

2026-2028 dönemini içeren Katılım Öncesi Ekonomik Reform Programı (ERP) kapsamında yapılan analizlere göre, bu dönemde kalıcı refah artışı ve adil gelir dağılımını sağlamak amacıyla fiyat istikrarı, finansal istikrar ve ekonomik verimliliğin artırılması hedefleniyor.
Bu bağlamda, makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin korunması ve orta vadede enflasyonun düşürülmesi ile fiyat istikrarının sağlanması amaçlanıyor. Aynı zamanda, talep koşullarının enflasyonla uyumlu bir seyir izlemesi ve arz yönlü büyüme dinamiklerini artıracak politikaların uygulanmasına öncelik verilmesi bekleniyor.
Ekonomik Reform Programı, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak amacıyla üretkenliğin artırılması, araştırma-geliştirme (AR-GE) ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeşil ve dijital ekonomiye geçiş sürecinde teknolojik dönüşüm, insan sermayesinin güçlendirilmesi, iş gücü piyasasının etkili hale getirilmesi, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ekonomide kayıtdışı ekonominin azaltılması gibi hedefleri içermektedir.
Bankacılık sektörü, çekirdek sermayenin baskın olduğu bir özkaynak yapısına sahip olup, yasal özkaynakların yüzde 77'si çekirdek sermayeden oluşmaktadır. Çekirdek sermayenin temel unsurlarını ise yüzde 75 oranı ile yedek akçeler ve dönem net karı oluşturmaktadır.
Güçlü Net Faiz Gelirleri ve Karlılıklar Sermaye Yapısını Destekledi
2025 yılı itibarıyla yasal özkaynak kompozisyonu, 2024 yılıyla benzerlik gösterdi. Ödenmiş sermayedeki artış ve bankaların 2025 yılında gerçekleştirdikleri sermaye benzeri borçlanmalar yoluyla ek ana sermaye ve katkı sermayelerinin artırılması, yasal özkaynakların güçlenmesine katkıda bulundu.
Bankacılık sektörünün sağlam net faiz gelirleri ve yüksek karlılık düzeyi, sermaye yapısını desteklemeye devam etti. Kasım 2025 itibarıyla sektörün özkaynak karlılığı yüzde 28,4, aktif karlılığı ise yüzde 2,1 seviyesinde gerçekleşti.
Net faiz gelirlerindeki artışın sektördeki karlılığa etkisi, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde belirginleşti. 2026 yılında da bu katkının devam etmesi öngörülüyor.
2025 yılı mart ayı ortalarından itibaren finansal piyasalardaki dalgalanmalar sonucunda, yurt dışı yatırımcıların TL pozisyonlarını azaltmaları ve mudilerin yabancı para mevduata yönelmesi neticesinde sistemde fazla TL likidite azaldı ve likidite açığı oluştu. Ancak son dönemde artan yabancı yatırımcı ilgisi ve mudilerin TL mevduata olan talebinin artmasıyla birlikte yeniden likidite fazlasına dönüldü ve TCMB, fazla likiditenin sterilize edilmesine yönelik adımlar attı.
Bankacılık sektöründeki kur riski sürdürülebilir düzeyde seyretmeye devam ederken, 2025 yılı içinde bazı firmaların döviz talebini artırması ve kapanan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarının etkisiyle yabancı para mevduatında kısmi bir artış gözlemlendi.
Ayrıca avro/dolar paritesindeki artış ve altın fiyatlarındaki yükseliş, yabancı para mevduat bakiyesinin dolar cinsinden artışında etkili oldu.
Yabancı para kredi tarafında alınan makroihtiyati önlemlerin sıkılaştırılması ile birlikte kredi artışı sınırlandırılırken, Kasım 2025 itibarıyla yabancı para net genel pozisyonu (YPNGP) 500 milyon dolar, YPNGP/özkaynak oranı ise yüzde 0,5 ile yasal sınırlar içinde gerçekleşti.




DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN