reklam
reklam
DOLAR43,6225% 0.07
EURO51,9782% 0
STERLIN59,6864% -0.1
FRANG56,8816% -0.01
ALTIN7.060,18% -0,82
BITCOIN68.948,50-2.22
reklam

‘IBANzede’ Tartışması! Uzman İsim Uyardı: ‘Emsal Bir Karar Var’ | Mağdurlar Nasıl Bir Değişiklik İstiyor?

Yayınlanma Tarihi : Google News
‘IBANzede’ Tartışması! Uzman İsim Uyardı: ‘Emsal Bir Karar Var’ | Mağdurlar Nasıl Bir Değişiklik İstiyor?
reklam

Sosyal medyada son günlerde “IBANzedeler” olarak tanımlanan yeni bir mağduriyet türü ortaya çıktı. Dolandırıcılık ve yasa dışı para transferlerinde, üçüncü şahıslara ait banka hesaplarının giderek daha fazla kullanıldığı bu durumda, para akışları farklı hesaplar arasında dolaştırılarak işlemlerin gerçek kaynağı gizlenmeye çalışılıyor.

Bu süreçte dahil olan kişiler çeşitli profillere sahip. Bazıları hesaplarını bilerek ya da para karşılığında kullandırırken, bazıları akrabaları veya tanıdıkları aracılığıyla burs, yardım, bağış ve sadece basit bir para transferi için kişisel hesaplarını açtı veya hesaplarına para gönderdi. Bazı durumlarda hesap sahipleri, hesaplarının nasıl kullanılacağını tam olarak bilemiyor veya işlemlerin kapsamını tahmin edemiyor.

TCK’nın 158. Maddesinin Uzlaşma Kapsamına Alınması Yönünde Talepler Var

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Özellikle internette dolandırıcılığa maruz kalan gençlerimiz var, gündemde olan IBAN kullandırma konusu çok önemli. Hesap numaranızı bir başkasına para karşılığı veremezsiniz. Niçin bunu yapıyorsunuz? Verdiğinizde o paranın nereden geldiğini sorgulamalısınız. Dolandırıcılığa uğrayabileceğinizi düşünmek zorundasınız. Bu nedenle liselerde ve ortaokullarda hukuk ve adalet derslerine önem veriyoruz” dedi.

Ancak para karşılığı hesap numarasını vermeyenler de mağdur olabiliyor. Bu nedenle sosyal medyada Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin uzlaşma kapsamına alınması talebi dile getiriliyor.

Bazı Hesaplarda Kısa Süreli, Bazılarında İse Düzenli Para Hareketleri Tespit Edildi

Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “IBANzedeler” olarak değerlendirilen vakaların tek tip bir durumu yansıtmadığını vurguladı. Prof. Dr. Kırık, bu vakaların içerik ve koşullar açısından oldukça farklı örneklerden oluştuğunu belirtti.

Prof. Dr. Kırık, bazı kişilerin banka hesaplarını kısa süreli ve sınırlı işlemler için kullandırdığını, bazı hesaplarda ise düzenli para giriş ve çıkışlarının tespit edildiğini dile getirdi. Hesapların hangi amaçlarla kullanıldığı, ne kadar süreyle işlem gördüğü ve hesap sahiplerinin bu süreçlerden ne ölçüde haberdar olduğu, yapılan incelemelerde belirleyici faktörler arasında olduğunu belirtti.

Bu nedenle “IBANzede” kavramının, farklı koşullarda doğan çok sayıda durumu kapsayan genel bir tanım haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kırık, bu kavramın kamuoyunda geniş bir tartışma yarattığını ifade etti. Banka hesaplarının kişisel kimlik niteliği taşıdığına da dikkat çeken uzman, “Banka hesabı kimlik gibidir. Asla kimseye kullandırılmamalıdır. Yapılan her işlem otomatik olarak hesap sahibine mal edilir” uyarısında bulundu.

“İlk Savunma Genellikle ‘Ben Bilmiyordum, Sadece Yardım Etmek İstiyordum’ Oluyor”

Peki, mağdur kişi paranın aktarılmasında “bilmeden aracılık etmiş” olsa bile hangi suçlarla karşılaşabilir?

Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Sefa Karcıoğlu, öncelikle, “5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca, başkası hesabına işlem yapıldığının bildirilmemesi suçunu oluşturur” dedi ve ekledi:

“Bu düzenlemeyle yükümlüler arasında kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve başkası hesabına hareket eden kimse, bu işlemleri yapmadan önce kimin hesabına hareket ettiğini yükümlülere yazılı olarak bildirmediği takdirde, altı aydan bir yıla kadar hapis veya beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacaktır.”

