

Yaşlanan nüfusun ekonomik yükünü taşıyacak yeterli genç neslin olmaması, gelecekte ciddi krizlere yol açma potansiyeli taşıyor. Antalya'da gerçekleştirilen Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Barış Ata, “Bir kesim çocuk sahibi olmayı istemezken, başka bir kesim ise çocuk sahibi olma arzusuna rağmen zorluklar yaşıyor. Burada infertilite tedavisinin önemi ortaya çıkıyor. Yenidoğan bebeklere uygulanan hastalık taramaları gibi, genç kızlara da infertilite taraması yapılarak, erken yaşta yumurta dondurma önerilebilmelidir. Her 100 kadından 1'i erken menopoza giriyor. Genetik testler ile erken menopoza girme riski belirlenebilir ve tarama sonuçlarına göre erken dönemlerde yumurta dondurma seçenekleri sunulabilir.” şeklinde konuştu.
KİMYASALLARIN DA ROLÜ VAR
Prof. Dr. Yaprak Üstün, “Yumurta dondurma sürecinde yaşa bağlı olarak ciddi farklılıklar mevcut. Örneğin, 42 yaşındaki bir kadının sağlıklı bir çocuk dünyaya getirebilmesi için en az 33 yumurta elde edilmesi gerekiyor. Oysa 33 yaşındaki bir kadından 15 yumurta toplanabiliyor. Her 100 kadından 10-12'sinin infertilite problemiyle karşılaştığını görmekteyiz. Son yıllarda, kimyasalların infertilite üzerindeki olumsuz etkilerini daha fazla gözlemliyoruz. Makyaj ürünlerinden su kaynaklarındaki zararlı maddelere kadar, birçok alanda hormon bozucu kimyasallara maruz kalmaktayız. Hekimlik kariyerimin ilk dönemleri ile günümüzde gördüğüm vakalar arasında önemli bir fark gözlemliyorum. Erken menopoz yaşının giderek arttığını belirtiyorum.” ifadelerini kullandı.



