reklam
reklam
DOLAR45,0357% 0.05
EURO52,8402% 0.02
STERLIN60,9664% -0.04
FRANG57,3419% -0.04
ALTIN6.821,78% 0,10
BITCOIN77.779,20-0.284
reklam

Serikli güreşçilerin ataları Aspendoslu Romalılar mı

Yayınlanma Tarihi : Google News
Serikli güreşçilerin ataları Aspendoslu Romalılar mı
reklam

Serikli Güreşçilerin Ataları Aspendoslu Romalılar Mı?

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı, “Geleceğe Miras” projesi kapsamında Antalya’nın simgelerinden Aspendos Antik Tiyatrosu’nun çevresindeki şehri de ortaya çıkarmak için gaza bastı. 2024 yılından itibaren kazı çalışmaları, personel sayısı arttırılarak hızlandırıldı. Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bilgin başkanlığında sürdürülen kazılarda, önce şehirde 3D tarama yapıldı. Yaklaşık yedi bin fotoğrafın birleştirildiği taramada, geç antik çağ mahallesinden hamama, gymnasium kompleksinden Meclis binasına kadar gün yüzüne çıkmamış önemli yapılar tespit edildi. Taramaların ardından da belirlenen hedeflerin ortaya çıkarılmasına başlandı. Pamukkale Üniversitesi’nden Kazı Başkan Yardımcısı Arkeolog Hüseyin Tolga Candur ile Aspendos Antik kentinde bir araya geldik. Tarihi kenti birlikte dolaştığımız Candur, yapılan çalışmaları şöyle anlattı:

Aspendos Antik Tiyatrosu

Aspendos şehrin kapısı

HAVUZLU ROMA VİLLASI

Son iki yılda yaptığımız kazılarla, üç katlı bir Roma villası ortaya çıktı. 2024’ün Aralık ayında açtık. Bize buradaki yaşantıyla alakalı bir veri sağlıyor. Aşağıda bir girişi var, cadde seviyesinde. Sonra merdivenle çıkılıyor. Büyük havuz yapısına geliyor. Burası atrium (iç avlu). Sonra yine büyük bir salon yapmış. Romalıların sempozyum dediği, yedikleri, içtikleri, eğlendikleri ve toplandıkları misafir ettikleri alanın olduğu yer. Buraya onu yapmışlar.

Villanın büyük salonu, hemen arkasında mutfak var. Banyo yeri var. Sonra ileride bir havuzlu atrium daha yapmış. Komple villaya ait.

Roma Villası

Umut Erdem Antalya – Hüseyin Tolga Candur

ZENGİN BİR SPORCUNUN

‘Pompei Kırmızısı’ dediğimiz özel bir fresk kullanılmış. Pompei’de kullanılıyor. Havuzun içerisi komple freskle kaplı. 17 metre uzunluğunda da bir mozaiğimiz var. Villanın buranın zengin bir sporcusuna ait olduğu düşünülüyor. Sporcu olduğuna dair bir yazıt var. Bir grafiti yazıt bulduk. Grafiti yazıt da öyle söylüyor. Yakında yazıtın bilimsel yayınını da yapacağız. Zaten Aspendos’un sporcuları meşhurdur. Kentin klasik dönem sikkelerinde, güreşen sporcuların figürlerine rastlıyoruz. Yaklaşık iki yüzyıl boyunca bu güreşen sporcular sikkesini kullanmışlar. Günümüzde de Antalya’da Serik bölgesinden yağlı güreşlerde, şampiyon güreşçiler çıkmakta ve Serik’in kendi içerisinde yağlı güreş müsabakaları bulunmakta. Biz de bunu diyoruz ki Aspendos’un güreş geleneği iki bin yıldır sürmekte. Bir kültür sürekliliği bulunmakta.”

Güreşçi Figürleri

4 BİN YARASA

Kazı Başkan Yardımcısı Arkeolog Candur’un paylaştığı yeni buluntulardan bazıları da şöyle:

– Bazilikanın altı, komple büyük tonozlarla kaplı. Biyolog hocamız geldiğinde 4 binden fazla olduğunu söyledi. Türkiye’deki en büyük meyve yarasası popülasyonunun burası olduğu tahmin ediliyor. Bunların bütün incelemeleri yapıldı, hiçbir hastalık yok kanlarında.

– İki bin yıllık bir ekmek fırını bulduk. Yan tarafında da dükkanı var. Cehennemlik dediğimiz bölümü var altında. Oradan odunu atarak, fırını ısıtıyor. Buradan restorana giriyor. Belki de satıyordu. Buradan da arkaya giriş alanı var. İki metre kadar da yola taşırmış fırını.

– Kentte tahmini 50 sarnıç bulduk. Buradaki sarnıçlardan biri yaklaşık 1800 yıllık ve aktif kullanılmış. Derinliği hemen hemen 5 metre.

– Anıtsal bir çeşmemiz var. Anadolu’da görebileceğiniz, tavanından tabanına en sağlam anıtsal çeşme yapısı. Seyyahlar gravürlerine bunları çiziyorlar.

– Forum yapısı buradaki Meclis binası. Kentin kalbi. Bütün her şey burada. Pazar, alışveriş ve festivaller burada yapılıyor. Dükkanların depolama birimini bulduk. Fakat sonrasında kentin belli bir yerinde bir yangın olmuş. O yangının bütün hafriyatını buraya atmışlar. Yanık tabakayı görüyorsunuz. Simsiyah olmuş.”

Anıtsal Çeşme

2 bin yıllık fırın

MS 262’DE 8’LİK DEPREMLE YIKILMIŞ

Kazılarda kentte milattan sonra 262 yılında yaşanan büyük bir depreme dair izler de ortaya çıkarıldı. Kazı Başkan Yardımcısı Arkeolog Hüseyin Tolga Candur: “Milattan sonra 262 yılında, üçüncü yüzyıl depremi oluyor. Tahmini verilere göre 7.5 ile 8 şiddeti arasında olduğu düşünülüyor. Depremlerin etkisiyle, duvar hattı olduğu gibi yıkılmış ve zemin sıvılaşması olmuş. Zemin sıvılaşmasıyla da bir çöküntü oluşmuş. Burada deprem izini koruyacağız. Ziyaretçilere deprem etkisini göstereceğiz. Duvarları kaldırmakla uğraşmamışlar. O dönemde de bu düşen duvarları dondurmuşlar. Ama üzerinde böyle sert bir sıkışmış taban yapmışlar. Yeni bir taban hattı oluşturup burayı yine düzleyip kullanmışlar. Kaya parçası buradaki caddeyi kullanılmaz hale getirmiş. Depremin izini, burada fay kırığından da görüyoruz. Fay kırığı önce kayayı yarmış, sonra duvarı oynatmış, sonra bizim buradaki çeşme yapımızı yarmış.” Deprem İzleri

Aspendos’ta bazilika kalıntıları günümüze ulaşmış durumda. Kentteki kazılarda çıkarılan sikkelerde güreşçi kabartmaları var.

Güreşçi Kabartmaları

Antik tiyatroda tarih, sevimli dostlarla iç içe…

Antik Tiyatroda Tarih

Kazı Başkan Yardımcısı Arkeolog Hüseyin Tolga Candur 1800 yıllık sarnıcın önünde

reklam

YORUM YAP