reklam
reklam
DOLAR43,4289% 0.04
EURO52,1936% 0.53
STERLIN60,2328% 0.46
FRANG56,7624% 0.54
ALTIN7.767,78% 3,52
BITCOIN88.222,68-0.916
reklam

Türkiye’nin Kaybı 158 Milyar Lira! Uzmanlar En Önemli Tehlikeye Dikkat Çekti: ‘Tüm Veriler O Şirket Tarafından Depolanıyor’

Yayınlanma Tarihi : Google News
Türkiye’nin Kaybı 158 Milyar Lira! Uzmanlar En Önemli Tehlikeye Dikkat Çekti: ‘Tüm Veriler O Şirket Tarafından Depolanıyor’
reklam

Yabancı merkezli dijital medya platformları, günümüzde sadece iletişim ve paylaşım aracı olmanın ötesine geçerek, ülkelerin iç güvenliği, toplumsal düzeni ve siyasi süreçleri üzerinde önemli etkiler yaratmaya başladı.

Türkiye’de ve dünya genelinde hızla artan dijital bağımlılık, bu platformların ekonomik ve stratejik gücünü her geçen gün artırıyor.

2024 YILINDA REKLAM HARCAMALARI YAKLAŞIK 158 MİLYAR TL!

Milyonlarca kullanıcının kişisel verisini elinde bulunduran küresel teknoloji şirketleri, bu verileri işleyip ayrı alanlarda ticari ve politik amaçlar için kullanıyor.

Konu hakkında görüş bildiren pek çok uzman, bu platformların Türkiye’ye yatırım yapmadığını, istihdam sağlamadığını ve ülkeden elde edilen yüksek gelirlerin yurt dışına aktarıldığını belirtiyor. Örneğin, 2024 yılına ait verilere göre, Türkiye’den X, Meta, Google ve TikTok gibi yabancı platformlara reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar lira aktarıldığı ifade ediliyor.

Bu durum, yerli ve ulusal medyanın gelir kaybetmesine neden olurken ayrıca bu platformların ülke güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığı vurgulanıyor.

DEZENFORMASYONUN YAYILMASINI KOLAYLAŞTIRIYOR

Öte yandan, dijital medya alanındaki denetim eksikliği de tartışmalara neden oluyor. Türkiye’de faaliyet gösteren televizyon ve radyo kanalları RTÜK tarafından düzenli olarak denetlenirken, dijital platformların büyük ölçüde kontrolsüz bir alan olarak faaliyet göstermesi, dezenformasyonun yayılmasına zemin hazırlıyor.

En önemlisi, “Big data” kapsamındaki kullanıcı verilerinin yabancı şirketler ve bağlantılı yapılar tarafından siyasi ve istihbari amaçlarla kullanıldığı iddia ediliyor.

Peki tüm bu durumu nasıl değerlendirmeliyiz? Hangi adımlar atılmalı, hangi çözümler masaya yatırılmalı? Konuyu İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Çaycı ile 5 soruda ele aldık.

‘AVUSTRALYA VE KANADA ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ ANLAŞMALAR GEREKİYOR’

1- 2024 verilerine göre yabancı dijital platformlara Türkiye’den reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar TL aktarıldı. Bu durum yerel ekonomi ve medya sektörü açısından ne gibi sonuçlar doğuruyor?

Doç. Dr. Berk Çaycı: Ekonomik sonuçlara baktığımızda, bu kadar yüksek bir rakamda döviz çıkışının Türkiye için ciddi bir kaynak kaybı olduğu açık. Yabancı şirketlerin Türkiye’de vergilendirilmesi halen bir sorun.

Bu kadar büyük bir miktarın yurt dışına gitmesi, yerli girişimleri zayıflatmakta ve yatırım almanın önünde engel teşkil etmektedir. Bahsi geçen şirketlerin Türkiye’de herhangi bir yatırım yapmadan, ülke ekonomisine katkı sağlamadan bu miktarları kazanması sadece ekonomik sorun değil; kültürel egemenlik, içerik bağımsızlığı ve ulusal değerlerin korunması açısından da kritik bir meseledir.

Ülkemizde reklam gelirlerinin büyük kısmının dijitale kayması, geleneksel medya gelirlerinin önemli ölçüde azalmasına neden olmaktadır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil; istihdam ve içerik kalitesi bakımından da düşüşe yol açmaktadır. Avustralya ve Kanada örneklerinde olduğu gibi, vergi düzenlemeleri ya da anlaşmalarla bu durumun üstesinden gelinebilir. Medya yatırımlarının Türkiye ekonomisine katkısı ile birlikte sektör desteği sağlanması durumunda yüksek bir büyüme potansiyeli mevcuttur. Ancak sürdürülebilir büyüme için uzun vadeli ve öngörülebilir politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.

'GENÇLERİN DAVRANIŞLARI ÜZERİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİMLER MEYDANA GELİYOR'

2- Dijital platformların özellikle gençleri hedefleyen algoritmalarla içerik yönlendirmesi toplumsal değerler ve bireylerin davranışları üzerinde ne gibi etkiler yaratıyor?

Doç. Dr. Berk Çaycı: Bu konuyu “dikkat ekonomisi” çerçevesinde değerlendirdiğimizde, özellikle gençlerin davranışlarında önemli değişimlerin yaşandığını görüyoruz. Algoritmaların yabancı dijital platformlar tarafından yönetilmesi sonucunda, gençlerin hedefli içeriklere yönlendirilmesi sorunu gündeme gelmektedir. Bu durum, tüketim alışkanlıkları, günlük yaşam pratiği ve kimlik inşası üzerinde belirleyici etkiler yaratıyor.