“Bilmeden aracılık etmiş diyebilmek için her somut olayı detaylı olarak incelemek gerekir” diyen Karcıoğlu, şöyle devam etti:

— Çünkü bu tür suçlarda, banka hesaplarını kullandıran kişilerin ilk savunması “ben bilmiyordum, sadece yardım etmek istedim, hiçbir menfaatim olmadı” şeklinde olmaktadır. Gerçekten de banka hesabını kullandıran kişinin cezai sorumluluğundan bahsedebilmek için, kendi hesabını bir başkasına kullandırmış olması her zaman suça konu bir eylem olmayabilir.

— Ceza verilebilmesi için, kullandırılan bankadaki hesap hareketlerinin amacı, sürekliliği ve sıklığı, miktarı, HTS kayıtları, bir organizasyon dahilinde hareket edilip edilmediği ve bir menfaat karşılığı olup olmadığının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Mahkeme, her somut olaya ayrı ayrı değerlendirme yapacaktır.

Ayrıca Karcıoğlu, “Hesap sahibinin suç işleme kastı olup olmadığı tespit edilirken, suçtan elde edilen menfaatten kazanç sağlayıp sağlamadığı, hesabını kullanan kişi ya da kişiler ile olan yakınlığı, sosyal ilişkisi, hesaba gelen paranın ne şekilde asıl faillere iletildiği, aralarındaki ilişkinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı ve herhangi bir şüpheli işlem olmasına rağmen işlemlerin devamına rıza gösterip göstermediği gibi kriterler göz önünde bulundurulabilir” şeklinde konuştu.

‘Uzlaşma Kapsamı’ İle Nasıl Bir Durum Talep Ediliyor?

Sosyal medyada bazı mağdurlar tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin uzlaşma kapsamına alınması yönünde bir talep dile getiriliyor. Bu talep tam olarak ne anlama geliyor?

“TCK m.158/1-f kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların uzlaştırma kapsamına alınması, yasa değişikliğiyle mümkün” diyen Sefa Karcıoğlu, şu bilgilerin altını çizdi:

“Zarara uğrayan kişi, banka hesabının sahibinden alacağını tazmin etmesi durumunda, dava açılmayacak, uzlaşma olduğu için yargılama yapılmayacaktır. Ancak, yurt dışından gelen yasa dışı bahis ya da kara paranın aklanması için kiralanan banka hesaplarının kullanılması halinde, mağdurun belli olmaması nedeniyle, hesabını kullandıran kişinin uzlaşacağı kimse de olmayacağı için, uygulama alanı kısıtlı olacaktır.”

“Artan Dosya Sayısıyla Birlikte Mahkemeler Daha Detaylı Araştırma Yapıyor”

Son zamanlarda artan dosya sayısıyla mahkemelerin daha detaylı araştırmalar yaptığı ve gerçekte neden hesabını bir başkasına verildiğini daha fazla sorguladığını belirten Sefa Karcıoğlu, “Devamlılık arz etmeyen, gerçekten tanıdığı kişiye hiçbir menfaat elde etmeksizin sadece yardımcı olmak amacıyla hesabını kullandıran kişiler beraat kararı alıyor” dedi. Karcıoğlu, şöyle devam etti:

“Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04.06.2024 tarihli, 2021/16966 E., 2024/7470 K. sayılı kararı ile “banka hesabını kullandıran sanığın dolandırıcılık suçuna ilişkin hukuki durumuna” dair önemli bir emsal kararda, kartının iptal olduğunu söyleyen diğer sanığa arkadaşlıktan, ahbaplıktan kaynaklanan güvenden ötürü kullandıran, ilgili banka hesabına transfer edilen bu tutarlardan herhangi şekilde pay/komisyon veya belirli bir oran aldığı ispatlanamayan sanığın beraatine karar verilmiştir.”

IBAN’ını Paylaştığı Kişi Dolandırıcı Çıktıysa, Mağdur Hangi Adımları Atarak Kendini Hukuki Olarak Koruyabilir?
Sefa Karcıoğlu, başkasına yardım amacıyla banka hesabını kullandıran kişilerin ciddi risklerle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.

Karcıoğlu, bu kişilerin hesaplarını düzenli olarak kontrol etmeleri gerektiğini belirterek, “Paranın nereden geldiği, nereye gittiği, miktarı ve işlem sıklığı mutlaka takip edilmelidir. Şüpheli bir durum fark edildiğinde vakit kaybetmeden banka ile iletişime geçilerek hesabın kullanıma kapatılması ve en yakın karakola gidilerek şikayetçi olunması büyük önem taşımaktadır” dedi.

Muhtemel bir soruşturmada mağduriyet yaşamamak için, hesap sahibinin hesabını kullandırdığı kişiyle olan yazışmaları ve kayıtları delil olarak saklaması, ilgili kişinin tüm bilgilerini de kolluk kuvvetleriyle paylaşması gerektiğini vurguladı.

reklam

YORUM YAP