' gibi ilkel tartışmalar yapılıyordu. Son dönemde CHP'de eski bir bakanın, 'Ben ve benim gibiler gelirse başörtüsü ile değil ama türbanla mücadele edeceğiz' gibi açıklamalar yapması karşımıza çıktı. Demokrasinin başlangıcı zihinde mevcut olan bir konudur.

Birçok kez çeşitli süreçler denendi. Son dönemde iç cephenin güçlendirilmesi için Sayın Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Cumhuriyet tarihinin en önemli çıkışlarından biri. Türkiye, kendi milli gözüyle yeni bir yol haritası belirliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına verdiği talimatlarla bu süreç artık bir devlet politikası haline geldi. Bu süreçte hukuki sistemimizin imkanları devreye girecek. 'Odak noktamızı kaybetmeyelim' diyorum; burada ana hedefimiz PKK'nın uzantıları ile silahların bırakılması. Devlet, TSK, istihbarat ve İçişleri Bakanlığı gerekli hazırlıkları yapıyor. Milli irade gereği Yüce Meclis’te komisyon oluşturuldu ve silahların bırakılmasının ardından atılacak adımlar hukuki bir çerçeve oluşturacak.

AB Bakanı iken, muhataplarımla en çok konuştuğum konulardan biri de 'PKK bir terör örgütüdür ama burada PKK propagandası yapan bir sergi açmışsınız' ifadesiydi. Bu süreçte pek çok tedbir alındı. Terör örgütü ile silah bırakma mekanizmasının açık olduğunu, silah bırakma tamamlandıktan sonra PKK'nın kendini feshettiğinin teyit edilmesi gerektiği söyledim. Bu teyit mekanizması MİT ve TSK tarafından yapılacak ve sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımız bilgilendirilecektir. PKK'nın terör örgütünden çıkarılmasının kademeli bir süreç olduğunu belirtelim. Fesih, sadece bir isim değiştirme değildir; varlığın sona ermesini gerektirir. PKK'nın dört ana silahlı yapısı ve bunun üst kuruluşu olan KCK'nın varlığı devam etmektedir.

“BÖLGEDEKİ KÖTÜ NİYETLİLER TERÖR ÖRGÜTLERİYLE OYNAYOR”

7 Ekim olaylarından bir gün sonra, siyonist çetenin başı Netanyahu 'Bölge haritaları değişecek, David koridorunu kuracağız' dedi. Bölgedeki kötü niyetli kişiler, terör örgütlerini vekalet savaşlarında kullanıyor. Kimin kime ne vaat ettiğini biliyoruz. Ülke isimleri vermek istemiyorum. Biz tüm komşularımızdan ve müttefiklerimizden bu sürece destek bekliyoruz. Müttefiklerden çekimser kalan ya da sürecin akamete uğratılmasını isteyenler olduğunu görüyoruz. Geçmişte bir terörist yakaladık; bu kişi geçmişte DEAŞ’ta yer almış, PKK ile faaliyet yürütmüş ve batılı bir istihbarat için çalışıyordu. Türkiye Cumhuriyeti, tüm bu gelişmeleri gözlemlemektedir.

TBMM KOMİSYON ÇALIŞMALARI

TBMM'de cezaevlerini ziyaret eden komisyondan üyeler, çeşitli nedenlerle terörist veya başka mahkumlarla görüşüyor. Komisyonda bir irade oluşmuş durumda. Bu nedenle, görüşmeler devam etmekte. Komisyon, birçok grup ile görüşme gerçekleştiriyor ve bazıları aşırılığa kaçtığı için uyarılar alıyor. Her grup ile anlaşmak mümkün değil. Ancak terör sona ersin diye inisiyatif alan birinin düşüncelerinin değerlendirilmesi oldukça doğaldır. Sürekli olarak AK Parti'nin uzak durduğu söyleniyor ama Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız her MYK toplantısında bu konulara kapalı konuşma yapıyor. Uzun zamandır gündemimizde terörsüz Türkiye ile ilgili yapılacaklar var.

