reklam
reklam
DOLAR43,6062% 0.16
EURO51,6027% 0.37
STERLIN59,4554% 0.61
FRANG56,2519% 0.53
ALTIN6.943,53% 3,13
BITCOIN
reklam

Türkiye’nin Su Yatırımları Dünyaya Model Oluyor!

Yayınlanma Tarihi : Google News

Konuşmasına Türk Dünyası'nın bilimsel ve teknik iş birliklerinin geçmişine değinerek başlayan Prof. Dr. Eroğlu, bu süreçteki hızlı gelişmeleri aktardı: “Devletler ayrı olabilir ama millet birdir. Azerbaycan için 'iki devlet, tek millet' diyorsak, Türk Dünyası için de 'birçok devlet, tek millet' demeliyiz. İş birliğini daha da güçlendirmek zorundayız.” Eroğlu, Türk Dünyası’ndaki iş birliğinin yeniden ivme kazanmasının sevindirici olduğunu söyledi.

“SU VARSA HAYAT VAR”

Su kaynaklarının önemine dikkat çeken Eroğlu, dünyada su dengesizliği ve tatlı su kıtlığı sorununu vurguladı: “Dünya su kaynaklarının %97'si tuzlu, yalnızca %3'ü tatlı su. Tatlı su kaynaklarının büyük bölümü buzullar ve yer altı rezervlerinde yer alıyor. Dünyada 1,7 milyar insan içme suyu sıkıntısı çekiyor ve 400 milyon çocuk temiz suya erişemiyor. Her gün 25 bin kişi sağlıksız su nedeniyle hastalanıyor. Salgın hastalıkların %90'ı sudan bulaşıyor. Temiz ve yeterli su temini devletlerin en temel görevidir.” Ayrıca Afrika ülkelerindeki su krizine de dikkat çekerek, birçok kişinin suya ulaşmak için kilometrelerce yürümek zorunda kaldığını anlattı.

“TÜKETİM 50 YILDA BEŞ KAT ARTTI”

Prof. Dr. Eroğlu, son 50 yılda dünya nüfusunun iki katına çıktığını, su tüketiminin ise beş kat arttığını belirtti. İstanbul örneğini vererek: “1994'te İstanbul'da kişi başı su tüketimi 40 litreydi. Bugün bu rakam 300 litreye çıktı. Hem nüfus hem de tüketim arttı, fakat büyük düşünme ve doğru planlama sayesinde su krizini çözmeyi başardık.” Su yönetiminde günübirlik çözümlerin değil, uzun vadeli stratejilerin önemine vurgu yaptı.

BÖLGESEL DENGESİZLİK

Eroğlu, Türkiye'nin yağış açısından zengin bir ülke olmadığını, yağışların bölgesel ve mevsimsel farklılıklar gösterdiğini belirtti. Örneğin, Rize'de yılda 2.500 mm yağış düşerken, Konya Karapınar'da bu rakam sadece 250 mm. Türkiye, yıllık ortalama 501 milyar m³ yağış almasına rağmen, teknik olarak kullanılabilir su miktarı yalnızca 112 milyar m³ seviyesinde kalmaktadır.

“KURAKLIK DÖNGÜSÜ 7 YILDA BİR KAPIMIZDA”

Eroğlu, kuraklığın iklim değişikliğinden önce de var olduğunu ve tarihsel döngülerin devam ettiğini şu sözlerle açıkladı: “1973 büyük kuraklığı ve ardından gelen yedişer yıllık kuraklık döngüleri ortada. Yusuf Aleyhisselam'ın kıssasında bile yedi yıl bolluk, yedi yıl kıtlık vardır. Biz İSKİ'de ve bakanlıkta tüm planlamalarımızı en kurak yıllara göre yaptık.”

“BARAJLAR TEKNİK BİR ZORUNLULUKTUR”

Baraj ve gölet yatırımlarına yönelik eleştirilere Eroğlu'nun yanıtı ise: “Yağışların büyük bölümü kış ve ilkbaharda düşüyor. Ancak sulama, tüketim ve sanayi ihtiyacı yaz aylarında artıyor. Bu nedenle suyu depolamak teknik bir zorunluluktur. Barajlara karşı çıkanlar suyun mevsimsel döngüsünü göz ardı ediyor.” Türkiye'nin baraj yatırımlarının ülkeyi kurak dönemlerde büyük krizlerden koruduğunu vurguladı.

“716 BARAJ, 624 HES, 1633 MODERN SULAMA TESİSİ”

Prof. Dr. Veysel Eroğlu, görev süresinde gerçekleştirilen büyük yatırımları şu şekilde özetledi: 716 baraj, 624 hidroelektrik santral, 1001 gölet ve tersip bendi, 1633 modern sulama tesisi, 302 içme suyu arıtma tesisi, 5390 taşkın koruma yatırımı yapıldı. Türkiye, bugün 200 milyar m³ su depolama kapasitesine ulaştığını belirten Eroğlu, bu durumun dünya standartlarında önemli bir başarı olduğunu ifade etti.

“DÜNYANIN EN YÜKSEK BARAJLARINDAN BAZILARINI YAPTIK”

Eroğlu, yabancı firmalara bağımlılığın azaltıldığını da hatırlatarak: “Dünyanın en modern içme suyu ve atık su arıtma tesislerini kendi mühendislerimizle inşa ettik. Yerli teknoloji ile dünyanın en yüksek barajlarından bazılarını yaptık.” Artvin'deki Yusufeli Barajı, Çoruh üzerindeki diğer barajlar ve Ermenek Barajı gibi kritik projeler örnek olarak verildi.

“HEDEF 2053, 2071 VE 2099”

Konuşmasını Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bağlayan Prof. Dr. Eroğlu, su yatırımlarının ülkenin gelecekteki hedeflerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti: “Hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinir. Bizim hedefimiz var: 2053, 2071, 2099… Türk Dünyası bu asra damgasını vuracaktır.”

Konuşmasına Türk Dünyası'nın bilimsel ve teknik iş birliklerinin geçmişine değinerek başlayan Prof. Dr. Eroğlu, bu süreçteki hızlı gelişmeleri aktardı: “Devletler ayrı olabilir ama millet birdir. Azerbaycan için 'iki devlet, tek millet' diyorsak, Türk Dünyası için de 'birçok devlet, tek millet' demeliyiz. İş birliğini daha da güçlendirmek zorundayız.” Eroğlu, Türk Dünyası’ndaki iş birliğinin yeniden ivme kazanmasının […]

DEVAMINI OKU
reklam

YORUM YAP