reklam
reklam
DOLAR43,5408% 0.05
EURO51,4130% 0.01
STERLIN59,0262% -0.73
FRANG56,0662% 0.09
ALTIN6.729,63% -2,61
BITCOIN67.085,74-9.533
reklam

Hatay'daki Depremler Ne Anlama Geliyor? Uzman Uyardı: 'Beni Korkutuyor, Mutlaka Bir Gün Kırılacak'

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam

6 Şubat 2023'te, merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi olan 7,7 büyüklüğündeki deprem, ülkemizde derin bir üzüntü yarattı. Bu yıkıcı sarsıntının etkisi henüz atlatılmadan, bir süre sonra Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem oluştu. Ardışık bu iki büyük felaket, 11 ilimizi etkilerken, en ağır hasarı Kahramanmaraş ve Hatay aldı.

Büyük depremleri takip eden artçı sarsıntılar yaklaşık bir yıl boyunca devam etti ve bazen 4 büyüklüğüne kadar ulaştı. Zamanla bu sarsıntılar azaldı ve bölge halkının endişeleri bir nebze hafifledi. Ancak pazartesi günü ve bu gece meydana gelen depremler, kaygıları yeniden artırdı.

4,2 VE 4 BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ DEPREM SORUN YARATTI

Öncelikle pazartesi günü Hatay'ın Antakya ilçesinde 4,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Sarsıntının derinliği 7 km olarak açıklandı. Bu gece yarısı ise Hatay'ın Hassa ilçesinde, saat 04.15'te 4 büyüklüğünde bir başka deprem gerçekleşti. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) X hesabından yapılan açıklamaya göre, depremin 7,41 kilometre derinlikte gerçekleştiği bildirildi.

İKİ DEPREMİN ANLAMASINI NASIL YAPMALIYIZ?

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Hatay’ın depremselliği üzerine uzun yıllar çalıştığını belirterek, “Bu bölgede tarihsel depremleri inceledim. Türkiye’de en sık depremlere sahne olan ve en fazla can kaybının yaşandığı yer burası” dedi.

Bölgenin jeolojik yapısına dikkat çeken Pampal, “Hatay, Arap, Afrika ve Anadolu levhalarının kesişim noktasında yer alıyor. Kızıldeniz'den Hatay'a kadar uzanan Ölü Deniz Fayı, Hatay'dan sonra Doğu Anadolu Fayı adını alıyor. Bu fay, bir dirsek yaparak Çelikhan üzerinden Bingöl Karlıova’ya kadar uzanıyor” ifadelerini kullandı.

Son yaşanan depremin ne anlama geldiğine de değinen uzman, bu sarsıntıların farklı şekillerde değerlendirilebileceğini belirterek, “Bu iki deprem, daha büyük bir depremin habercisi olarak görülebilecek orta büyüklükteki depremler olarak değerlendirilebilir ya da uzun süre devam eden artçı sarsıntılar şeklinde de yorumlanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca Prof. Dr. Süleyman Pampal, iki depremin derinliğine dikkat çekerek, “6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin derinlikleri de hemen hemen bu iki depremle aynıydı. Ülkemizdeki karada meydana gelen depremler genellikle 7-8 kilometre derinlikte gerçekleşiyor. Bu derinlikler depremin yüzeye yakın olmasını sağlıyor, dolayısıyla hissedilmesini beklemek normal” dedi.

‘ÖLÜ DENİZ FAYI’NI DAKİKALIKLA İZLEMELİYİZ’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Anadolu Fayı ile Ölü Deniz Fayı’nın kesişim bölgesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

6 Şubat’ta meydana gelen ilk depremin Amik Ovası'nın altından Antakya’ya kadar uzandığını belirten Pampal, “Bu depremde Doğu Anadolu Fayı’nın ilgili bölümü kırıldı. Hep birlikte çok acı günler yaşadık. Ancak Ölü Deniz Fayı bu süreçte kırılmadı. Özellikle Ölü Deniz Fayı, kuzeyden gelen stresle kırılmaya başlayabilir. Eğer bu olursa, ihtimal Kızıldeniz’e kadar uzanabilir. Bu nedenle bu fayın çok dikkatli bir şekilde izlenmesi gerekmekte” şeklinde konuştu.

