

Diyarbakır Borsa İstanbul Karacadağ Ortaokulu sosyal bilgiler öğretmeni Yahya Kamçı, 1976 yılında Diyarbakır Kocaköy’de dünyaya geldi. 26 yıl önce öğretmenlik mesleğine adım atan Kamçı, kariyerinin tamamını Diyarbakır’da sürdürdü. Öğretmenliğinin ilk dönemlerinde, 448 kan davası, 97 kız kaçırma ve 196 yaralamaya neden olan husumetlerin barışla sonuçlanmasını sağlamaya çalışan Sait Özşanlı ile tanıştı. 2006 yılında Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen Özşanlı, 2009 yılında hayatını kaybettiğinde Yahya Öğretmen de onun bayrağını devralanlar arasındaydı. Tek başına 180 husumeti çözmeyi başaran Kamçı, ayrıca bir öğrencisinin açlıktan bayıldığını görmekle birlikte başlattığı yardım çalışmaları sayesinde 5 bin 400 öksüz ve yetim çocuğa destek sağladı.

SAİT AMCA İLE YOLUM KESİŞİNCE…
Kamçı, hikayesini Hürriyet’e aktarırken, “Sait Amca ile binlerce aileyi barıştırdık. Ben de tek başıma 180 ailenin kan davasının sona ermesini sağladım. Kan davaları, aileleri bir araya getirmek ve ikna süreci oldukça zor bir meseledir. 1974 yılında köyümüzde 3 kişinin öldüğü bir yangından bir kişi sorumlu tutuldu ve bu durum kan davasına yol açtı. Her iki taraf da kayıplar verdi. 26 yıl sonra Sait Amca ile birlikte kendi davamızı çözdük. Bu durum, emsal teşkil etti. Ziyaretlerimizde aileler arasında barışı sağlamak için öncelikle rahatlatmaya çalışıyoruz. Husumetli ailelerle bir araya geldiğimizde kutsal değerlerimizi paylaşıyoruz. Suçu işleyen birey dışında ailenin diğer fertlerinin de potansiyel suçlu haline gelebileceği konusunda onları bilgilendiriyoruz. İhtiyaç halinde, aile üzerindeki etki alanlarına sahip olan siyasetçi, kaymakam, komutan, avukat, savcı, kanaat önderi, imam gibi kişi veya kuruluşlardan destek alıyoruz. Bir aile ‘Barışmıyorum’ diyorsa, diğer aileye ‘Saygınızı göstermek için bu süre zarfında dışarı çıkmayın’ diyerek dengeyi koruyarak ikna etmeye çalışıyoruz.”

ANNELER NE DERSE O OLUR
Her ne kadar sayıları azalmış olsa da hâlâ devam eden kan davaları mevcut. Benzer durumlarla çokça karşılaştım ancak eğitimli kişilerin bu tür meselelere karıştığını asla görmedim. Kokulupınar köyünde 1995 yılına kadar üniversiteye giden yoktu. Köyden çıkan ilk öğretmen ben oldum. Şimdiyse eğitimli insan sayısı arttı ve 300-400 üniversite mezunu var. Bir kan davası yüzünden çıkan çatışmalarda pek çok insan yaralanmakta veya hayatını kaybetmektedir. Çocuğu öldürülen bir anneyi ikna etmek daha zor oluyor. Her gözyaşı aynı ama annelerin gözyaşının rengi farklı. Bu nedenle bu tür husumetlerde annenin sözü büyük önem taşıyor; eğer o ikna olursa diğer bireyleri de ikna etmek daha kolay oluyor.”

ÖKSÜZ VE YETİM ÇOCUKLARA DESTEK
Yahya Öğretmen, bir başka yandan iyilik hareketleri yürütüyor: “Kan davaları azaldıkça yardım faaliyetlerine daha çok zaman ayırabiliyorum. 2003 yılında ilk öğretmenlik yıllarımda, bir öğrencimin okulda bayıldığını öğrendim. Sağlık durumunu kontrol etmek için evine gittiğimde, annesi ve babası olmadığını gördüm ve açlıktan bayıldığını öğrendim. Bu durum benim için bir dönüm noktası oldu. Bu öğrenci ile başlayarak okula, mahalleye, şehre ve pandemi ile depremler sonrası farklı illere yardım faaliyetlerimizi genişlettik. Şu anda Diyarbakır’da 5 bin 400 öksüz ve yetim öğrencimiz var. Bu öğrencilere eylül ayında kırtasiye desteği ve anlaşmalı firmalar ile hayırsever iş insanlarının aracılığıyla ayakkabı, mont, bayramlık ve erzak yardımları sağlıyoruz. Bir ayakkabı firması her yıl 5 bin ayakkabı gönderiyor. Öksüz ve yetim öğrencilerin yanı sıra babası cezaevinde olan çocuklar da önceliklerimiz arasında. Bunun dışında çok çocuklu ve maddi durumu yetersiz olan 10 bin aileye de ihtiyaçları doğrultusunda destek sağlamaktayız. Bu yardımların organizasyonunu ben yapıyor, ayrıca 400 gönüllü öğretmen arkadaşım da destek olmaktadır.”



