

Kitap sayfalarını bir arada tutan o iplik, yani şiraze kayarsa, kitap dağılır ve sayfalar saçılır. Yeni yılın ilk günlerinde dünya, adeta şirazesi kaymış bir kitap gibi görünüyor. Uzun yıllardır tutmayan dikişlerin olduğu Ortadoğu'da yeniden bir kayma yaşanıyor; bu sefer kaydıran da sayfaları tamamen dağıtmak isteyen yine aynı ülke: İsrail. Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, sadece Halep'teki çatışmalara dayanarak “Suriye'de neler oluyor?” sorusunun perde arkasını paylaşmak istiyorum.
4 OCAK’TAKİ O TOPLANTI
◊ Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki 10 Mart Mutabakatı süresi dolmuş olmasına rağmen, görüşmelere devam etme kararı alındı. 4 Ocak'ta gerçekleştirilen toplantı, Şam'da yapıldı ve sıradan bir temas olarak değerlendirilemezdi.
◊ Masada, SDG komutanları Mazlum Abdi ve iki üst düzey komutan bulunurken, karşılarında Suriye Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı ve istihbarat başkanları yer alıyordu. Bu durum, Şam'ın konuyu ne kadar ciddiye aldığını gösteriyordu.
◊ Ankara'nın desteğini de alan SDG heyeti, toplantıda maksimalist taleplerle bulundu. Silahlı yapının korunması, şehir içindeki özerk güvenlik mekanizmalarının devam etmesi ve komuta kademesinde kadro talep edildi.
◊ Mazlum Abdi'nin uzlaşmaktan yana olduğu biliniyordu; fakat İsrail desteğini arkasına alarak, başında Fehman Hüseyin'in bulunduğu silahlı grup, durumu zamana yaymak ve silahlı mücadeleye devam etmek istiyordu. Yerel kaynaklardan edindiğim bilgilere göre, bu çekişmenin boyutları daha net bir şekilde ortaya çıktı. İddiaya göre, yaklaşık bir yıl önce Fehman Hüseyin'in ekibi Mazlum Abdi'ye suikast girişiminde bulunmuştu…
SDG’NİN İNATLA YERİNE GETİRMEDİĞİ O TALEP
◊ Suriye hükümetinin ilk talebi oldukça netti: Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgelerinin boşaltılması. Bu talep, SDG'ye defalarca iletildi.
◊ Ancak bu iki alanı boşaltmak bir yana, SDG aksine tahkimat yapmak, militan yığmak ve mühimmat toplamak istiyordu.
◊ Şam için artık süre dolmuştu ve sabır tükenmişti. Neredeyse kendisine tanınan krediyi tamamen tüketmiş durumdaydı.
◊ 4 Ocak'ta yapılan kritik görüşmelerden sadece bir gün önce, Suriye güvenlik güçlerine saldırdılar; kamikaze dron ile havaalanına saldırı gerçekleştirdiler. Suriye, karşılık vermeye hazırlandı.
SDG NEYİN PEŞİNDE?
Maksimalist hedefleri masaya koyan SDG’nin süreci uzatma nedenlerini iki ana başlık altında özetleyebiliriz:
◊ SDG, İsrail'e güvenerek, Şam yönetiminin iktidarda kalmama ihtimali üzerinden hesap yapıyor.
◊ İsrail-Suriye görüşmelerinde nasıl bir sonuç çıkacağını bekliyor.
ABD’NİN SURİYE’NİN MÜDAHALESİNE ONAYI VAR
◊ ABD Başkanı Trump, Suriye sahasında ekibine verdiği talimatlarla Suriye’nin bütünlüğünün korunması ve Türkiye’nin güvenliğinin garanti altına alınmasını istiyordu. Ayrıca, Netanyahu'yu sorunun çıkmaması için defalarca uyardı.
◊ Gelinen noktada, SDG’nin tükenen kredisi sonrası yaşanan gelişmeler, Suriye tarafından ABD’ye aktarıldı. ABD, “haklısınız” mesajını iletti.
◊ Eğer SDG saldırılarını yaygınlaştırırsa, Suriye ordusu her alanda karşılık vermeye hazırlaşıyor.
İSRAİL’İN TEHLİKELİ OYUNU
Suriye ve İsrail, 6 Ocak'ta Paris'te yeniden bir araya geldi. Paris'teki temaslarda İsrail'in tavrı yine tehlikeli ve maksimaist bir görüşü temsil ediyordu:
◊ “İşgal ettiğim topraklardan çıkmam.”
◊ “Süveyda’da Dürzilere otonom bölge istiyorum.”
◊ “Golan ve Süveyda'daki askeri kontrolümü bırakmam.”
Bu talepler Suriye tarafından reddedildi:
◊ Çünkü bu bir pazarlık değil, strateji.
◊ İsrail'in hedefi açık: Emsal yaratmak.
◊ İsrail şunu biliyor: Süveyda’da bir Dürzi otonom bölgesi kurulursa, kuzeydeki SDG de aynı talebi masaya koyacak.
◊ Yani: “Güneyde olduysa, kuzeyde neden olmasın?”
Bu durum, Suriye'nin merkezi devletten koparılma planıdır.
İSRAİL’İN BÖLGE PLANI
İsrail, komşularının arasında güçlü bir devlet istemiyor.
◊ Parçalı, özerk yapılarla bölünmüş, birbirine güvenmeyen ülkeleri tercih ediyor.
◊ İstikrarsız, stratejik tehdit oluşturmayacak, güçlü liderlere sahip olmayan devletlerle çevrelenmek istiyor.
◊ Ayrıca, İsrail seçime gidiyor ve Ekim ayındaki seçimlere kadar Dürzi kartını yükseltmeyi tercih edebilir.
ANKARA’NIN HAZIRLIKLARI
◊ Ankara, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor.
◊ Suriye'nin istikrarı, Türkiye'nin güvenliği ile doğrudan ilişkili.
◊ Olası bütün senaryolara karşı askeri tedbirler alındı.
SON SÖZ
Bugün Halep'te patlayan dron, yarın Süveyda'da çizilecek bir sınırın habercisi olabilir. İsrail’in “azınlıkları koruyoruz” söylemi, Suriye için bir güvenlik kalkanı değil, parçalanma reçetesidir. Eğer bu reçete başarılı olursa, sadece Suriye değil, tüm bölge ateşe daha da yaklaşır. Türkiye, İsrail’in karşısında tezlerini ve kararlılığını her alanda korumaya devam edecektir. Öte yandan, son dönemlerde Rusya-Ukrayna ve Venezuela ile meşgul olan ABD’nin de Suriye sahasında İsrail’e karşı baskısını artırması gerektiği aşikardır.