‘ÖLÜ DENİZ FAYI BİR GÜN MUTLAKA KIRILACAK’

Geçen yıl, 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Hatay’da bulunduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgede deprem sonrası önemli çalışmalar yapıldığını ancak endişenin hâlâ sürdüğünü ifade etti.

Pampal, “Deprem sonrası güzel adımlar atıldı, çalışmalar devam ediyor. Ancak depremleri unutarak hareket etmemeliyiz. Bu bölge için deprem bir gerçek” şeklinde konuştu.

Bölgedeki küçük fayların da risk teşkil ettiğine dikkat çeken Pampal, Antakya Fayı’nın buna örnek olduğunu belirterek, “Hatırlanacağı üzere, bölgede kırılabilecek faylardan biri olan Antakya Fayı kırıldı ve 6,5 büyüklüğüne varan bir deprem üretti. Bu sarsıntıyı 6 Şubat depremlerinden sonra adeta üçüncü bir şok olarak yaşadık” diye ekledi.

Ölü Deniz Fayı ile ilgili endişelerini de dile getiren Pampal, bu fayın mutlaka bir gün kırılacağını vurguladı. Pampal, “Açıkçası ben korkuyorum. Ölü Deniz Fayı bir gün kırılacak. Bunun zamanını kesin olarak bilemiyoruz ama ‘deprem olursa bir şey olmaz’ düşüncesiyle hareket etmemeliyiz” diyerek uyarıda bulundu.

TARİHSEL DÖNEMDE 'KÜÇÜK KIYAMET' VE 'KOZMİK FELAKET' OLARAK ADLANDIRILAN DEPREMLER VAR

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Hatay ve çevresinin tarihsel depremlerini incelediğinde yüksek sismik riskin açıkça görüldüğünü ifade etti.

Tarihsel verilerin son derece çarpıcı olduğunu belirten Pampal, MS 115'te Antakya'da meydana gelen ve şiddeti 9 olarak kaydedilen depremin, günümüz ölçeğiyle 7-8 büyüklüğünde olduğunu ifade etti.

MS 245'te yaşanan ve şiddeti 10 olarak tanımlanan depremin ise 8'in üzerinde bir büyüklüğe sahip olduğunu aktararak, tarihçilerinin belirttiğine göre bu depremin 200-300 bin can kaybına yol açtığını, kenttes taş üstünde taş kalmadığını ve olayın “küçük kıyamet” ve “kozmik felaket” olarak tanımlandığını belirtti.

BENZER BÜYÜKLÜKTE DEPREMLER YILLARCA TEKRARLANDI

Ayrıca Prof. Dr. Süleyman Pampal, Antakya ve çevresinde benzer büyüklükte depremlerin yıllar boyunca tekrarlandığını vurguladı; 345, 458, 506, 526 ve 529 yıllarında Antakya ve Samandağ çevresinde şiddeti 9 olarak kaydedilen depremlerin yaşandığını belirtti.

Benzer şekilde 587'de yine 9 şiddetinde bir depremin yaşandığını, 715'te Suriye'de, 859'da ise Antakya'dan Suriye'ye kadar uzanan bir alanda benzer büyüklükte sarsıntıların meydana geldiğini açıkladı. Bu olaylar da 8 büyüklüğüne yakın depremler olarak yorumlanabilir.

Daha yakın bir tarihte, 1822'de Antakya, İskenderun, Kilis ve Halep'i etkileyen 9 şiddetinde bir deprem ile 1872'de Antakya-Samandağ hattında yine 9 şiddetinde bir depremin kaydedildiğini hatırlatan Pampal, bu iki depremin büyüklüğünü de 7,5-8 büyüklüğü olarak değerlendirebileceğimizi ifade etti.

Tüm bu veriler, bölgede kısa aralıklarla yıkıcı depremlerin yaşandığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Pampal, Hatay ve çevresinin tarihsel süreçte sürekli yüksek deprem riski altında olduğunu vurguladı.

Not: Depremin büyüklüğü, kaynağında açığa çıkan enerjinin ölçüsüdür. Aletlerle (sismograf) objektif olarak ölçülür. Depremin şiddeti ise sarsıntının yeryüzünde ve yapılarda yarattığı etkiyi ifade eder. İnsanların hissetmesi, binalardaki hasar ve çevresel etkiler esas alınır.

reklam

YORUM YAP