

Türkiye, dünya genelinde bitki çeşitliliği bakımından en zengin ülkelerden biri olarak tanımlanıyor. Bitki çeşitliliği sıralamasında Avustralya ve Yeni Zelanda'nın ardından üçüncü sırada yer alan Türkiye, ana kara Avrupa’nın önünde bulunuyor. Üç farklı coğrafi bölgenin kesişim noktası olan Anadolu, yerli bilim insanlarının yıllardır sürdürdüğü çalışmalarla her geçen gün daha fazla dikkat çekiyor. Bu çalışmaların en kapsamlılarından biri olan 30 ciltlik “Resimli Türkiye Florası” projesi, Türkiye’nin tüm bitki türlerini bilimsel tanımları ve çizimleri ile belgelemeyi amaçlıyor. Şu ana kadar 5 cildi tamamlanan projenin, 6. cildi hardalgiller üzerine önümüzdeki günlerde yayımlanacak. Projenin editörlerinden Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Türkiye’nin endemik tür zenginliğinin ülkeyi uluslararası alanda çok değerli kıldığını belirtiyor.
HER 10 GÜNDE BİR YENİ BİTKİ BULUNUYOR
Yıldırım, Türkiye'deki bitki türü sayısının yaklaşık 12 bin olduğunu ve bunlardan 3 bin 500'ün yalnızca Türkiye’ye özgü endemik türler olduğunu ifade ediyor. Bu yüksek oranın, Anadolu'nun üç büyük bitki coğrafyasının kesişim noktası olmasından kaynaklandığını vurgulayan Yıldırım, Türkiye’nin iklim ve yükseklik değişikliklerinin kısa mesafelerde meydana geldiği nadir ülkeler arasında olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Yıldırım, Türkiye florasının henüz tamamen keşfedilmediğini ve bilim insanlarının ortalama her 10 günde bir yeni bitki türü keşfettiğini aktarıyor.

AVRUPA'DA YOK OLAN TÜRLER ANADOLU'DA YAŞIYOR
Türkiye’nin dağlık ve parçalı yapısı, endemik türlerin oluşumunda önemli bir etken teşkil ediyor. Yıldırım, Toroslar, Kaçkarlar, Munzur Dağları ve Amanoslar gibi yüksek ve derin vadilerle ayrılmış alanlarda her dağın kendine özgü özelliklerinin olduğunu belirtiyor. “Bu doğal izolasyon, bitki popülasyonlarını ayırdığı için her sıradağ kendi özel türlerini geliştirebiliyor. Aynı türün birkaç kilometre ötede farklı bir alt türü ile karşılaşmak şaşırtıcı değil.” diyen Yıldırım, Buzul Çağı’nda Anadolu'nun önemli bir sığınak işlevi gördüğünü ve birçok bitki türünün Avrupa’da yok olurken Anadolu’nun ılıman bölgelerinde yaşamaya devam ettiğini ifade ediyor. Bu durum, Anadolu’yu tür çeşitliliği açısından tarihsel bir merkez haline getiriyor. Türkiye florasını tüm yönleriyle belgelemeyi hedefleyen Resimli Türkiye Florası çalışması, bu zenginliğin belgelenmesi hususunda büyük bir öneme sahip ve bu alanda hazırlanmış ilk Türkçe eser olma özelliğini taşıyor. Tüm bitkilerin Latince isimlerinin yanına Türkçe isimler de eklenmiş durumda.
ÖZEL RESSAMLAR PROJEDE GÖREV ALIYOR
– Proje kapsamında Türkiye'nin farklı üniversitelerinden yüzlerce botanikçi ile özel eğitim almış çok sayıda bitki ressamı ile işbirliği yapılıyor. Projede, yüzlerce çizim, tam sayfa sulu boya illüstrasyonu ve harita yer alıyor. Ayrıca, basılı kitapların yanı sıra çevrimiçi erişim seçenekleri de sunulacak, bu sayede daha geniş kitlelere ulaşmak hedefleniyor.



