

Ali Eriç, 1959 yılında Ankara’da doğarak 1982 yılında ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Telekomünikasyon sektöründe çeşitli görevlerde bulunduktan sonra kendi işini kurarak kariyerine devam etti. Emeklilik döneminde seyahat tutkusunu daha da geliştiren Eriç, dünya turları ve kıtalararası yolculuklarla bu hobisini yaşama geçirdi. Klasik otomobil sevgisiyle birleştirdiği tutkusunu, 2024 yılında düzenlenecek olan 8. Pekin Paris Rallisi'nde sergilemeye karar verdi. Oğlu Alican Eriç ile birlikte sadece 176 adet üretilmiş olan Anadol STC-16 ile 14 bin 500 kilometrelik yarışa katıldı. Yarışı başarıyla tamamlamanın yanı sıra, yarışın tüm etaplarını bir kitapta bir araya getirmeyi başaran Eriç, daha önce yazdığı iki kitapla 100 çocuğa eğitim bursu sağlamıştı. Bu kitabın gelirlerini de Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışladı.

‘Haritalarda Parmağımla Seyahat Ediyordum’
Ali Eriç, gezme ve keşfetme tutkusunun köklerinin çocukluk dönemine kadar uzandığını belirterek bu hikayesini şöyle aktardı:
“Çocukken bile ansiklopedilerde haritalar üzerinde parmağımla seyahat ederdim. İlk olarak 1987 yılında eşimle beraber Kenya’ya seyahat ettik. 2005 yılındaysa İstanbul’dan Cape Town’a gitmekle başlayan gezginlik maceramın ilk adımını attım. Türkiye, Ortadoğu ve ardından tüm Afrika’yı geçerek 6 aylık bir yolculuğun ardından Cape Town’a ulaştım. Daha sonra, 2009 yılında başladığım dünya seyahatimle 5 kıta ve 39 ülke ziyaret ettim. Sürekli Doğu’ya doğru ilerleyerek dünyanın çevresini dolaştım ve toplamda 3 yılı aşkın sürede seyahatimi tamamladım. Şimdiye kadar 92 ülke gezdim. Anadol STC-16’nın en büyük özelliği, Türkiye’deki mühendisler tarafından tasarlanmış ve üretilmiş olan ilk ve tek spor otomobil oluşuydu. 2010 senesinde duyduğum Pekin-Paris Rallisi'nde, ilk kez bir Türk ekip Anadol A1 ile katılmıştı. 14 yıl sonra ben de Anadol STC-16 ile bu yarışa katılmaya karar verdim.”

110 Otomobilden 71’i Yarışı Bitirebildi
Pekin-Paris Rallisi, 37 gün süren ve toplamda 14 bin 500 kilometreyi kapsayan zorlu bir mücadeleydi. Eriç, Fransa’ya zamanında ulaşmanın ve yarışmayı tamamlayan ekiplerle birlikte varmanın hedefi olduğunu belirtti. Bu yolculukta oğlu Alican da ona eşlik etti ve baba-oğul bu başarıya imza attılar. Klasik otomobillerin katıldığı bu ralli, bir dayanıklılık yarışı niteliğindeydi. Yarışa katılan en eski otomobil 1914 modeldi. Yarışın her sabah aynı noktadan start alındığını, gün sonunda etabı bitirebilen otomobillerin yine aynı noktada toplandığını belirtti. Ayrıca, özel etaplarda hıza dayalı yarışların da yapıldığını söyledi. Toplamda 110 klasik otomobilden 71’i bu zorlu yarışı başarıyla tamamlayabildi. Onlar 47. sırada finişe ulaştı. Yarış sırasında toprak ve kum yollar da dahil çeşitli zorluklarla karşılaşan Eriç, yedek parçalarla ilgili yaşadığı sorunların üstesinden gelmekte zorlandıklarını ifade etti.



