reklam
reklam
DOLAR43,5401% 0.04
EURO51,4890% 0.13
STERLIN59,1261% -0.59
FRANG56,0506% 0.06
ALTIN6.816,82% -1,35
BITCOIN65.573,67-11.044
reklam

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Suriye'nin tekrar bir kaos alanı olmasına müsamaha göstermeyiz

Yayınlanma Tarihi : Google News
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Suriye'nin tekrar bir kaos alanı olmasına müsamaha göstermeyiz
reklam

Bakan Fidan, Suriye'de çatışmanın sona ermesi, yıkımın önlenmesi ve yerinden edilmelerin yaşanmaması için Rusya ve İran'la Astana sürecini başlattıklarını hatırlatarak, “Bu süreç, diplomatik anlamda övgüye değer bir örnektir. Çatışan taraflar ve onların destekleyici güçleri, bir araya gelerek bir anlayış birliği yaratmalı ve bu durumu çatışmaları durdurmak adına somut bir pratiğe dönüştürmelidir. Kuzeydeki muhaliflerin bulunduğu alanda bir bölge oluşturulması ve bu bölgeye kaymamaları, muhaliflerin de gerginliği azaltma bölgesinin daha güneyine inmelerini önlemek amacıyla Astana süreci vasıtasıyla sağlandı. Burada Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Putin'in yürüttüğü liderler diplomasisinin büyük bir önemi vardır. O dönem MİT'te bulunuyordum; gerçekleştirilen görüşmeler, alınan kararlar ve bunların uygulanması ile tarafların belli bir çizgide tutulması, çatışmanın daha fazla tırmanmaması açısından son derece kritikti. Eğer o süreci diplomatik bir ustalıkla yönetmeseydik, kuzeyde yaşayan 5 milyon Suriyeli kardeşimiz, içerideki 3 milyon Suriyeliye eklenerek Türkiye'ye gelmek zorunda kalabilirdi. Çünkü Rus ve İranlı milisler ile rejim güçleri yukarıya doğru ilerlemeye başlayabilirdi. Bugün gerçekleştirdiğimiz askeri, istihbari, diplomatik ve ekonomik dayanışmayı içeren çabaların, Suriye sahasında bir denge sağlamak adına önemli olduğu ortaya çıktı ve bu, daha büyük problemlerin ortaya çıkmasını engelledi” dedi.

'8 Aralık tarihi bir gün'

Suriye'deki savaşın ateşkesle de olsa sona ermesinin önemine her zaman inandığını dile getiren Fidan, “Suriye muhalefetine hep 'Çatışma kısa vadede size bir şey kazandırmaz' dedim. Çünkü rejimin altyapısı yok, ekonomisi çökmüş durumda, nüfusunun yarısı gitmiş, kalanları hapishanelere atmışlar. Sistematik bir baskı ve yok etme uygulamasına maruz kalmışlar. Bu yaygın zulmün karşısında durmamızdan daha doğal bir şey yok. Zaman zaman bu boyutu görmeden siyasal eleştiri yapanların bakış açısını anlamakta zorlanıyorum. Ortada büyük bir zulüm var ve bunun karşısında durmamız gereken tarihi bir an ve imtihan var. Çatışmalar durduğunda, o adrenalin ortadan kalktı ve yaşanan yaralar açığa çıktı. Altyapı yok, ekonomi yok, nüfus yok, hiçbir şey yok. Dolayısıyla ağır ağır çürümeye, içten içe ölmeye başladı. Bu sadece bir zaman meselesiydi. Rusya ve İran belirli bir süre ekonomik destek sağladılar. Ancak kendi organı, sistemi olmayan bir ekonomi her ne kadar dayanabilir? Rusya'nın Ukrayna'daki askeri harekatıyla karşılaştığı durum ortada, İran ise büyük yaptırımlarla baş başa. Rejim, dışarıdan gelen tavsiyelere ne yapacak iradeye ne de pratikteki uygulanma gücüne sahip olmaktan yoksun. 8 Aralık, içeriden ölmüş olan, çürümüş rejimin kendisini resmen ilan ettiği bir tarihtir. Suriye halkı için yeni bir gün, yeni bir umut ve başlangıçtır. Bu, tüm sorunların hemen çözüldüğü bir Suriye'yi getirmedi. Aksine, kendimizi yeni sorunlar yumağının, yeni meydan okumaların ve yeni bir büyüme hikayesinin içinde bulduk. 8 Aralık'tan sonra herkes ne yapılması gerektiğiyle ilgili kafa karışıklığına düştü. Bu tür tarihi, siyasi ve diplomatik dönüm noktaları vardır ve bu da onlardan biriydi” ifadelerini kullandı.

'Terör grubuyla iş birliği içerisinde olmasınlar'

Türkiye'nin Şam yönetiminden beklentilerine değinen Fidan, “Birincisi, komşular için tehdit olmamalılar. İkincisi, herhangi bir terör örgütüyle iletişim veya iş birliği içinde olmamalılar. Üçüncüsü, ülke bölücü bir gündemde yer almamalı, bütün Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini savunan bir anlayışla hareket etmelidirler. Dördüncüsü, bunu sağlamak için tüm halkın ve toplumsal kesimlerin kapsandığı, işkence ve baskıya maruz kalmadıkları bir anlayış benimseyecekler. Biz, 'Bunları kabul ederlerse ilerleyelim, kabul etmezlerse tavır alalım' diyerek onlarla konuşmayı öneriyoruz. Hakikaten bölgede hiçbir ülkenin diğerini domine etmesi doğru değil; ulusal devletler çağında bölgemizde yeni bir anlayışa, dayanışma hukukuna ve iş birliği hukukuna ihtiyaç var. Sorunları ortaklaşa çözmek, riskleri paylaşmak ve menfaatleri birlikte elde etmek önemlidir. Yoksa bir ülkenin eski zihniyetle bölgeyi 'güç kullanarak' domine etme arayışını tarihsel olarak geri kalmış bir strateji olarak görüyoruz ve bu yolda ilerleyenlerin büyük zararlar gördüğünü biliyoruz” şeklinde konuştu.

