

Kanser vakalarında yaşanan artış, artık sadece ileri yaş grubuyla sınırlı değil. Uzmanlar, son bir iki yıldır belirli kanser türlerinin özellikle genç bireyleri hedef aldığını vurguluyor.
Bu durumu daha çarpıcı hale getiren ise klasik risk profillerinin dışına çıkılması. Yaşam tarzındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve yeni risk unsurları durumun karmaşıklaşmasına neden oluyor.
Özellikle gırtlak kanseri, bu değişimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor; erken belirtiler çoğu zaman masum şikayetlerle örtüşüyor, bu da tanıda gecikmelere sebep olabiliyor.
‘VAKALARDA DİKKAT ÇEKİCİ BİR ARTIŞ GÖZLENİYOR’
Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arzu Karaman Koç, “Özellikle son 2-3 yıl içinde klasik hasta profili olan 50 yaş üzeri erkeklerin yanı sıra, daha genç yaş gruplarında ve kadınlarda da tanı aldığımız vakalar artmaya başladı. Bu artış gözle görülür bir şekilde belirgin ve dikkat çekici. Erken yaşta başvuran hastalarda çoğu zaman birden fazla risk faktörünü görüyoruz.” dedi.
Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan da “Son 2-3 yılı incelediğimizde, klasik hasta profilinin dışına çıkan vakalarla daha sık karşılaşıyoruz. Özellikle 40 yaş altı hastalarda ve kadınlarda larenks kanseri tanısı alma oranında dikkat çekici bir artış söz konusu. Bu artışın bir kısmı tanı yöntemlerinin gelişmesiyle ilişkilendirilebilirken, yaşam tarzı değişikliklerinin etkisi oldukça belirgin.” şeklinde konuştu.
1- NEDEN ARTIYOR?
“Sigara ve alkol hâlâ en önemli risk faktörleri” diyen Doç. Dr. Arzu Karaman Koç, “Ancak artık bu durumlar tek başına yeterli açıklama olmaktan çıkmıştır. Kadınlarda sigara kullanımının artması, elektronik sigaralar, nargile kullanımı, hava kirliliği, reflü hastalığı ve HPV gibi viral etkenler de bu artışta rol oynamaktadır.” dedi.
Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan da sigara ve alkolün önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Genç hastalarda özellikle reflü ve HPV ilişkisinin giderek daha fazla ön plana çıktığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Grafikler: Harun Elibol
2- PASİF İÇİCİLİK RİSK OLUSTURUR MU?
Bu soruya Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Sigara dumanına uzun süre maruz kalmak, gırtlak mukozasında kronik tahrişe yol açarak hücresel değişiklikleri tetikleyebilir, bu da kanser riskini artırabilir. Özellikle ev içi pasif içicilik, kadınlar ve çocuklar açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.” şeklinde yanıt verdi.
Doç. Dr. Arzu Karaman Koç da pasif içiciliğin etkisini vurgulayarak, “Sigara içmemesine rağmen sigara dumanına maruz kalan bireylerde gırtlak kanseri riski artmaktadır.” dedi.
3- ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARIYLA KARIŞIR MI?
Bunun çok önemli bir nokta olduğunu belirten Doç. Dr. Arzu Karaman Koç, “Larenks kanseri erken dönemde ses kısıklığı, boğazda yanma, gıcık hissi gibi çok masum belirtilerle başlayabilir. Bu nedenle hastalar genellikle ‘geçmeyen bir enfeksiyon’ olduğunu düşünerek doktora geç başvurmaktadır. Özellikle 2-3 haftadan uzun süren ses kısıklığı, enfeksiyonla açıklanamıyorsa mutlaka ileri tetkik gerektirir.” şeklinde ifade etti.

4- BOĞAZDA TAKILMA HİSSİ, NEFES DARLIĞI VE YUTMA GÜÇLÜĞÜ NE ANLAMA GELİR?
“Boğazda takılma hissi her zaman kanser anlamına gelmeyebilir; ancak uzun süreli ve giderek artan bir durumsa mutlaka araştırılmalıdır.” diyen Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Nefes darlığı ve yutma güçlüğü genellikle hastalığın daha ileri evrelerinde ortaya çıkar ve tümörün gırtlak içindeki alanı daraltmaya başladığını gösterir.” şeklinde belirtti.
5- TANIDA GEÇ KALINMASI NEYİ DEĞİŞTİRİR?
Geç tanının yaşam kalitesini ve tedavi seçeneklerini büyük ölçüde etkilediğini belirten Doç. Dr. Arzu Karaman Koç, “Erken evrede yakalanan hastalarda ses korunarak tedavi mümkündür, oysa ileri evrelerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi kombinasyonları gerekebilir. ‘Yüzde 100 iyileşme’ ifadesi tıbben doğru değildir ama erken evre gırtlak kanserlerinde başarı oranları oldukça yüksektir.” diye konuştu.
6- GIRTLAK KANSERİ ÖLÜMLE SONUÇLANABİLİR Mİ?
İleri evrelerde tedaviye yanıtın azalabileceğini ve hastalığın hayati risk oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Özellikle solunum yollarının tıkanması, yayılım ve genel durum bozukluğu ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu sebeple erken tanı ve düzenli KBB kontrolleri son derece önemlidir.” uyarısında bulundu.