Komisyon kurulması ve faaliyetleri bir kararın sonucudur. Gelecek günlerde komisyon, genel kurula yol gösterici bir belge hazırlayacaktır. Bu yapılar, hukuk sistemimiz içerisindeki imkanlarla gerçekleştirilecektir. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet anlayışını zedeleyecek bir adım atılmayacak. Herhangi bir terör örgütü veya yabancı güçle pazarlık söz konusu değildir. AK Parti bu yaz, Türkiye’yi iki kez dolaşarak geçirdi; bu süreçte bakanlar ve milletvekilleri de yer aldı. Birinci gündemimiz, terörsüz Türkiye'dir. Herkes üzerine düşeni yapmalıdır. AK Parti ne yapacağını çok iyi bilmektedir. Geçmişte de benzer süreçlerde görev almış kişilerin tecrübeleri bu süreçte değerlendirilmektedir.

Geçen hafta sonu Türkiye'deki gençlik STK'ları Urfa'da 'Terörsüz Türkiye' başlığı altında toplantı düzenledi. Ben ve İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Sayın Bilal Erdoğan konuşma yaptık ve gençlik platformu, terör ve ekonomi, terör ve toplumsal psikoloji gibi başlıklarla 25'e yakın masa kurarak sorular hazırladı. Bu sorulara cevap verdik.

KOMİSYON'UN İMRALI ZİYARETİ

Terör örgütünün feshi ve silah bırakması konusundaki açıklamaların ardından, komisyon üyeleri İmralı'da da çeşitli sorular sormuşlardır. Suriye'deki SDG'nin tasfiyesi ile ilgili bu sorular da gündeme gelmiş, sonuç itibarıyla komisyonda bilgi vereceklerdir. Komisyon, bu süreçte gerekli adımları atacaktır. Hassasiyetlerimize riayet etmek, muhalefetin belirttiği gibi halktan saklamak anlamına gelmiyor. Farklı partilerin farklı görüşleri olmakla birlikte, arkadaşlarımız komisyonda bilgi verecek. Üye vermiş olan partiler içinde bir sorun yok. Kapalı görüşme kararı alırken itirazlar oluyor fakat her işin bir doğası ve usulü vardır. MGK toplantısını da kapalı yapıyoruz; bu nedenle şeffaflık tartışması yapmak doğru değil.

“SİLAH BIRAKMA SÜRECİ KESİNTİSİZ DEVAM ETMELİ”

Bazen günde bir metre, bazen bir haftada on kilometre ilerleme kaydedilebilir. Silah bırakma sürecinin kesintisiz olarak devam etmesi son derece önemlidir. Stratejik akıl ile sabrı dengede tutmak gereklidir. Bu mesele, çok boyutlu bir süreçtir ve daha kapsayıcı bir yaklaşım gerektirir. Silahların bırakıldığı noktalara ilerlemek esas hedefimizdir. Yol haritamız işlemekte; hedefimiz doğrultusunda yapılan her adım da önemli.

“İMRALI ZİYARETİNDEN SONRA ZEHİRLİ AÇIKLAMALAR GELDİ”

Normalde bir terör örgütü üyesinin açıklamalarının yorumlanması çok anlamlı değil. Ancak, yürüyen sürece yönelik sabotajların nasıl yapıldığını gözlemledim. Komisyon kurulduktan sonra, örgüt çevrelerinden bazı mesajların geldiğini görüyoruz. İlerleme kaydedildiğinde, psikolojik harekât ve sabotaj girişimleri devreye sokuluyor. Bu durum, özellikle İmralı ziyaretinin ardından dikkat çekmektedir. Gelen açıklamalar, komisyonda kaygı yaratmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirilebilir.

SDG VE SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

SDG ile ilgili gelişmeler de dikkat çekici. Bir tanesi, silah bırakmaya karşı çıkan sözler sarf etti. Koalisyon içinde olduğumuz için karar veremeyen bazı durumlar söz konusu oluyor. Karmaşık ilişkiler, vekalet savaşları ve çeşitli projeler gündeme gelebiliyor. Suriye tarafında, '10 Mart anlaşmasını uygulayın' dendiğinde tepkiler geliyor. Esad'a yıllar önce 'Senin ülkende Kürtlerin hakları yok, haklarını ver' dediğimizde bu durum karşılıksız kalmamıştır. Türkiye, mültecilerin kendi şehirlerine dönüşlerini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Tüm bu süreçler Türkiye Cumhuriyeti'nin haklı politikalarının bir yansımasıdır. Terörsüz bir bölge, herkesin haklarını koruyarak refah ve güvenliğin paylaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin burada uyguladığı politikalar her zaman haklı çıkmaktadır. Küçük terör devletçikleri, bölgenin parçalanmasına sebep olmaktadır ve bu sorunların önceden daha fazla yaşanmaması adına dikkatli olunmalıdır.

reklam

YORUM YAP