reklam
reklam
DOLAR43,6516% 0
EURO51,9945% 0.01
STERLIN59,7268% 0.04
FRANG56,7493% 0
ALTIN6.911,69% 0,18
BITCOIN65.868,95-3.022
reklam

Bakan Kurum: Türkiye’nin 'COP31' yaklaşımı nettir, durağanlık değil aksiyon

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bakan Kurum: Türkiye’nin 'COP31' yaklaşımı nettir, durağanlık değil aksiyon
reklam

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) Beşiktaş'ta bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell ve yurt dışından gelen temsilciler ile davetliler katıldı. Etkinlikte tanıtım filminin gösterilmesinin ardından temsilciler ortak bir basın toplantısı düzenledi.

'COP TOPLANTILARI SON DERECE ÖNEMLİDİR'

Konferansta bir konuşma yapan Bakan Murat Kurum, “COP toplantıları son derece önemlidir; çünkü dünyamız iklim krizinin yıkıcı etkilerini günbegün daha derinden hissetmektedir. Ayrıca, iklim değişikliği yalnızca çevresel bir sorun değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar tüm insan yaşamının farklı alanlarını etkileyen kritik bir meselenin kendisidir. Bu dönemde Türkiye, kapsamlı tarihi mirası ve iklim krizine yönelik attığı somut adımlarla birlikte COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacaktır. Gerçekten de son üç aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31'in başarılı bir biçimde sonuçlanması için yoğun bir çaba içindeyiz. Dün ve bugün İstanbul'da, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası ile Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya'dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışma toplantımızı tamamladık” ifadelerini kullandı.

'COP 31 SÜRECİNİ SONUÇ ODAKLI YÜRÜTECEĞİZ'

Bakan Kurum, “COP 31 Başkanlığı olarak bu mirasa sahip çıkıyoruz. Daha önceki COP'larda alınan kararları ve COP 29 ile COP 30'da atılan adımları en güçlü şekilde sahipleniyor ve COP 31 sürecini sonuç odaklı bir şekilde yürütmeyi hedefliyoruz. COP31'in başarılı olmasını istiyoruz ve bu başarıyı sağlamak için Türkiye ve Avustralya olarak işbirliğine dayalı bir anlayışla çalışacağız. Dünyanın COP31'den beklentilerinin yüksek olduğunu biliyoruz. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru bir şekilde analiz etmek, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Sürekli vurguladığımız bir gerçek var; COP31'i sadece bir konferans olarak değil, herkesin sesini duyurabileceği ve cesaretlendirileceği bir platform olarak tanımlamalıyız. Türkiye'nin COP31 yaklaşımı nettir; Tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkeler doğrultusunda, Mart ayında güçlü bir eylem ajandasını dünyaya açıklayacağız. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacağız. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde uygulama esnekliği ve geçiş sürecine yönelik tolerans tanınamayacaktır” dedi.

'GÖBEKLİTEPE İNSANLIĞIN ORTAK BİR ANLAMDA BULUŞTUĞU YERDİR'

Bakan Kurum, “İnsanlık tarihinin sıfır noktası kabul edilen Göbeklitepe, insanlığın ilk kez bir araya gelerek ortak bir anlam etrafında buluştuğu yerdir. Bu açıdan COP31'i insanlığın yeniden birleştiği ve 'Geleceğin COP'u' olarak tanımlıyoruz. Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu bağlamda COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı ise bu diyalog atmosferinin inşa edeceği ikinci aşama olacaktır. COP31; uygulanabilirlik ile hakkaniyet arasında denge kurarak ülkelerin kalkınma önceliklerini göz önünde bulunduran gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve nihai hedef Aksiyon'dur. COP31, taahhütleri somut uygulamalara dönüştüren, yatırım ve kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen uygulamaları öncelikli hale getirecektir. Bu üç ilke ile, COP31'i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten ve sonuç odaklı bir başkanlık anlayışını sürecin her aşamasında sürdüreceğiz” dedi.

'ZİRVENİN İLK GÜNÜNDE STRATEJİK LİDERLİK MESAJLARI VERİLECEK'

Bakan Kurum, “Zirvenin iki günlük programını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştireceğiz. Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar düzenlenecek ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci günde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecektir. Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye'nin dış politikasında güçlü bir diplomasiyi temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları bir araya getiren, güven oluşturan ve uzlaşıyı mümkün kılan önemli bir siyasi rol üstlenmektedir” şeklinde konuştu.

‘GÜÇLÜ BİR VİZYONLA, ÇOK TARAFLILIĞA GÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEYE KARARLIYIZ’

Bakan Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak; sonuç odaklı güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki; COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; tarih boyunca haklının, adaletin ve güzelliğin yanında yer almıştır. İklim değişikliğinin tüm dünyayı etkilediği bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Unutmayalım ki, doğayla uyum içinde yaşamak, yüzyıllardır süregelen bir yaşam biçimidir. Çünkü dünya bizim ortak evimizdir ve başka bir yaşam alanına sahip değiliz. Bu anlayışla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelede doğal merkezdir” dedi.

'İKLİM EYLEMİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYACAK'

Konferansta konuşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, “İklim felaketlerinin etkilerini artırmasına rağmen, kömür, petrol ve gaza bağımlılığına devam eden ülkeler bu tehdidi artırmaktadır. Bu güçler inkar edilemeyecek kadar güçlüdür ancak üstesinden gelinebilir. Bu karmaşa ve gerilime karşı alternatif sürekliliği sağlamak mümkündür. Ülkeler birlikte hareket edecek, elde edilen kazanımları artıracak ve süreci ileriye taşıyacaktır. İş dünyası, yatırımcılar ve yerel yöneticilerle daha yakın çalışarak her ülkede somut sonuçlar elde edilecektir. Özetle, iklim eyleminde yeni bir üçüncü dönem başlayacaktır. 2028'de ikinci küresel durum değerlendirmesi yapılacak. O tarihe geldiğimizde bu taahhütlerle daha yakın olunması gerekmektedir. Ülkeler COP33'e yalnızca hayatta kalma değil, büyümeyi destekleyen sağlam bir yanıtla güven içinde gelecek. Bu yanıt, dayanıklılığı artıracak, ekonomileri büyütecek ve emisyonları ciddi şekilde azaltacaktır. Bilimin belirlediği yeni ve daha sağlam hedeflerle hareket etmemiz gerekecek. Şimdi görevimiz bu dönüşümü hızlandırmak ve özellikle kırılgan ve gelişmekte olan ekonomilerin de bu fırsat masasında yer almasını sağlamaktır. Ayrıca, finansman akışını hızlandırmak da kritik bir önem taşıyor ki her ülke iklim eyleminin faydalarından yararlanarak iklim dayanıklılığını inşa edebilsin” ifadelerini kullandı.

reklam

YORUM YAP