

İstanbul'un en değerli inanç ve kültürel mirasları arasında bulunan Ayasofya-i Kebir Camii ile Sultanahmet Camii'ndeki restorasyon projelerini yerinde inceleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çalışmalara ilişkin basın mensuplarına bilgi verdi.
Restorasyon süreçlerinin, kapsamlı tetkik ve belgeleme aşamalarının yanı sıra bilim insanlarıyla yapılan istişareler ve bilim kurullarının kararları doğrultusunda ilerlediğini belirten Ersoy, Sultanahmet Camii'ndeki çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya'daki restorasyon uygulamalarının ise hızla devam ettiğini bildirdi.
Ersoy, Bakanlık olarak kültür ve turizm alanında tarihi eserlerin önemini her fırsatta vurguladıklarını dile getirerek, bu yaklaşımın sadece sözde kalmadığını ifade etti.
Göreve geldikleri günden itibaren restorasyon, inşa ve yenileme çalışmaları gibi konuları ana hizmet başlıklarından biri haline getirdiklerini belirten Ersoy, kültürel varlıkların ve kadim medeniyet mirasının korunmasına yönelik projelerin sahada olumlu sonuçlar verdiğini ifade etti.
Bodrum Kalesi, Sümela Manastırı, Selimiye, Kariye Camii, Galata Kulesi ve Haydarpaşa Garı da dâhil olmak üzere birçok eser titizlikle restore edildi. Sadece İstanbul'daki bu çalışmaların bile kapsamlı bir envanter oluşturduğunu vurguladı.
“Geleceğe Miras” projeleri kapsamında yürütülen restorasyon işlerinin geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Ersoy, söz konusu projelerin detaylarına değinmenin günler sürecek bir tablo ortaya çıkaracağını ifade etti. Asrın felaketinden etkilenen 11 ilde tamamen yıkılan yapıların tekrar ayağa kaldırıldığını belirten Bakan, yurt dışında da kültürel eserlerin yenilenmesi için önemli adımlar atıldığını söyledi.
Tiran’daki Ethem Bey Camii’nden Macaristan’daki Gül Baba Türbesi’ne kadar uzanan projelerin kapsamlı bir liste oluşturduğuna dikkat çeken Ersoy, kültürel mirası korumanın stratejik bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu projelerin her biri, değerli bilim insanlarımız tarafından denetlenmekte ve yine alanında uzman ekipler ve işçiler tarafından titizlikle uygulanmaktadır. Eserlerimiz, mümkün olan en özgün biçimiyle yeniden yaşatılmakta ve uzun vadede korunmasına yönelik zemin etüdü, güçlendirme gibi çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Ayasofya Kebir Camii için de bu vizyon hayata geçirilmiştir. Roma'nın kadim mirası, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor, ayrıca Fatih Sultan Mehmet Han'ın emaneti korunuyor. İslam'ın bu kutsal mabedi cemaatine kazandırılmıştır. Yapının uzun vadede tüm insanları kucaklayabilmesi için tüm bu çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir.”
AYASOFYA’DA ÇOK KATMANLI RESTORASYON
Ersoy, Ayasofya Kebir Camii’nde yürütülen çalışmalarda kuzey, doğu ve güney cephelerde yaklaşık 11 bin metrekarelik iskele kurulumunun gerçekleştirildiğini açıkladı.
Yapılan analizler sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento bazlı sıvaların tespit edildiğini ifade eden Ersoy, “Yaklaşık 2.800 metrekare alanda bu sıvaların temizlenmesi gibi titiz bir süreç yürütüyoruz. Raspası tamamlanan yüzeylerde biyolojik oluşum temizliği ve tuz arındırma işlemleri de gerçekleştiriyoruz. Şu an mermer yüzeylerdeki mekanik temizlik çalışmaları devam ediyor. Merkez Laboratuvarımızın analizleri ile yapılan incelemelerde farklı dönemlere ait bulgular tespit ettik. Bilim Heyetimizin onayı ile, Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimi yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık.” dedi.
