

İşte MHP lideri Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Dünyanın karmaşık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerlere sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçeneğimiz yok. Etrafımızda kuşların uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları yavaş yavaş hayata geçiyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor.
Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar, merhamet ve vicdanları kavuruyor. 'Sabaha çıkar mıyım?' diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar, hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı, maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından gerçekleştirildi.
“BARİŞ VARKEN SAVAŞMAK BÖLGESEL VE KÜRESEL SİSTEMİ DİNAMİTLEMEK DEMEKTİR”
ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesi, farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğu değerlendirilmektedir. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak, bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir. Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması, sonucunda cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi, küresel bir savaşa dönüşebilir. Savaş değil, barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmayan, empati duymayan ve kendi çıkarlarına odaklanmış sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları, iki cihanda da hesap verecektir. İsrail Savunma Bakanı’nın “önleyici saldırı” başlattığını iddia etmesi ile ABD Başkanı’nın “İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık” açıklaması aynı aklın ürünüdür. Burada, Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması ve milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınması gerekmektedir.
Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler, insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler, sabırla, akılla, imanla vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı karşısında gösterdiğiniz yüksek duyarlılığı, şiddet, kumar ve dijital bağımlılıkla mücadeleyle birleştirerek Türk gençliğine örnek olacaksınız. Sosyal sorumluluk projelerinizi, fikri ve edebi çalışmalarınızı arttırarak devam ettireceksiniz. Ülkücüyü yanlış tarif eden, suçlayan, iftira atan ve karalayanlara karşı Ötüken şuuruyla karşı duracaksınız. Ülkücüden katil, katilden de ülkücü olmadığını en iyi gösterecek olan sizlersiniz. Kalem, kelam ve kitapla iç içe yaşayacak; şartlar başka bir seçeneği işaret etmezse, vatan ve bayrak için kılıcı da elinize alacaksınız. Yeni bir yüzyıla gözümüzü dikmiş durumdayız. Türk ve Türkiye Yüzyılı diyoruz. Ülkemizi yeni yüzyıl yolculuğuna taşırken ihtiyaç duyacağımız insan yapısı, tamamen iyi eğitilmiş, donatılmış ve konusunda uzmanlaşmış; geldiği yeri ve gideceği yönü bilen; bilgilerini ve becerilerini kendisi için kullanırken toplumunu da geleceğe hazırlayan; huzur ve güvenin enerjisini kullanan; emeğini, bilgisini, görgüsünü, rekabet duygusunu barış içinde yarıştıran; gıybet, fitne, bela gibi olumsuz duygulardan arınmış; kalkınmış ve erdemli bir hayat için gerekli eşit ve hür teşebbüs ruhunu taşıyan; kendisini okuluna, işine, ailesine, ülkesine ve onların mutluluğuna adamış, aziz milletimizin hür, huzurlu ve yüksek seciyeli fertlerinden oluşmaktadır. Bunun güvencesi ve müjdesi de biliniz ki Ülkücü Türk gençliğidir. Bu akşam aynı sofrayı paylaştığım her bir dava arkadaşıma teşekkürlerimi sunuyor; tuttuğumuz oruçların Cenab-ı Allah tarafından kabul edilmesini diliyorum. Konuşmamı Pir-i Türkistan, Hz. Yesevi’nin bir rubaisini göz önüne alarak şu duayla bitirmek istiyorum:
Uzun geceyi Kandil gibi aydınlatan,
Bir anda cihanı gül bahçesi eden,
Ne zaman güç işim düşse kolay eden,
Ey herkesin güçlüğünü kolay eden Allah’ım,
Milliyetçi Ülkücü Hareket’in yar ve yardımcısı ol.
Rahmetinden ve lütfundan bizleri mahrum bırakma.