'Belirsizlik kaldırılmış oldu'

Fidan, Suriye'deki yeni yönetimin bölge ülkeleriyle iş birliği içinde yola çıkmasının, bölgesel tepkileri azalttığını belirterek, şöyle devam etti:

“Artık birkaç konu var. Ülke, hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Ancak herkes şunun farkında; kaos, savaş ve düzensizlik içinde olan bir Suriye sadece kendi sınırları içinde değil, bu durumu her ülkeye yansıttığınızda belli problemleri doğuruyor. Fiziki güvenlik tehdidi yaratıyor, terör örgütlerine ev sahipliği yapmak zorunda kalıyor ve çatışmalar nedeniyle milyonlarca insan mülteci oluyor. Gittikleri ülkelerde, özellikle Avrupa'da ciddi siyasal fay hatlarını da tetikliyor. Dolayısıyla Suriye'de 8 Aralık öncesinde yaşanan 13 yıllık kaos süreci, dünyaya önemli dersler vermiştir. Suriye, toplumsal sorunlarına sahip çıkma iradesini göstermelidir. Uluslararası toplum da bu süreçte destek vermek durumundadır; daha fazla mülteci kabul etmemek ve diğer terör sorunlarıyla yüzleşmemek için. Bizim için asıl olan, mülteci kardeşlerimizin gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönmesidir. Sayılar ne olursa olsun, zorlayıcı tedbirler almadık. Suriye'de nüfusun geri dönmesi, ekonominin canlanması ve altyapının tekrar güçlendirilmesi gerekiyor. Bu sürecin başlaması son derece önemli. Çünkü finansal, bankacılık ve lojistik açıdan zaten zor bir durumdayız. Devlet kurumlarını ayağa kaldırmalıyız. Toplum, hizmet bekliyor ve bu durumu sağlamalıyız. Büyük bir dayanışma ihtiyacı var. Anayasa metni mümkün mertebe kabul edildi ve ardından halk meclisleri seçimi yapıldı. Bu seçim, halkın aktif katılımıyla gerçekleşti. Ancak geçiş sürecinde belirsizlikleri ortadan kaldıran, anayasal ve yönetsel çerçevede belirleyici unsurların belirlenmesine yardımcı oldu” dedi.

'Hiçbir ülkede 2 silahlı unsur olamaz'

YPG'nin mevcut durumunun önemli bir mesele olduğunu ifade eden Fidan, “YPG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart'ta bir mutabakat gerçekleştirildi. Bunun uygulamasına dair bir takvim de belirlendi; ancak şu ana kadar somut adımlar atmadıklarını gözlemliyoruz. Türkiye olarak bu sürecin ilerletilmesini, meselelerin sulh yoluyla çözülmesini ve yeni bir çatışma çıkmasının kimse için faydalı olmayacağını belirtmekteyiz. YPG’nin bilmesi gereken en önemli şey; hiçbir ülkede, hiçbir biçimde iki tane silahlı unsur olamaz. Oradaki silahlı unsurların geleceği ne olacak? YPG/PKK meselesini sürekli gündeme getiriyoruz. Milli güvenlik ile ilgili konuları biz de dikkate alıyoruz. Her zaman istikrar sağlamak için entegrasyonun acil bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyorum” ifadelerini kullandı.

Fidan, Suriye yönetiminin Türkiye ve ABD ile yakın iş birliği içinde olduğunu belirtirken, “Sayın Trump’a gerçekten teşekkür etmek gerekiyor. Suriye’de yönetime bir şans verilmesinin ve bunun desteklenmesinin, bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından önemli bir adım olacağı konusunda anlayış içerisindeler. Bu, gerçekten kıymetli bir duruştur. Ayrıca bölge ülkelerinin ve Arap ülkelerinin Amerika ile olan ilişkilerinin de bu süreçte büyük bir rol oynadığını ifade ediyorum. Umut ediyoruz ki İsrail, Amerika'nın ve Suriye'nin sunduğu teklifi kabul etmekte zorluk yaşamaz; herkesin müreffeh, eşit ve güven içinde yaşadığı bir bölgeyi kabullenir. Aksi takdirde, komşu ülkeleri kaos içinde görerek güvenlik sağlamaya çalışmak sürdürülebilir bir yaklaşım değil ve bizim de kabul edebileceğimiz bir durum değil. Suriye'nin tekrar bir kaos alanı olmasına asla Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Irak ve Suriye'de son 25-30 yılda yaşanan olaylar, Türkiye'ye büyük maliyetler getirdi. Irak'taki hadiselerden çıkardığımız derslerle Suriye stratejisini belirledik ve Suriye'deki kaosu yönetme hususunda önemli dersler aldık. İsrail ile ilgili duruma gelince, uluslararası toplumun, Amerika'nın ve bölge ülkelerinin verdiği mesaj, Filistin'deki durumla aynı. 'Suriye'ye müdahale ve işgalden vazgeçin, varsa bir mesele bunu diyalog ve uzlaşma ile halledin' şeklinde olup şu anda da verilen mesaj bu.” açıklamasını yaptı.

reklam

YORUM YAP