reklam
reklam
DOLAR43,4294% 0.05
EURO52,1114% 0.41
STERLIN60,1303% 0.29
FRANG56,6594% 0.37
ALTIN7.739,70% 3,15
BITCOIN88.222,49-1.15
reklam

Sömestr Öncesi Uzmanlardan Velilere Karne Uyarıları

Yayınlanma Tarihi : Google News
Sömestr Öncesi Uzmanlardan Velilere Karne Uyarıları
reklam

İlk Tepki İz Bırakır

Doç. Dr. Elif Ulu (Ege Üniversitesi):

“Bu dönem karneye sadece bir başarı belgesi olarak değil, bir ayna olarak bakalım. Bu ayna çocuğa değil, bizim yetişkinlikteki beklentilerimize tutulsun. O rakamlar çocuğun emeğini mi gösteriyor, yoksa ebeveynin hayallerini mi? Düşük not karşısında yaşanan hayal kırıklığı çoğu zaman çocuktan değil, ‘başarılı ebeveyn’ imajının sarsılmasından kaynaklanıyor. Çocukların zihninde karne çoğu zaman tek bir soruya dönüşür: Ben yeterli miyim? Bu soru her yaş için ağırdır ama ergenlikte kimlik gelişiminin tam ortasına düşer. Çünkü notlar kimliğimize değil, sadece o dönemki performansımıza ayna tutar. Düşük not alan çocuk çoğu zaman tembel değildir. Kaygılıdır, dikkati dağınıktır, kararsızdır ya da o derste kendini yetersiz hissediyordur. Yani sorun çoğu zaman defterde değil, zihnin içindedir. Karne günü ebeveynin yüz ifadesi bile çocuk için belirleyici olabiliyor. Karne elinize geçtiğinde verdiğiniz ilk yüz ifadesi çocuk tarafından hayat boyu hatırlanır. O ilk bakış, çocuğun başarıyla mı yoksa sevgiyle mi kabul edildiğini öğretir. Çocuğa şunu hissettirmeliyiz: Bu rakamlar ne kadar çalıştığını gösterir ama ne kadar değerli olduğunu asla belirlemez.”

Sonuç Değil Yol Haritası

Mesut Yıldırım (Psikolog):

“Karneler, uzun soluklu bir eğitim öğretim sürecinin sonunda öğrencilerin sorumluluklarını yerine getirme düzeylerini ve kat ettikleri gelişimi nicel olarak ortaya koyan sonuç raporlarıdır. Doğru okunup yorumlandığında, öğrencinin eğitim yolculuğunda yol gösterici olur. Ebeveynlerin karneleri çocuklarıyla süreç odaklı değerlendirmesi çok önemlidir. Değerlendirme yapılırken öğrencinin yaşı ve içinde bulunduğu gelişim dönemi mutlaka dikkate alınmalı. Karneye tepki verirken çocuğun yaşı da göz önünde bulundurulmalı. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarla daha destekleyici, şefkatli ve yol gösterici bir iletişim kurulmalı. Ortaokul ve lise çağındaki çocuklara ise duygularını rahatça paylaşabilecekleri bir ortam sağlanmalı, sorunların tespitine onların da katılması teşvik edilmeli. Amaç sonucu yargılamak değil, çocuğun kendi öğrenme sürecini fark etmesine yardım etmek olmalı.”

10 Adımda Doğru Yaklaşım

  1. Karneleri kişilik değil, dönemsel performans göstergesi olarak değerlendirin.
  2. Karne anındaki ilk tepkinizin kalıcı etkisini unutmayın.
  3. Düşük notları cezaya değil, anlamaya dönüştürün.
  4. Kıyaslamaktan kaçının.
  5. “Neden böyle oldu?” yerine “Nasıl ilerleriz?” sorusunu sorun.
  6. Sonuçtan çok çabanın altını çizin.
  7. Tatili tehdit ya da ödül değil, dinlenme ve toparlanma süreci olarak sunun.
  8. Küçük yaşlarda yönlendirin, ergenlikte dinleyin.
  9. Karnenin bir son değil, ara durak olduğunu anlatın.
  10. Çocuğa her koşulda şu mesajı verin: “Notlar değişir, desteğim değişmez.”
reklam

YORUM YAP