

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:
Gece gündüz demeden bir insanımıza ulaşmak için her teşkilatımın her bir neferine selamlar gönderiyorum. AK Parti Grup toplantımızın ülkemize demokrasimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
2026 Dünya Kupası Play-off finalinde Kosova'yı mağlup ederek Dünya Kupası'na katılmaya hak kazanan bizim çocukları gönülden tebrik ediyorum.
Avusturya, Paraguay ve Amerika'ya karşı oynayacağımız grup maçlarında daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde şimdiden başarılar diliyorum.
Bizim çocukların her zaman olduğu gibi ay yıldızlı formayı zaferden zafere taşıyacağına aziz milletimizin göğsünü kabartacağına yürekten inanıyorum. Tüm sporcularımızın alınlarından öpüyorum.
Milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze eklemeye devam edeceğiz. 86 milyonu kendimize kaderdaş kardeş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zarar görmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Burada samimi bir durum tespitinde bulunmak istiyorum; AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz üslubumuza özen gösteriyoruz. Kırıcı olmamaya özellikle dikkat ediyoruz. Sağduyuyu sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz.
Ramazan-ı Şerif boyunca Ana Muhalefetin saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk, duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça sataşmalarına cevap vermedik.
Sınırlarımızın hemen ötesinde drone'lar, füzeler havada uçuyorken konsantremiz bozacak her tür siyasi tartışmadan uzak durduk. Şunu herkes bilsin ki, sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değil, tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Biz sadece işimize odaklandık.
Değerli kardeşlerim, bugün bir kez daha açık açık söylemek isterim. Biz 23 yıldır olduğu gibi bugün de laf üstüne laf koymanın değil, taş üstüne taş koymanın çabasındayız. Biz Türkiye’yi küresel bir oyuncu hâline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. Aşkla koşan yorulmaz şiarıyla milletimiz için koşmaya, koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz.
“5G, İNŞALLAH ÜLKEMİZİ DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNE TAŞIYACAK”
Biliyorsunuz dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren 5. nesil mobil haberleşme hizmetleri, kısa adıyla 5G teknolojisi ile fiilen tanışmış oldu. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4.5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G, inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. İletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir yelpazede çok büyük bir dönüşümün kapılarını açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Değerli kardeşlerim, çok değerli milletvekilleri, size ve tüm teşkilatıma altını çizerek ifade etmek isterim ki bizim AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak gerçekten çok büyük sorumluluklarımız var. Bizim ülkemizi bölgemizdeki yangından korumak gibi bir vazifemiz var. Bizim hizmetkârı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız. İhmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi sizlere hatırlatmakta fayda görüyorum.
“MİLLETİMİZ AYRIMI EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAKTADIR”
Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız. Bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı, lafazanlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını, bunların tefrikini yapmasını çok iyi bilir. Hiç kuşkunuz olmasın. Milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte, bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır. Ana muhalefet partisinin Ramazan’da bile ara vermediği, dahası son günlerde iyice çirkinleştirerek sürdürdüğü saldırgan söylemlerini benim vatandaşım elbette takip etmekte, bunlara hak ettiği notu vermektedir. Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki, bizi ve partimizi değil, sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde haddini bildirmenin, kırk yama kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz.
Şimdi değerli kardeşlerim, bu ülkenin cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefetin başındaki zat dâhil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir.
“DARBECİLİK CHP'NİN KARAKTERİDİR, RUHUDUR, KİMLİĞİDİR”
Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP'nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP'dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP'dir, 17 – 25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP'dir. 15 Temmuz ihanetinde kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP'dir.
Kimse kusura bakmasın, Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar.
Darbecilik CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek CHP'nin milli sporudur.
CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boğmakla altına dönüşmezse, CHP'nin darbeci geleneği değişmez değişirse geriye CHP kalmaz.
Çok değerli kardeşlerim, karşımızda ne kalibremize ne kalitemize uygun bir siyasi rakip var. Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk hakaretlerinden yüzü kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. Bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum, havale ediyorum.
Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar, rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız.
“ÖNCELİĞİMİZ ÜLKEMİZİN BU FIRTINALI DÖNEMİ KAZASIZ BELASIZ ATLATMASIDIR”
Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş tehlike ve tehdit düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmaya kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz.
Dışişleri Bakanımız İslamabad'da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıda endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik.
Milli Savunma Bakanımız, MİT başkanımız ve diğer arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun çaba sarf ediyorlar.
Türkiye'nin tavrı çok berraktır. Bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları yapmayı tereddütsüz görev biliyoruz.
Akan kanın durması, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur.



