

RUS Çarlığı, 1. Dünya Savaşı'nın sürdüğü 1917 yılında ‘Bolşevik Devrimi’ ile yeni bir safhaya girdi. Çarlık rejimini devrim yoluyla alaşağı eden Bolşevikler, daha sonra ‘Sovyetler Birliği’ adıyla bilinecek yeni bir yönetim kuracaklardı ama bu süreç sanıldığı kadar kolay olmayacaktı. Bunun akabinde büyük bir iç savaş patlak verdi ve Rus toprakları kanla sulandı.
Bir tarafta Çar’a sadık generallerle yönetimi altında toplanan ‘Beyaz Ordu’, diğer tarafta ise Lenin, Troçki ve Stalin gibi devrimci liderlerin idaresindeki ‘Kızıl Ordu’ bulunuyordu. Son Rus Çarı 2. Nikolay ve ailesi, Bolşevikler tarafından tutuklandı.
Çar'ın sadık generalleri Denikin, Kolçak ve Wrangel, tüm güçleriyle bu yeni rejimle savaşmaya çalıştılar; fakat ne Çar'ı ne de statükoyu kurtarabildiler. Çar ve ailesi kurşuna dizildi. Wrangel ise son mücadelesini Kırım’da gerçekleştirdi. İngiliz ve Fransızların desteğine rağmen başarılı olamayarak, 1920 yılı Kasım ayında binlerce askeriyle İstanbul’a sığındı. Wrangel’in ordusu ile birlikte birçok 'kontes', 'prenses' ve benzeri soylular da İstanbul'a geldi.
UYUŞTURUCU İŞGALİ
İstanbul, o dönemde zaten işgal altındaydı. Şehre başta İngilizler ve Fransızlar hâkimdi. İstanbul'un yerli nüfusu savaşın ağır koşullarıyla boğuşmaktaydı. Ancak ‘Beyaz’ Rusların ilk günleri oldukça renkli geçti. Rus soyluları ve zenginleri, sanatçılarıyla birlikte sadece hizmetçilerini değil, aynı zamanda yeni bir eğlence kültürünü de beraberinde getirmişlerdi.
Pera ve Karaköy’deki mekanlar, Rus şarkıcılar, tiyatrocular ve 'Haraşo' olarak adlandırılan güzel Rus kadınlarıyla dolmuştu. Bu durum adeta işgal altında yeni bir işgal yaratıyordu. İç içe geçerek gizledikleri 'beyaz' bir iz, İstanbul’un gece hayatında yıllar sonra bile kalıcı olacaktı.
Uyuşturucu operasyonlarıyla adı anılan ünlüler arasında Ela Rümeysa Cebeci, Mehmet Akif Ersoy ve Yusuf Güney de yer almakta.
MAZHAR OSMAN: PADİŞAH YASAKLAMIŞTI
Türkiye’de psikiyatrinin öncülerinden biri olan ve Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin kurucusu Prof. Dr. Mazhar Osman, Beyaz Ruslardan kalan bu zehirli 'Beyaz' ‘Rus Enfiyesi’ olarak bilinen kokainin kökenini şöyle ifade ediyor: “Biz Türkler kokaini Wrangel’in ordusuyla gelen nazlı, cilveli insanlardan öğrendik.”
İstanbul işgal altındayken, Rus göçmenleri, yeni bir eğlence aracı olarak kokaini tanıttılar ve genç nesli bu zehirle tanıştırmaya başladılar. Biz doktorlar, İstanbul'da kokain bağımlılığının ilk belirtilerinin bu yolla ortaya çıktığını gözlemledik. 2. Abdülhamid döneminde kokainin tıbbi amaçlarla kullanımı bile yasaklanmıştı çünkü bu madde, tıbbi dozajında bile zehirlenme belirtileri ortaya çıkarıyor ve etki durumu belirsizlik taşıyordu.
AYİN GİBİ PARTİLER
Kokain, insan doğasını en çok açığa çıkaran bir zehirdir. Kullanıldığında kişi, erdemlerini ve kusurlarını sergiler, her şey açığa çıkar. Toplum içindeki anlayış ve saygı bu noktada yok olur. Bağımlılar çoğu zaman yalnız kullanmaktan ziyade topluca kullanılan ayin tarzı partiler düzenlemektedirler. Yüzeysel bir coşku ile sanat, felsefe gibi konularda tartışarak kendilerine sorular sorup kendi elleriyle cevap vermeye çalışırlar. Cinsel açıdan sapkınlık da zamanla artmaktadır. Utanç duygusu kaybolur, kıskançlık ortadan kalkar.
Ahlak anlayışı zayıflar, onur ve namus kavramları yarılamaktadır. Kokain partileri, tüm engelleri aşarak fuhşun serbestleşmesine yol açar. Bazı kadınlarda ise aşırı cinsel istek durumu gözlemlenir.
CEZALAR KABUL EDİLDİ
Hükümet, ülkemizde yeni bir tehdit oluşturacak bu zararlara karşı tedbir almış durumda. Bu konuda oluşturulan komisyona ben de davet edildim. İlk kez kullananlara, bağımlılara, başkalarını alıştıran ve satan kişilere yönelik çeşitli cezalar önerdik. Bakış açımızın kabul gördüğünü gözlemledik.”
Beyaz Ruslar, İstanbul’un eğlence ve gece hayatını derinden etkilemiştir.