Ersoy, minarelerden kubbe üzerindeki çalışmalara kadar tüm süreçlerin planlı bir şekilde sürdüğünü açıkladı.
Statik analizler çerçevesinde kuzeydoğu minaresinde kontrollü söküm işlemi gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, taşların belgelenerek kullanılabilir durumda olanların özgün yöntemlerle onarılarak yerine yerleştirildiğini aktardı.
Minarenin çeşitli bölümlerindeki yeniden örüm işlemleri tamamlandığını, şerefe döşemeleri ve korkuluk imalatlarının yapıldığını, bakır alem onarımı ile altın kaplama çalışmalarının da sonuçlandırıldığını kaydetti. Yüzey temizliğinin tamamlandığı duyuruldu, külah kaplama ve kurşun işlerinin ise devam ettiğine dikkat çekti. Statik proje çerçevesinde güçlendirme çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü belirten Ersoy, çimento bazlı uygunsuz müdahalelerin temizlenip taş onarımlarının gerçekleştirildiğini sözlerine ekledi.
KUBBEDE GEÇİCİ ÇELİK ÇATI VE 43,5 METRELİK PLATFORM
Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesinin mimari ve mühendislik açıdan büyük bir değer taşıdığını belirten Ersoy, “Burada da her adımı dikkatle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırmadan önce iç mekândaki mozaiklerin ve yapının hava koşullarından etkilenmemesi için geçici çelik çatı ve platform projeleri hazırlandı ve onay aldı. İç mekânda çelik platform kurulumunu tamamladık. Bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri ve yükleme analizleri yapıldı. Sonuç raporları olumlu olduğu için uygulamaya geçtik. Herhalde herhangi bir işi bilimsel tetkikler olmadan yapmıyoruz.” dedi.
Ersoy, harim bölümüne geçmeden önce mevcut mermer döşemeleri dikkatlice söküldüğünü, ardından çok katmanlı geçici bir döşeme sistemi uygulandığını sözlerine ekledi. Ayrıca çelik platform için asansör ve merdiven sistemi kurulumu da tamamlanmış durumda. Gelen noktada geçici çelik çatı kapsamındaki temel ve baza imalatlarının devam ettiğini söyledi.
Ayasofya’nın yer altı tünelleri ve hipoje olarak tanımlanan yer altı mezar yapısına yönelik yürütülen etüt ve temizleme çalışmalarına da dikkat çeken Ersoy, kamuoyunu doğru bilgilendirmeye önem verdiklerini dile getirdi.
Ersoy, Batı Bahçe ve Kuzey Cephe Vezir Bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemlerle sürdürülen çalışmaların detaylarını da paylaştı.
2 BİN TONA YAKIN DOLGU TAHLİYESİ
Batı Bahçe’de çeşitli mekânlar ile tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarının yapıldığını belirten Bakan Ersoy, “Mekan 1’de 31 Ocak–10 Mart 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarla 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2’de ise 12 Mart 2025’te kazılara başladık ve 522 ton dolgu toprak tahliye ettik. Bu ay itibarıyla Mekan 3’te başlatılan çalışmalarda da 32 ton dolgu toprağını temizledik. Batı Bahçe’deki mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar 1068 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik.” şeklinde bilgi verdi. Vezir Bahçe’de yer alan yer altı mezar yapısında 2 Haziran–13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmalarının yapıldığını sözlerine ekledi.
Tüm bu çalışmalar, yapının tarihî katmanlarını açığa çıkarmak, mevcut riskleri değerlendirmek ve kültürel mirası güvence altına almak amacı taşıyor. Bilim Heyeti onayı ile yürütülen bu çalışmalar; temizlik, belgeleme ve statik önlemlerle gerçekleştirilmektedir. Ayasofya’da yürütülen tüm çalışmalar, tarihî ve kültürel mirası korumayı esas alarak bilimsel yöntemler doğrultusunda ilerlemektedir. Fatih'in emanetini özgün kimliğiyle gelecek nesillere aktaracağımıza şüphe yoktur.”
