reklam
reklam
DOLAR43,5418% 0.05
EURO51,4532% 0.09
STERLIN59,3441% -0.19
FRANG56,0246% 0.01
ALTIN6.833,73% -1,10
BITCOIN70.527,41-7.395
reklam

Türkiye’nin 1. Uluslararası Proton Çalıştayı Ankara ve İstanbul’da gerçekleşti: Proton Tedavisinde İlk Adım

Yayınlanma Tarihi : Google News

Çalıştayın hedefleri hakkında bilgi veren PROPAR-TEK Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, derneğin vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Biz PROPAR-TEK olarak, yani Proton Tedavileri ve Parçacık Hızlandırıcıları Derneği olarak, sağlık ve sanayi alanında yüksek teknolojiyi üretebilecek, bu konuda bilgi birikimini artırabilecek bir ekosistem kurmayı amaçlıyoruz.” Altundağ, çalıştayın sanayi, kamu, akademi ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren kapsamlı bir platform olduğuna dikkat çekerek, özellikle kanser tedavisindeki yeni teknolojilerin değerlendirildiğini belirtti: “Bugün üzerinde durduğumuz konulardan biri de, yeni nesil radyoterapi yöntemlerinden biri olan proton tedavisi.” Çalıştaya katılan Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar ise proton tedavisinin klinik yönüne vurgu yaptı. Protonun kanser tedavisinde kullanılan radyasyon türlerinden biri olduğunu açıklayan Atalar, “Proton, normalde kullandığımız X ışınlarından farklı özellikler taşır ve bu nedenle belirli hastalar için avantajlıdır” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de kanser tedavisinde teknolojik yeniliklere yönelik önemli bir adım atıldı. Proton Tedavileri ve Parçacık Hızlandırıcıları Bilim ve Teknoloji Derneği (PROPAR-TEK) tarafından Türkiye'nin 1. Uluslararası Proton Çalıştayı düzenlendi.

YENİ NESİL RADYOTERAPİ YÖNTEMİ: PROTON

PROPAR-TEK Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, “Biz PROPAR-TEK olarak, sağlık alanındaki yüksek teknolojiyi ve sanayideki yüksek teknolojiyi üretebilecek, bilgi birikimini artırabilecek bir bulut kümelenme, ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz. Bu çalıştayda kanser tedavisindeki yeni teknolojilerle ilgili gelişmeler konuşuluyor. Bugün ele aldığımız konulardan biri de proton tedavisidir.” dedi. Proton tedavisinin yalnızca bir teknoloji olarak değil, aynı zamanda yabancı ülkelerle iş birlikleriyle geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Altundağ, “Bu teknoloji sadece satın alınmakla kalmamalı, aynı zamanda teknoloji transferi ile birlikte üretim alanları kurulmalı” ifadelerini kullandı. Çalıştaya üst düzey katılım sağlandığını belirten Altundağ, “Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcımız Sayın Çetin Ali Dönmez toplantımıza katıldı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, TENMAK, SGK temsilcileri ve birçok üniversitenin radyasyon onkolojisi anabilim dalı başkanları ile yurt dışından çok sayıda bilim insanı çalıştayda yer aldı” dedi.

AMAÇ: PAYDAŞLARA SUNULACAK KILAVUZ YOL HARİTASI VE EKOSİSTEM STRATEJİSİ

Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, çalıştay sonunda somut ve uygulanabilir bir sonuç hedeflediklerini ifade ederek, “Amacımız, sağlıktaki yeni ve yüksek teknolojilerin kullanımına yönelik farkındalığı artırmak, kamu, akademi, sanayi ve özel sektördeki tüm paydaşlara sunulacak; teknik, klinik, regülasyon, finansman ve insan kaynağı boyutlarını içeren bir yol haritası niteliğinde kılavuz metin oluşturmaktır” dedi. Altundağ, çalıştayın tek seferlik bir etkinlik olmadığını vurgulayarak, “Bu kılavuz metni bir başlangıç dokümanı olacak ve sonrasında ilgili kurumlarla birlikte bu yol haritasını geliştirerek geniş bir ekosistem içinde sürdürülebilir bir iş birliği ve strateji modeli hayata geçirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

'PROTON TEDAVİSİ HER HASTA İÇİN DEĞİL'

Çalıştaya katılan Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar, proton tedavisinin klinik yönlerine dikkat çekerek, “Proton, kanser tedavisinde farklı özellikler taşıyan bir radyasyon türüdür. Ülkemizde radyoterapi altyapısı güçlü ama proton tedavisi için henüz eksiklikler var” dedi. Atalar, “Modern radyoterapi cihazlarımıza rağmen, proton tedavisini ihtiyacı olan hastalar için uygun bir ışınlama sağlamak için farklı bir yaklaşım gerekmektedir” diye ekledi.

ÇOCUK KANSERLERİNDE VE SEÇİLMİŞ VAKALAR İÇİN ÖNEMLİ

Prof. Dr. Atalar, proton tedavisinin özellikle hangi hasta gruplarında daha etkili olduğunu anlattı: “Pediatrik hastalar, kafa tabanı tümörleri, daha önceden ışınlanmış vakalar ve bazı baş-boyun kanserleri için proton tedavisinin avantajları dikkat çekmektedir. Proton ışınları, normal dokuyu korumada daha etkilidir ve seçilmiş hasta gruplarında dünya genelinde başarıyla uygulanmaktadır.” Ancak, proton tedavisinin mucizevi bir çözüm olmadığını vurgulayan Atalar, “Proton tedavisi ile kanserden kurtulunabileceği algısı yanıltıcıdır. Bu yöntem, doğru hasta grubu ve uygun endüksiyon ile kullanılmalıdır” dedi.

TÜRKİYE'DE PROTON MERKEZİ YOK

Atalar, Türkiye'de proton cihazının bulunmadığını belirterek, bunun önemli bir eksiklik olduğuna dikkat çekti. “Ülkemizde radyoterapi cihazlarına ciddi yatırımlar yapılmış olsa da, bir adet bile proton cihazı yok. Proton cihazları yüksek maliyetlere sahip olduğu için fizibilite çalışmaları son derece önemlidir. Kanser hastaları evrak süreçleri ve yurt dışındaki merkezlerle iletişim kurarak zaman kaybı yaşıyor” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK TURİZMİ AÇISINDAN STRATEJİK ÖNEME SAHİP

Hem Prof. Dr. Altundağ hem de Prof. Dr. Atalar, proton tedavisinin sağlık turizmi açısından stratejik bir önem taşıdığına dikkat çekti. Atalar, “Bu kadar güçlü bir sağlık turizmi altyapısına sahipken, proton tedavisi için hastaları yurt dışına göndermek zorunda kalıyoruz” dedi.

Çalıştayın hedefleri hakkında bilgi veren PROPAR-TEK Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytuğ Altundağ, derneğin vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Biz PROPAR-TEK olarak, yani Proton Tedavileri ve Parçacık Hızlandırıcıları Derneği olarak, sağlık ve sanayi alanında yüksek teknolojiyi üretebilecek, bu konuda bilgi birikimini artırabilecek bir ekosistem kurmayı amaçlıyoruz.” Altundağ, çalıştayın sanayi, kamu, akademi ve özel sektör temsilcilerini bir araya […]

DEVAMINI OKU
reklam

YORUM YAP