reklam
reklam
DOLAR43,4141% 0.03
EURO52,0517% 0.32
STERLIN60,0964% 0.26
FRANG56,6643% 0.38
ALTIN7.489,45% -0,19
BITCOIN85.088,28-4.98
reklam

Büyük kriz kapıda: 'Gelecek pek de parlak gözükmiyor' diyerek o ilimizi işaret etti

Yayınlanma Tarihi : Google News
Büyük kriz kapıda: 'Gelecek pek de parlak gözükmiyor' diyerek o ilimizi işaret etti
reklam

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, İzmir'deki içme, kullanma ve sulama suyunun %70'inin yer altı su kaynaklarından sağlandığını belirterek, “Resmi kayıtlara göre İzmir'de 94 bin yer altı su kuyusu var, ancak gayriresmi olarak bu sayının 4 katı kadar yer altı kuyusu bulunduğunu tahmin edersek, bu kaynakların İzmir'in geleceği için yeterli olmadığını söyleyebiliriz.” dedi.

'YER ALTI SU KAYNAKLARI BESLENEMEME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA'

Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, yağışların düzensiz olmasının, yer altı su kaynaklarının beslenmemesi riskini artırdığını ifade etti. “Şehrin %70'i betonla kaplı. Bu nedenle yağışlarla yeryüzüne ulaşan su, yer altı su kaynaklarına ulaşamıyor. Yağmur sularının %86'sı yüzey akışına geçiyor. Düzensiz yağışlar ve yer altı kaynaklarına ulaşımda yaşanan sorunlar, yer altı su kaynaklarının beslenememesi riskini arttırıyor.” şeklinde konuştu.

Kayıkçıoğlu, İzmir'de 15-20 yıl önce yer altı su kaynaklarına 50 metrede ulaşırken, günümüzde bu derinliğin 400-450 metreye kadar çıktığını belirtirken, şehrin kuzeyindeki yer altı kaynaklarının Gediz Nehri tarafından kirletildiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, “Şehrin doğu ve batısında da durum farklı değil. Güneyde Küçük Menderes Nehri'nin yarattığı kirlilik, yer altı su kaynaklarının hem yetersiz beslenmesine hem de kirlenmesine neden oluyor. Dolayısıyla metropol alanın yüksek betonlaşması ile yer altını besleyen nehirlerdeki kirliliği birlikte değerlendirirsek, geleceğimiz pek de umut verici görünmüyor.” dedi.

Kıyı kesimlerde, özellikle batıda, yer altı kaynaklarına deniz suyunun karıştığını aktaran Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, bunun sulama amacıyla kullanılmasının toprakların tuzlanmasına sebep olduğunu ve bu durumun bitkisel üretimin azalmasına yol açma potansiyeline sahip olduğunu söyledi. Yer altı su kaynaklarına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Kayıkçıoğlu, “Yer altı kaynaklarına yağmur suyu gönderebilmemiz için toprağa ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

'YAĞMUR SUYU HASADI ZORUNLULUK HALİNE GETİRİLMELİ'

Kayıkçıoğlu, vatandaşların evlerinde su tasarrufu yapmalarının önemine değinerek, “Diğer bir adım ise suyu kirletmemektir. Sanayide kullanılan suyun arıtma tesislerinden çıktıktan sonra derelere ya da nehirlere deşarjı yapılmalı. Tarımda %65 oranında vahşi sulama var, basınçlı sulamaya geçilmesi gerek. İklime uygun üretim desenleri ekilmeli. Toprağa düşen her damla su, yüzey akışına geçmeden toprağın içine girmelidir. Toprağın yüzeyinin örtülü tutulması, suyun yer altı su kaynaklarına ulaşabilmesi için oldukça önemlidir.” dedi.

Yağmur suyu hasadının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, “Çatı suyu hasadı ve tarımsal alanlarda yağmur suyu hasadı, hidrolojik döngüde kirlenmeyen suyu hem sulamada hem de yer altı sularını beslemekte kullanmamıza olanak sağlayacaktır.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kayıkçıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Yer altı sularını bu şekilde kullanmaya devam ettiğimiz takdirde başka bir B planımız yok. Bu durum bizim için bir risk yönetimi. Suyu doğru yönetemezsek, kullanabileceğimiz su kalmayacak. Deniz suyu arıtma projeleri oldukça maliyetli. Kısıtlı sayıda projeler başlasa da, 4,5 milyon nüfuslu İzmir'in su ihtiyacını karşılamaktan uzak.”

reklam

YORUM YAP