SULTANAHMET’TE TARİHİN EN KAPSAMLI RESTORASYONU
Ersoy, Sultanahmet Camii’nde dört yüz yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon süreçlerinin yürütüldüğünü ifade etti. Restorasyon çalışmaları 2018 yılında başlamış olup, önceki dönemlerde daha çok deprem sonrası acil müdahale veya bütçe imkanlarına bağlı kısmi uygulamalarla sınırlı kaldığını anlattı. Bu süreçte ise caminin ibadete ve ziyarete kapatılmadan kapsamlı bir restorasyon hedeflenmiştir.
Caminin harim bölümünde yaklaşık 1200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ve 35 metre yüksekliğinde iskele kurularak ana kubbe kotuna ulaşıldığını kaydeden Ersoy, altı minarenin yapısal onarımlarının tamamlandığını, külah ve korkuluklarda detaylı müdahalelerle yenileme çalışmaları yapıldığını söyledi.
22 BİN ÇİNİ BELGELENDİ, 400 TON KURŞUN YENİLENDİ
Caminin üstünü örten 400 tonluk kurşun kaplamanın yenilendiğini açıklayan Ersoy, kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minarelerdeki altın kaplamaların da yeniden yapıldığını belirtti. Ayrıca iç ve dış cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ve sağlamlaştırma işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Ersoy, revaklı avludaki devşirme mermer döşeme taşlarının sökülmesiyle zemin altyapısının güçlendirildiğini ve su tahliyesinin sağlandığını anlatırken, camide yer alan 16. ve 17. yüzyıla ait 22 bini aşkın çininin belgelendiğini ve gerekli müdahalelerin yapıldığını aktardı. Önceki onarımlarda eklenen uygunsuz malzeme ve müdahalelerin titizlikle uzaklaştırıldığını ifade etti. Kalem işi ve malakâri bezemeli yüzeylerde konservasyon çalışmaları yapıldığını da sözlerine ekledi.
Kündekari sedefli kapı ve kepenkler ile bronz ve demir kapılardaki restorasyon işlemleri tamamlandı. Ayrıca caminin aydınlatma ve ses sistemlerinin yenilendiği, akustik performansın iyileştirildiği ve halının tarihî kimliğe uygun şekilde değiştirildiği vurgulandı.
Ersoy, revaklı avlu giriş kapılarından Evliya Çelebi’nin babası Kuyumcubaşı Mehmet Zillî tarafından yapılan kapıda konservasyon çalışmalarının devam ettiğini, bunun yanında Atmeydanı cephesi kapıları, Hünkar Kasrı restorasyonu ve peyzaj düzenlemesi uygulamalarının sürdürülmekte olduğunu belirtti.
Bütün bu süreçlerin “yaptım oldu” anlayışıyla değil, eserlerin yeni asırlara ve kuşaklara aktarılması konusunda kararlılık ile yürütüldüğünü vurgulayan Ersoy, her adımın uzun vadeli koruma ve yaşatma perspektifi ile atıldığını ifade etti. Bakanlık, bilim insanları, uzmanlar ve paydaşlarla birlikte kültürel mirası ihya etme çalışmalarını sürdürecektir.
“CEVABIMIZI ESERLERİMİZLE VERİYORUZ”
Eleştiriler ve çarpıtmaların farkında olduklarını belirten Ersoy, daha önce Kız Kulesi'nin çatısına yönelik ortaya atılan iddiaları hatırlatarak, en güçlü cevabın yapılan işlerle verildiğini vurguladı.
Ersoy, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarının yürütüldüğünü belirtirken, Ayasofya ve Sultanahmet projeleri hakkında kamuoyuna bilgilerin şeffaf bir şekilde aktarılarak paylaşımda bulunulacağını ifade etti. Bakan, Ayasofya Bilim Kurulu üyelerine teşekkür ederek, restorasyon çalışmalarında görev alan tüm bilim insanlarına, uzmanlara ve çalışanlara şükranlarını sundu.



