reklam
reklam
DOLAR45,0335% 0.04
EURO52,9086% 0.18
STERLIN61,0496% 0.14
FRANG57,4341% 0.11
ALTIN6.789,84% -0,37
BITCOIN77.811,33-0.113
reklam

AYM Başkanı Özkaya: Anayasa Yargısı, Anayasanın Üstünlüğünü ve Bağlayıcılığını Hayata Geçiren Kurumsal Bir Güvencedir

Yayınlanma Tarihi : Google News

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen sempozyumda yaptığı açılış konuşmasında, kurumun 1961 Anayasası ile Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının somut tezahürü olduğunu belirtti. Özkaya, Mahkemenin yalnızca yeni bir yargı organı olarak ihdas edilmediğini, aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargısal güvence altına alınmasını ifade ettiğini vurguladı. Bu yönüyle Anayasa Mahkemesinin, hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu dile getirdi. Mahkemenin görev ve sorumluluklarını bu bilinçle yerine getirdiğini ve aynı kararlılıkla sürdüreceğini kaydeden Özkaya, kuruluşundan itibaren norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini ifade etti. Özkaya ayrıca, 1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesinin, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu koruyarak geliştirdiğini söyledi.

“Anayasa Yargısı Kurumsal Bir Güvencedir”

Başkan Özkaya, 2010 anayasa değişikliğiyle kabul edilen bireysel başvuru mekanizmasının, Mahkemenin tarihsel gelişiminde kritik bir eşik olduğunu belirtti. Özkaya, “Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir” dedi. Anayasa yargısının doğru anlaşılması için dayandığı temel ilkelerin hatırlanması gerektiğini vurgulayan Özkaya, “Zira anayasa yargısı, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil, anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvencedir” ifadelerini kullandı. Özkaya, anayasanın normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak yasama, yürütme ve yargı dahil tüm kamu gücünü bağladığını belirterek, “Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir” diye konuştu.

Bireysel Başvuru Ulusal Hukuk ile Uluslararası Hukuk Arasında Köprü

Anayasa yargısının günümüzde yalnızca norm iptal eden bir yapı olmanın ötesine geçtiğini belirten Başkan Özkaya, “Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının yanı sıra gelişimine katkı sunan bir mekanizmadır” dedi. Başkan Özkaya Anayasa yargısının hukuk düzeninde uyum ve bütünlüğü sağladığını ifade ederek, “Bu mekanizma, devlet iktidarını sınırlandıran ve birey haklarını güvence altına alan temel bir fonksiyon üstlenmektedir. Bu yönüyle yalnızca hukuki denetim yapan bir organ değil; demokratik düzenin sürdürülebilirliğini sağlayan ve özgürlükleri güçlendiren bir anayasal aktördür” diye konuştu. Bireysel başvuru sistemine de değinen Özkaya, “Bu mekanizma ile Mahkememiz yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sistemine yön veren bir içtihat merkezi haline gelmiş ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir merciye dönüşmüştür” ifadelerini kullandı. Özkaya, bireysel başvuruların etkin işletilmesi, artan başvuru sayısına rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının dönüştürücü etkisinin, anayasa yargısının dinamik yapısını ortaya koyduğunu vurguladı.

“Daha Evrensel Bir Perspektif”

Mahkemenin bireysel başvurularla temel hak ve özgürlükleri korurken, kararlarıyla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesini sağlayan bir içtihat bütünlüğü oluşturduğunu belirten Başkan Özkaya, “Bu yapı, anayasa yargısının yalnızca bireysel uyuşmazlıkları çözen değil, hukuk düzeninin tamamına yön veren dönüştürücü bir fonksiyon üstlendiğini göstermektedir. Mahkememiz hem bireysel hakları koruyan subjektif hem de hukuk düzenini şekillendiren objektif etki üreten bir yargı pratiği geliştirmiştir” dedi. Başkan Özkaya, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında güçlü bir yargısal diyalog kurulduğunu vurgulayarak, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı ile kurulan etkileşim, anayasa yargısını daha evrensel bir perspektife taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Özkaya ayrıca, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda yürütülen dijitalleşme adımlarının bireysel başvuru süreçlerini kolaylaştırdığını, kararların düzenli paylaşımının ise yargıya duyulan güveni artırdığını belirterek, aynen bu şekilde anayasa yargısının kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini kaydetti.

“Esas Olan Yaptırımların Aynı Hukuki Yararı Koruyup Korumadığı”

Başkan Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü etkinliklerini akademik bir platforma dönüştürdüğünü belirterek, bu toplantıların anayasal düşüncenin gelişimine katkı sunduğunu ifade etti. “Ne bis in idem” ilkesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkaya, bu ilkenin Anayasa'da açıkça yer almamasına rağmen Mahkeme içtihadında hukuk devleti ve adil yargılanma hakkının bir parçası olarak ele alındığını vurguladı. Özkaya, “Mahkememiz bu ilkeyi yalnızca ceza hukukuna özgü teknik bir kural olarak değil, bireyin hukuki güvenliğini ve yargılamaların kesinliğini sağlayan anayasal bir güvence olarak değerlendirmektedir” dedi. Aynı fiile ilişkin birden fazla yaptırımın tek başına ihlal anlamına gelmeyeceğini belirten Özkaya, “Esas olan yaptırımların aynı hukuki yararı koruyup korumadığı ve aralarında yeterli bağlantının bulunup bulunmadığıdır” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadındaki “yeterince sıkı bağlantı” kriteriyle uyumlu olduğunu kaydetti. Özkaya ayrıca, ilkenin mutlak olmadığını, farklı hukuk alanlarında farklı yaptırımların mümkün olabileceğini ancak “aynı fiil” değerlendirmesinde hassas bir inceleme yapıldığını belirtti. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin, ne bis in idem ilkesinin sınırlarını belirleyen temel bir içtihat otoritesi haline geldiğini ifade etti. Sempozyumun, ilkenin daha derinlikli anlaşılmasına katkı sunacağını dile getiren Özkaya, programa katılan Saadet Yüksel'e teşekkür etti.

“Katkı Sağlayan Tüm Kurum ve İsimlere Teşekkür Ederim”

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, konuşmasını, sempozyumun verimli geçmesi temennisiyle tamamlayarak, katkı sunan Avrupa Konseyi, yüksek yargı organları ve akademisyenlere teşekkür etti. Özkaya, “Sempozyumun hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesine ve temel hakların etkin korunmasına katkı sunmasını temenni ediyorum. Katkı sağlayan tüm kurum ve isimlere teşekkür ediyor, saygıyla selamlıyorum” dedi.

#ANAYASA MAHKEMESİ

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen sempozyumda yaptığı açılış konuşmasında, kurumun 1961 Anayasası ile Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının somut tezahürü olduğunu belirtti. Özkaya, Mahkemenin yalnızca yeni bir yargı organı olarak ihdas edilmediğini, aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargısal güvence altına alınmasını ifade ettiğini vurguladı. Bu […]

DEVAMINI OKU
reklam

YORUM YAP