Ekran süresi, odaklanma becerisi, öz-değer algısı ve benlik sunumu gibi alanlarda dönüşüm sağlıyor. Dijital statü sistemi, davranışsal taklit, performans baskısı ve toplumsal kıyaslama mekanizmalarını güçlendiriyor. Bilgi edinme süreçlerinin platform temelli akışlara kayması, haber ve ideoloji duygusunun doğruluğunun bertaraf edilerek etkileşim temelli bir yöne evrilmesine sebep oluyor.

‘TÜM VERİLER META ADLI ŞİRKET TARAFINDAN DEPOLANIYOR’

3- “Big data” kapsamında milyonlarca kişiye ait kullanıcı verileri yabancı şirketler tarafından siyasi ve istihbari amaçlarla kullanılıyor. Bu veriler kimlerde? Bir veri havuzu mu var?

Doç. Dr. Berk Çaycı: Öncelikle Facebook, Instagram, X ve TikTok gibi sosyal medya platformlarının Türkiye’deki kullanım oranları dikkate alındığında, bu mecraların gençler tarafından yoğun bir şekilde kullanıldığı görülmektedir. Gönüllü olarak paylaşılan bu veriler Meta adlı şirket tarafından depolanıyor.

Ayrıca Google, kullanıcıların arama geçmişlerini ve YouTube izleme alışkanlıklarını topluyor. X platformu, siyasi görüş belirteçlerini ve dezenformasyon ağlarını kayıt altına alıyor; TikTok ise özellikle gençlerin davranışsal verilerini topluyor.

Veri aracısı konumundaki şirketler, bu verileri alarak istihbarat şirketlerine ve siyasi danışmanlara satıyor. Kullanıcı içgörüsünün önemli olduğu reklam sektörü açısından bu veriler oldukça değerlidir. Ulusal güvenlik açısından tehdit oluşturabilecek bu durum, somut örneklerle belgelenmiştir. Türkiye’nin bu konuda ciddi bir strateji geliştirmesi şart.

‘YAYINCIYA PAY VERİLMESİ BU KONUDA ATILACAK EN ÖNEMLİ ADIMLARDAN BİRİ’

4- Türkiye, yabancı platformların etkisini azaltmak ve yerel medyanın gelirlerini korumak için ne gibi çözümler geliştirebilir? Hangi adımlar atılmalı?

Doç. Dr. Berk Çaycı: Bu sorunun çözümü çok katmanlı olmalı. Hem ekonomik, hem kültürel hem de siyasi boyutları bulunuyor. Reklam gelirlerinin büyük bir kısmının Google ve Meta gibi platformlar tarafından kontrol edildiği düşünüldüğünde, yerel medya ve içerik üreticilerinin bu pastadan pay alamadığı aşikardır. Fransa, Avustralya ve Kanada örneklerinde olduğu gibi, bu platformların haber içeriklerinden elde ettikleri gelirden yayıncılara pay vermeye mecbur bırakılması atılacak adımlardan biri olabilir.

RTÜK, BTK ve Rekabet Kurumu ortak bir model geliştirebilir. Veri şeffaflığı da çözüm yollarından biridir. Bu düzenlemeler tek başına yeterli olmayacaktır. Aynı zamanda alternatif platformların oluşturulması da şart. Bunun için yerli kanallara yatırım yapılmalıdır. Burada kapalı internet değil, alternatif oluşturacak bir model geliştirmek hedeflenmelidir. Dijital medya, reklam değil; veri ile hareket etmelidir. Bu nedenle verilerin yurt dışına satılması ve burada işlenmesi sınırlandırılmalıdır.

Denetim mekanizmalarının sıkı tutulması gereken alanlar arasında siyasi ve davranışsal hedefleme de yer alıyor. Google ve Meta gibi şirketlere, Türkiye’de fiziksel veri merkezi açma zorunluluğu getirilebilir. Ayrıca dijital platformlarda veri güvenliği konularında daha fazla hassasiyet gösterilmelidir. Medya okuryazarlığının güçlendirilmesi de uzun vadede etkili olacaktır. Bu nedenle, Medya Okuryazarlığı dersinin Türkiye’de ilkokul ve ortaokul müfredatına eklenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’nin bu sorunlarla baş etme yol haritası yasaklama yerine düzenleme, alternatif üretme ve veri egemenliğini geri alma üzerine olmalıdır.

‘YURT DIŞINA AKTARILAN VERİLERE UÇTAN UCA ŞİFRELEME ZORUNLULUĞU GETİRİLMELİ’

5- Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, kullanıcı verilerinin korunması ve toplumsal güvenliğin sağlanması açısından hangi stratejiler öncelikli olmalı?

Doç. Dr. Berk Çaycı: Bağımsız ve etkili bir denetim kurulunun oluşturulması, şeffaflık sağlanması, algoritma denetimi, veri akışlarının incelenmesi ve siber güvenlik gibi konularda düzenlemeler yapılması büyük önem taşımaktadır. Bahsi geçen şirketlerin sadece gerekli verileri toplayabilmelerine izin verilmelidir.

Kullanıcıların 18 yaşına geldiğinde bir kereye mahsus olarak verilerinin silinmesini talep etme hakkı yani “unutulma hakkı” olmalıdır. Kullanıcılar, verilerini bir platformdan diğerine taşıyabilmelidir. Yurt dışına aktarılan verilere uçtan uca şifreleme zorunluluğu getirilmeli ve hangi içeriklerin paylaşılmasının ülkemiz sınırları içinde yasak olduğu net bir şekilde belirlenmelidir.

reklam

YORUM YAP